İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası kaynaklı tazminat ödemesindeki gecikmeden doğan munzam zarar talebinin istinaf başvurusunu, Yargıtay içtihatları ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında inceliyor.
Özet: Davacılar, daha önce kazandıkları trafik kazası tazminatının davalı tarafından geç ödenmesi nedeniyle oluşan ek zararlarının (munzam zarar) tahsili için dava açmış, ilk derece mahkemesi munzam zararın somut delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacılar ise istinaf başvurularında, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtayın munzam zararın karine olarak varlığını kabul eden ve alacaklıdan somut delil istenmemesi yönündeki güncel içtihatlarına aykırı davranıldığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmişlerdir, böylece dosya, gecikmiş ödeme kaynaklı munzam zararın ispat yükü ve güncel yargısal içtihatların bu konuya etkisi etrafında yoğunlaşmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R ESAS NO : █████████ KARAR NO : █████████İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: █████/2023NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVA : Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin desteği olan ...'ın 02.06.2015 tarihinde Çankırı'dan Ankara'ya gelirken 32. Km'de bulunan kavşakta ... plakalı çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorka arkadan çarpması sonucunda ağır yaralandığını ve kaldırıldığı hastanede vefat ettiğini, kazanın oluşumunda davalı ...'in asli kusurlu olduğunu müvekkillerinin Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinde tazminat davası açtıklarını yapılan yargılama neticesinde müvekkillerine lehine tazminata hükmedildiğini davalı yanın işbu tazminatı ödediğini ancak temerrüt tarihinin 01.07.2015 tarihi olduğunu ancak davalının temerrüt tarihinden sonra ödeme yaptığını bu durumun munzam zarara sebebiyet verdiğini beyan ederek şimdilik 10.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden (14.08.2022) başlayacak 3095 sayılı kanun m.2/2 uyarınca işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; destekten yoksun kalma kaynaklı tazminat talebi dolayısıyla, davacılara ödeme gerçekleştirildiğini müvekkilinin sorumluluğunun kalmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme'nin munzam zararın somu delillerle ispatlanamadığına dair gerekçesi hem Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararına hem de bu karardan sonra Yargıtay'ca oluşturulan ve İstinaf Mahkemelerince de uygulanan zararın karine olarak varlığının kabulü ile munzam zarar konusunda alacaklıdan somut delil istenmemesi yolundaki yeni dönem içtihadına aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, munzam zarar istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından,davalı şirket sigortalısı ... plakalı çekiciye bağlı ... plakalı araç ile davacıya ait araç arasında █████/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesince davacıların murisinin vefat ettiği, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E - ████████ K sayılı 15.06.2022 tarihli gerekçeli kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, davacı tarafından İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün ... Esas ve Ankara 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takip neticesinde davalı tarafından █████/2022,█████/2022 ve █████/2022 tarihlerinde ödeme yapılarak dosyanın infazen kapatıldığı ancak davacıların oluşan gerçek zararın temerrüt faizi ile karşılanan tutardan fazla olduğu iddiası ile munzam zararın tahsilini talep ettikleri anlaşılmıştır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████/2023 tarih, █████████Esas ve █████████ Karar sayılı karanında "... Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir. Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının mal varlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrütü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; davacı taraf, enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki düşüş nedeniyle munzam zararı oluştuğunu, tahsil edilen yasal faizin alacaklının zararını karşılar nitelikte olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını ileri sürmüş ise de munzam zarar iddiasına konu alacak iddiasının trafik kazası sonucu davacıların desteğin kaybı nedeniyle zarar iddiası olduğu, kazadan kusurlu olduğu iddia edilen karşı aracın trafik sigortacısı olması hasebiyle davalının sorumlu tutulduğu, tazminat tutarının doğal olarak taraflar arasında ihtilaflı olduğu nitekim davacılar dahi gerçek zarar tutarını öngöremediğinden belirsiz alacak davası olarak talepte bulunduğu, zarar tutarının bilirkişi tarafından rapor tarihindeki güncel kriterlere göre belirlendiği, iddia edilen munzam zararın doğrudan zarar değil de yansıma zarar niteliğinde olduğu, 14.05.2015 tarihli 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Trafik Sigortası Genel Şartları A.6/k bendi gereği yansıma zararların trafik poliçesi kapsamında olmadığı, davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradıklarına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Bu nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacılar vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,20 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026