Cenaze aracı şoförünün muvazaalı alt işveren ilişkisi iddiasıyla açtığı kıdem, ihbar, fazla çalışma ve tatil ücreti alacakları davasında husumet itirazına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bir cenaze aracı şoförünün haksız fesih, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ve bayram ücretleri gibi alacaklarını talep ettiği bu davada, iş sözleşmesinin muvazaalı olarak dava dışı bir şirket üzerinden kurulduğunu, asıl işverenin ise belediyeye bağlı davalı şirket veya belediye olduğunu iddia etmesine rağmen, ilk derece mahkemesi bilirkişi raporu doğrultusunda davacının asıl işvereninin dava dışı belediye olduğuna ve davalı şirketle arasında bir hizmet ilişkisi bulunmadığına hükmederek davayı husumet yokluğundan reddetmiştir.
9. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 8. İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.03.2017 tarihinden 24.02.2020 tarihine kadar davalı işverene ait işyerinde cenaze aracı şoförü olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin 24.02.2020 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin en son asgari ücret + asgari ücretin %50’si olacak şekilde aylık ücret aldığını, müvekkiline kıdem ve ihbar tazminatı ödenmediğini, müvekkilinin fazla çalışmasının olduğunu, davalıya ait işyerinde çalıştığı süre zarfında tüm resmî ve dinî bayramlarda ve diğer ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını; ancak çalışmalarının karşılığı ücretin ödenmediğini, ücretin eksik ödendiğini, müvekkilinin iş sözleşmesinin kurulduğu andan itibaren davalı tarafça kurulan muvazaalı iş sözleşmesinden dolayı ücret ve diğer hak kaybına uğradığını, cenaze ve cenaze nakil işlerini yapmanın Belediyelerin asıl işi olduğunu, müvekkilinin cenaze arabası şoförü olarak davalı tarafa ait işyerinde asıl işlerden olan cenaze nakil işini ifa etmesine rağmen muvazaalı olarak dava dışı ... .... ve .... . . . . (... Şirketi) üzerinden çalıştırılmış gibi gösterildiğini, dava dışı ... Şirketinin işyerinde hiçbir çalışma organizasyonu ve çalışma alanı olmadığını, müvekkilinin davalı işyerinde davalının kadrolu çalışanlarıyla aynı ortamda çalışıp davalı asıl işverenden/yöneticilerden emir ve talimatlar aldığını, müvekkilinin davalı işyerinde aynı işi yapan davalının kadrolu işçisi konumundaki ...., .... ve .... ile aynı işi yapmasına rağmen bu emsal işçilerden daha düşük ücret aldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fark ücret ve eksik ödenen ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davaya husumet yönünden itiraz ettiklerini, cenaze işlerinin ... (Belediye) tarafından yürütülen bir iş olduğunu, Belediye iştiraki olan müvekkili Şirketin ihale yoluyla Belediyenin yönettiği bu organizasyona yalnız işçi temin ettiğini, davacının muvazaa iddiasında bulunduğu işin asıl işvereninin Belediye olduğunu, davacının sigorta girişi ve aylık ücret ödemesinin müvekkili Şirketçe yapılmadığını, davacı ile müvekkili Şirket arasında işçi işveren ilişkisi kurulmadığını, muvazaalı ilişkide olduğu iddia edilen ... Şirketi ile müvekkili Şirket arasında hiçbir ticari ya da hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkili Şirkette çalışan bütün işçilerin ücretlerinin banka kanalıyla ödendiğini, müvekkili Şirkette çalışan işçilerin tahakkuk ettirilen ücretler üzerinden sigorta primlerinin ödendiğini, davacının müvekkili Şirketle hiçbir ilgisi olmadığından müvekkili Şirkette davacıya ait özlük dosyası, ödeme belgesi, bordro bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. İhbar olunan Belediye vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili Belediyenin personeli olmadığını, davacı ile müvekkili İdare arasında hizmet ilişkisi kurulmadığını, müvekkili Belediyenin ihale makamı olduğunu, davacının müvekkili Belediyenin değil ... Şirketinin personeli olduğunu, davacının işvereni ... Şirketinden edinilen bilgiye göre iş sözleşmenin ... Şirketi tarafından feshedildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağının olmadığını, davacıya ihale kapsamında ödenmesi gereken tüm ödemelerin yapıldığını, uzak yola gidildiğinde çift şoför kullanıldığını, davacının 8 saatten fazla araç kullanmasının söz konusu olmadığını, gece vardiyasında devamlı çalışma olmadığını, fazla çalışma yapılmış olması hâlinde fazla çalışmasına karşılık izin kullandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi heyet raporuna göre davacının dava dışı ... Şirketinin sigortalı işçisi olduğu, davacının dava dışı Belediyenin Mezarlıklar Şube Müdürlüğünde cenaze aracı şöförü olarak çalıştığı, aynı iş yerinde davalıya bağlı şoförlerin de bulunduğu, ancak davacının işvereni olan ... Şirketi ile hizmet alımına ilişkin sözleşmenin dava dışı Belediyece yapıldığı davacının asıl işvereninin dava dışı Belediye olduğu, davacı ile davalı arasında hizmet ilişkisi olarak bir bağlantının bulunmadığı gerekçesiyle husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki ... kayıtları, davacıya ait sunulan iş sözleşmesi ve dava dışı Belediye ve dava dışı ... Şirketi arasındaki hizmet alım sözleşmesi dikkate alındığında, davacının dava dışı ... Şirketinin sigortalı işçisi olduğu, iş sözleşmesinin bu Şirket tarafından sona erdirildiği, dava dışı bu Şirket ile Belediye arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre de davacının dava dışı Şirket çalışanı olduğu, dava dışı ... Şirketi çalışanları ile davalı ... Şirketin çalışanlarının aynı işyerinde bulunduğu, davalı Şirketin 13 tane sigortalısının alt işveren işçisi olarak cenaze aracı şöforü olarak çalıştığı, asıl işveren konumundaki Belediyenin işlerini gördüğü, Belediyeden ayrı özel hukuk tüzel kişisi olan davalı Şirket ile davacı arasındaki iş sözleşmesinin varlığının ve davalı Şirket ile dava dışı ... Şirketi arasındaki muvazaa iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Cenaze taşıma işinin bizzat davalı ...'nin kadrolu işçileri tarafından yerine getirildiğini ve ...'nin işbu hizmeti yürüttüğünün açık olduğunu,
2. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının asıl işvereninin Belediye olduğu kabul edilecek olursa, Belediyenin %99,99 hissesine sahip olduğu ...'nin 1978 yılında ... Belediyesi bünyesinde ... halkına yönelik sosyal hizmetleri yerine getirmek amacıyla .... ve Yatırım ... adı altında kurulduğunun açık olduğunu,
3. Kuruluş amacı personel istihdamı olan davalı Şirketin aslında Belediyeye ait cenaze işlerini yerine getiren iştirak Şirketi olduğunu her halükarda Belediye ve Belde Şirketinin sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, husumetin doğru yöneltilip yöneltilmediğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!