İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, eser sözleşmesinde döviz cinsinden belirlenen bedelin 32 sayılı karar uyarınca Türk Lirasına çevrilmesi ve fazla ödeme iadesi talepli alacak davasına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi uyarınca döviz cinsinden belirlenen asansör imalat ve montaj bedelinin 32 sayılı karar ve ilgili tebliğler kapsamında Türk Lirasına çevrilmesi ile fazladan ödediği iddiasıyla talep ettiği bedelin iadesi istemiyle açtığı alacak davasında, ilk derece mahkemesinin, söz konusu düzenlemelerin tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar ile döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmeleri için istisna teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi üzerine davacının istinaf başvurusunu konu almaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili, taraflar arasında 06.04.2018 tarihinde Ankara’da imzalanan eser sözleşmesi uyarınca davalı şirketin, KDV hariç 48.500 USD (KDV dahil 57.320 USD) bedelle müvekkiline ait yapılardaki asansörlerin anahtar teslimi olarak imal ve montajını üstlendiğini, ancak davalının bakiye bedelin döviz cinsinden ödenmesini talep ederek sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini ve asansör işlerini tamamlamayarak binanın iskan ruhsatının alınmasını engellediğini ileri sürmüştür. Bu baskı nedeniyle müvekkilinin 20.03.2019 tarihli 85.162,05 TL bedelli çeki vermek zorunda kaldığını, gerçekte bu tutarda hatta hiçbir borcunun bulunmadığını, davalıya gönderilen ihtarnamelerle hukuki ve cezai haklarını saklı tuttuğunu belirterek, 32 Sayılı Karar ve ilgili tebliğler uyarınca sözleşme bedelinin 02.01.2018 tarihli 1 USD = 3,77 TL kuru esas alınarak Türk Lirasına çevrilmesini, bu bedele TÜFE uygulanarak gerçek borcun belirlenmesini, yapılacak hesaplama sonucunda fazladan ödediği bedelin şimdilik 10.000 TL’lik kısmının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ödeme tarihi veya dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının dayandığı düzenlemenin sonradan yürürlüğe giren yeni düzenleme ile kapsam dışı bırakıldığını, bu nedenle taraflar arasında daha önce imzalanan 06.04.2018 tarihli eser sözleşmesine uygulanmasının mümkün olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede asansörlerin yurt dışında imal edilerek Türkiye’ye getirileceğinin açıkça kararlaştırıldığını, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesinin hukuka uygun olduğunu, bu ilkenin Türk Borçlar Hukuku’nun temel prensiplerinden biri olduğunu ve ancak kanunla sınırlandırılabileceğini, sözleşme uyarınca ödemelerin döviz olarak veya TCMB efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığı yapılmasının kararlaştırıldığını, müvekkil şirketin sözleşmeden kaynaklanan tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini ve yalnızca tarafların serbest iradeleriyle belirledikleri sözleşme bedelini talep ettiğini belirterek, davacının sözleşme bedelinin yeniden belirlenmesi ve fazla ödendiği iddia edilen tutarın iadesine ilişkin taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında █████/2018 tarihli eser sözleşmesi akdedildiği, davacının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar ve bu karara ilişkin tebliğ hükümlerine dayanarak döviz üzerinden kararlaştırılan sözleşme bedelinin Türk Lirasına çevrilmesi gerektiğini ileri sürerek fazla ödendiği iddia edilen bedelin tahsilini talep ettiği, ancak gerek 06.10.2018 tarihli Tebliğ gerekse 16.11.2018 tarihli değişiklik hükümleri uyarınca tahsili yapılmış veya gecikmiş alacakların Türk Lirasına çevrilmesine ilişkin düzenlemelerin istisna kapsamında tutulduğu, ayrıca döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinin döviz üzerinden kararlaştırılmasının mümkün olduğu, taraflar arasındaki █████/2018 tarihli sözleşmenin de bu kapsamda istisna niteliğinde bulunduğu, bu nedenle davacının sözleşme bedelinin Türk Lirasına uyarlanması ve fazla ödeme iddiasına dayalı alacak talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, bilirkişi raporlarının maddi vakıa yönünden denetime elverişli olduğu ancak hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait bulunduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinafında, taraflar arasında 06.04.2018 tarihinde Ankara’da imzalanan eser sözleşmesi uyarınca, KDV hariç 48.500 USD, KDV dahil 57.320 USD bedelle davacıya ait veya müteahhitliğini yaptığı yapılardaki asansörlerin yapımı ve anahtar teslim şekilde tesliminin kararlaştırıldığını, dava dilekçesinde ise 13.09.2018 tarihinde 32 Sayılı Karar kapsamında yapılan değişiklik ve buna ilişkin tebliğler uyarınca sözleşme bedelinin 02.01.2018 tarihli TCMB efektif satış kuru esas alınarak Türk Lirasına çevrilmesi ve TÜFE oranları uygulanarak yeniden belirlenmesinin talep edildiğini, davalı tarafın cevap dilekçesinde 32 Sayılı Karar’daki düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürdüğünü ancak bu yönde herhangi bir iptal başvurusu veya karar bulunmadığını, davacının dayanağının ise 13.09.2018 tarihli düzenleme olduğunu, sonraki değişikliklerde bu tarihte doğan hakların ortadan kaldırıldığına veya hükümsüz hale geldiğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, 16.11.2018 tarihinde yayımlanan Tebliğ ile döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmelerinde bedelin döviz üzerinden kararlaştırılabilmesine yeniden imkan tanındığını, ancak bu düzenlemenin yalnızca bu tarihten sonra yapılacak yeni sözleşmeler bakımından geçerli olduğunu, daha önce akdedilmiş ve dövizle belirlenmiş sözleşmeler yönünden ise 13.09.2018 ve 06.10.2018 tarihli tebliğlerde öngörülen Türk parasına uyarlama usulünün yürürlükte kalmaya devam ettiğini, tarafların mutabakata varamaması halinde sözleşme bedelinin 02.01.2018 tarihli kur esas alınarak ve TÜFE oranları uygulanmak suretiyle Türk Lirası cinsinden yeniden belirlenmesinin zorunlu olduğunu, bu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmadığını ve kazanılmış hak niteliğinde bulunduğunu, davacı tarafça keşide edilen ihtarname ile sözleşmenin Türk parası üzerinden yeniden düzenlenmesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafça bu talebin reddedildiğini, ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirme yapıldığını, oysa sonraki düzenlemelerin geçmişe etkili yorumlanamayacağını, bilirkişi raporunda da davacının iddiasını destekler şekilde önceki düzenlemelerin yok hükmünde sayıldığına ilişkin bir ifade bulunmadığının tespit edildiğini, buna rağmen mahkemece hukuka aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.
Davacı, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan döviz bedelinin 32 Sayılı Karar ve ilgili tebliğler uyarınca Türk Lirasına çevrilmesi gerektiğini, bu nedenle davalıya fazla ödeme yaptığını ileri sürerek fazla ödediği bedelin tahsilini talep etmiş; davalı ise sözleşmenin döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve döviz üzerinden kararlaştırılmasının hukuka uygun bulunduğunu savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, taraflar arasındaki sözleşme, ilgili mevzuat ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek; taraflar arasındaki sözleşmenin döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmesi niteliğinde olduğu, 32 Sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar ile bu Karara ilişkin Tebliğ kapsamında istisna hükümlerine tabi bulunduğu, bu nedenle sözleşme bedelinin Türk Lirasına çevrilmesinin zorunlu olmadığı ve davacının fazla ödeme iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı itibarıyla mahkemenin ulaştığı sonucun usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri karşısında mahkemenin maddi vakıaların tespiti ile hukuki nitelendirmesinde usul ve esas yönünden herhangi bir hukuka aykırılık veya isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../███████ tarih ve 2020/.. Esas, 2022/.. Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!