Müteveffa eşin mirasçılarının kusur tespiti davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin sağ kalan eşi kusurlu bulan kararının Yargıtayca kaldırılarak, eşi ailesiyle görüştürmediği iddiasının hayatın olağan akışına aykırı bulunması.
Özet: Bir boşanma davasının davacı kocanın ölümüyle konusuz kalması üzerine mirasçıların kusur tespiti talebiyle davayı sürdürmesi sonucunda, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin sağ kalan eşi (kadın) müteveffa eşini ailesiyle görüştürmediği ve çocuklarıyla iletişimini engellediği gerekçesiyle tam kusurlu bulduğu; Yargıtay, bu kusur atfının tanık beyanlarının inandırıcı olmaması, iddiaların hayatın olağan akışına aykırılığı ve uzun evlilik süreci göz önüne alındığında hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olabileceği gerekçeleriyle yerinde olmadığına karar vererek, sağ kalan eşin kusursuz olduğunun tespiti gerektiği yönünde hükmedip alt mahkeme kararlarını bozmuştur.
2. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi

    SAYISI : ████████ E., ████████ K.
    DAVA TÜRÜ : Kusur Tespiti
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Menemen 1. Aile Mahkemesi
    SAYISI : ████████ E., █████████ K.
    Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından kusur tespiti, konusuz kalması nedeni ile boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    Taraflar arasında görülen ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesine dayalı olarak açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince, yargılama aşamasında davacı erkeğin vefat ettiği, davacı eşin ölümü ile evliliğin kendiliğinden son bulduğu, boşanma yönünden davanın konusuz kaldığı, davacı mirasçılarının 4721 sayılı Kanun'un 181/2 maddesi uyarınca kusur tespitine yönelik olarak davaya devam ettikleri, davalı kadının (sağ kalan eş) davacı müteveffa erkek eşi ailesiyle görüştürmediği, çocukları ile iletişimlerini istemediği, böylece boşanmaya sebebiyet veren olaylarda sağ kalan davalı kadının tam kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı kadın vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davalı kadının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede sarsıldığının sabit olması gerekir. TMK 181/2 maddesi uyarınca kusur tespitine yönelik davada sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olup olmadığının tespitine karar verilmesi gerekir. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, kadına (sağ kalan eşe) müteveffa erkek eşi ailesiyle görüştürmediği, çocukları ile iletişimlerini istemediği eylemleri kusur olarak yüklenmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak tarafları davada haklı çıkarmaya matuf beyan ve izahlardan ibarettir. Müteveffa erkeğin yaklaşık 38 yıllık evlilik boyunca çocuklarıyla görüşmemesini sorun yapmayıp, sonrasında bu sebeple dava açması hakkın kötüye kullanımı olduğu gibi müteveffa erkeğin önceki evliliğinden olan çocuklarının reşit olması da nazara alındığında davalı kadının ailesiyle görüştürmediği, çocukları ile iletişimlerini istemediği iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durumda, sağ kalan eşe, eşini ailesiyle görüştürmediği, çocukları ile iletişimlerini istemediği eylemleri kusur olarak yüklenemez. 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mirasçının takip ettiği dava hakkında kadına yüklenebilecek başka bir kusurun varlığı da dosya kapsamından ispatlanamamıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında sağ kalan eşin kusursuz olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu kusurlu olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
    2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!