Emeklilik sebebiyle iş sözleşmesini fesheden müdürün kıdem, yıllık izin ve fazla çalışma alacakları ile feshin hakkın kötüye kullanımı olup olmadığı uyuşmazlığı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir çalışanın şirket şubelerinde satış danışmanı ve müdür olarak görev yaptığı dönemde, emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini haklı feshettiği iddiasıyla kıdem tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ve ağır fazla mesai ücreti alacaklarının ödenmemesi üzerine açtığı davanın temyiz incelemesini içermekte olup, davacının prim ödemeleri ve uzun çalışma saatlerine rağmen alacaklarının ödenmediğini ileri sürmesine karşılık, davalı işveren ise çalışanın disiplin sürecinden kaçınmak için emekliliği kötüye kullandığını, tüm izinlerini kullandığını ve üst düzey yönetici olarak mesai saatlerini kendisinin belirlemesi nedeniyle fazla mesai alacağı bulunmadığını savunarak ilk derece ve istinaf mahkemelerinin çalışanın lehine verdiği kararları temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SAYISI : ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 26.05.2010-07.10.2019 tarihleri arasında davalı Şirketin Bodrum’da bulunan şubelerinde satış danışmanı olarak çalışmaya başladığını ve son olarak müdür olarak görev yaptığını, kanunun aradığı prim ödeme gün sayısını ve sigortalılık süresini doldurması nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ancak davalı yanca kıdem tazminatının ödenmediğini, yıllık ücretli izinlerin kullandırılmadığını, davacının son olarak 5.100,00 TL brüt ücretle çalıştığını, 208,22 TL yol ücreti ile 495,00 TL yemek kartı ödemesi yapıldığını ve 45,92 TL sağlık ödeneği sağlandığını, ayrıca düzenli ve devamlı olarak prim ödemesi yapıldığını, davacının yaz dönemi olan mayıs–eylül aylarında günlük ortalama 12-14 saat, diğer aylarda günlük ortalama 10 saat çalıştığını, ayrıca mağazaların açılış, kapanış, taşınma, sayım vs. dönemlerinde günlük ortalama 20-24 saat çalıştığını, özellikle Nisan 2016- Mayıs 2016 döneminde ... ... mağazasında 1 ay süre ile ve ███████ döneminde de... mağazasında 1 hafta süre ile 20-24 saat çalışma yaptığını, yılda en az 2 defa yapılan sayım işlemlerinde de yine ortalama 20-24 saat çalışma yapıldığını, ... kayıtlarında da davacının haftalık 77,5 saat mesai yaptığının görüldüğünü ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacıdan 25.09.2019 tarihinde yazılı savunmasının istendiğini, davacının 01.10.2019 tarihinde yazılı savunmasını sunduğunu ve henüz işbu eyleminden dolayı ... disiplin prosedürü gereği verilecek disiplin cezası kendisine tebliğ edilmeden 07.10.2019 tarihinde emeklilik sebebiyle iş sözleşmesini feshettiğini, fesih hakkı kötüye kullanıldığından kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, davacının tüm yıllık izinlerini kullandığını, davacının yasal saatleri aşan çalışmasının olmadığını ve üst düzey yönetici olması nedeniyle mesai saatlerini kendisinin belirlediğini, ücretine ek olarak ekstra prim alan davacının fazla çalışma talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacı tarafından doldurulan mağaza müdürü geri bildirim formunda davacının fazla çalışma yapmadığını kendisinin beyan ettiği ve çalışma saatlerini de kendisinin düzenlendiğinin görüldüğünü, aksi kanaat hâlinde iş sözleşmesindeki düzenlemeden ötürü yıllık 270 saat üzeri fazla çalışma sürelerinin dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı emeklilik haklı nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, bakiye ücretli yıllık izin alacağının bulunduğu, işyeri puantajları ve tanık beyanlarına göre fazla çalışma yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, davalı vekilinin ileri sürmüş olduğu istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kamu düzenine aykırılık teşkil edecek bir durumun bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının Disiplin Kurulu kararını beklemeden iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, 2. Yıllık ücretli izinlerini kullandığını,3. Mağaza müdürü olduğundan kendi mesaisini kendisinin belirlediğini, fazla çalışma alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini emeklilik nedeniyle feshinin hakkın kötüye kullanılması olup olmadığı ve buna göre kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, yıllık ücretli izin ile fazla çalışma alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir:"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz"Aynı Kanun'un "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrası da şöyledir:"Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir."Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili dava dilekçesinde, davacının yaz dönemi olan mayıs–eylül aylarında günlük ortalama 12-14 saat, diğer aylarda günlük ortalama 10 saat çalıştığını, ayrıca mağazaların açılış, kapanış, taşınma, sayım vs. dönemlerinde günlük ortalama 20-24 saat çalıştığını, özellikle Nisan 2016- Mayıs 2016 döneminde ... ... mağazasında 1 ay süre ile ve ███████ döneminde de... mağazasında 1 hafta süre ile 20-24 saat çalışma yaptığını, yılda en az 2 defa yapılan sayım işlemlerinde de yine ortalama 20-24 saat çalışma yapıldığını beyan ederek fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarıyla ispat edilen dönem için yaz döneminde 09.00-00.00 saatleri arasındaki 15 saatlik çalışmadan 2 saat ara dinlenme düşülerek günlük 13 saat olmak üzere haftalık 78 saat çalışıldığı, yasal haftalık çalışma süresi olan 45 saatin mahsubuyla haftalık 33 saat çalıştığı; diğer dönemlerde ise 09.00-22.00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme düşülerek günlük 11,5 saatlik çalışmasının bulunduğu, haftalık 69 saat çalışıldığı ve 45 saati aşan 24 saat fazla çalışma yaptığı; davacının mağaza açılışı, kapanışı ve sayımlar nedeniyle ise ertesi gün işe geç başladığı gözetildiğinde günlük 18 saatlik çalışma süresinden 2 saat ara dinlenme düşülerek günlük 16 saat çalıştığı ve haftalık 51 saat fazla çalışma yaptığı ve bu sürenin yılın 14 haftasına tekabül ettiği değerlendirilerek hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada davacının talebinin aşıldığı görülmektedir. Şöyle ki davacı yaz dönemi olan mayıs-eylül ayları arasında günlük 12-14 saat çalışıldığını beyan etmiş olup bu dönem için günlük çalışma süresinin 13 saat olarak kabulü ile bu çalışmadan 2 saatlik ara dinlenme süresinin düşülmesi gerekmektedir. Kış dönemi için ise günlük çalışma süresinin 10 saat olarak belirlenerek buna göre ara dinlenme süresinin mahsubuyla hesaplama yapılmalıdır. Bunun yanı sıra davacı; mağaza açılışını Nisan-Mayıs 2016 dönemi için 1 ay, mağaza kapanışını Aralık 20 18... hafta olarak belirtmiş; yılda 2-3 kez gerçekleştirilen sayımlar nedeniyle günlük 20-24 saat çalışıldığını ve sayımların yıllık toplamda 1 haftaya karşılık geldiğini ifade etmiştir. Bu durumda sayım dönemlerine ilişkin fazla çalışmanın günlük 18 saat üzerinden değil, en az 3 saat ara dinlenme mahsup edilmek suretiyle günlük 15 saat ve haftalık 45 saat olarak hesaplanması ile bu çalışmaların ilgili yıl itibarıyla dikkate alınması gerekmektedir. Söz konusu hususlar gözetilmeksizin 2015 yılı için 14 hafta, 2016 yılı için 19 hafta boyunca haftalık 51 saat fazla çalışma yapıldığının kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.