İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen Ortağın Haksız Rekabet, Gizlilik ve Sadakat Yükümlülüğü İhlali İddialarıyla Açtığı Tazminat Davası ve Davalının Taraf Teşkili İtirazı.
Özet: Bu tazminat davasında, davacı, davalının ortak oldukları şirkete ait bilgileri kendi firmasına aktararak şirketi zarara uğrattığı, sadakat ve gizlilik yükümlülüklerini ihlal ettiği, mesnetsiz iddialarla manevi zarar verdiğini ileri sürerek sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunması üzerine açılmış; davalı ise zararın şirketlere ait olduğunu, davacının şahsen dava açmasının taraf teşkilini bozduğunu, sunulan ses kayıtları ve yazışmaların hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ve kendi eylemlerinin şirketin menfaatine olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : █████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalının ortağı bulundukları---------- vergi kimlik numaralı ---------Ş.' ye ait bilgilerin davalı ... tarafından kendisine ait başka bir firmaya aktarıldığını, şirketin ve müvekkilinin zararına olacak şekilde müşteri ve işlerin kaybına sebep olunduğunu, müvekkili ve çalışanlar aleyhinde onur ve haysiyeti zedeleyecek mesnetsiz itham ve iddialarda bulunulduğunu, rekabet ve sadakat yükümlülüğü ile yönlendirmeme taahhüdüne aykırı davranıldığını, bunların üzerine taraflar arasında akdedilen sözleşmeye aykırı hareket eden davalı aleyhinde huzurdaki davayı ikame etmek gerektiğini, taraflar arasında akdedilen kar payı ve ortaklık sözleşmesi uyarınca davalının gizlilik, rekabet ve sadakat kurallarına uymayı taahhüt ettiğini, davalının gizlilik, rekabet ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak taraflar arasında düzenlenen sözleşmeyi ihlal ettiğini, davalının tüm bu eylemlerinin neticesinde sözleşmeyi ihlal ettiğini ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelinin muaccel hale geldiğini, davalının müvekkili ve çalışanlara gerçeğe aykırı isnatlarda bulunduğunu ve hakaret ettiğini bu nedenle müvekkilinin manevi zarara uğradığını, arz ve izah edilen nedenlerle dava dilekçelerinin kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart bedelinin kısmi alacak davası olarak şimdilik 1.000,00 TL'sinin işleyecek faizi ile birlikte, sözleşmeye aykırılık nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi zararın belirsiz alacak davası olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin işleyecek faizi ile birlikte, müvekkilinin itibarına ve kişilik haklarına yönelik söylem ve eylemler nedeniyle 1.000.000,00 TL manevi tazminat bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılması yönünde karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle;Dava dosyasını incelediklerinde, taraf teşkilinin usulüne uygun şekilde sağlanmadığını gördüklerini, davacı tarafın, ------- Şirketi ile -------- Şirketi nezdinde pay sahibi olduğunun anlaşıldığını, davanın haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davası olarak açıldığını, ancak dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları incelediklerinde, haksız rekabet iddiasının doğrudan doğruya anılan şirketlerin ticari faaliyetlerine ve bu faaliyetler nedeniyle uğradıkları iddia olunan zararlara ilişkin olduğunun görüldüğünü, bu durumda, iddia edilen zararın muhatabı ve haksız rekabet fiilinin doğrudan etkilediği tarafın, şirketler olduğunu, bu çerçevede, dava dilekçesinde ileri sürülen mesnetsiz ve soyut iddiaların, şirketlerin uğradığı iddia olunan zararlara dayandırıldığının açık olmasına rağmen, davanın şirketler adına değil, pay sahibi sıfatına sahip gerçek kişi üzerinden açılmış olmasının, taraf teşkilinin sağlanamadığını açıkça ortaya koyduğunu, tüzel kişiliği haiz şirketler bakımından, doğrudan zarar iddiası mevcutken, pay sahibinin şahsi sıfatla dava açmasının mümkün olmadığını, nitekim, taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunmayan kişi tarafından açılan davaların, esasa girilmeksizin usulden reddinin gerektiğini, dava bakımından da taraf teşkiline ilişkin bu açık usul eksikliğinin giderilmeden yargılamaya devam edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan --------- yazışmalarının ve ses kayıtlarının, elde ediliş biçimleri itibarıyla açıkça hukuka aykırı delil niteliğinde olduklarını, taraflarınca açık rıza verilmediğini, özel iletişim alanına müdahale edildildiğini, temin edilen bu kayıtların, özel hayatın gizliliğini ve haberleşme hürriyeti kapsamında anayasal koruma altında olduğunu, delillerin hangi koşullarda, kim tarafından ve ne şekilde elde edildiğinu somut ve denetlenebilir biçimde ortaya konulmadığını, hukuka uygunluklarını gösterir herhangi bir yasal dayanağın da dosyaya sunulmadığını, müvekkilinin tüm faaliyetlerinin, şirketin sürdürülebilirliğini, mali ve ticari menfaatlerinin korunması amacına yönelik olduğunu; ne şirket varlığına ne de şirket itibarına zarar verecek herhangi bir eylemin söz konusu olmadığını, davacı tarafça ileri sürülen soyut, dayanaksız ve hukuka aykırı delillere dayalı iddiaların, müvekkilinin sadakat borcunu ihlal ettiği yönünde bir kanaat oluşturmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle, hukuka aykırı şekilde elde edilen delillere dayanılarak müvekkili aleyhine değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin şirkete sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığına ilişkin iddiaların da hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğunun açıkça ortada, müvekkilinin ne kod paylaşımı ne de müşteri kaçırma fiilinde bulunmadığını, ortaya çıkan iş kayıpları şirket içi teknik aksaklıklar ve satış sürecindeki davacının aksamalarından kaynaklandığını, müvekkilinin bir kusurunun olmadığını, müvekkilinin --------- Şirketi’nden ayrıldıktan sonra tamamen serbest çalışmaya geçtiğini, herhangi bir rakip şirkete ---------- olarak geçmediğini, geçimini sağlamak amacıyla açtığı şahıs şirketin de rekabet yasağını ihlal etmediğini, arz ve izah olunan nedenler muvacehesinde; davanın taraf teşkili sağlanamamasından sebep usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davacı tarafından açılan haksız ve hukuksuz davanın esastan reddini, yargılama gider ve masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmili yönünde karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeden ve rekabet yasağına aykırılıktan kaynaklı ceza şart alacağı ile maddi ve manevi tazminat talebinin davalıdan tahsili amacıyla açılan alacak davasına ilişkin olduğu görülmüştür. Dava, anonim şirket pay sahibinin şirketle haksız rekabeti nedeniyle tazminat davasıdır.
Davacının iddialarının ileri sürülüş biçimine göre zarar görenin dava dışı ---------- Şirketi olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, haksız rekabet ve müdürün rekabet yasağı ile ilgili iddialar davacının ortağı olduğu ----------- Şirketi sujesiyle ilgilidir. Şirketlerin ayrı bir tüzel kişiliği bulunmakta olup, şirketle ilgili açılacak davaların da kural olarak şirketi temsile yetkili kişilerce şirket adına açılması gerekir. Anonim şirket ortaklarının kural olarak, şirket adına dava açma hakları bulunmamaktadır.Ancak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 644/1-a. maddesi atfı ile limited şirketler hakkında da uygulanan TTK'nın 555/1. Maddesine göre, şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Bu halde dahi pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. Yöneticinin sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 554. Maddesi uyarınca açılan sorumluluk davasında dahi durum böyledir.
Davacı taraf, dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmında, haksız rekabette bulunan davalıdan 1.000,00 TL cezai şart, 1.000,00 TL sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı maddi tazminat ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın haksız rekabetin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ancak tazminatın şirkete ödenmesini talep etmemiştir. Şirketin uğradığı zararın şirkete ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açılabilecek olup, davacı tarafça kendi adına tazmin talep edilmiş olup, bu halde davacı ortağın aktif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Ayrıca kişilik haklarına saldırıdan bahisle manevi tazminat talep hakkı tüzel kişiye ait olduğundan davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulan şirketin zarar gören ortağı sıfatı ile açtığı davanın dinlenemeyeceği anlaşılmakla açıklanan nedenlerle açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur .
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 17.111,66 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 16.379,66 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Yargılama sırasında davacı tarafın yapmış olduğu masrafların üzerinde bırakılmasına,
4-Yargılama sırasında davalı tarafın yapmış olduğu masraf bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Yargılama sırasında davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
7-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ----------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!