İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ticari satıştan doğan cari hesap alacağına yönelik itirazın iptali davasında bilirkişi raporları ve defter kayıtları ekseninde verilen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap bakiyesi alacağına istinaden başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali davasını incelemekte olup, davacının davalıdan 23.780,87 TL ticari borç alacağını talep etmesine karşın davalının borcu, zamanaşımı ve alacağın faturaya dayanmaması gibi itirazlarda bulunduğu, mahkemece alınan bilirkişi raporlarının ise davacının defterlerinin düzenli olduğunu, davalının faturalara süresinde itiraz etmediğini, kısmi ödemeler yaptığını ve tespit edilen borcun mevcut olduğunu ancak davalının kendi ticari defterlerini incelemeye sunmadığını ortaya koyduğunu belirtmektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)BAM KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... - ... şahıs şirketi arasında ticari ilişki nedeniyle cari hesap tutulduğunu, davalının cari hesaptan kaynaklı bakiye 23.780,87 TL borcunun kaldığını, borcun ödenmesi için yapılan girişimlerin sonuçsuz kalması üzerine Menemen İcra Dairesi'nin ████████ E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, davalının itirazının yersiz olduğunu beyanla davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2015 yılı öncesine dayandığını, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, aksi kabul edilse dahi alacağın zaman aşımına uğradığını, ödeme emrinin tebliğine kadar müvekkilinin borçtan haberinin dahi olmadığını, müvekkilinin davacıya olan tüm borçlarını zamanında ve peşin olarak ödediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin peşin alım satım şeklinde devam ettiğini, alacağın dayanağının tek satırlık cari hesap belgesinden başka bir şey olmadığını, herhangi bir faturaya dayandırılmadığını beyanla davanın reddine davacının 20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "..., SMMM Bilirkişi ... tarafından sunulan █████/2022 tarihli raporda, dosyanın incelenmesi, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan denetim sonucunda; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2013 yılında başladığı, davacı tarafın ticari defterlerinin tasdiki yönünden usulsüz bir süre aşımı bulunmadığı, davacı tarafın muhasebe kayıtlarında, davalının ticari ilişkilerinin usulüne uygun olarak muhasebe defterlerine aktarıldığı, davalı taraf T.T.K. nun 21/2. Maddesine göre 8 günlük süre içinde fatura muhteviyatına itiraz etmediği, cari hesabına mahsuben her yıl kısmi ödemelerde bulunduğu, davalının █████/2015 itibari ile davacı tarafa 23,78,87 TL. borcunun bulunduğu, takibe bağlı kalarak faiz hesabının yapılmadığı bildirilmiş, SMMM Bilirkiş.... tarafından sunulan █████/2022 tarihli raporda, davalı ...'nın 2013-2014-2015 yılları resmi defterleri ....Sk. No:....adresinde olmadığından tarafıma sunulamadığından incelenemediği, davalı ...'nın Resmi Defterleri sunulmadığından anılan davaya ve takibe konu cari hesaba ilişkin faturaların kaydedilip kaydedilmediği, kaydedildiyse ne şekilde kaydedildiği tespit edilemediği, davacı Şirketin Defterlerinin İncelendiği Bilirkişi Raporunun İncelenmesi neticesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2013 yılında başladığı, Davacı tarafın ticari defterlerinin tasdiki yönünden usulsüz bir süre aşımı bulunmadığı, Davacı tarafın muhasebe kayıtlarında, davalının ticari ilişkilerinin usulüne uygun olarak muhasebe defterlerine aktarıldığı, Davalı taraf T.T.K. nun 21/2. Maddesine göre 8 günlük süre içinde fatura muhteviyatına itiraz etmediği, cari hesabına mahsuben her yıl kısmi ödemelerde bulunduğu, Davalının █████/2015 itibari ile davacı tarafa 23.780,87 TL. borcunun bulunduğu, takibe bağlı kalarak faiz hesabının yapılmadığının tespit edildiğinin görüldüğü, davalı ... vekilinin, Davacı şirketin defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporuna İtirazları Değerlendirildiğinde; dosyaya sunulan Davacı şirket tarafından, davalı ... adına düzenlenen 11.04.2013 tarih, B-898819 seri sıra numaralı faturanın; 51.982,00.-TL + 9.356,76.-TL %18 KDV = 61.338,76.-TL Genel toplam tutarında olduğu görülmekle; anılan faturanın davacı şirketin defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporunun ilk iki sayfasında irdelenen Ticari defterlerin hesap incelemesi başlıklı tabloda; 11.04.2013 tarih, 898819 evrak no.lu, "Faturalı Satış" Açıklamasıyla 2008 no.lu yevmiye maddesiyle 61.338,76.-TL tutarın ...'in hesabına Borç kaydettiği, hemen altındaki satırda ise 11.04.2013 tarih, 898819 evrak no.lu, "Faturamız KDV" Açıklamasıyla 2026 no.lu yevmiye maddesiyle -9.356,76.-TL tutarın ...'in hesabına Alacak kaydettiği; Bu kayıtlara göre aslında anılan fatura için ...'in (61.338,76-9.356,76=) 51.982,00.-TL tutarında Borçlandırıldığı, yani anılan faturanın kaydında bir yanlışlık olmadığı, davalı ... vekili itirazlarının bu faturaya ilişkin itirazlarının yerinde olmadığının görüldüğü, dosyaya sunulan Davacı şirket tarafından, davalı ... adına düzenlenen 13.05.2013 tarih, B-899072 seri sıra numaralı faturanın; 9.180,00.-TL + 1.652,40.-TL %18 KDV = 10.832,40.-TL Genel toplam tutarında olduğu görülmekle; anılan faturanın davacı şirketin defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporunun ilk iki sayfasında irdelenen Ticari defterlerin hesap incelemesi başlıklı tabloda; 13.05.2013 tarih, 899072 evrak no.lu, "Faturalı Satış" Açıklamasıyla 2638 no.lu yevmiye maddesiyle 10.832,40-TL tutarın ...'in hesabına Borç kaydettiği, ancak 1.652,40.-TL tutarındaki KDV'nin ...'in hesabına Alacak kaydetmediği; Bu kayıtlara göre aslında anılan fatura için ...'in 10.832,40.-TL tutarında Borçlandırıldığı, yani anılan faturanın kaydında bir yanlışlık olduğu, davalı ... vekili itirazlarının bu faturaya ilişkin itirazlarının yerinde olduğunun görüldüğü, dosyaya sunulan Davacı şirket tarafından, davalı ... adına düzenlenen 26.06.2013 tarih, B-863484 seri sıra numaralı faturanın; 58.380,00.-TL + 10.508,40.-TL %18 KDV = 68.888,40.-TL Genel toplam tutarında olduğu görülmekle; anılan faturanın davacı şirketin defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporunun ilk iki sayfasında irdelenen Ticari defterlerin hesap incelemesi başlıklı tabloda; 26.06.2013 tarih, 863484 evrak no.lu, "Faturalı Satış" Açıklamasıyla 3577 no.lu yevmiye maddesiyle 68.888,40.-TL tutarın ...'in hesabına Borç kaydettiği, hemen iki altındaki satırda ise 26.06.2013 tarih, 863484 evrak no.lu, "Faturadan KDV" Açıklamasıyla 3598 no.lu yevmiye maddesiyle -10.508,40TL tutarın ...'in hesabına Alacak kaydettiği; Bu kayıtlara göre aslında anılan fatura için ...'in (68.888,40-10.508,40=) 58.380,00.-TL tutarında Borçlandırıldığı, yani anılan faturanın kaydında bir yanlışlık olmadığı, davalı ... vekili itirazlarının bu faturaya ilişkin itirazlarının yerinde olmadığının görüldüğü, dosyaya sunulan Davacı şirket tarafından, davalı ... adına düzenlenen 16.08.2013 tarih, B-863906 seri sıra numaralı faturanın; 16.650,00.-TL + 2.997,00.-TL %18 KDV = 19.647,00.-TL Genel toplam tutarında olduğu görülmekle; anılan faturanın davacı şirketin defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporunun ilk iki sayfasında irdelenen Ticari defterlerin hesap incelemesi başlıklı tabloda; 16.08.2013 tarih, 863906 evrak no.lu, "Faturalı Satış" Açıklamasıyla 4644 no.lu yevmiye maddesiyle 19.647,00.-TL tutarın ...'in hesabına Borç kaydettiği, hemen altındaki satırda ise 16.08.2013 tarih, 863906 evrak no.lu, "Faturadan KDV" Açıklamasıyla 4663 no.lu yevmiye maddesiyle -2.997,00.-TL tutarın ...'in hesabına Alacak kaydettiği; Bu kayıtlara göre aslında anılan fatura için ...'in (19.647,00-2.997,00=) 16.650,00.-TL tutarında Borçlandırıldığı, yani anılan faturanın kaydında bir yanlışlık olmadığı, davalı ... vekili itirazlarının bu faturaya ilişkin itirazlarının yerinde olmadığının görüldüğü, özetle davacı şirket defterlerinde tespit edilen Davalının █████/2015 itibari ile davacı tarafa 23.780,87 TL. Borcundan, EK-2'DE Dosyaya sunulan Davacı şirket tarafından, davalı ... adına düzenlenen 13.05.2013 tarih, B-899072 seri sıra numaralı faturanın; 1.652,40.-TL tutarındaki KDV'nin ...'in hesabına Alacak kaydetmediği görüldüğünden, 23.780,87-TL tutardan düşüldüğünde; 23.780,87 - 1.652,40= 22.128,47.-TL tutarında Davalının Borçlu olacağının hesap edildiği, anılan faturanın KDV kaydına ilişkin Davacı şirketin açıklama yapması ve anılan Davacı defterlerinde Davalının hesabının Alacağına kaydedilmeyen 1.652,40.-TL tutarındaki KDV'nin kabul edilip edilmeyeceğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir. Davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmış, davalı tarafın bildirildiği adrese bilirkişi tarafından verilen yerinde inceleme yetkisi kapsamında gidilmiş ancak ticari defter ve belgeler kendisine ibraz edilmemiş olup bilirkişi tarafından bu hususta tutanak tanzim edilerek bilirkişi raporu dosyaya sunulmuş, taraflara usulüne uygun tebliğ edilmiştir. Bilirkişi raporunun tebliğinden sonra taraflarca rapora karşı beyanda ve itirazlarda bulunulmuştur. Davalı taraf yapmış olduğu itiraz dilekçesinde, takibe ve davaya konu alacak ile ilgili malların teslim edilmediğine dair herhangi bir iddiada bulunmamış, davacının hatalı ve mükerrer kayıt yaptığından bahisle rapora itiraz etmiştir. Tarafların itirazları doğrultusunda ek rapor alınmış ve bilirkişi tarafından tanzim edilen ek rapor da kök raporun tekrarı mahiyetinde olup bir kısım itirazların değerlendirilebilmesi için davalının ticari defter ve belgelerinin ibrazının gerektiği yönünde rapor tanzim etmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan incelemeye göre, davalının iddia ettiği gibi taraflar arasındaki ticari ilişkin 2015 yılında son bulmuştur. Ancak bu tarih itibarı ile davacı, davalıdan 22.128,47-TL alacaklıdır. Mahkememizde taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup re'sen delil toplama yetkisi bulunmamaktadır. Davalı taraf yerinde inceleme yetkisi kapsamında kendisince bildirilen adrese giden bilirkişiye ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği gibi bu yöndeki tutanağın ve raporun, hatta ek raporun sunulmasından sonra dahi ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesine ilişkin bir mazeret ya da yeni bir talep dahi sunmamıştır. Dava konusu uyuşmazlıkta ispat yükü davacı tarafta olup davaya ve takibe konu faturalarda yer alan ürünlerin teslim edildiğini ispat külfeti altındadır. Tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonrasında tanzim edilen bilirkişi raporu ve rapora karşı tarafların beyanları dikkate alındığında, söz konusu faturalarda yer alan ürünlerin davalıya teslim edildiği davacı tarafça ispat edildiği gibi davalının da kabulündedir. Davalı, savunmasında ve rapora karşı beyanlarında davacının mükerrer kayıt yaptığını ileri sürmüştür. Hal böyle olunca ispat yükü davalı tarafa geçmiştir. Yukarıdaki açıklamalar, bilirkişi raporları, tarafların iddia ve savunmaları ile aşamalarda sundukları beyanlar incelendiğinde, davacının takibe ve davaya konu malları teslim ettiği iddiasını ispat ettiği, buna karşın davalının mükerrer kayıt iddiasında bulunduğu ve söz konusu bedelleri ödediğini ileri sürdüğü ancak buna ilişkin ispat yükünü yerine getiremediği, ticari defter ve belgeleri ibraz etmediği ve ibrazdan kaçınmış sayıldığı, ibrazdan kaçınarak lehine sonuç çıkartılmasının mümkün olmadığı ve ileri sürdüğü iddiaların gerçekliğinin tam olarak ancak davalının ticari defter ve belgelerinin incelenerek tespit edilebilecek olması ve geçerli olan taraflarca hazırlama ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıdan takip tarihi itibarı ile 22.128,47-TL tutarında alacaklı olduğu ancak taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2015 yılında son bulması, davalının itirazında kötü niyetli olduğunun, davacının da fazla talep edilen tutar yönünden kötü niyetle takip yaptığının tespit edilememesi karşısında davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, icra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir," gerekçesi ile; "Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve hakimin taktirine göre: Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davalının üzerine Menemen İcra Dairesi'nin ████████ esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 22.128,47-TL asıl alacak yönünden iptaline, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, İcra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir.Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporda davacı tarafın defter incelemesi ve alacak-borç-bakiye miktarlarını içermekte olup, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin hiçbir hususta inceleme içermediğini, öyle ki, yerel mahkeme tarafından mükerrer kayıt iddialarının ispat edilemediğinden bahisle salt davacı yanın gerçeğe aykırı olarak tutulan ticari defter ve kayıtlarına itibar edilerek tesis edilen hükmün hukuka, ahlaka ve kanuna aykırı olduğunu, yerel mahkeme nezdinde yapılan tüm yargılama boyunca defaatle yapılan mükerrer kayıt iddialarının her seferinde görmezden gelindiğini, inceleme ve araştırma gereği bile duyulmadığını, faturaya konu malların ihraç kayıtlı olarak alınmış olduğundan davacı yanın, fatura bedellerinden KDV tutarını önce mahsup ettiğini, 2014 yılında bu tutarları herhangi bir gerekçe göstermeksizin tekrar alacak olarak girdiğini, yargılama boyunca bilirkişiler tarafından 2014 yılında eklenen KDV iade miktarlarının hangi gerekçeye dayanarak eklendiği hususunun belirlenmesi için talepte bulunulmuş ise de hiçbir şekilde dikkatte alınmadığını, 2013 yılında ihraç kaydı nedeniyle mahsuplaşma işlemlerinin davacı şirket tarafından yapıldığını, buna rağmen alacaklı olduğu sonucuna varıldığını, sırf müvekkilinin ticari ve defter kayıtlarının sunulmadığından bahisle mükerrer kayıt iddiasının ispatlanamadığının kabulünün hakkaniyete aykırı olduğunu, söz konusu mahsup miktarlarını hangi alacağa dayanarak cari hesaba eklendiği ne davacı şirket beyanlarıyla ne de mahkemeye sunulan ticari defter ve kayıtlarıyla açıklanmadığını, öte yandan ihraç kayıtlı olarak yapılan satışa ilişkin faturalar ve gümrük beyannamelerinin hepsi yerel mahkemeye sunulmuş ise de hiçbirinin dikkatte alınmadığını, ne Gümrük Müdürlüğüne ne de vergi dairesine müzekkere yazıldığını, hal böyleyken eksik inceleme ve itirazlarının dikkate alınmadan müvekkilinin borçlu olduğuna yönelik kararın kabulünün kesin surette mümkün olmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.█████/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.Davacı tarafça, davalının cari hesaptan kaynaklı bakiye 23.780,87 TL borcunun kaldığını, borcun ödenmesi için yapılan girişimlerin sonuçsuz kalması üzerine Menemen İcra Dairesi'nin ████████esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davacıya olan tüm borçlarını zamanında ve peşin olarak ödediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin peşin alım satım şeklinde devam ettiğini, borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, peşin ödeme ve mükerrer kayıt iddiasında bulunması nedeniyle ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 1.511,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 377,90 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 1.133,70 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026