İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, otobüs servis hizmeti kaynaklı bakiye alacak icra takibine itirazın iptali davasında bilirkişi raporu ışığında verdiği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir hizmet sağlayıcının otobüs servisleri karşılığında alacaklı olduğu bakiye için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davaya ilişkin temyiz incelemesini konu edinmekte olup, davalı tarafın borcun elden ödendiği, yakıt ve tamir masraflarıyla komisyonların alacaktan düşülmesi gerektiği yönündeki savunmalarına karşılık, bilirkişi raporunda tarafların ticari defterleri ve belgeleri incelenerek davalının ödeme iddialarını belgelendirememesi ve defterlerine kaydetmemesi nedeniyle davacının belirli bir miktar alacaklı olduğu tespit edilmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)BAM KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin otobüs işletmesinin bulunduğunu, davalıya ait işletmeye servis hizmeti verdiğini, bu ilişki nedeni ile bir nevi cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, 2020 yılının sonunda hesabın kapatıldığında müvekkilinin davalıdan 16.289,90-TL bakiye alacağının bulunduğunu, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine davalı hakkında Aliağa İcra Müdürlüğü’nün █████████ E. sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını beyanla borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında personel taşımadan kaynaklı ticari bir işin bulunduğunu, taraflar arasındaki borcun müvekkilinin oğlu tarafından yapılan elden ödemeler ile kapandığını, açılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, aynı zamanda davacının yakıt alımından araç tamirine bir çok masrafının da alacağından düşmek üzere karşılandığını, davacının servis olarak kullandığı .... Plakalı araç için 3 defa,.... Plakalı araç için ise 2 defa .... isimli iş yerinden alınan yakıtların ödemesini müvekkilinin yaptığını, 12.06.2020 tarihinde 389,79 TL, 19.06.2020 tarihinde 400,14 TL 06.06.2020 tarihinde 360,01 TL, Bedellerinde .... plakalı araca yüklenen yakıt ile 07.08.2020 tarihinde 1.000,00 TL, 21.08.2020 tarihinde 1.500,00 TL bedellerinde .... plakalı araca yüklenen yakıt ödemelerini müvekkilinin yaptığını, davacının aracının bozulduğunda, ödemeden düşmek üzere tamirat bedellerinin müvekkilince karşılandığını, müvekkili ve müvekkili gibi taşımacılık yapan firmaların yaptıkları iş nedeni ile işi alan şirketlerden komisyon aldıklarını, davacı ile müvekkili arasında yapılan görüşmede %15 komisyon ödemesinin kapanışta yapılmasına karar verildiğini, davacı tarafından alacağından komisyon bedelinin düşmesinden sonra arada elden yapılan ödemeler dışında müvekkilinin oğlu ... tarafından bakiyenin ödenerek ticari ilişkinin kapatıldığını beyanla davanın reddine, davacı aleyhine %20den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...Mahkememizin █████/2022 tarihli duruşmasında Dosyanın 1 SMMM uzmanı bilirkişiye tevdii ile dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaparak, uyuşulan ve uyuşulamayan noktalar çerçevesinde rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi .... tarafından sunulan █████/2022 tarihli raporda ; tarafların defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil teşkil ettiği, tarafların defterleri, davacının davalı adına düzenlediği faturalar bakımından birbirini teyit ettiği, ancak ödemeler bakımından teyit etmediği, davacının defterlerinde, davalı lehine 23.591,60 TL. ödeme kaydı yapıldığı, buna karşılık davalının defterlerinde ödeme kaydına rastlanılmadığı, taraflar arasında yakıt bedellerinin, tadilat ve akaryakıt giderlerinin devamında iş verme karşılığı komisyon ödeneceği yönünde yazılı bir sözleşme bulunmadığı, ...'e ait “cari hareket tüm fiş dökümü” listesinde davacının araçlarına ait toplam 3.649,94 TL yakıt alımı yapıldığı, bedellerinin ödenip ödenmediği veya kim tarafından ödendiği yönünde de bir belge sunulmadığı, davalının ödeme iddiasında bulunduğu kalemlerle ilgili bir belge sunamaması ve davacıya yapmış olduğu ödemeleri kendi defterine kaydetmemesi, ayrıca davacının kendi aleyhine yapmış olduğu davacı ödemeleri de göz önüne alındığında, davacının defter kayıtlarına itibar edilerek davacının davalıdan 16.829,90 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce dosya bilirkişiye verilmiş ve tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmıştır. Yapılan bilirkişi incelemesine göre, davalının davacıya 16.829,90-TL borcu bulunmaktadır. Ancak yapılan inceleme sonrasında davalının ticari defter ve belgelerinde, davacı ile aralarında olan ticari ilişkinin tam olarak yansıtılmadığı, davalının kendisi tarafından yapılan ödemelerin dahi usulüne uygun işlenmediği tespit edilmiştir. Davalının ticari defterleri incelendiğinde, davacı ile aralarında bulunan ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişkinin usulüne uygun ticari defter ve belgelere davalı tarafça usulüne uygun yansıtılmadığı tespit edilmiştir. Kendisi tarafından davacı adına yapıldığı iddia edilen ödemelerin kaydının yer almadığı gibi var olduğu iddia edilen komisyon anlaşmasına ilişkin de herhangi bir kaydın ya da faturanın da yer almadığı görülmüştür. Kaldı ki, davalının beyanları incelendiğinde, davacı ile davalı arasında imzalanan taşıma sözleşmesinde %15 komisyon alacağının kararlaştırıldığını ileri sürmüştür. Ancak komisyon kelimesinin gerek kelime anlamı, gerekse TBK'da düzenlenen hüküm ve maddeleri incelendiğinde burada taraflar arasında herhangi bir komisyon sözleşmesinin bulunmadığı, taraflar arasında var olduğu iddia edilen bu ilişkinin komisyon sözleşmesi mahiyetinde olmadığı anlaşılmaktadır. Nihayetinde hukuki takdir hakkı mahkemenindir. Komisyon sözleşmesinin var olabilmesi için, 3 tarafın bulunması gerekmektedir. Buna göre hizmeti alan, hizmeti veren ve bu iki taraf arasında aracılık faaliyeti yürüterek karşılığında komisyon ücreti almaya hak kazanan 3. Kişinin yer alması gerekmektedir. Oysa, davalının iddia ettiği husus, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme kapsamında alınması kararlaştırıldığı iddia edilen bir miktardır. Buna ilişkin ise herhangi bir yazılı delil sunulmadığı gibi bu ilişki de ticari defter ve belgelere de yansıtılmamıştır. Davalının beyan ve talepleri doğrultusunda dava dışı şirkete müzekkere yazılmış ve yazılan müzekkere sonucunda davacı tarafından yapılan yakıt alımları karşılığı 3.649,94-TL'nin davalı tarafından ödendiği anlaşılmıştır. Yine dinlenen davalı tanığı da beyanlarında, davacının araçlarının bakımı için yaptığı iş karşılığı 3.000,00-TL'nin davalı tarafından ödendiği beyan edilmiştir. Bunun dışında yapıldığı iddia edilen ödemeler yönünden sadece davalı adına kesilmiş fatura ve kasa fişlerinden ibaret olup davacının borçları için alacaklarına mahsuben yapılan ödemeler olduğu ispat edilememiştir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonrasında davacının alacağı olarak tespit edilen tutardan davalı tarafından davacı adına yapıldığı tespit edilen ödemeler mahsup edilmiş ve netice itibarı ile davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, tarafların kötü niyetine dair bir delil bulunmadığı ve ilişkinin karmaşıklığı dikkate alındığında alacağın likit olmadığı görüş ve kanaati ile icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve hakimin taktirine göre: Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davalının Aliağa İcra müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 10.179,96-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin 10.179,96-TL asıl alacak üzerinden devamına asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, İcra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine,"şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davacı arasında müvekkilinin ayarladığı iş ilişkisi yürütüldüğünü, müvekkilinin bu işten kârının %15 komisyon olduğunu, müvekkilinin bu şekilde iş yaptırmasının amacının da zaten bu komisyonu kazanmak olduğunu, ancak her nasılsa mahkeme tarafından bu hususun reddedildiğini, davacının çocuğunun düğününü yapacağını ve bu yüzden ödeme işini sona bırakmayı teklif ettiğini, müvekkilinin bu teklifi kabul ettiğini ve neticesinde zararlı çıkan müvekkilinin olduğunu, benzer işin yürütülen diğer kişilerin beyanı alınmaksızın verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, tanık dinlenmeksizin verilen kararın hataya neden olduğunu, müvekkilinin davacıya her hangi bir borcunun bulunmadığını, bu durumun ancak tanık anlatımı ile açıklığa kavuşabilecek bir husus olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.█████/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Davacı tarafça, davalıya ait işletmeye servis hizmeti verdiği, bu ilişki nedeni ile bir nevi cari hesap ilişkisinin bulunduğu, 2020 yılının sonunda hesabın kapatıldığında davalıdan 16.289,90-TL bakiye alacağının bulunduğu, ödeme yapılmaması üzerine Aliağa İcra Müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davacı ile yapılan görüşmede %15 komisyon ödemesinin kapanışta yapılmasına karar verildiğini, komisyon bedelinin düşmesinden sonra arada elden yapılan ödemeler dışında oğlu tarafından bakiyenin ödenerek ticari ilişkinin kapatıldığını, borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalının taraflar aralarındaki taşıma sözleşmesinde %15 komisyon alacağı kararlaştırıldığı ve ödemeler nedeniyle borcun kalmadığı savunmasında bulunması nedeniyle ispat yükü üzerinde olup, davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 552,10 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026