İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin ticari havale sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, karpuz alım satımı uyuşmazlığı, teslimat ve taşıma giderleri ile tarafların temerrüt iddialarını inceleyen kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalıdan satın aldığı karpuz bedelini ödemesine rağmen malın teslim edilmediğini iddia ederek başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiği bir davayı konu almaktadır; davalı ise nakliye ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle malın sevk edilemediğini ve ziyan olduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan incelemede, bilirkişi raporları ile davacının davalının hesabına 9.000 Euro ödeme yaptığının tespit edildiği, uyuşmazlığın malın teslimi ve nakliye giderlerinden kaynaklandığı ve Türk Borçlar Kanununun ilgili maddeleri çerçevesinde alıcı ve satıcının yükümlülüklerinin değerlendirildiği bir ticari itirazın iptali davasıdır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2023
NUMARASI : ████████ Esas ███████ Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yurtdışında bulunduğunu, Türkiye İrlanda ve İngiltere ülkelerinde ticari faaliyet göstererek ithalat ve ihracat yaptığını, müvekkilinin davalı taraf ile anlaşarak 20 ton civarında karpuzu 9.000 Euro bedel ile aldığını, müvekkilinin davalı tarafın vermiş olduğu IBAN numarasına bedeli yatırdığını ancak davalının müvekkiline herhangi bir mal göndermediğini, alacaklarına istinaden icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibine itiraz ettiğini, yapılan itirazın iptali ve davalı tarafın şirketinin faaliyetlerini sonlandırdığını, başkaca borçlarının bulunması ve borçlarını ödemekten kaçınmasının mal kaçırma kastı nedeni ile yapıldığının bilgisine ulaştıklarını, tüm bu nedenlerle davanın kabulü ile davalının haksız olarak yapmış olduğu itirazın kaldırılması, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Satılan ürünler müvekkil firma tarafından hazırlanmasına rağmen nakliye/transport ücretleri ödenmediği için ürünün sevkiyatının yapılamadığını, sözleşme konusu ürün karpuz olup uzun süre muhafaza edilmesi de mümkün olmadığından, müvekkil firma bu ürünleri bir başkasına satıp herhangi bir kazanç da elde edememiş ve ürünlerin bu suretle ziyan olduğunu, ürünlerin transport ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle alacaklı tarafın temerrüte düştüğünü, davacının müvekkil firmadan alacağının bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "..., Aydın İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.
...na müzekkere yazılarak yapılan ödemelere ilişkin tüm bilgi ve belgelerin gönderilmesi istenmiş, gelen yazı cevapları dosyamız arasına alınmıştır.
Dosya smmm bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2022 tarihli raporda; "Davalı ... A.Ş.’nin ticari defterlerinin SMMM...’in ... Mah.... sok. No:.... adresindeki ofisinde bulunduğu bilgisini aldım. 28.09.2022 tarihinde bildirilen adrese giderek ticari defterler üzerinde incelemeler yapılmış ve aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.
Yukarıdaki defterlerde davacının iddia ettiği gibi ... TR.... no'lu hesabına 31.07.2019 tarihinde 5.000,00 Euro, 08.08.2019 tarihinde 4.000,00 Euro yattığına dair bir kayda rastlanılmamıştır" demiştir.
Dosya yeniden smmm bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan █████/2022 tarihli ek raporda; proforma fatura yasal defterlere kaydedilmez ve maliyeye bildirilmez dolayısıyla da üzerinde her zaman değişiklik yapılabilir. Davacı ve davalı tarafın sunduğu proforma faturaların hangisinin ilk düzenlenen hangisinin sonradan düzenlenen proforma fatura olduğunu tespit etmem mümkün değildir.Davalı firmaya ait TR.... IBAN numaralı hesaba 09.08.2019 tarihinde 4.000.-Euro davacı ... tarafından yatırılmış ve hesap bakiyesi 9.000.-Euro olmuştur yani bu banka hareketinden önce 5.000.-Euronun yattığı anlaşılmaktadır" demiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELEMEMİZ:
Dava İtirazın İptali davasıdır.
Taraflar arasında karpuz alım satımına ilişkin sözleşme olduğu iki tarafın kabulündedir. Uyuşmazlık malın teslim alma ve naklıyeden kaynaklıdır.
Türk Borçlar Kanunu Madde 211 -" Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir. Gidersiz devir kararlaştırılmışsa, satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır." hükmü mevcuttur.
Alıcının, satılanı teslim alma ve satın alınan malın bedelini ödemek olmak üzere iki asli borcu mevcut olup 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 211. Maddesinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ise 235.maddesinde, alıcının bedeli ödememesi halinde ortaya çıkan temerrüdünü açıkça hükme bağlamıştır.
Bu kapsamda kanun koyucu öncelikle alıcının, satılanı teslim alması aslında alıcı için bir hak olduğu halde, kanun bu hakkı onun için aynı zamanda bir borç halinde getirmiştir. Dolayısı ile alıcının, satılanı teslim almada temerrüde düşmesi halinde hem alacaklı ve hem de borçlu gibi mütemerrit hale gelmesi anlamına gelmektedir.
Yapılan bu açıklamalar karşısında taraflar arasında karpuz alım satımına ilişkin sözleşmenin bulunduğu sabit olmakla davacı yanca taşıma giderlerinin karşılanmadığı, gidersiz devrin kararlaştırıldığına dair iddia ve ispatın da olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir," gerekçesi ile; "Davanın REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı tarafa 9.000,00 Euro (dokubin avro) ödeme yaptığını ve karşılığında karpuz almak üzere anlaştığını, ancak kendisine yaptığı ödeme sonrası karpuz gönderiminin yapılmadığını, müvekkilinin parasını iadesini talep ettiğini ancak yapılan görüşmelerde uzun süre oyalandığı ve parasının iade edilmediği gerekçesi ile icra takibi başlatılmasını istediğini ve Aydın İcra Müdürlüğü ██████████ Esas sayılı dosyasından icra takibinin başlatıldığını, müvekkilinin iki parça halinde 5.000,00 ve 4.000,00 Euro olarak davalı tarafa gönderdiği ödemelerin bankasından istenildiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin ödemelerde bulunduğunun tespit edildiğini, bankadan gelen cevapta davalının hesabına belirtilen tutarların yatırıldığı Euro hesabının davaya konu alacakları kadar olduğunun açık bir şekilde tespit edildiğini, bankadan gelen hesap hareketlerinin müvekkilinin yaptığı ödemeleri net olarak ispatladığını, ancak davalı tarafın davaya cevap dilekçesi ekinde sunduğu Proforma Fatura altında 8000 Euro taşıma bedeli belirtildiğini iddia ettiğini, müvekkilinin 9000 Euro gönderdiğine dair davalının ikrarının bulunduğunu, ancak sunmuş oldukları Proforma'da müvekkili imzasının bulunmadığını, müvekkiline Proformanın sunulduğuna, tebliğ edildiğine dair imzalı bir delil bulunmadığını, nakliye ücreti ödenmesi hakkında herhangi bir sözleşmenin bulunmadığını, bu durumda ispat külfetinin davalıda olmak üzere bedeli iade ettiğine dair herhangi bir savunmanın söz konusu olmadığını, davalı tarafın sunduğu her zaman düzenlenmesi mümkün olan, müvekkilinin kesinlikle kabul etmediği proforma fatura üzerinden değerlendirilme yapılmak suretiyle müvekkilinin haklı alacağı için açılmış olan icra takibine yapılan haksız itirazın iptali için açılmış olan davanın reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak TBK'da ;
"MADDE 207- Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.
Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir.
B. Yarar ve hasar
MADDE 208- Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.
Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda zilyetliğin devri gerçekleşmişçesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer.
Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer.
B. Satıcının borçları
I. Zilyetliğin devri
1. Kural
MADDE 210- Satıcı, satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür.
2. Devir ve taşıma giderleri
MADDE 211- Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir.
Gidersiz devir kararlaştırılmışsa, satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır.
Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırılmışsa satıcı, dış satım, transit ve dış alım vergilerini üstlenmiş sayılır; ancak satılanın alıcı tarafından devralındığı sırada ödenmiş olan tüketim vergilerini üstlenmiş sayılmaz.
III. Satış bedelinin muacceliyeti ve faizi
MADDE 234- Aksine sözleşme yoksa, satılan alıcının zilyetliğine girince satış bedeli muaccel olur.
Faiz istenebileceği konusunda bir teamül varsa veya alıcı maldan ürün ya da diğer verimler elde etme imkânına sahip ise ya da belirli günün geçmesiyle temerrüdün gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın satış bedeline faiz istenebilir.
IV. Alıcının temerrüdü
1. Satıcının dönme hakkı
MADDE 235- Satılanın, ancak satış bedeli ödendikten sonra veya ödenme anında devredilmesi gereken durumlarda alıcı temerrüde düşerse satıcı, herhangi bir işlem gerekmeksizin satıştan dönebilir.
Bu hakkını kullanmak isteyen satıcı, durumu gecikmeksizin alıcıya bildirmek zorundadır.
Satılanın zilyetliği satış bedeli ödenmeden alıcıya devredilmişse, alıcının temerrüdü sebebiyle satıcının dönme hakkını kullanarak satılanı geri alması, bu hakkın sözleşmede açıkça saklı tutulmasına bağlıdır.
2. Zararın hesaplanması ve giderimi
MADDE 236- Borcunu ifa etmeyen alıcı, satıcının bu yüzden uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
Satıcı, satış bedelini ödemede temerrüde düşmüş olan alıcıdan, bu bedel ile satılanın başkasına dürüstlük kurallarına uygun olarak satışından elde ettiği bedel arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir.
Satılan, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallardan ise satıcı, böyle bir satışa gerek kalmaksızın alıcıdan, satış bedeli ile malın belirlenmiş ödeme günündeki fiyatı arasındaki farka göre hesaplanacak zararın giderilmesini isteyebilir." düzenlemeleri bulunmaktadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hâkimin davayı aydınlatma görevi” başlıklı 31. maddesine göre, “Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu olduğu durumlarda, maddi veya hukukî açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.”
İsticvabın düzenlendiği; 169. Maddesi " (1) Mahkeme, kendiliğinden veya talep üzerine taraflardan her birinin isticvabına karar verebilir.
(2) İsticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve onunla ilişkisi bulunan hususlar hakkında olur." şeklindedir.
Davacı tarafça, davalı taraf ile anlaşarak 20 ton civarında karpuzu 9.000 Euro bedel ile aldığını, müvekkilinin davalı tarafın vermiş olduğu IBAN numarasına bedeli yatırdığını ancak davalının müvekkiline herhangi bir mal göndermediğini, alacaklarına istinaden Aydın İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde taraflar arasında sözleşme ile 17.000 Euro karşılığında karpuz alım satımı yapıldığını, proforma sözleşmenin 1. Maddesine göre ürün maliyetinin 9.000 Euro olduğu, ürünün alacaklıya bedel karşılığı sevkiyatı konusunda ayrıca anlaşıldığı, sözleşmenin 2. Maddesine göre ulaşım sevkiyat bedelinin 8.000 Euro olup 3 gün içinde gönderileceğini, satılan ürünler hazırlanmasına rağmen nakliye/transport ücretleri ödenmediği için ürünün sevkiyatının yapılamadığını, sözleşme konusu ürün karpuz olup uzun süre muhafaza edilmesi de mümkün olmadığından, ürünleri bir başkasına satıp herhangi bir kazanç da elde edememiş ve ürünlerin bu suretle ziyan olduğunu, ürünlerin transport ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle alacaklı tarafın temerrüte düştüğünü, borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin sunmuş olduğu davalı tarafın davacı taraf adına düzenlediği 30.07.2019 tarihli proforma faturanın alt kısmında;
"1- Ürün fiyatı 9.000 Euro önceden alındı,
2- Denizli-Limerick ulaşım ücreti 8000 Euro 3 gün içinde gönderilecektir.
3- Ödeme yapılmaması durumunda sözleşme iptal edilir.
4-Firmamız zarar göreceği için ürün bedeli iade edilmeyecek ve herhangi bir hak talebinde bulunamayacaksınız. " şeklinde bölüm bulunmakta iken davacı vekili tarafından dosyaya sunulan aynı tarihli proforma faturanın alt bölümünde bu 4 maddelik ibare bulunmamaktadır. Ayrıca bu proforma fatura suretinde CIF kaydı vardır.
Taraflar arasında karpuz satımı nedeniyle 9.000 Euro ödeme yapıldığı hususunda uyuşmazlık yoktur. Davacı tarafça sunulan proforma fatura ile davalı tarafın sunduğu proforma fatura içeriğinde farklılık bulunmaktadır.
Bu durumda öncelikle; Davacı tarafından sunulan proforma fatura örneğinin aslı ve Türkçe tercümesi bulunmadığından aslı veya onaylı örneği ve tercümesinin dosyaya sunulmasının sağlanması, ne şekilde gönderildiğinin sorulması, sunulduktan sonra davalı tarafa bu faturanın kendileri tarafından düzenlenip düzenlenmediğinin açıklattırılması, davalı tarafça ürünün alacaklıya bedel karşılığı sevkiyatı konusunda ayrıca anlaşıldığı belirtilerek kendileri tarafından sunulan proforma faturanın karşı tarafa tebliğ edilip edilmediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Sonrasında ise davacı tarafından sunulan proforma faturanın davalı tarafça düzenlendiğinin, davalı tarafça sunulan proforma faturanın tebliğ edilmediğinin anlaşılması ve gerekmesi halinde davacı tarafça sunulan proforma faturada "Delivery Method: CIF" ibaresi bulunduğu görülmekle CIF satışının mal bedeli, sigorta ve navlunu kapsaması gözetilerek davalı tarafın zararı bulunup bulunmadığı, satıma konu malın bekleme süresi, imha edilip edilmediği, davacı tarafça yapıldığı tarafların kabulünde olan 9.000 Euro ödemeden iadesi gereken kısım bulunup bulunmadığı, alıcının ve satıcının temerrüdü hususunda taşıma konusunda ehil bilirkişi, ehil hesap ve sektör bilirkişilerinden rapor alındıktan sonra ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi yerine eksik inceleme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2023 tarih, ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 179,90 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,
6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!