Asıl işveren-alt işveren muvazaası iddiasıyla açılan alacak davasında, Yargıtay bozması sonrası feshe bağlı hakların sulh sözleşmesine rağmen talep edilebilirliği ve hizmet süresinin birleştirilmesi kararı.
Özet: Emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini fesheden davacı işçinin asıl işveren-alt işveren ilişkisinde muvazaa iddiasıyla ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan çeşitli alacakların ödenmesi talebiyle açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının KHK ile kadroya geçiş sonrası imzaladığı sulh sözleşmesini geçerli kabul ederek muvazaa iddialarını reddetmiş ve hizmet süresini sınırlı tutarak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir; ancak Yüksek Mahkeme, sulh sözleşmesinin feshe bağlı hakların talep edilmesine engel teşkil etmeyeceğine ve hizmet süresi hesabında kadroya geçmeden önceki kamudaki çalışmaların da dikkate alınması gerektiğine hükmederek kararları bozmuştur.
9. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde 01.09.2009-13.11.2019 tarihleri arasında temizlik işçisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesini haklı olarak emeklilik nedeniyle feshettiğini, asıl işveren Belediye ile ihale alan diğer Şirketler arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, bu nedenle davacının başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak kanundan ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının ödenmesi gerektiğini, fazla çalışma yapmasına rağmen kanundan ... alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, bayram yardımı, eğitim yardımı, çocuk yardımı, yemek yardımı, ilave tediye, sendikal ikramiye, giysi yardımı, aile yardımı, yakacak yardımı, yol yardımı, ücret farkı, kart 38 yardımı, ek ... yardımı, ücret, direksiyon primi, gece çalışması, hafta tatili ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Belediye tarafından ihalesi yapılan işlerde değişik zamanlarda değişik firmalarda çalıştığını, hiçbir zaman belediye işçisi kadrosunda çalışmadığını, husumet nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca davacının çalıştığını iddia ettiği dönemlere ilişkin ihale alan Şirketlerin gerçek hasım olduğunu, bu davanın gerçek hasma yönlendirilmesi gerektiğini, işçinin bütün alacaklarına karşı ihale alan Şirketlerin sorumlu olduğunu, zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2021 tarihli kararı ile; davalı ... ile dava dışı ihbar olunanlar ve davacının sigorta kaydının olduğu Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinde muvazaanın kabul edilmediği ve davacının 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (696 sayılı KHK) ile kadroya geçirildiği, bu kapsamda sulh ve feragat sözleşmesi imzaladığı, sözleşmelerin dosya arasında bulunduğu, taraflar arasındaki feragatin kabul edildiği, hizmet süresinin 1 yıl 7 ay 12 gün olduğu, ödemenin mahsubu ile bakiye kıdem tazminatına hak kazanamadığı ve yıllık ücretli izin yönünden 16 gün yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 08.09.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 07.06.2023 tarihli kararı ile; kadroya geçmeden önceki çalışmalardan sulh sözleşmesi uyarınca davalı Belediyenin sorumluluğunun bulunmadığı, davalı Belediyenin kadroya geçişten sonra, yalnızca kendi nezdinde geçen çalışma süresi ile sorumlu olduğundan tüm çalışma süresi boyunca asıl işveren alt işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğuna yönelik istinaf sebebinin incelenmesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 07.06.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davacı vekilinin temyiz başvurusunun kabulü ile sulh sözleşmesi nedeniyle feshe bağlı hakların talep edilebileceği ve sürenin hesabında davacının sürekli işçi kadrosuna geçmeden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (375 sayılı KHK) geçici 23. maddesinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarındaki çalışmalarının sürekli işçi kadrosuna geçtikten sonraki çalışmaları ile birlikte değerlendirilmesi ve sözleşmenin sona ermesine bağlı haklar bakımından önceki dönem çalışma süresi de dikkate alınarak hesaplamaya esas sürenin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâmın başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.09.2009 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığı, 19.11.2013 tarihinde sendika üyesi olduğu, sendika üyelik bilgilerinden davacının emekli olarak işten ayrıldığı 13.11.2019 tarihine kadar sendika üyesi olduğunun anlaşıldığı, üyelik tarihinden sonra imzalanan toplu iş sözleşmelerinden faydalanabileceği kabul edilerek 01.08.2016-30.11.2016 tarihleri arasındaki dönem tarafları ... .... .... .... .... ile ... Sendikası olan toplu iş sözleşmesine göre, 15.12.2016-30.11.2017 tarihleri arasındaki dönem tarafları ... .... .... .... ....- ... .... .... .... İş Ortaklığı ile ... Sendikası olan toplu iş sözleşmesine göre, 01.04.2018- 31.12.2018 tarihleri arasındaki dönem 375 sayılı KHK'nın geçici 24. maddesi uyarınca İdarelerce işçi statüsüne geçirilen işçilerin ücret ile diğer mali ve sosyal haklarının belirlenmesinde 30.06.2020 tarihine kadar esas alınacak toplu iş sözleşmesine hükümlerine göre, 01.01.2019 ve sonrasında ... Belediyesi ... ... Maddeleri Ticaret ve Sanayi İşletmeleri ... (... Belediyesi ... ... ...) ile imzalanan toplu iş sözleşmesine göre hesaplama yapılarak tanzim edilen rapora göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Muvazaa iddiasının kabulü gerektiğini, muvazaa iddiası kabul edilmese bile Belediye Şirketinde çalıştığından ilave tediye alacağının kabulü gerektiğini,
b. Eğitim yardımı ve yıllık ücretli izin alacaklarının tamamının kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının Şirketlerin işçisi olup kendi işçileri olmadığından husumet itirazında bulunduklarını,
b. Davacının iş sözleşmesini kendisi feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazanamadığını,
c. Yıllık ücretli izinlerini kullandığını, delillerini sunmak için süre istediğini ancak istediği sürenin kendisine verilmediğini,
d. Sulh ve ibra sözleşmesi ile kadroya geçtiğinden hak talebinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; 375 sayılı KHK'nın geçici 24. maddesi uyarınca dava dışı Belediye Şirketinde kadroya geçen davacının yararlanması gereken toplu iş sözleşmelerinin tespiti ile talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır.
1. 17.04.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 27.12.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı iptal kararı ile; 375 sayılı KHK'nın geçici 24/1-(c) ve (ç) hükümlerinin iptallerine karar verilmiştir. Dairemizin 06.11.2024 tarihli ve █████████ Esas ve ██████████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının eldeki gibi kesin hüküm hâlini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanması zorunlu olduğundan bozmamızın dayanağı kalmamıştır.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; tarafların aşağıda yer alan paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. 696 sayılı KHK'nın 127. maddesi ile 375 KHK'ya eklenen geçici 24/3 hükmü şöyledir:
"...
Şirketlerde işçi statüsüne geçirilenlerden, geçiş işlemi yapılırken mevcut işyerinin girdiği işkolunda kurulu işyerinden bildirilenlerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki şirketlerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinin uygulanması suretiyle oluşan ücret ile diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamaz. Şirketlerde işçi statüsüne geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından işçi statüsüne geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki şirketlerde alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki şirketlerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenir. Bu madde kapsamındaki şirketlerde; 6356 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinde belirtilen mevcut işyerleri bakımından anılan Kanuna uygun olarak yetki başvurusunda bulunulabilir, ancak geçişi yapılan işçiler için yeni tescil edilen işyerlerinde, geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin sona erme tarihinden sonra yetki başvurusunda bulunulabilir."
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı Kanun) "İşyerinin veya bir bölümünün devri" kenar başlıklı 38. maddesi şöyledir:
"(1) İşletme toplu iş sözleşmesi kapsamında olan ya da toplu iş sözleşmesi bulunan bir işyeri veya işyerinin bir bölümünün devrinde, devralan işverenin aynı işkoluna giren işyeri veya işyerlerinde yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi var ise; devralınan işyeri veya işyerlerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden ... hak ve borçlar, iş sözleşmesi hükmü olarak devam eder. Devralan işverenin işyeri ya da işyerlerinde uygulanan bir toplu iş sözleşmesi yok ise; devralınan işyerinde yürürlükteki toplu iş sözleşmesinden ... hak ve borçlar, yeni bir toplu iş sözleşmesi yapılıncaya kadar toplu iş sözleşmesi
hükmü olarak devam eder.
(2) Toplu iş sözleşmesi bulunmayan bir işyerinin işletme toplu iş sözleşmesi tarafı olan bir işverence devralınması durumunda işyeri, işletme toplu iş sözleşmesi kapsamına girer."
375 sayılı KHK'nın geçici 24. maddesinin ve bu KHK gereğince 30.06.2020 tarihine kadar uygulanması öngörülen toplu iş sözleşmesinin amacı; gerek alt işverenin taraf olduğu ve 30.06.2020 tarihinden önce sona erecek olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olan, gerekse alt işverenin taraf olduğu herhangi bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan işçileri belli bir süre için toplu iş sözleşmesi etkisinden mahrum bırakmamaktır. Bu nedenle, 02.04.2018 tarihinde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 24. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümlerinden yararlanmaya başlayan yahut alt işveren nezdindeki toplu iş sözleşmesinin bitimini müteakip kanun gereği kendiliğinden yararlanmaya başlayan işçilerin, aynı dönem içinde bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı talep etmeleri, 375 sayılı KHK gereği mümkün değildir.
Yukarıda yer verilen ilkeler ve 6356 sayılı Kanun'un 38. maddesi gereğince, işçinin sürekli işçi kadrosuna geçiş tarihinde yararlanmakta olduğu alt işverenin toplu iş sözleşmesi mevcut ise kadroya geçiş tarihinden sonra da bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerekir. Söz konusu toplu iş sözleşmesinin bitiminden sonra ise kadroya geçirilen işçi kendiliğinden 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 24. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümlerine tâbi olacağından, işyerinde uygulanmakta olan bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanması mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta davacı, davalı ... de alt işverenler nezdinde çalışmaktayken 696 sayılı KHK gereğince 01.04.2018 tarihinden itibaren ihbar olunan ... Belediyesi ... ... ... bünyesinde çalışmaya başlamış ve 13.11.2019 tarihinde emekli olarak işten ayrılmıştır. Davacının adı geçen işveren nezdindeki istihdamının 375 sayılı KHK'nın geçici 24. maddesine dayalı olarak gerçekleştiği uyuşmazlık dışıdır. Dosya içeriğine göre davacının, 01.08.2016-30.11.2016 tarihleri arasındaki dönem ihbar olunan ... .... .... .... ....nde, 01.12.2016 tarihinden itibaren 30.11.2017 tarihine kadar ihbar olunan ... .... .... .... ....-... .... .... .... Adi Ortaklığında çalıştığı, 01.12.2017-31.03.2018 tarihleri arasında son alt işveren ... .... .... ....nde (... .) çalıştığı, 01.04.2018 tarihinde ise 375 sayılı KHK gereğince ... Belediyesi ... ... ... nezdinde kadroya geçişinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 01.04.2018 tarihine kadar olan dönem için (01.12.2017-31.03.2018 tarihleri arasında ... ... Şirketinde geçen dönem de dâhil olmak üzere) davacının çalıştığı alt işveren Şirketlerin tarafı olduğu toplu iş sözleşmeleri hükümlerine göre hesaplama yapıldığı, 01.04.2018 tarihinden 01.01.2019 tarihine kadar 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 24. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nin uygulandığı, 01.01.2019 tarihinden sonraki dönem için ise kadroya geçişinin yapıldığı ... Belediyesi ... ... ...'nin tarafı olduğu 12.03.2019 imza tarihli ve 01.01.2019-30.06.2020 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi hükümlerine tâbi olacağı kabulüyle değerlendirme yapıldığı görülmektedir.
Oysa davacının 01.08.2016-30.11.2016 tarihleri arasında ... .... .... .... .... ile yetkili Sendika arasında, 15.12.2016-31.11.2017 tarihleri arasında ... . .. .. .. ..- ... .. .. .. İş Ortaklığı ile yetkili Sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması, 01.12.2017-31.03.2018 tarihleri arasında çalıştığı alt işveren ... ... Şirketi ile yapılan toplu iş sözleşmesi bulunmadığından bu dönem için ücreti korunarak 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılması, 01.04.2018 tarihinden sonra emekli olduğu tarihe kadar ise ise 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 24. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi Hükümleri'nden yararlandırılması gerekir. İkramiye ve diğer talepler yönünden belirtilen şekilde hesaplama yapılması gerektiği gözetilmelidir.
4. Davacının 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'a (6772 sayılı Kanun) göre ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve bu alacağın hesaplanması hususunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davalılar arasındaki ilişki 01.04.2018 tarihinden sonraki dönem yönünden muvazaalı olmayıp geçerli bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğundan, bu dönem bakımından 6772 sayılı Kanun kapsamındaki kamu kurum ve kuruluşları arasında bulunmayan dava dışı ... Belediyesi ... ... ...'nin ilave tediye ödemekle yükümlü olduğundan söz edilemez. Açıklanan nedenle davacının 01.04.2018 tarihinden sonraki çalışma dönemi bakımından 6772 sayılı Kanun kapsamında ilave tediye alacağına hak kazanması mümkün değildir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!