İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalara itirazın iptali ve alacak tahsiline ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari bir iş ortaklığı protokolünden kaynaklanan fatura alacaklarına ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptali davasında verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesini konu almaktadır; davacı, zamanında itiraz edilmeyen faturalar nedeniyle davalıdan 388.621 TL alacak talep ederek icra takibi başlatmış, davalı ise sözleşme gereği komisyon alacağının müşteriden tahsilat yapıldıktan sonra doğduğunu, davacının tahsil edilemeyen alacaklar için de fatura kestiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi, davalının faturalara süresinde itiraz etmediği ve defterlerinde kayıtlı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının yaklaşık 404.815 TL borca itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına hükmetmiş, davalı ise istinaf başvurusunda, bilirkişi raporlarında dahi komisyonun tahsilata bağlı olduğunun belirtilmesine rağmen mahkemenin sözleşme maddesini uygulamayarak çelişkili karar verdiğini iddia etmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ EsasKARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2022NUMARASI:████████ Esas, ████████ KararDAVA:İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ:█████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının ticari ilişki kapsamında düzenledikleri faturalara itiraz etmediğini ve faturaların kesinleştiğini, ancak 23.03.2020 tarihli ihtarname ile 388.621,35 TL alacağın 7 iş günü içerisinde ödenmesi talep edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, bunun üzerine alacağın tahsili için İstanbul 29. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının borca ve ferilerine haksız itiraz ettiğini, arabulucuda anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine talep ve dava etmiştir.CEVA P Davalı vekili cevabında; taraflar arasında 01.06.2017 başlangıç tarihli ve 60 ay süreli İş Ortaklığı Protokolü düzenlendiğini, davacının sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşme gereği davalının müvekkili şirket adına internet hizmetlerini pazarladığını, pazarlama sonucunda müşterilere faturaların müvekkili tarafından düzenlendiğini, müşterilerin fatura bedellerini ödemesinden sonra da, davacının komisyon bedeli adı altında düzenlediği faturaları ödediklerini, ancak davacının tahsil edemedikleri alacaklar için dahi komisyon bedeli altında fatura düzenlediğini, davacının düzenlediği faturalar incelendiğinde ödemesi tamamlanan müşteriler için düzenlenen faturalar olduğunun ve bu faturaları nizasız ödediklerinin görüleceğini, davacının kötü niyetli olarak tahsil edemedikleri faturalar için de müvekkiline fatura kestiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, davaya konu faturaların taraf defterlerinde kaydedildiği, davalının yasal süresi içerisinde iş bu faturaların içeriğine ve sözleşmeye aykırı olarak düzenlendiğine dair itirazı bulunmadığı ve davacıdan hizmet alımına ilişkin vergi dairesine bildirimde bulunulduğu, bu nedenle davalının takibe itirazının yerinde olmadığı, davalı borçlunun takip tarihinden önce usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 388.621,36 TL asıl alacak ve 16.194,33 TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 404.815,68 TL üzerinden takibe itirazının iptaline, alacağın %20’si olan 80.963,13 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİKarar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; faturaların içeriğine ve miktarına itirazları olmadığını, ancak bilirkişilerin kök ve ek raporunda; sözleşmeye göre müşterilerden alacağın tahsil edilmesi halinde komisyon ödemesi yapılacağı, oysa müşterilerden tahsilat yapılmadan fatura düzenlenmesi nedeniyle davacının komisyon ücretine hak kazanamayacağı hususlarının tespit edildiğini, mahkemenin sözleşmenin varlığını kabul etmesine rağmen, sözleşmenin 8. maddesini uygulamamasının çelişkili olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRMEDava, fatura bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptaline ilişkindir.Dosya kapsamından; davacı şirketin 388.621,35 TL asıl alacak ve 17.440,03 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 406.061,38 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul 29. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, davalının takibe süresinde itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, itirazın iptali ve takibin devamı için bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davalının 388.621,36 TL asıl alacak ve 16.194,33 T. işlemiş faiz olmak üzere toplam 404.815,68 TL üzerinden takibe itirazının iptaline karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davalının takip konusu faturalar nedeniyle davacıya borcu bulunup bulunmadığı hususunda toplanmaktadır,İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi rapor ve ek raporda; tarafların 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin kanuna uygun eksiksiz olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yapıldığı, takip konusu faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve tarafların faturaları BA ve BS formları ile vergi dairesine bildirdiği, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre 31.12.2020 tarihi itibariyle 403.306,06 TL alacağı bulunsa da takipte 388.621,35 TL alacağın talep edildiği, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre 31.12.2020 tarihi itibariyle 388.621,35 TL borcu bulunduğu, davacı, davalının cevabına karşı protokoldeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığından protokolün geçerli olmadığını beyan etmişse de, taraflar arasındaki ilişkinin bu protokol kapsamında sürdürüldüğü ve davacının sözleşmeyi benimsediği, sözkonusu sözleşmenin 8. maddesine göre müşteriden tahsilat yapılması halinde davacının ücrete hak kazanacağı, ancak dosyadaki bilgi ve belgelere göre davalı müşterilerden tahsilat yapmadığından davacının ücrete hak kazanamayacağı belirtilmiştir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır.TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.Yine Yargıtay 15. HD. █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimsenin, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayıldığı ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektiği belirtilmiştir.Ayrıca Yargıtay 15. HD. █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; ".. ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır." denilerek ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Somut olayda davalı komisyon hizmeti için düzenlenen takibe konu faturaları itiraz etmeden defterlerine kaydettiğine göre, fatura nedeniyle hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir. Ne var ki kesin delil olan ticari defter kayıtları karşısında, davalı borcu olmadığını ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalının, kesinleşen ve itiraz etmeden ticari defterlerine kaydettiği faturalara konu alacağın bulunmadığına dair itirazları yerinde değildir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından yatırılan 6.913,23 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.181,23 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026