İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, feshedilen franchise ilişkisine rağmen tanınmış markayı kullanmaya devam eden davalı aleyhine marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ve marka itibarının kaybı nedeniyle tazminat talepli istinaf kararı.
Özet: Davacıya ait tescilli ve tanınmış "..." markasının yiyecek-içecek hizmetlerinde birebir aynı şekilde ve kötüniyetli olarak kullanılarak marka hakkına tecavüz edildiği ve haksız rekabet oluşturulduğu iddiasıyla açılan davada, davacı markasının aynı yazı formatı ve renk kombinasyonunda karıştırmaya neden olacak benzerlikte kullanıldığı tespit edilmiş, franchise sözleşmesi feshedilmiş olmasına rağmen davalı şirketin ve yetkilisi olan ortağının bu tecavüz fiilinden sorumlu olduğuna, diğer davalının sorumluluğu bulunmadığına hükmedilerek, davacıya marka ihlalinden doğan 23.836,58 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:█████████ Esas
KARAR NO:████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI: ████████ Esas, ███████ Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka İtibarının Kaybı Nedeniyle Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ: █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin "..." ibareli ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,...,... ve ... sayılı tescilli markaları ile ... sayılı "..." ibareli tanınmış markası olduğunu, davalıların yiyecek-içecek sağlanması hizmetlerinde müvekkiline ait ... markasının birebir aynısını kullanarak faaliyet göstermekte olduğunu, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalıların kötüniyetli şekilde müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak istediğini, her ne kadar davalı ile arasında franchise ilişkisi bulunmaktaysa da davalının iş bu sözleşmeye aykırı davranışları tek taraflı olarak feshedildiğini, davalının kullanımı sonlandırması gerekirken kötüniyetli olarak tabela ve sair gereçlerde kullanmaya devam etmesinin müvekkilinin marka hukukundan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalı eyleminin tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, tecavüz ve haksız rekabetin durdurulmasını, SMK m.151/2-a'da belirtilen usule göre hesaplama yapılarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000-TL maddi tazminat, 10.000-TL yoksun kalınan kar ve 30.000-TL manevi tazminatın davalı yandan tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalılar ... ... ve ... ... Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılardan ... ...'in işbu tazminatlardan sorumlu olmasının mümkün olmadığını, .... Şti ile davacılar arasında kısa bir süre mal alışverişi olduğunu, davacının mallarının müvekkili firmada satıldığını, davacı mal göndermeyince ticari ilişkinin son bulduğunu, mal alışverişinin davacı firma ile davalı firma arasında gerçekleştiğini, bu nedenle ... ...'in şahsi olarak davacıya tazminat sorumluluğu olmadığını, müvekkili firmanın ... ... markasının hukuken sahibi olduğunu, ... ibaresinin kullanılmasının ... markasına tecavüz doğurmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı ... cevap dilekçesi vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı ve davalılar ... ... ve ....Şti'nin istinafı üzerine verilen bu karar; Dairemizin █████████ E-█████████ K.sayılı ilamı ile kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; davalılardan ... ... Şti'nin adresinde yapılan tespitte, davacının "..." esas unsurlu markaları ile ortalama tüketici nezdinde karıştırmaya sebep olabilecek benzerlikte "..." ibaresinin davacı markaları ile aynı yazı formatı ve renk kombinasyonunda kullanıldığı, davacı markalarında yer alan "..." kelime unsurundaki "i" harflerinin üzerindeki noktanın geniş bir daire formatındaki görünümünün de aynen kullanıldığı, bu haklarına tecavüz oluşturduğu hukuki kanaatine varıldığı, tespitin yapıldığı adresin davalı ... ... Şti'ye ait olması ve söz konusu firmanın ortağı ve temsile yetkilisinin ... ... olması nedeniyle bahsi geçen iki davalının tespit olunan tecavüz fiilinden sorumlu olduğu ancak diğer davalı ...'in ... ... Şti'nin ortağı ya da yetkilisi olmadığı, tespit olunan adreste gerçekleştirilen tecavüz fiilinden başka türlü bir sorumluluğunu gerektirecek delil bulunmadığı, davacı vekilinin ...'i davalı olarak göstermelerinin tek nedeninin davacı ile davalılar ... ve ... ... arasında imzalanan franchise sözleşmesi olduğunu bildirdiği, buna göre davacı ile söz konusu gerçek kişi davalılar arasında franchise sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin de davacı tarafından █████/2019 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği ve bu tarihten sonraki tüm markasal kullanımların haklı bir hukuki gerekçeye dayanmayacağı, tecavüz oluşturacağı, fesih tarihinden sonra gerçekleşen tecavüz fiiliyle davalı ...'in hukuki ya da fiili bağlantısı bulunmadığı, davalı ... ...'in müteselsilen sorumlu olduğu davalı ... ... Şti'nin tecavüz fiilinden dolayı bilirkişilerce yapılan hesaplamanın █████/2019-█████/2019 tarihleri arasında olduğu, ancak davacının sadece dava tarihine kadar olan fiillerden dolayı tazminat isteyebileceği, bu nedenle res'en yapılan hesaplamaya göre █████/2019-█████/2019 tarihleri arasında (raporda hesaplanandan 1 ay eksik) tazminatın 23.836,58 TL olması gerektiği kanaatine ulaşıldığı, ihlal edilen hakkın boyutu, kusurun derecesi ve tarafların mali durumları nazara alınarak 20.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve dengeleyici olacağı kanaatine ulaşıldığı, davacının haksız rekabete ilişkin iddiaları yönünden ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarih, █████████ esas ve █████████ karar sayılı içtihadı nazara alınarak TTK'nun 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı gerekçesiyle davacının davalı ... hakkında açmış olduğu davasının reddine, davacının, davalılar ... Şirketi ile ... ... hakkında açmış olduğu davasının kısmen kabulü ile; söz konusu davalıların, davacıya ait "..." esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüzleri dolayısıyla bu tecavüzün men ve ref'ine, tecavüz oluşturan markayı havi tabelaların indirilmesine, aynı ibareyi havi tüm tanıtım evrak ve malzemelerine el konulmasına; 23.836,58 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ...Şirketi ile ... ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde;
-Bilirkişi raporunda müvekkili şirketin zararının hesaplanması noktasında aylık hizmet bedeli olarak esas alınan miktarın; müvekkil şirketin muhasebe kayıtlarında yapılan incelemede tespit edilen, ███████.ayında davalı işletmenin KDV hariç aylık brüt satış geliri üzerinden aldığı %3 + KDV royalty (franchise hizmet bedeli) en son tutarı olan aylık 3.469,20 TL olduğunun görüldüğünü, raporda tazminat miktarı hesaplanırken taraflar arasında imzalanan Franchise sözleşmesinin 15. maddesinde yer alan reklam ücreti kaleminin hesaplamada dikkate alınmadığını, bu durum eksik hesaplamaya sebebiyet verdiğini, bilirkişilerce hesaplanan tazminat bedelinin hatalı olduğunu, rapordaki eksiklik sebebiyle hükmün de eksik şekilde
kurulduğunu,
- Davalılar'ın kötü niyetli şekilde müvekkil şirket markasına tecavüzde bulunduğunu ve söz konusu tecavüze ilişkin eylemlerini her türlü uyarıya karşın ısrarlı şekilde devam ettirdiğini ortaya koyduğunu, bu sebeplerle, müvekkil şirket lehine hükmedilen 20.000-TL manevi tazminatın hakkaniyet gereği artırılarak Müvekkil Şirket'in talebi doğrultusunda belirlenmesini talep ettiklerini, manevi tazminat miktarına itiraz ettiklerini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalılar ... ... ve ... ... Şti vekili istinaf dilekçesinde;
- Müvekkili ... ...’in işbu tazminattan sorumlu olmasının mümkün olmadığını, müvekkilli şirket ile davacı arasında kısa bir dönem mal alışverişi olduğunu, ancak davacı firmanın süresinde mal göndermemesi üzerine ticari ilişkinin son bulduğunu, ticari ilişkinin firmalar arasında olduğunu, müvekkili ... ...’in şirketin ötesinde şahsi olarak davacıya, fikri ve sınai haklar anlamında bir tazminat sorumluluğu olmasının da mümkün olmadığını,
-Müvekkillerinin, marka hakkını ihlal etmediğini, müvekkillerinin "... ..." markasının hukuken kullanım hakkına sahip olduklarını,
-Bilirkişi raporundaki birtakım tespitlerin, belirsiz ve yanlış olduğunu, belirsiz ve yanlış tespitlere göre eksik bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, eksik bilirkişi raporu ile hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğunu,
-Müvekkillerinin, kendi markalarını hukuka uygun kullandıklarını, karardaki aleyhe yönlere itiraz ettiklerini,
-Her iki müvekkilin de, davacının manevi zararlanmasına sebep olmadığı için manevi zarardan mesul tutulamayacağını, manevi tazminat talebinin de reddi yerine kabulünün hukuka aykırı olduğunu,
- Bilirkişi raporunda ve ıslah dilekçesinde davalı müvekkillerin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuna dair bir talep olmadığını, her iki müvekkili yönünden davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davacının marka doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ile, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştırİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalılardan ... ... Şti'nin adresinde yapılan tespitte, davacının "..." esas unsurlu markaları ile ortalama tüketici nezdinde karıştırmaya sebep olabilecek benzerlikte "..." ibaresinin davacı markaları ile aynı yazı formatı ve renk kombinasyonunda kullanıldığı, söz konusu kullanımın davacının marka haklarına tecavüz oluşturduğu, tespitin yapıldığı adres davalı ....Şti'ye ait olup, bu şirketin ortağı ve temsilcisi olan davalı ... ...'in de, temeli haksız fiile dayanan markaya tecavüz eylemi nedeniyle müteselsilen sorumlu olduğu, somut olayda markaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davalılar ....Şti ve ... ... yönünden maddi ve manevi tazminat koşullarının oluştuğu, davacının talebi doğrultusunda lisans bedeli üzerinden hükmedilen maddi tazminat tutarında ve somut olayın özelliğine göre hükmedilen manevi tazminat tutarında bir isabetsizlik bulunmadığı, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekili davalılar ....Şti ve ... ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar ... .... Şti vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
3-Davacıdan alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davalılar ... .... Şti'den alınması gereken 2.994,47 TL harçtan, peşin alınan 748,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.245,82 TL harcın davalılar ... .... Şti'den alınarak hazineye irat kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin davacı ve davalılar ... .... Şti üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı yönünden kesin, davalı yönünden HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!