İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, hizmet alacağından kaynaklanan itirazın iptali davasında faturaların ve iade faturalarının geçerliliği ile ticari defterlerin ispat gücüne ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalıya verdiği kurumsal danışmanlık ve ek hizmetler karşılığında ödenmeyen ücretler ile davalının süresinden sonra düzenlediği iade faturalarına karşı açtığı itirazın iptali davasını ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, davalının faturalara süresinde itiraz etmeyerek içeriği kesinleşen alacağa ilişkin hizmetin alınmadığını ispatlayamaması ve kendi defter kayıtlarına göre borçlu olması sebebiyle, davalının 60.193,70 TLlik icra takibine itirazını kısmen iptal ederek takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmetmiş; davalı ise hizmetin eksik verildiğini, kendi ticari defterlerinin kesin delil niteliği taşıdığını ve davacı defterlerinin usulsüz olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ EsasKARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 13. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ:█████/2022NUMARASI:████████ Esas, ████████ KararDAVA:İTİRAZIN İPTALİKARAR TARİHİ:█████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında Nisan 2015 tarihinden bu yana ... Hizmeti ilişkisi mevcut olduğunu ve bu kapsamda aylık kurumsal danışmanlık hizmetinin verildiğini, bu hizmet karşılığında aylık fatura kesildiğini, ekstra işlerin de e-fatura sistemi üzerinden ayrıca faturalandırıldığını, davalının, ödemeleri aksattığı gibi ayrıca █████/2019 tarihli 13.000,00 TL, 11,016,95 TL ve 6.500,00 TL bedelli iade faturaları kestiğini, tebliğ edilen bu faturalar üzerine müvekkili tarafından keşide edilen ihtarname ile işbu iade faturalarının kabul edilmediği bildirilerek bugüne kadar ödenmemiş olan bütün cari borcun tamamının ödenmesinin ihtar edildiğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin merkez adresi itibariyle genel yetki kuralı uyarınca Sakarya Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin, davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının, müvekkili şirkete davaya konu hizmeti sunduğunu ispat yükümlülüğü altında olduğunu, cari hesap ilişkisine dayalı alacağın likit olmadığını, TTK'nun 21. maddesi bir ispat kuralı olduğundan faturaya itiraz edilmemesinin herhangi bir hak kaybına yol açmadığını, icra inkar tazminatı ve vekalet ücreti alacağına iptal edilen miktar üzerinden hükmedilebileceğini, müvekkili şirketi hak kaybına uğratmamak için zamanaşımı definde bulunduklarını belirterek davanın reddine ve % 20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; her iki tarafın da e-defter kullandığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen █████/2018 tarihli 15.340,00 TL bedelli ve 7.670,00 TL bedelli faturaların davalı tarafından kendi defter-i kebirine █████/2018 tarihinde ... ve ... nolu yevmiye ile kaydedildiği, davacı tarafından davalı adına düzenlenen █████/2018 tarihli 13.000,00 TL bedelli faturanın davalı tarafından kendi defter-i kebirine █████/2018 tarihinde ... nolu yevmiye ile kaydedildiği, davalının faturalara karşı 8 günlük itiraz süresi dolduktan sonra █████/2019 tarihli 3 adet 13.000,00 TL, 7.670,00 TL ve 15.340,00 TL tutarlı iade faturası düzenleyerek davacıya gönderdiği, davacı tarafından süresinde iade faturalarına itiraz edildiği, bu durumda emsal yargıtay kararlarına göre fatura içeriğinin kesinleştiği, aksinin yani faturaların içeriğinine konu hizmetin alınmadığının ispat yükünün davalıya geçtiği, ancak davalı tarafından aksinin ispatlanamadığı, bu nedenle davalı tarafça düzenlenen iade faturalarının kabul edilemeyeceği, davalının kendi defterlerine göre 20.112,43 TL davacıya borçlu olduğu ve bu miktarın üzerine 36.010,00 TL'nin de eklenmesi gerektiği, ayrıca davalı tarafça davacı cari hesabına "virman" açıklaması ile borç kaydedilen 4.071.27 TL'nin dayanağı belge sunulmadığından bu tutarın da davacı alacağına eklenmesi gerektiği, buna göre davacının, davalıdan olan alacak miktarının toplam 60.193,70 TL olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yönelik itirazının 60.193,70 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın likid olması nedeniyle 12.038,74 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı tarafça hizmetin gereği gibi verilmediği ve eksik olduğu hususunun müvekkili tarafından kendilerine bu dönemlere ilişkin olarak iade faturaları kesilmesinden anlaşılabileceğini, bu hususun davalı müvekkili şirketin defter ve kayıtlarıyla da ispatlandığını, Yargıtay tarafından kabul edildiği üzere, ticari defterlerin kesin delil olduğunu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığını, buna göre müvekkilinin, usulüne uygun tuttuğu ve kendisi lehine delil teşkil ettiği noktasında tereddüt bulunmayan defter kayıtlarındaki hususlar artık tartışılmaz olduğundan bunun aksini kanıtlayamayan davacının davasının reddi gerektiğini, █████/2022 tarihli rapordan da görüleceği üzere davacı tarafın defterlerinin usulüne uygun olmadığını, davacının, davasını bu defterlerle ispatının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin 3 adet iade faturasının 2019 yılı içinde olmasına rağmen davacının bu yıla ait muavin defter kaydının sunulmadığından incelenmediğini, ayrıca davacının 2020 yılı yevmiye defteri kapanış maddesinde müvekkili şirketin borç bakiyesi 66.093,70 TL olarak yer aldığı halde davacının bu bakiyeyi icra takibine 70.426,40 TL olarak nakletmeyi başardığını, bu hususlara yönelik itirazlarına rağmen mahkemece eksik incelemeye dayalı karar verildiğini, alacak tutarı yargılamayı gerektirdiği halde müvekkili aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesinin yanlış olduğunu, TTK'nun 21. maddesi bir ispat kuralı olduğundan faturaya itiraz edilmemesinin herhangi bir hak kaybına yol açmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 23. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 70.426,40 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Dava konusu icra takibinde borcun sebebi "cari fatura alacağı" olarak gösterilmiş ise de, Yargıtay HGK'nın ███████-1634 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişki devam ettiğinden ve belirli bir hesap dönemine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yapıldığından takibe konu alacağın açık hesap ilişkisinden kaynaklandığını kabul etmek gerekir.Davalının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla mahal mahkemesine yazılan talimat üzerine iki farklı bilirkişiden rapor alındığı görülmüştür.Bilirkişi tarafından sunulan █████/2020 tarihli raporda; davalının e-defter mükellefi olduğu, inceleme yapılan döneme ait defter açılış ve kapanış e-defter beratlarının mevcut olduğu, davalıya ait defterlerin TTK, VUK, muhasebe tek düzen hesap planı ve diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olduğu, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 20.112,43 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında █████/2019 tarihinden sonra ticari bir ilişkinin olmadığı belirtilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan █████/2020 tarihli ek raporda; davalının ticari defterinde █████/2018 tarih ve 13150 yevmiye kaydında işlenmiş olan 15.000,00 TL nakit havale ile █████/2019 tarihli 13.000,00 TL, 7.670,00 TL ve 15.340,00 TL olarak işlenmiş olan iade faturaları olmak üzere toplam 51.010,00 TL'nin davacının 70.426,40 TL bedelli işlem döküm belgesinde kayıtlı olmadığı, bunların işlenmiş olması halinde davacının, davalıdan 19.416,40 TL alacaklı olacağı belirtilmiştir.Farklı bilirkişi tarafından sunulan █████/2021 tarihli raporda; davalının e-defter mükellefi olduğu, inceleme yapılan döneme ait defter açılış ve kapanış e-defter beratlarının mevcut olduğu, davalıya ait defterlerin TTK, VUK, muhasebe tek düzen hesap planı ve diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak düzenlenmiş olduğu, davacının █████/2020 tarihi itibariyle davalıdan 20.112,43 TL alacaklı olduğu belirtilmiş olup █████/2021 tarihli ek raporda ise, bilirkişinin görüşünde bir değişiklik olmadığı anlaşılmıştır.Talimat mahkemesine yazılan müzekkere üzerine düzenlenen bilirkişi raporlarından sonra davacının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla mahkemece bilirkişiden rapor alındığı görülmüştür.Bilirkişi tarafından sunulan █████/2022 tarihli raporda; davacı şirketin 2015-2016-2017-2018-2019 yıllarına ait ticari defterleri ve 2016-2017-2018 dönemlerine ait muavin defter dökümleri ile 2019-2020 yıllarına ait detay mizanlarnın incelendiği, ticari defterlerin açılış ve yevmiye defteri kapanış onayları yasal süresinde yaptırılmış olduğundan davacı şirket defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığının kanaatine varıldığı, tarafların 2015-2016 dönem sonlarındaki bakiyelerinde mutabakat olduğu, 2017-2018 dönem sonlarındaki bakiyeler arasında 9.971,27 TL fark olduğu, farkın takip tarihi itibariyle 45.981,27 TL'ye ulaştığı, 9.971,27 TL olan farkın 4.071,27 TL'lik kısmının davalı şirket kayıtlarında █████/2017 tarihinde "virman" açıklaması ile davacı şirkete borç kaydedilen tutardan kaynaklandığı, ancak davacı şirket kayıtlarında yer almayan bu işleme dayanak belge ve bilgiye rastlanmadığı, 5.900,00 TL'lik kısmının ise davacı şirket kayıtlarında █████/2017 tarihinde... fatura nedeniyle davalı şirkete borç kaydedilen tutardan kaynaklandığı, dosyada fatura suretinin bulunmadığı, takip tarihi olan █████/2019 tarihi itibariyle 9.971,27 TL olan farkın 36.010,00 TL artarak 45.981,27 TL'ye ulaştığı, bu farkın sebebinin ise █████/2019 tarihinde davalı tarafça düzenlenen 3 adet iade faturasından kaynaklandığı, anılan faturaların, davacı şirket tarafından keşide edilen █████/2019 tarihli ihtarname ile iade edildiğinden davacı kayıtlarına alınmadığı belirtilmiştir.Uyuşmazlık, davacının icra takibi kapsamında davalıdan alacaklı olup olmadığı ile miktarı hususlarında toplanmaktadır."...Faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafta olup davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın m.222 (TTK'nın 84. ve 85.) madde hükümleri uyarınca ispatlamış olur...." (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı)."...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).Somut olayda, her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacının kendi ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 66.093,70 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinin incelendiği talimat yoluyla aldırılan bilirkişi raporu ile ise, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 20.112,43 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı █████/2018 tarihli 15.340,00 TL, █████/2018 tarihli 7.670,00 TL ve █████/2018 tarihli 13.000,00 TL bedelli faturalar için davalı tarafından █████/2019 tarihinde iade faturası düzenlenmiştir. Yapılan bu tespit ve açıklamalar ile yukarıda yer verilen Yargıtay içtihatları da dikkate alındığında, 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesine göre faturaya itiraz süresinin 8 gün olduğu, davalının █████/2018 tarihli 15.340,00 TL, █████/2018 tarihli 7.670,00 TL ve █████/2018 tarihli 13.000,00 TL bedelli faturaları ticari defterlerine kayıt ettiği bu tarihlerden itibaren yasal 8 günlük süre geçtikten sonra iade faturası düzenlediğinin anlaşıldığı, buna göre faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan fatura nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle bu anlamda ispat yükümlülüğünü yerine getirdiğinin söylenemeyeceği, ayrıca davalı tarafça davacı cari hesabına "virman" açıklaması ile borç kaydedilen ancak davacı şirket kayıtlarında yer almayan 4.071,27 TL'nin dayanağı belgenin sunulmadığı hususları nazara alındığında davalının ticari defterlerine göre davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu 20.112,43 TL'lik tutara bu miktarlar eklendiğinde davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 60.193,70 TL alacaklı olduğu, öte yandan alacağın ticari defterlerin incelenmesi suretiyle tespit edilmesi sebebiyle davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan takip konusu alacağın likit olması sebebiyle davacının icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olduğu anlaşılmakla mahkemece tesis edilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından yatırılan 1.027,96 TL harçtan mahsubu ile bakiye 295,96 TL harcın karar kesinleştiğinde ve taleb halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026