Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ortaklar arası anlaşmazlıklar sonucu ticari şirkete temsil kayyımı atanması talebini ve usuli eksiklik itirazlarını değerlendiren gerekçeli kararı.
Özet: Bir ticari şirketin hakim ortağı olan davacı, şirkete karşı açılan önemli bir dava karşısında, kendisi ile şirketin müşterek imza yetkisine sahip diğer hakim ortağı arasında derin anlaşmazlıklar ve güven bunalımı yaşandığını, bu durumun şirketin hukuki temsilini ve savunmasını imkansız kıldığını ileri sürerek, diğer ortağın şirketin menfaatleri yerine davacının lehine hareket ettiğini ve avukat tutma çağrısına uymayarak şirketin savunmasını sahipsiz bıraktığını belirtmiş; bu nedenle, Türk Medeni Kanununun ilgili maddeleri uyarınca şirketin haklarını korumak amacıyla açılan davada şirketi temsil etmek üzere hukukçu bir temsil kayyımı atanması talep etmiştir; davalı taraf ise, kayyım atanması istenen şirketin bu davada davalı olarak gösterilmemesinin usulden eksiklik olduğunu ve bu tür davaların hasımsız görülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINAYARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...DAVACI : ...-... : Av. ...DAVALILAR : 1- ...-... : Av. ... : 2- ...-... : Av. ...DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan "Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu şirketin, 1998 yılında davacı ... ile annesi ...... adına kurulmuş olduğunu, 2000 yılında ... hissenin %90 hissesine ortak olduğunu, 2003 yılında ise hisse devri sonunda müvekkilinin %50, ... %40 ve ... ise %10 hissedar olduğunu, o tarihten bu yana hissedarlık oranı bu şekilde devam ettiğini, son olarak 11.02.2025 tarihli genel kurulda şirketin müvekkili ile ... müşterek imza ile temsil ve ilzama yetkilisi olduklarını, asıl davayı gören .......... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkilinin ve ...'in hakim ortağı oldukları şirkete dava dilekçesi ve eklerinin 24.03.2025 tarihinde tebliğinden sonra şirketi müşterek imza ile temsil yetkisi olan YK.üyesi ...'e imza sirkülerinin çıkartılması ile şirket aleyhine küçük ortağı tarafından açılan davanın niteliği ve önemi nedeniyle şirketin hak ve çıkarlarının korunması yönünde davada temsil etmek üzere avukat tayin etmek için .......... 3.Noterliği █████████ yevmiye ile noterlik dairesine davet ihtarnamesi gönderildiğini, müvekkili ile şirket hakim ortaklarından ... arasında karşılıklı şikayetlere varan derin anlaşmazlıkların ve güvensizliğin sonucu olarak şirketi müşterek imza ile temsil ve ilzam yetkilerinin olması ve bundan dolayı birlikte şirketin yönetimi, hak ve çıkarlarının savunulması hususlarında birlikte hareket imkanının kalmaması nedenleriyle; diğer ortak ...'in davacı ile şahsi, maddi ve ailevi nedenlerden dolayı davacı lehine davranması ve bu konumundan dolayı bu davada davacıyı şirketin menfaatlerinden üstün tutması, davacının ortağı olduğu şirkete karşı dava açmakla çıkar çatışmasının doğması ve ...'in YK.üyesi olarak müvekkilim ile birlikte hareket etme görevini ihlal etmesi, kendisine bu davada şirketin hak ve çıkarlarının korunması ve savunulması için avukat tutulmasına dair ihtarname ile yapılan çağrıyı reddetmesi, davaya karşı yasal 2 haftalık sürede şirket lehine cevap vermediği gibi sürenin uzatılması yönünde girişimde bulunmayarak şirketin savunmasını sahipsiz bırakması, bu suretle müşterek imzadan dolayı şirket lehine görevini yapmadığı gibi aksine engel tutum izlediği, davaya karşı davacı lehine beyanda bulunması endişesi yarattığı, açık ve kesin olarak ortaya çıktığından, TMK.nun 403, 426/3 ve 427/4.maddeleri uyarınca ivedi şirket aleyhine açılan 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı davasında birleşen dosyada davalı şirketi temsil etmek üzere temsil kayyımı atanması zarureti doğduğunu, dava, niteliği gereği Asliye Ticaret Mahkemesi olmayan .......... İlçesinin bağlı olduğu Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde açıldığını, dava, şirketi ve ortaklarını ilgilendirdiğinden ortakları kanuni hasım olarak gösterildiğini, dava, şirket aleyhine açılmış olup birleştirilen .......... 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı davasında şirketin hak ve çıkarlarını savunmak üzere davada temsil etmesi ve tüm hukuksal işlemleri ifa etmek üzere temsil etmesi istemi olduğundan mesleği hukukçu olan bir adayın re'sen temsil kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurda açılan dava, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkin olduğunu, bu doğrultuda her ne kadar TMK 403/3 uyarınca TMK 426/3 ve TMK 427/4 bentleri gereğince temsil kayyımı atanması istenmiş olsa da dava dilekçesinde ilgili şirket davalı olarak gösterilmediğini, TMK'nun 426/3. maddesi uyarınca açılacak temsil kayyımı atanmasına ilişkin davalarda, kayyım atanması istenilen tüzel kişinin davalı olarak gösterilmesinin zorunlu olduğunu, aynı zorunluluğun TMK'nun 427/4. maddesi hükmü uyarınca gerekli organlarından yoksun kalma nedeniyle yönetim veya temsil kayyımı atanması davaları yönünden de geçerli olduğunu, yönetim ve temsil kayyımı atanmasına ilişkin davalar hasımsız olarak açılamaz ve görülemez olduğunu, kayyım atanılması istenilen şirketin, dava dilekçesinde, davalı olarak gösterilmemesi durumunda ilgili şirketin, dahili dava ya da ıslah yoluyla taraf olarak davaya eklenmesi suretiyle davanın görülmesi mümkün bulunmadığı gibi davanın, kamu davası niteliğinin bulunmaması nedeniyle mahkemelerin kendiliğinden ilgili şirketi "kayyım tayini istenilen" tanımlaması ile taraf olarak ekleyerek davayı görmeleri usul ve yasa kuralları çerçevesi içinde mümkün olmadığını, bu çerçevede şirkete temsil kayyımı atanması davalarının hasımsız açılamayacağına ve HMK'nun 124.maddesinin uygulama yerinin olmadığına, hasımsız olarak açılan davaların dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ortaklar arası uyuşmazlıkların veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıklar hiçbir şekilde kayyum tayinini gerektirmediğini, ortakların her konuda aynı fikirde olmalarının beklenemeyeceğini, ... Motorlu Taşıtlar İnşaat San. Ve Tic. A.Ş. 11.02.2025 tarihinde Olağan Genel Kurulunu yaptığını, organlarını seçtiğini, işbu hükmün somut olayda tatbik edilmesinin mümkün olmadığını, m. 426/3 hükmü “yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa ilgilinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyumu” atanmasını öngördüğünü, henüz 3 ay önce olağan Genel Kurulunu yapan ve organları aktif olan şirketin kilitlendiğini ileri sürmek hayatın olağan akışına ve ticaret hukuku teamüllerine aykırı olduğunu, ... Motorlu Taşıtlar İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye temsil kayyımı atanması istemli haksız, mesnetsiz ve hukuka aykırı açılan davanın reddine, yargılama giderlerinin haksız davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; TMK'nun 426/3. maddesi uyarınca açılacak temsil kayyımı atanmasına ilişkin davalarda, kayyım atanması istenilen tüzel kişinin davalı olarak gösterilmesinin zorunlu olduğunu, yönetim ve temsil kayyımı atanmasına ilişkin davalar hasımsız olarak açılamayacağını, dava dilekçesi incelendiğinde ilgili şirketin açıkça davalı olarak gösterilmediğinin anlaşılmakta olduğunu, bu çerçevede şirkete temsil kayyımı atanması davalarının hasımsız açılamayacağına ve HMK'nun 124.maddesinin uygulama yerinin olmadığına, hasımsız olarak açılan davaların dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanununda (TTK) anonim şirketlere kayyum atanmasına ilişkin özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle Türk Medenî Kanunu (TMK) m.403, m.426/3 ve m.427/4 hükümlerinin uygulandığını, ilgili hükümlerin somut olaya uygulanmak suretiyle incelendiğinde açıkça görülecektir ki işbu şirkete temsil kayyımı atanmasının mümkün olmadığını, şirket ticaret hukuku kuralları çerçevesinde hukuki yaşamını sürdürmekte olduğunu, ... Motorlu Taşıtlar İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye temsil kayyımı atanması istemli haksız davanın reddine, yargılama giderlerinin haksız davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.HUKUKİ NİTELENDİRME VE GEREKÇE:Dava, anonim şirkete temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir.Davacı vekili dava dilekçesindeki beyanlarında özetle; tarafların ... Motorlu Taşıtlar İnşaat San. Ve Tic. A.Ş.'nin hissedarı olduklarını, davacı ve davalı ...'in şirketin müşterek imzalı müdürü olduklarını, .......... Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile açılan dava bakımından adı geçen şirkete temsil kayyımı atanmasını talep etmiştir.Davacı vekili █████/2025 tarihli ön inceleme duruşmasında ise, "biz ... A.Ş.'yi davalı olarak göstermedik, çünkü şirketin kayden yetkili temsilcisi vardır, müştereken tüm ortaklar yetkilidir, bu sebeple biz davalı göstersek dahi diğer hissedarlar yani davalılar buna onay vermediği için cevap dilekçesi dahi sunmayacaklardır, zaten davamız da bu şekildedir, özellikle .......... AHM'deki bir kısım dosyalarda şirkete vekil/temsilci atayamamaktayız, davalara cevap dilekçesi ve savunma dahi yazılamamaktadır" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalılar vekilleri ise cevap dilekçelerinde özetle; şirketin yetkili organlarının bulunduğunu, iki müdürü, vekalet ile yetkilendirilen üç de avukatı bulunduğunu, şirketin Şubat/2025'de yeni genel kurul yaparak müdürlerini seçtiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir........... Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacısı ... tarafından davalılar ... ve ... Motorlu Taşıtlar İnşaat San. Ve Tic. A.Ş.'ye karşı tapu kaydındaki şerhin terkini istemli olarak dava açıldığı, dosyanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.Somut olayda; dava dışı ... Motorlu Taşıtlar İnşaat San. Ve Tic. A.Ş.'nin %50 hissesinin davacıya, %40 hissesinin davalı ...'e, %10 hissesinin ise davalı ...'na ait olduğu, █████/2025 tarihli Ticaret Sicili Gazetesine göre █████/2028 tarihine kadar davacı ... ile davalı ...'in müşterek imza ile temsile yetkili müdür olarak seçildiği, şirketin iş bu davada davalı olarak gösterilmediği, .......... Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile açılan dava bakımından adı geçen şirkete temsil kayyımı atanmasının talep edildiği hususlarının ihtilaflı olmadığı, aradaki ihtilafın temsil kayyımı atanması koşullarının oluşup oluşmadığı ile husumetin doğru yöneltilip yöneltilmediği noktasında olduğu anlaşılmaktadır.Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, Türk Medeni Kanunu'nun 403/2. maddesinde, kayyımın, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426. maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427. maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağını düzenlemelerine yer verildiği ancak kayyım atanması talepli davalarda dava türü itibariyle ortaklara husumet yöneltilemeyeceği, husumetin anonim şirket tüzel kişiliğine ait olduğu, her ne kadar davacı vekili temsil yetkisinin müştereken kullanılması ve diğer müşterek temsil yetkisini haiz kişilerin önceki davalarda olduğu gibi davaya cevap dilekçesi sunulmasına engel olması nedeniyle davayı şirkete yöneltemediklerini belirtmişse de, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin şirketin menfaati gerektirmesine rağmen hareketsiz kalması ve bu nedenle şirketin zarara uğraması halinde 6100 sayılı TTK'nın 553 vd. maddelerine uyarınca -diğer şartlar da mevcutsa- şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı sorumluluklarının söz konusu olabileceği, davacı vekili tarafından ileri sürülen bu durumun başlı başına davada husumetin yöneltileceği kişiyi değiştirmeyeceği, zira bir kimsenin davalı sıfatına sahip olup olmadığının maddi hukuka göre tespit edilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta davalı sıfatının anonim şirket tüzel kişiliğine ait olduğu, tüm ortakların davada yer almasının da bu noktada herhangi bir öneminin olmadığı değerlendirilmekle, davalı ortakların pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle;1-Davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,5-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025