İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin Taşeron Sözleşmesinden Kaynaklanan Bakiye Alacak, Gecikme Cezası, Ayıplı İş ve Bağımsız Bölüm Satışı İddialarını Değerlendiren İstinaf Kararı
Özet: Bir taşeron sözleşmesinden kaynaklanan bu ihtilafta, davacı taşeron, üstlendiği işin bedeli olan 201.723,90 TL bakiyenin ve kararlaştırılan bağımsız bölümün bedelinin ödenmediğini iddia ederken; davalı ana yüklenici ise taşeronun işi eksik, ayıplı ve gecikmeli teslim ettiğini, iş kazası tazminatından sorumlu olduğunu, sigorta primlerini ödemediğini, bağımsız bölüm bedelinin ise mahsup edilerek ödendiğini savunarak 300.000 TL gecikme cezası ve 9.800 TL SGK prim ödemesinin tahsilini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVADavacı-karşı davalı vekili, taraflar arasında .....09.2017 tarihli Taşeron Sözleşmesi uyarınca davacının ... projesinde kalıp, demir ve duvar işlerini üstlendiğini, sözleşme gereği iş bedeli olarak bir bağımsız bölüm ile kademeli nakit ödemelerin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki edimlerini eksiksiz yerine getirerek toplam 491.366,40 TL tutarında fatura düzenlediğini, buna karşılık davalı tarafından yalnızca 289.642,50 TL ödeme yapıldığını ve sözleşmede verilmesi taahhüt edilen bağımsız bölümün üçüncü kişiye satıldığın, bu nedenle bakiye 201.723,90 TL iş bedelinin nakden ödenmesi gerektiğini, gönderilen ihtarnamelere rağmen ödeme yapılmadığını, zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin de anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek, 07.09.2017 tarihli taşeron sözleşmesinden kaynaklanan 201.723,90 TL bakiye alacağın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı/karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen taşeron sözleşmesi uyarınca davacıya verileceği kararlaştırılan bağımsız bölüm yönünden davacının sözleşmesel edimlerini eksiksiz yerine getirmediğini, inşaat sırasında meydana gelen iş kazası nedeniyle açılan davada taşeron sıfatıyla davacının sorumlu olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme gereği işçiye ödenen 120.000,00 TL tazminatın davacıya rücu edilmesi ve hakedişten mahsup edilmesinin kararlaştırılmasına rağmen bu bedelin davacı tarafından ödenmemesi üzerine müvekkili tarafından karşılandığını, dava konusu bağımsız bölümün tarafların ortak iradesiyle üçüncü kişiye satıldığını, satış bedelinin banka aracılığıyla davacıya ödendiğini ve tapu harçlarının da davacı tarafından yatırıldığını, bu nedenle daire bedeline ilişkin taleplerin haksız olduğunu, ayrıca davacının sözleşmede öngörülen süreden 100 gün sonra işi tamamladığını, verilen ek süreye rağmen gecikmeye devam ettiğini, sözleşme uyarınca her gecikilen gün için 3.000,00 TL cezai şart öngörüldüğünden toplam 300.000,00 TL gecikme cezasından sorumlu bulunduğunu, işin eksik ve ayıplı yapıldığını, özellikle merdiven imalatının projeye aykırı olması nedeniyle belediye tarafından yapı kullanım izni verilmediğini, eksikliklerin belediye tutanakları ve fotoğraflarla sabit olduğunu, davacının sigorta primlerini de ödememesi nedeniyle müvekkilinin 9.800,00 TL SGK borcu ödemek zorunda kaldığını, davacı tarafından ileri sürülen faturaların büyük kısmının kendilerine hiç tebliğ edilmediğini, tebliğ edilen faturaların ise ödendiğini, davacıya toplam 285.000,00 TL ödeme yapıldığı ve bağımsız bölüm bedelinin de iş kazası nedeniyle ödenen tazminat mahsup edilmek suretiyle tamamen ödendiğini, bu nedenle davacının hakediş veya daire bedeline ilişkin herhangi bir alacağının bulunmadığını ileri sürerek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 300.000,00 TL gecikme cezası ile 9.800,00 TL SGK ödemesinin yasal faiziyle birlikte davacıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı/karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; davalı tarafça ileri sürülen karşı dava taleplerinin haksız ve dayanaksız olduğunu, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi uyarınca müvekkilinin yalnızca kalıp, beton ve demir işlerinden sorumlu olduğunu, beton, demir ve tuğla gibi temel malzemelerin temininin işveren sıfatıyla karşı davacıya ait bulunduğunu, ancak karşı davacının malzemeleri zamanında temin etmemesi nedeniyle işin geciktiğini ve müvekkilinin çalışanlarının ücretlerini ödemekte güçlük yaşadığını, hatta malzeme eksikliği nedeniyle işçilerin aynı işverene ait başka inşaatlarda çalıştırıldığını, bu hususların tanık beyanlarıyla ispatlanacağını, dolayısıyla gecikmenin müvekkilinden değil karşı davacıdan kaynaklandığını, ayrıca dava açılıncaya kadar müvekkiline gecikmeye ilişkin herhangi bir ihtarname gönderilmemiş olmasının da karşı davacının iddialarını çürüttüğünü, öte yandan karşı davada talep edilen 9.800,00 TL SGK ödemesine ilişkin olarak ise yalnızca 15.02.2018 tarihinde müvekkili adına yapılan 4.642,50 TL tutarındaki sigorta ödemesinin müvekkil alacağından mahsup edildiğini, bunun dışında karşı davacı tarafından yapıldığı ileri sürülen herhangi bir sigorta ödemesinin bulunmadığını savunarak, karşı davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında █████/2017 tarihli taşeron sözleşmesi bulunduğu, davacının bu sözleşme kapsamında Kartal'da bulunan projede kalıp, demir ve duvar işlerini üstlendiği, gerçekleştirdiği imalatlar karşılığında toplam 491.366,40 TL tutarında hakediş faturası düzenlediği, davalı tarafından ise toplam 289.642,50 TL ödeme yapıldığı, ayrıca sözleşme gereğince davacıya verilmesi gereken bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılması üzerine bakiye iş bedelinin ödenmesinin ihtar edildiği anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde davacı ticari defterlerinin usulüne uygun şekilde tutulduğu ve davacının 206.366,40 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, uyuşmazlığın özellikle davacı tarafından düzenlenen 315.032,30 TL bedelli üçüncü hakediş faturasının davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplandığı, davalı ticari kayıtlarında anılan faturaya yer verilmemiş olmakla birlikte ilk iki hakediş faturasının toplam tutarını aşan miktarda ödeme yapılmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği, bu nedenle yapılan ödemelerin üçüncü hakediş faturası kapsamında gerçekleştirildiğinin kabulü gerektiği ve davacının 201.723,90 TL bakiye iş bedeli alacağının bulunduğu ; Karşı dava yönünden ise; davalının işin süresinde teslim edilmediği iddiasıyla gecikme tazminatı talep ettiği, sözleşmeye göre işin 140 iş günü içerisinde tamamlanmasının kararlaştırıldığı, son hakediş faturasının tarihi esas alındığında gecikmenin gerçekleştiği, ancak gecikmede davalının da kısmen kusurlu olduğu, tanık beyanlarına göre malzeme ve beton teminindeki gecikmelerin bu sonuca etkili bulunduğu, hakkaniyet ilkesi gözetilerek 43 günlük gecikme üzerinden 129.000,00 TL cezai şart hesaplandığı, davalının SGK ödemelerine ilişkin taleplerinin mahsup edilen miktar dışında ispatlanamadığı, ayrıca TBK'nın 139. maddesinde düzenlenen takas koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise gecikme tazminatı yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı/karşı davalı vekili istinafında; taraflar arasında akdedilen 07.09.2017 tarihli taşeron sözleşmesi uyarınca müvekkilinin üstlendiği kalıp, demir ve duvar işlerini eksiksiz yerine getirdiğini, bu kapsamda düzenlenen toplam 491.366,40 TL bedelli üç faturaya karşılık davalı tarafından yalnızca 289.642,50 TL ödeme yapıldığını, bakiye 201.723,90 TL alacağın tahsiline ilişkin asıl davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, buna karşılık karşı davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün hukuka aykırı bulunduğunu, zira ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de kabul edildiği üzere işin gecikmesinin müvekkilinden değil, sözleşme gereği beton, demir ve diğer malzemeleri temin etmekle yükümlü olan davalı/karşı davacı işverenden kaynaklandığını, malzemelerin zamanında temin edilmemesi ve şantiyede su bulunmaması nedeniyle çalışmaların aksadığını, bu hususların tanık beyanlarıyla sabit olmasına rağmen davalı tarafça malzemelerin zamanında teslim edildiğini gösteren herhangi bir fatura, teslim belgesi veya ihtarname sunulamadığını, bu nedenle müvekkilinin temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğini ve gecikme cezasına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca davalı tarafın istinaf sebeplerine karşı olarak iş kazası nedeniyle işçiye ödenen 120.000,00 TL’nin tamamından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, kazanın dış cephe güvenlik filelerinin bulunmamasından kaynaklandığını ve bu güvenlik tedbirlerini alma yükümlülüğünün sözleşme gereği asıl işverene ait olduğunu, müvekkilinin yalnızca taşeron sıfatıyla kalıp, demir ve duvar işlerini üstlendiğini, anahtar teslim iş yüklenmediğini, bu nedenle asıl işverenin sorumluluğunun da değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca ilk derece mahkemesince asıl ve karşı dava yönünden kabul ve ret oranlarına göre vekâlet ücretine hükmedilmesinin de usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek, karşı davanın kabulüne ilişkin hükmün kaldırılarak karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı/karşı davacı vekili istinafında; davacı/karşı davalının sözleşme konusu işi kararlaştırılan sürede tamamlamayarak müvekkil şirketi zarara uğrattığını, iş kazası nedeniyle yaralanan işçiye müvekkili tarafından ödenen 120.000,00 TL'nin arabuluculuk anlaşma tutanağı ve banka dekontlarıyla sabit olmasına ve taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi uyarınca bu bedelin davacıya rücu edilmesi gerekmesine rağmen bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında hakedişten mahsup edilmediğini, ayrıca alt yükleniciye ait 9.800,00 TL tutarındaki SGK prim borcunun müvekkili tarafından ödendiğinin bilirkişi raporuyla tespit edilmesine rağmen bu bedelin de mahsup edilmediğini, ilk derece mahkemesince her iki taraf vekili lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, işin bitim tarihinin davacı tarafından düzenlenen son fatura tarihi esas alınarak belirlenmesinin hatalı olup bu tarihin işte kullanılan beton, demir ve tuğla gibi malzemelere ilişkin son alım faturaları dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini, bu hususa ilişkin faturaların dosyaya sunulduğunu, davacı tarafından düzenlenen 315.032,30 TL bedelli son faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini ve ticari defterlerine kaydedilmediğini, kalıp, demir ve duvar işlerinden oluşan sözleşme konusu işte geçici kabulün ancak taraflarca imzalanacak tutanakla mümkün olmasına rağmen davacının işi zamanında tamamlamadığı için bu tutanağı imzalamaktan kaçındığını, müvekkilinin ise tek taraflı iş bitirme tutanağı düzenlediğini, buna rağmen mahkemece işin tamamlanma tarihine ilişkin yeterli araştırma yapılmadığını ve yeni bilirkişi incelemesi taleplerinin reddedildiğini, ayrıca tebliğ edilmeyen faturanın iş bitirme tarihine esas alınması hâlinde faturadaki KDV'nin de dikkate alınması gerektiğini, aksi takdirde davacı lehine sebepsiz zenginleşme meydana geleceğini, mahkemenin iş bitirme tarihi tespitinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesi kapsamında üstlendiği işleri tamamlamasına rağmen bakiye iş bedeli ile sözleşme gereği verilmesi kararlaştırılan bağımsız bölümün üçüncü kişiye satılması nedeniyle doğan alacağın ödenmediğini ileri sürerek tahsilini talep etmiş; davalı ise iş kazası nedeniyle yapılan ödemenin, gecikme cezalarının ve SGK borçlarının mahsup edilmesi gerektiğini, ayrıca işin eksik ve geç teslim edildiğini savunarak karşı dava açmıştır. Mahkemece, davacının bakiye 201.723,90 TL iş bedeli alacaklı olduğu, üçüncü hakediş faturasının davalıya ulaştığının dosya kapsamıyla sabit bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne; karşı dava yönünden ise gecikmede davalının da kusurlu olduğu dikkate alınarak 43 günlük gecikme üzerinden 129.000,00 TL cezai şarta hükmedilmiş, SGK alacağı ve diğer talepler ispatlanamadığından karşı davanın bu yönlerden reddine karar verilmiştir.Asıl davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;Dosya kapsamındaki sözleşme incelendiğinde taraflar arasında iş bedelinin açık ve kesin şekilde kararlaştırılmadığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince defterler esas alınarak bedel belirlenmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 481. maddesi uyarınca sözleşme konusu imalatların yapıldığı tarihteki piyasa rayiçleri esas alınarak iş bedelinin belirlenmesi, belirlenen bedelden taraflarca ihtilafsız olan ya da davalı tarafından ispatlanan tüm ödemelerin mahsup edilmesi ve oluşacak sonuca göre davacının bakiye alacağı hakkında karar verilmesi gerekirken, bu yönde yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Karşı davada gecikme cezasına ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde;Taraflar arasındaki sözleşmenin 24 maddesi " Taşeron işi zamanında, termin programına uygun olarak bitirilmelidir. Süresi içinde işi tamamlayamaz ise gecikilen her gün için 3000 tl bedel taşerondan ceza olarak kesilecek ve bu bedel hiçbir surette geri ödenmeyecektir... " şeklinde olup, düzenlenen cezai şartın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/2. maddesi kapsamında ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür cezai şartlarda öncelikle işin fiili teslim tarihinin kesin olarak belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece yalnızca davacı tarafından düzenlenen son faturanın tarihi esas alınarak teslim tarihinin belirlenmesi isabetli değildir. Teslim olgusu, faturanın yanı sıra tarafların sunduğu diğer yazılı deliller, tanık anlatımları, hakediş belgeleri, tutanaklar ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek her türlü delille ispatlanabilir. Bu nedenle mahkemece tarafların bu husustaki tüm delilleri toplanarak işin fiili teslim tarihi kesin olarak tespit edilmeli, daha sonra ifaya ekli cezai şart talebinde bulunulabilmesi için gerekli olan ihtirazı kayıt koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği de değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Öte yandan, her iki tarafın istinaf sebepleri gözetildiğinde, usuli müktesep haklar saklı kalmak kaydıyla tarafların ileri sürdükleri tüm iddia ve savunmalar ile gösterdikleri deliller eksiksiz şekilde toplanmalı, gerekli görülmesi halinde varsa yemin delili de değerlendirilerek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.SGK ödemesine ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde;Davalı tarafça davacı adına SGK prim borcu ödendiği ve bu bedelin hakedişten mahsup edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Bu durumda mahkemece ilgili Sosyal Güvenlik Kurumu'na müzekkere yazılarak davacı adına davalı tarafından yapıldığı ileri sürülen ödemelere ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilmeli, bu ödemelerin mahiyeti ve davaya etkisi bilirkişi marifetiyle değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.Bu itibarla, mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına; yukarıda belirtilen eksiklikler giderilip gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan, tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre yeniden bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre taraf vekillerinin diğer istinaf sebeplerinin ise bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,2-İSTANBUL.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../███████ tarih, 2019/.... Esas, 2022/.. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine İADESİNE,5-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.