Danıştay 13. Daire, Selçuklu Belediyesinin döküm bank ayağı alım ihalesinde teknik şartnamedeki belirsizlikten kaynaklanan sözleşme feshine ilişkin davanın idari yargıda görülmesi gerektiğine karar verdi.
Özet: Davacı şirketin, teknik şartnamedeki belirsizlikler nedeniyle haksız feshedildiğini ileri sürdüğü "döküm bank ayağı alımı işi" sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davanın, idare mahkemesince uyuşmazlığın mal alım sözleşmesinin uygulanmasından kaynaklandığı ve özel hukuk hükümlerine tabi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek adli yargının görev alanına girdiği sonucuna varılmasına karşın, davacı tarafından ihale sürecindeki belirsizliklerin idari yargının görev alanında olduğu savunularak kararın temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:█████████
Karar No:█████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediyesi (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Selçuklu Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünce █████/2025 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirilen ... ihale kayıt numaralı "Döküm Bank Ayağı Alımı İşi" ihalesi üzerinde bırakılan davacıyla █████/2025 tarihinde imzalanan sözleşmenin, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak gecikme cezalarının düzenlendiği "Gecikme halinde uygulanacak cezalar ve kesintiler ile sözleşmenin feshi" başlıklı 34. 4. maddesi uyarınca feshine ilişkin █████/2025 tarihli işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığa konu ihalenin davacı uhdesinde kalması üzerine taraflar arasında █████/2025 tarihli sözleşmenin imzalandığı, gerek Sözleşme'de gerekse Teknik Şartname'de "Açıklama: Döküm Bank Ayağı Alımı, Birimi: Çift, Miktarı 1.000" ifadesine yer verildiği, davacı tarafından, Sözleşme'deki ve Teknik Şartname'deki işin teslim süresine ve işin adedine ilişkin düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, Teknik Şartname'nin süre ve adet konusunda net olmamasının idarenin kusuru olduğu, kendi anlayışına göre 500 çift- 1000 adet bank ayağı işini süresinde teslim ettiği iddia edilerek sözleşmenin haksız feshinin iptalinin talep edildiği;
Bu durumda, uyuşmazlığın edimin İhale Sözleşmesi'ne ve eki Teknik Şartname'ye uygun olarak ifa edilip edilmediğine ilişkin olduğu, davaya konu İhale Sözleşmesi'nde tarafların yükümlülüklerinin neler olduğuna ilişkin düzenlemelere yer verildiği, taraflar arasında akdedilen, tarafların özgür iradeleriyle imzaladıkları mal alımı sözleşmesinin ise özel hukuk hükümlerine tabi olduğu anlaşıldığından, anılan sözleşmenin uygulama aşamasından kaynaklı ve sözleşme hükümleri uyarınca tesis edilen sözleşmenin feshine yönelik davanın görüm ve çözümünde adli yargı mercilerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesi uyarınca davanın görev yönünden reddine karar verilmiş, bu karara karşı aynı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ihale sürecinden sonra meydana gelen uyuşmazlıklar için adli yargıda dava açıldığı, ihalenin yapılması aşamasında meydana gelen uyuşmazlıklar için ise işbu davanın açıldığı, Teknik Şartname'de ve birim fiyat cetvelinde açık ve net ifadeler yer almadığından davalı idare ile aralarında uyuşmazlık çıktığı, Teknik Şartname'de yüklenici firmanın teslim edeceği malın cinsi ve niteliğinin ‘’Çift 1000 Döküm Bank Ayağı Takım 1000 Bağlantı elemanları’’ olarak belirtildiği, anılan ifadenin açık ve net olmadığı, teslim edilecek miktarın çift olarak belirtilmesi halinde toplam miktarın açık ve net bir şekilde ifade edilmesi gerektiği, ihale dokümanlarının da bu konuda çelişki içerdiği, 1000 adet döküm bank ayağının istenilen kriterlere uygun olarak █████/2025 tarihinde teslim edilmesine rağmen sözleşmenin feshedildiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam ve nitelik" başlıklı 1. maddesinin ilk fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü, bu Kanun'da gösterilen usullere tabidir." kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda söz konusu yargılama usulünün uygulanacağı; (g) bendinde, verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanun'un "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabileceği; 6. fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu, 8. fıkrasında, ivedi yargılama usulüne tâbi olan davalarda istinaf yoluna başvurulamayacağı kuralları yer almıştır.
6545 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin idari yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesine ilişkin kısmında, "İdari yargı ilk derece mahkemelerince verilen nihai kararların bir kısmı bölge idare mahkemesince, kalan kısmı ise Danıştay tarafından denetlenmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45’inci maddesinde itiraz üzerine bölge idare mahkemelerinde kesinleşecek davalar sayılmış olup, bunlar dışındaki tüm davalar temyiz üzerine Danıştay tarafından incelenmektedir. Bu uygulama sebebiyle idare ve vergi mahkemelerinin nihaî karara bağladığı dosya toplamının yaklaşık yüzde yetmişi Danıştay'da, yüzde otuzu ise bölge idare mahkemelerinde denetlenmektedir. Anılan iş yükü sebebiyle Danıştay'a gelen dosyaların kesinleşme süresi uzamaktadır. Bu bağlamda, idari yargıda istinaf kanun yolunun getirilmesi konusu öteden beri yargı paydaşları arasında tartışılmaktadır. ... 2577 sayılı Kanun’un 46’ncı maddesinde yapılan değişiklikle, istinaf mahkemelerince karara bağlanacak konulardan hangisinin temyiz yolu ile Danıştay'a gideceği belirlenmekte olup, bu maddede tahdidi olarak sayılan bu konular dışındaki davaların bölge idare mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşmesi öngörülmektedir. Böylece Danıştay’ın temyizen karara bağladığı iş yükünün yaklaşık yüzde seksen oranında azaltılarak Danıştay’ın içtihat mahkemesi rolünün güçlendirilmesi amaçlanmaktadır." açıklamalarına yer verilmiştir.
Anayasa'nın 142. maddesi uyarınca, Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişleri ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Kanun yolları da, yargılama usulleri arasında yer alır. Yargı yerlerince yapılacak incelemeler sonunda verilecek kararlardan hangisinin kesin olduğunun belli edilmesi dahi, anılan madde hükmü ile Anayasa'daki temel ilkelere ve güvence kurallarına aykırı olmamak üzere yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır (AYM kararı, E:███████, K:1986/2, Karar tarihi: █████/1986).
Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenleneceğini belirten Anayasa’nın 142. maddesinin de kanuni hakim güvencesinin değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Kanuni hakim güvencesi, mahkemelerin kuruluş ve yetkileri ile izleyecekleri yargılama usulünün yasayla düzenlenmesini ve dava konusu olay ortaya çıkmadan önce belirlenmesini gerektirir. Bu düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarında, kişinin hangi mahkemede yargılanacağını önceden ve kesin olarak bilmesini gerektiren doğal hakim ilkesini koruyan bir hüküm olarak ele alınmaktadır (AYM kararı, Muhammed Deniz başvurusu, B. No: ██████████, Karar tarihi:█████/2018).
Aktarılan kanuni düzenlemelere göre, 6545 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerle birlikte █████/2016 tarihinden sonra ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı genel kanun yolunun istinaf olarak belirlendiği, yalnızca 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği, 2577 sayılı Kanun'da düzenlenen özel ve istisnai bir yargılama usulü olan ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ise ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın doğrudan temyiz kanun yoluna başvurulabileceği açıktır.
2577 sayılı Kanun'un 1. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, idari yargının görevine giren uyuşmazlıkların çözümü bu Kanun'da gösterilen usullere tabi bulunduğundan ve anılan Kanun'un 20/A maddesinde yer verilen ivedi yargılama usulü öncelikle ve süratle sonuçlandırılması önem taşıyan bazı idari dava türleri için öngörülen özel bir yargılama usulü olduğundan; adli yargının görevinde olduğu değerlendirilen uyuşmazlıklar bakımından Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak usulü belirleyen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenen özel bir yargılama usulü olan ivedi yargılama usulü uygulanarak karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca, istisnai bir yargılama usulü olan ivedi yargılama usulünün bu şekilde geniş bir yorum yoluyla genel yargılama usulü yerine uygulanmasının Anayasal kurallar uyarınca kanunla belirlenmesi zorunlu olan yargılama usulüne ilişkin konulardan biri olan mahkeme kararlarına karşı başvurulacak kanun yolunu etkileyeceği açıktır.
Bu durumda, Selçuklu Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğünce █████/2025 tarihinde gerçekleştirilen ... ihale kayıt numaralı "Döküm Bank Ayağı Alımı İşi" ihalesi üzerinde kalan davacıyla █████/2025 tarihinde imzalanan sözleşmenin, sözleşmeden doğan yükümlülüklerin gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda uygulanacak gecikme cezalarının düzenlendiği "Gecikme halinde uygulanacak cezalar ve kesintiler ile sözleşmenin feshi" başlıklı 34. 4. maddesi uyarınca feshine ilişkin █████/2025 tarihli Selçuklu Belediyesi işleminin idari işlem niteliğinde ihale işlemi olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından, çözümü adli yargının görevinde olan, 2577 sayılı Kanun ile bu Kanun'da düzenlenen usullerin uygulanmasına ve öncelikle sonuçlandırılması özel önem taşıyan uyuşmazlık olarak nitelendirilmesine imkan bulunmayan ve ivedi yargılama usulü kapsamında yer almayan dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak, genel yargılama usulü yerine ivedi yargılama usulü uygulanarak karar verilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:.. sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Mahkemece, ivedi yargılama usulüne tabi olduğu değerlendirilerek verilen kararın temyiz edilmesi halinde, 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin (g) bendi uyarınca temyiz isteminin incelenip incelenemeyeceğine ilişkin olarak öncelikle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında olup olmadığına bakılması ve bu konuda bir karar verilmesi gerekmektedir.
İvedi yargılama usulüne tabi olan işlemlerden doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı hangi tarihte verildiğine bakılmaksızın temyiz kanun yoluna başvurulabileceği, bunlar dışında kalan uyuşmazlıklarla ilgili olarak █████/2016 tarihinden sonra verilen kararlara karşı kural olarak istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, ancak 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak sayılan uyuşmazlıklarla ilgili kararlara karşı istinaf kanun yolundan sonra temyiz kanun yoluna da başvurulabileceği açıktır.
Bu durumda, Danıştay tarafından bir kararın istinaf incelemesinden geçmeden doğrudan temyizen incelenerek karar verilebilmesi için öncelikle ortada ivedi yargılama usulü kapsamında bir uyuşmazlık bulunması gerekmektedir.
İvedi yargılama usulü kapsamında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkin kararın istinaf aşaması (uyuşmazlığın Mahkemece ivedi yargılama usulü kapsamında bir uyuşmazlık olarak değerlendirilmesi nedeniyle) atlanmak suretiyle temyiz incelemesinin yapılması İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda düzenlenen iki ve/veya üç aşamalı yargılama sistemine aykırılık oluşturur.
Danıştay tarafından, Mahkemece doğrudan temyiz incelemesine tabi olduğu değerlendirilen uyuşmazlığın ivedi yargılama usulü kapsamında yer almadığına karar verilmesi halinde, Mahkemece yapılan değerlendirmeyle bağlı olunmaksızın, olması gerekenden hareketle istinaf incelemesi yapılmak üzere dosyanın Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlığın, ivedi yargılama usulüne tabi olmadığı kabul edilmiş bulunmaktadır.
Bu itibarla, temyiz isteminin görev yönünden reddine karar verilerek dosyanın Konya Bölge İdare Mahkemesine gönderilmek üzere kararı veren .... İdare Mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği oyuyla, bozma yönünde verilen karara katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!