Kasten öldürmeye teşebbüs suçundan bozma üzerine verilen mahkûmiyet hükmünün, eksik ceza tayinine rağmen aleyhe temyiz olmadığından onanması.
Özet: Bu hukuki evrak, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan sanığın temyiz başvurusunu incelemektedir. Sanığın vekili eksik inceleme, suç işleme kastının bulunmaması, meşru savunma hükümleri ve haksız tahrik indirimi gibi sebeplerle temyiz yoluna gitmiş; Yargıtay ise yargılama sürecinin usule uygun yapıldığını, meşru savunma koşullarının oluşmadığını, haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede uygulandığını tespit ederek, sanık aleyhine temyiz bulunmadığından ilk derece mahkemesinin kararında belirlenen eksik cezaya rağmen hükmün onanmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: ████████ E., ████████ K.SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasıSanık hakkında bozma üzerine verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 307/3. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 02.02.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının sanık ve müdafileri tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 21.03.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile özetle; sanığın katılana karşı eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunun unsurlarını oluşturması ihtimali nedeniyle, delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle bozulmasına, 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının dikkate alınmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.2. Bozma üzerine verilen Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 53/1, 58/6-7. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİSanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ile karar verildiğine, sanığın atılı suçu işlemediğine, suç işleme kastının bulunmadığına, hakkında meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın öncelikle atılı suçtan beraatine, aksi kanaatte ise hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi, üst hadden haksız tahrik indirimi ile diğer lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE1. Sanığın av tüfeği ile ateş ederek katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, yaşamını tehlikeye sokacak, hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek ve duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine neden olacak şekilde yaraladığı anlaşılan olayda; teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte gözetilerek üst sınıra yakın bir ceza tayini yerine, yazılı şekilde 10 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuş ise de bu husus aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre teşebbüsün derecesi dışında ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, sanık lehine meşru savunma hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı ve ilk haksız eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilememesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, ████████ Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, sanık lehine 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı ve sanık hakkında uygulanabilecek başkaca lehe hükmün bulunmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Bandırma 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O YSanık ...'un suç tarihi olan █████/2015 günü saat 15:30 sularında ... Mahallesi'nde önceden kavgalı olduğu katılan ...'yle karşılaştığı, taraflar arasında sözlü tartışma yaşanması üzerine sanık ...'in kamyonet kasasından av tüfeğini alarak katılan ...'ye 3-4 el ateş ettiği ve katılanı sol ayak bileğinden, sol diz kapağından ve sağ ayağından yaraladığı olayda, sanığın yaralama kastıyla hareket ettikleri kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.Bu bağlamda;1. Sanıklar ile katılan arasında olay öncesinde bir tartışma yaşanmış olsa da aralarında öldürmeyi gerektirecek derecede bir husumetin bulunmaması,2. Sanığın hedef gözeterek katılanın ayak bölgesini nişan alarak ateş etmiş olması,3. Katılandan 5-6 metre uzaklıkta bulunan sanığın atış mesafesinin hedef gözetmeye imkan verecek nitelikte olması,4. Tüfeğinde fişek olmasına ve mani hal bulunmamasına rağmen sanığın fiiline kendisinin son vermiş olması,Hususları dikkate alındığında, yakın bir mesafeden atış etmesi nedeniyle istemesi halinde katılanın vücudunun hayati bölgelerinden vurabilecek olan sanığın, katılanın ayak bölgesini hedef alması karşısında, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip oldukları kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olduğu ve verdiği zarar nazara alınarak ve bundan fiili bir karine oluşturularak, yaralama kastıyla hareket ettiği hususunda şüphe bulunmayan sanığın fiilinin, adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.