Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasının, vefat eden borçlunun hayat sigortası poliçesinden doğan tazminat talebinin, sigorta şirketinin beyan ihlali savunmasına karşı incelendiği istinaf kararı.
Özet: Davacı Ziraat Bankası A.Ş., vefat eden kredi borçlusu adına düzenlenmiş ve bankanın dain-i mürtehin sıfatıyla lehtar olduğu hayat sigortası poliçesinden kaynaklanan kredi alacağının davalı Türkiye Hayat ve Emeklilik A.Ş. tarafından ödenmesini talep ederken, daha önce mirasçılara karşı başlatılan icra takibinin bankanın sigorta şirketine başvurmadan açıldığı gerekçesiyle reddedildiğini belirtmektedir; davalı sigorta şirketi ise sigortalının sigorta öncesi kanser rahatsızlığını beyan etmemesini gerekçe göstererek talebi reddettiğini, poliçe hükümlerine göre vefatın teminat dışı kaldığını ileri sürmektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :█████/2024
NUMARASI :████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI :TÜRKİYE CUMHURİYETİ ZİRAAT BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - Finanskent Mah. Finans Cad. A Blok No:44/ A Ümraniye/İSTANBUL
VEKİLİ :Av. ...
DAVALI :TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK ANONİM ŞİRKETİ - Levent Mah. Çayırçimen Sk. No:7 Beşiktaş/İSTANBUL
VEKİLİ :Av. ...
İHBAR OLUNANLAR :1-... (T.C.No:...) - ...
:2-... (T.C.No:...) - ...
:3-... (T.C.No:...) - ...
:4-... ... ...
VEKİLİ :Av. ....
DAVA :Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :█████/2023
KARAR TARİHİ :█████/2026
KR. YAZIM TARİHİ :█████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müteveffa ...'a bireysel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığını ve davalı sigorta şirketi ile kredi sözleşmesi ile bağlantılı hayat sigortası poliçesi imzalandığını, kredi borcunun vadesinde ödenmemesi üzerine hakkında yasal işlemlere başvurulması yoluna gidilecekken borçlunun 13/5/2017 tarihinde vefat ettiğinin öğrenildiğini, davacı tarafından mirasçılarına karşı █████/2017 tarihinde Sakarya 4. İcra Dairesinin ██████████ E. sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davacı şirket borçlusu ... ... mirasçıları tarafından aleyhlerine başlatılan icra takibine itiraz edilmiş olduğundan itirazın iptali yoluna gidildiğini, Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasında yargılama yapıldığını ve davanın kabulüne karar verilmiş ise de Sakarya BAM 7.HD ████████ E. Nolu dosya ile kararın kaldırıldığını, yeniden yapılan yargılamada Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyada önceki BAM kaldırma kararı doğrultusunda "...davacı bankadan dava dışı sigorta şirketine karşı tüm kanuni yolları tüketip tüketmediği sorulmasına rağmen herhangi bir evrak sunulmamış, bu nedenle tüm hukuki yollar davacı banka tarafından tüketilmeden mirasçılara karşı takip başlatılmış olmasının dürüstlük kuralına uygun düşmemesi hususu gözetilerek vaktinden evvel açıldığı anlaşılan davanın usulden reddine karar verilmiştir..." gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun da Sakarya BAM 7.HD █████████ E.. sayılı dosyada reddedildiğini ve hükmün 9/6/2022 tarihinde kesinleştiğini, dava dışı müteveffa ... ...'un davalı sigortanın düzenleyicisi olduğunu, Müşteri No:..., T.C ... numaralı poliçe ile sigortalı olup poliçede; "Sigortadan birinci derecede hak sahibi dain-i mürtehin safatını haiz ve aynı zamanda dönülemez lehtar olarak sigortalının vefat anındaki kredi borcu , bu borca ait faiz ve yasal masrafları ile varsa bankaya ait olan diğer tüm borçlarını geçmemek kaydı ile T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş'dir." hükmünün yer aldığını, davacı bankaca borçlu ...'un vefatının öğrenilmesinin ardından davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış olup sigorta şirketinden başvurularına ilişkin olarak dilekçe ekinde sunulan cevap yazısının alındığını, davalı sigorta şirketi tarafından taleplerinin reddedildiğini, davalı şirketin söz konusu değerlendirmesinin ve tazminat taleplerinin reddine ilişkin gerekçesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, şöyle ki, emsal Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere sigorta şirketinin dain ve mürtehin kaydı bulunan davacı bankaya karşı beyan yükümlülüğünü ihlal edildiğini ileri sürmesinin mümkün olmadığını belirterek; davanın kabulü ile müteveffa ... ...'un banka ile imzalamış olduğu 29/9/2016 tarihli bireysel kredi sözleşmesinden kaynaklanan 48.000-TL sigorta alacağının █████/2017 ölüm tarihinden itibaren işleyecek yıllık %29,70 temerrüt faizi ve temerrüt faizi üzerinden hesaplanacak BSMV ile birlikte hayat sigortası poliçesi tanzim eden davalı sigorta şirketinden alınarak davacı bankaya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile Ziraat Bankası A.Ş. arasında yapılmış olan grup kredi hayat sigortası kapsamında sigortalı olan ... ...'un vefat riskine karşı güvence altına alan ... poliçe no.lu hayat sigortası akdedildiğini, sigorta sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen kanser hastalığı sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalı, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığını, kendisine bu hususta sağlık beyan formlarında soru sorulmasına rağmen şirkete bildirmediğini, beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, tazminat talebinin reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte davalı şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Açılan davanın reddine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile ihbar olunanlar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş ise de davada ihbar olunan hakkında herhangi bir hüküm kurulmamıştır. İhbar olunan, davada taraf olmadığından istinaf hakkı bulunmamaktadır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal Yargıtay kararlarında da görüleceği üzere sigorta şirketinin dain ve mürtehin kaydı bulunan davacı bankaya karşı beyan yükümlülüğünü ihlal edildiğini ileri sürmesinin mümkün olmadığını ancak yerel mahkemede yapılan yargılama neticesinde ATK raporundaki değerlendirmeyle bağlı kaldığını, TTK kapsamında hukuka aykırı bir sonuca ulaştığını, ATK raporunun müteveffanın ölüm öncesi hastalığına dair bilgi sunduğunu, kişinin ölümüne neden olan mesane kanserinin sözleşme tarihi öncesinde tanısının konulmuş olduğu hususunun davacı bankayı bağlayan bir durum olmadığını, sigorta poliçesini düzenleyenin davalı taraf olduğunu, davalı tarafın rizikonun gerçekleşmesinden sonra davacı bankaya müteveffanın hastalığının geçmişte var olduğunu hususunu ileri süremeyeceği gibi bu hususu sigorta yaparken kendisinin araştırması gerektiğini, yargı kararında da görüleceği üzere rizikodan sonra davalının defi, itiraz hakkının davacıya karşı bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta sözleşmesi uyarınca sigorta öncesinden gelen kanser hastalığının sigorta teminatı kapsamı dışında olduğunu, sigortalının, sigorta öncesinden gelen kanser hastalığını, kendisine bu hususta sağlık beyan formlarında soru sorulmasına rağmen davalı şirkete bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, dosyada tüm tespitler yapılmış olup buna göre rizikonun gerçekleşmesinden sonra bilgi verme yükümlülüğünün ihlali sebebiyle (kanser hastalığı ile ilgili bilgi vermeme) gerçekleşen riziko arasında (vefat) illiyet bağı varsa tazminat ödenmemesinin usul ve yasaya uygun olduğunu, tüm bu hususların ise açıkça kasten beyan yükümlüğüne aykırılık teşkil etmekte olup, bu yönü ile bir sözleşme şartı olarak beyan yükümlülüğüne aykırı davranılmış olması nedeni ile de sigorta bedelinin ödenmemesi gerekmekte olup, alınan rapor ile davalı tarafından verilen ret kararının haklı ve yerinde olduğunun ortaya konduğunu belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; kredili hayat sigortası sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde, müteveffa ... ...'a bireysel kredi sözleşmelerine istinaden kredi kullandırıldığı ve davalı sigorta şirketi ile kredi sözleşmesi ile bağlantılı hayat sigortası poliçesi imzalandığı, müteveffa ... ...'un davalı sigortanın düzenleyicisi olduğu poliçe ile sigortalı olup poliçede davacının dain-i mürtehin olarak yer aldığı, davalı sigorta şirketine başvurulduğu ve davalı sigorta şirketi tarafından taleplerinin reddedildiği, tazminatın ödenmesi için eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini savunduğu, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir.
Hayat sigortaları vefat riskinin üstlenildiği sözleşmeler olup, riske yönelik değerlendirmeler akdin kurulup kurulmamasına da etki eden en önemli unsurdur. Bu bağlamda sorulara verilen cevapların doğruluğu akdin kuruluşuna esas teşkil etmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda beyan yükümlülüğü, kapsamı ve sonuçları 1435, 1436, 1437 ve 1439/2 maddelerinde düzenlenmiştir.
"Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklindedir. Bu düzenlemeler kapsamında; sigorta sözleşmelerinde beyan yükümlülüğü sigortalı/sigorta ettirene getirilen bir mükellefiyettir.
Gerek TTK'nın 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki beyan yükümlülüğüne uymamanın sonuçları ise, TTK’nın 1439. maddesinde "(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez." 1439/2. fıkrasında ise "Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder" şeklinde düzenlenmiştir.
Poliçenin düzenlenmesi sırasında sigortalının, doğru beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin ve sigortacının TTK'nın 1435 ve 1439. maddedeki hükümlerin uygulanabilmesi için de sigortalının gizlediği iddia olunan hastalık ile riziko (ölüm) arasında illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Anılan bu tespit ve değerlendirmenin yapılması da, tıbbi ve teknik bilgiyi gerektiren bir iştir.
İlk derece mahkemesi tarafından Adli Tıp Kurumundan alınan █████/2024 tarihli raporda; "13.5.2017 tarihinde öldüğü bildirilen ... oğlu, 1948 doğumlu ... ...'un 29.9.2016 tarihli sigorta sözleşmesi öncesinde; 19.2.2016 tarihinde mesane ve idrar yolları kanseri tanısı konulduğu, kemoterapi ve radyoterapi tedavilerine başlanıldığı, 11.5.2017 de kanserin mesaneye yayıldığı tespit edildiği, nefrostomi kateteri konulduğu, 13.5.2017 tarihinde evinde fenalaştığı, 112 acil servisinin çağrıldığı, solunumun ve dolaşımın olmadığı tespit edildiği, götürüldüğü hastanede yapılan yeniden canlandırma işlemlerine cevap alınamadığı öldüğü dikkate alındığında; Kişinin ölümünün; mesane kanseri ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu, Kişinin ölümüne neden olan mesane kanserinin sözleşme tarihi öncesinde tanısının konulmuş olduğu" şeklinde tespitte bulunulmuştur.
Müteveffanın poliçe öncesinde mevcut rahatsızlıkları için muhtelif tarihlerde tedavi gördüğü ve ilaç kullandığının, uzman bilirkişi heyeti tarafından tespit edildiği de dikkate alındığında, beyan yükümlülüğüne aykırılığın mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkeme gerekçesinde dayanılan deliller ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, müteveffanın poliçe tanzimi sırasında kalp hastalığının olmadığını belirttiği, poliçe öncesi müteveffaya kanser teşhisi konulduğu, ölüm ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet bağı bulunduğunun konusunda uzman bilirkişiler tarafından tespit edildiği, TTK’nın 1435. maddesinde düzenlenen bilgilendirme yükümlülüğüne aykırı davranıldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesine göre esastan reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından dayanılan Yargıtay 13.HD.'nin █████/2020 T., ████████ E., █████████ K. sayılı kararında tarafların davacı olarak banka ve davalı olarak mirasçılar olduğu, davacı bankanın erken açtığı davaya ilişkin bir içtihat olduğu, davacının banka, davalının sigorta şirketi olduğu bir Yargıtay ilamının bulunmaması nedeniyle Dairemizin █████/2023 T., █████████ E., █████████ K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Dairemizin yukarıdaki görüşünden dönülmesini gerektirir bir içtihat bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davacının adresi ile ihbar olunanların T.C. Kimlik Numaralarının yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İhbar olunanlar tarafından yatırılan istinaf karar harçları ile istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının ilk derece mahkemesince ihbar olunanlara iadesine,
3-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
4-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
5-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı ve ihbar olunanlar tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
9-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!