Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, şirket yöneticisinin sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışından kaynaklanan tazminat davasında, ilk derece mahkemesince reddedilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, şirket yöneticisinin sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlal ederek şirkete zarar verdiği iddiasıyla açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerini reddetme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu ele almaktadır; davacılar, müdürün malvarlığı kaçırma eylemlerinin telafisi imkansız zararlara yol açabileceği gerekçesiyle tedbir kararlarının gerekli olduğunu savunurken, davalılar bu iddiaların somut delilden yoksun olduğunu belirtmekte ve istinaf mahkemesi geçici hukuki korumaların yaklaşık ispat ve risk unsurları çerçevesindeki şartlarını değerlendirmektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2026 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : ███████ Esas
DAVACILAR : 1-...
2-...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1-...
2-BOEMAR GRUP ELEKTRONİK SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - (Vergi No:...) - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA TÜRÜ : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
TALEP : İhtiyati Tedbir ve İhtiyati Haciz
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı tarafların %25'er hisse sahibi oldukları Bom Otomotiv Mühendislik şirketinin diğer %50 pay sahibi olan davalı ...'nın aynı zamanda şirketin müdürü olduğunu, davalının sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak sahibi olduğu davalı şirket üzerinden işlem yapmak suretiyle Bom Otomotiv şirketine zarar verdiğini belirterek yöneticinin sorumluluğuna dayanarak şirket lehine atıkları tazminat talepli davada ihtiyati haciz ve davalının müdürlük yetkilerinin sınırlanması doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince █████/2026 tarihli ara karar ile; " ... 1-Davacılar vekilinin ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin ayrı ayrı reddine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıların malvarlıklarını kaçırma ve eksiltmeye yönelik işlemlerine devam etmeleri halinde iş bu dava sonunda Bom Otomotiv şirketinin hak kazanacağı yukarıda belirttiğimiz üzere çok yüksek miktardaki alacağı davalılardan tahsil edebilmesi imkansız hale gelecek ve şirket açısından telafisi mümkün olmayan zararlar doğacağını beyan ile; yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacıların malvarlığı kaçırıldığına ilişkin iddiaları da soyut olup, bu yönde herhangi bir somut delil sunulmadığını beyan ile; davacıların istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.
DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı █████/2026 Tarihli Ara Kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince █████/2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde, davacıların, şirket müdürü olan davalı ...'ün sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak sahibi olduğu davalı şirket üzerinden işlem yapmak suretiyle Bom Otomotiv şirketine zarar verdiğini belirterek yöneticinin sorumluluğuna dayanarak şirket lehine açtıkları tazminat talepli davada ihtiyati haciz ve davalının müdürlük yetkilerinin sınırlanması doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
6100 sayılı HMK'nın "ihtiyati tedbirin şartları"na ilişkin 389-(2) maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.
Aynı Kanunun 390-(3) maddesinde ise; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" hükmü bulunmaktadır.
Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.
Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.
Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK'da bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.
Şirketlere kayyım (denetim, onay veya yönetim) atanmasına dair 6102 sayılı TTK'da açık bir hüküm bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 1. maddesinde; 6102 sayılı TTK'nın 4721 sayılı TMK'nın ayrılmaz bir parçası olduğu hüküm altına alınmakla 4721 sayılı TMK'nın 426. vd. maddelerinin uygun düştüğü ölçüde şirketler için de kıyasen uygulanması gerekir. Nitekim Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemelerince de, şirkette organ boşluğu, şirket ortakların hak ve menfaatlerinin korunması gibi nedenlerle şirketlere yönetim, denetim ve onay kayyımı atanacağı benimsenmiştir.
2004 sayılı İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.
2004 sayılı İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. 2004 sayılı İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir.
Somut olayda; incelenen dosya kapsamına ve talep edilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz içeriğine göre, davacı tarafından ileri sürülen dava konusu olaylara ve iddialara, davalının cevaplarına göre, davacının talep ettiği ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz yönünden haklılığını yasaya uygun şekilde ve yaklaşık olarak ispat edecek delillerin bu aşamada bulunmadığı, ayrıca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için davacının ihtiyati tedbir kararı verilmediğinde zarar görme ihtimaline dair yapılan değerlendirmede, şirketin zarara uğratılma ihtimaline dair delil de sunulamadığı, dava dışı şirkette organ boşluğu bulunmaması, kayyım atanması ile ihtiyati tedbire ilişkin şartların oluşmadığı, ayrıca davalıların mal varlığının davacıların şirketinin malvarlığının ne kadarını oluşturduğu, davalıların malvarlığına ihtiyati haciz konulmasının ölçülülük ve orantılılık ilkelerini ihlal edip etmediği de değerlendirilemediğinden Mahkemece; davalıların mal varlıkları üzerine ihtiyati haciz konulmasına yönelik taleplerinin ve şirket müdürünün yetkilerinin kısıtlanması, kaldırılması ve kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Karar başlığında; tarafların ve vekillerinin adreslerinin yazılmaması 2004 sayılı İİK'nın 260. ve kıyasen uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 391-(2) maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacıların İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yolu için yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!