İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin ayıplı araç satışından kaynaklanan tazminat davasında gizli ayıp ihbar yükümlülüğünü inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının satın aldığı sıfır kilometredeki aracın kısa süre sonra başlayan ve motor değişimi dahil defalarca servise götürülmesine rağmen giderilemeyen ciddi yağ eksiltme sorunları nedeniyle ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya değer kaybının tazminini talep ettiği bir davaya ilişkindir; davalı ise ayıp ihbar süresinin kaçırıldığını ve aracın ayıplı olmadığını savunurken, ilk derece mahkemesi ticari satışlarda ayıp ihbarı yükümlülüğü ve özellikle gizli ayıplar için geçerli olan süreleri değerlendirmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVA : TAZMİNAT
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında 24.03.2020 tarihinde .. renkte ve .... model (sıfır km.) 1adet .... araç satış sözleşmesi yapıldığını ve aracın 24.03.2020 tarihinde 101.145,75-TL ücretle satışının gerçekleştirildiğini, ancak araçta yaklaşık 3 ay sonra yağ eksiltme şikayeti başladığını, aracın yetkili servise götürüldüğünü, ancak 1 yıl içinde defalarca servise götürüldüğü halde sorunun giderilemediğini, aracın 28.12.2020 tarihinde komple motorunun değiştirildiğini, araçta toplam 79.497,83 TL tutarında bakım ve değiştirme işlemi yapıldığını, ama sorunun giderilemediğini, müvekkilinin davalıdan satın almış olduğu aracın öncelikle ayıpsız misli ile değiştirilmesine, şayet aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile ileride yapılacak bilirkişi tespitinde aracın ayıplı bedeli ile ayıpsız bedeli arasındaki bedel indiriminin tespit edildiğinde tazminat talebini artırmak üzere şimdilik 100,00 TL'nin aracın satış tarihi olan 24.03.2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının aracını 24.03.2020 tarihinde teslim almasına rağmen ayıp ihbar yükümlülüğünü yasal süresi içerisinde yerine getirmediğini, davasını 04.09.2021 tarihinde ikame ettiğini, davacının varlığını iddia ettiği ayıpların, aracın davalıya teslimi sırasında mevcut olduğunun ispat yükünün davacı taraf ait olduğunu, dava konusu araçta teknik bir arızanın veya herhangi bir ayıbın bulunmadığını, araçlarda bir miktar yağ eksilmesinin normal olduğunu, eksilmenin yüksek çalışma sıcaklığı sonucu yağın buharlaşması nedeni ile oluştuğunu, dava konusu aracın kullanım kitapçığında yazan şekliyle 1.000 km'de 500 ml'yi geçen bir yağ tüketimi olmayan aracın üretimden ayıplı olduğunun iddia edilemeyeceğini, bozucu yenilik doğuran haklardan onarım hakkının kullanılmakla davacının diğer seçimlik haklarını tüketmiş durumda olduğunu, tüketmiş olduğu başka bir seçimlik hakkını bu kez dava yolu ile isteyemeyeceğini, dava konusu araçta herhangi bir ayıp bulunmadığını, araçta hiçbir şekilde kronik arızanın bulunmadığını, aracın halen davacı tarafça sorunsuz olarak kullanıldığını, aracın tamamı ile onarılmış olduğunu, kilometresinin arttığını, maldan yararlanmaya engel halinin bulunmaması nedeni ile ispatlanamayan davanın reddine, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "...Dava: Ticari satışta ayıp nedeniyle, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi veya ayıp nedeniyle araçta oluşan değer kaybı oranında bedelde indirim seçimlik haklarının kullanıldığı davadır.
Ayıp; Ticari satışlarda, satılandaki ayıbın teslim sırasında açıkça belli olması durumunda, alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerekmektedir. Açıkça belli olmayan ayıplarda ise alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmek, inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, bu durumu yine aynı süre içinde satıcıya bildirmek zorundadır,(TTK m. 23/1-c). Aksi takdirde alıcının ayıptan doğan seçimlik hakları kullanması mümkün değildir.
Açık ayıplar bakımından durum bu olmakla birlikte, olağan bir gözden geçirmeyle anlaşılamayacak ve sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar bakımından farklı bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. TTK m. 23/1-c hükmünün son cümlesinde, diğer durumlarda TBK m. 223 hükmünün uygulanacağı belirtilerek, tacirler arası ticari satışlarda gizli ayıplar bakımından iki ve sekiz günlük sürelerin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre, alıcının gizli ayıp nedeniyle ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanabilmesi için satılanda ortaya çıkan ayıbı hemen (uygun bir süre içinde) satıcıya bildirmesi zorunludur (TBK m. ██████. Ayıp ihbarı, TTK m. 18/2'de sayılan ihbarlardan olmadığından, tacirler arasında dahi olsa ayıp ihbarının belirli bir şekilde yapılması gerekmez.
Satış hukuku bakımından ayıp, satılanda satıcı tarafından bildirilen ya da kullanım amacı gereği satılanda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması, satılandaki nitelik eksikliğidir. Satıcının ayıptan doğan sorumluluğu, kusurdan bağımsız bir sebep sorumluluğudur. Alıcı, muayene ve ihbar külfetlerini yerine getirmek koşuluyla, satıcının kusuru olmasa dahi TBK m. 227/1'de sayılan seçimlik haklarını kullanabilir. Satıcının kusuru, yalnızca genel hükümlere tabi olan tazminat talebi bakımından önem taşımaktadır (TBK m. 227/2; TBK m. 112).
Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre;Taraflar arasında 24.03.2020 tarihinde KDV Dahil 101.145,75 TL bedelli ... şasi numaralı ... araç için satış sözleşmesi yapıldığı anlaşılmıştır. 30.06.2020 tarihinde 4.252 km.de iken davalı ... A.Ş. Yetkili Servisine yağ eksiltme şikayeti ile götürüldüğü, 04.12.2020 tarihinde 29.462 kilometreye kadar kronolojik olarak 8 kez davalı servise götürüldüğü, aracın yağ eksiltmesi ile ilgili olarak ne gibi ölçümler yapıldığı, aracın kaç kilometrede ne miktarda yağ eksilttiği, araç ekranında yağ eksilmesi ile ilgili delil sunulmadığından tespit yapılamadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafından 28.12.2020 tarihinde araç 30.662 kilometrede iken komple motor değişimi yapılmış olduğu, 31.03.2022 tarihli keşifte 95.189 km de bulunduğu (64.527 km. Çalışmış) araç motorunun niçin değiştirildiğine dair davalı servisin herhangi bir belge sunmadığı, dizel motora sahip araçların normal bakım, normal arazi ve sürüş koşullarında ortalama 400.000 km. — 500.000 km. yapabileceği, 24 .03.2020 tarihinde sıfır olarak davalı tarafından satışı yapılan .... şasi numaralı .... araca ait dizel motorun satışı takiben 9 ay sonra 30.662 km. de motorunun komple değiştirilmesinin, teknik olarak normal sayılayacağı, bu nedenle araç motorunun ayıplı olduğu tespitinin yapıldığı görülmüştür.
24.03.2020 tarihinde davacıya ait araç motorunun değiştirilmesini takiben 10.02.2021 de ve 36.302 km. de aracın “Yağ Seviye Kontrol” uyarısı gösterdiği, 5.640 km. çalıştığı anlaşılan aracın sürücüye bu uyarıyı vermesinin ve aracın 26.02.2021 de 38.745 km. de Periyodik Bakıma Girdiği yani komple motor yağının ve filtresinin değiştiği, bu tarihten sonra 24.06.2021 tarihinde ve 52.617 km. de yani yağ değişiminden 13.872 km. sonra aracın yağ kontrol uyarısı vermesi normal kabul edilebileceği anlaşılmıştır.
Dava konusu aracın tramer kayıtlarına göre; 01.08.2021 ve 05.10.2020 tarihli hasar kayıtlarının bulunduğu, davacı vekilinin 30.03.2022 tarihli dilekçe ekinde motor arızasına ait olarak sunduğu 21.02.2022 tarihli faturanın fatura içeriğinde yer alan parçaların aracın motor yağı eksiltmesi arıza ve olayı ile ilgili olmadığı, ayıplı motorun değiştirilmesi sonrasında araçtaki sorunun giderildiği ve aracın daha sonra verdiği yağ kontrol uyarısı ile yapılan parça değişimlerinin motordaki ayıpla ilgisinin bulunmadığı, 5.640 km. çalıştığı anlaşılan aracın sürücüye bu uyarıyı vermesi normal olduğu anlaşılmıştır.
Tüm Dosya Kapsamına göre; Satılan aracın motorunun ayıplı olduğu ve bu ayıbın gizli ayıp niteliği taşıdığının tespit edildiği, davacı tarafından noter aracılığıyla yapılmış bir ayıp bildirimi bulunmamakla birlikte, davacı tarafın çeşitli tarihlerde satılanda meydana gelen arızalar nedeniyle aracı yetkili servise götürdüğü, 28.12.2020 tarihinde araç 30.662 kilometrede iken yetkili servis tarafından komple motor değişiminin yapıldığı, satılandaki gizli ayıbı uygun bir süre içinde davalıya bildirilmiş olduğunun kabul edilebileceği, davacının aracı servise götürerek motordaki gizli ayıbı bildirmesinin ardından 28.12.2020 tarihinde komple motor değişiminin yapılması, davacının TBK m.227/1'deki seçimlik haklarından “ücretsiz onarım” hakkını kullandığı, seçimlik haklarından birini kullanan alıcının, daha sonra bundan vazgeçerek başka bir seçimlik hakkını kullanamayacağı, alıcının TBK m. 227/1'deki diğer seçimlik haklarını ancak satılandaki ayıbın onarıma rağmen giderilememesi durumunda mümkün olabileceği, ayıplı motorun değiştirilmesi sonrasında araçtaki sorunun giderildiği ve yağ kontrol uyarısı ile daha sonra yapılan parça değişimlerinin motordaki ayıpla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla dava konusu araçtaki ayıbın giderildiği ve davacının TBK m. 227/9'deki diğer seçimlik haklarını kullanamayacağı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Davacının davasının REDDİNE'' karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında 24.03.2020 tarihinde, ... renkte ve... model sıfır km yeni aracın 1 adet .... satış sözleşmesi yapıldığını, 24.03.2020 tarihinde 101.145,75 TL ücretle satış işleminin gerçekleştirildiğini, ancak satıştan yaklaşık 3 ay sonra araçta yağ eksiltme şikayetlerinin başladığını, müvekkilinin sıfır km (orijinal) olarak aldığı araçtaki şikayeti için derhal yetkili servise gittiğini, aracın yaklaşık 1 yıl içinde defalarca servise götürülmesine rağmen sorunun giderilemediğini, aracın yağ eksiltme şikayeti devam ettiği için 30.11.2020 tarihinde yağ seviyesinin kontrol edilip, sağ motor kulağının değiştirildiğini, ancak sorunun yine giderilemediğini, aynı şikayetle 04.12.2020 tarihi servise gidildiğini, sorunun çözülemediğini, 28.12.2020 tarihinde ise, komple motorun değiştirildiğini, araçta toplam 79.497,83 TL tutarında bakım ve değiştirme işleminin yapıldığını, sorunun giderilemediğini, 10.02.2021 tarihinde yokuş kontrol ve yağ seviyesinin kontrolünün yapılmak üzere 26.02.2021 tarihinde yağ filtresi, hava filtresi, motor yağı eksiklerinin giderilip bakımlarının yapıldığını, 11.06.2021 tarihinde ön camların açılıp kapanmıyor şikayetiyle, en son olarak müvekkilinin 24.06.2021 tarihinde yine yağ eksilmesi şikayetiyle başvuruda bulunduğunu, 210600093 fatura numarasıyla işlem yapıldığını, kısa bir dönem içerisinde bu kadar onarım ihtiyacı duyan ve ayrıca onarımlara rağmen ayıbın giderilememesinin, aracın belirtilen niteliklere sahip olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesi uyarınca, satıcının, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması nedeni ile sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olacağını, satıcının, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin bu kadar emek, zaman sarf etmesine ve maddi açıdan zarara uğramasına rağmen araçtaki problemlerin giderilemediğini, müvekkilinin aracını almış olduğu ilk günden beri motor yağ eksilttiğini, ayrıca faturaların incelendiğinde; müvekkilininin aracında başka arızaların da bulunduğunun görüleceğini, kısa bir dönem içerisinde bu kadar çok onarım ihtiyacı duyulan aracın, objektif olarak belirtilen nitelikte olmaması nedeni ile ayıplı mal sıfatını taşıdığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanarak ayıplı malın, ayıptan ari misli ile değiştirilmesi talep etme zorunluluklarının doğduğunu, mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti tarafından hazırlanmış olan bilirkişi raporunda "sonuç olarak, ayıplı motorun değiştirilmesi sonrasında araçtaki sorunun giderildiği ve aracın daha sonra verdiği yağ kontrol uyarısı ile yapılan parça değişimlerinin motordaki ayıpla ilgisinin bulunmadığı tespit edildiği" nin belirtildiğini, rapora karşı süresi içinde itiraz edildiğini ve ayrıca dava dosyasına uzman görüşünün sunulduğunu, ilk derece mahkemesinden dava dosyasına sunulan uzman görüşü ve itirazlarının esas alınarak yeniden bilirkişi raporu tanzim ettirilmesinin talep edildiğini, ancak ilk derece mahkemesince, dosyaya sunulan uzman görüşü ve itirazlara rağmen dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmeksizin karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin kararının karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayandırıldığını, eksik ve karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm kurulan mahkeme kararının kanuna aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı tarafça davalıdan satın alınan dava konusu aracın üretimden kaynaklı ayıplı olduğu iddiası ile ayıpsız misli ile değiştirilmesi istemine yöneliktir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " dava konusu araçtaki ayıbın giderildiğini ve davacının TBK'nın 227/9 maddesindeki diğer seçimlik haklarını kullanamayacağının anlaşıldığından davacının davasının reddine " karar verilmiştir.
İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
6102 Sayılı TTK'nın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23. maddesine göre " Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
TBK 219 maddesine göre;" Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.
TBK 223. maddesine göre ise " Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
Yine TBK'nın" Satıcının ağır kusurunun sonuçları" başlıklı 225. maddesine göre "Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımında da aynı hüküm geçerlidir.
TBK 231. maddesine göre de " Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
TBK'nun 227.maddesinde ise satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde ayıp nedeniyle alıcının seçimlik hakları düzenlenmiştir. Bu maddeye göre;
"satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir:
1.Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme.
2.Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme.
3.Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme.
4.İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.
Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.
Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.
Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.
Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir. " şeklindedir.
Dava konusu somut olayda; Davacı tarafça öncelikle TBK 227/4. maddesi gereğince dava konusu aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise ayıp oranında satış bedelinden indirim talep edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dava konusu araçtaki ayıbın giderildiği ve davacının TBK'nın 227. maddesindeki diğer seçimlik hakları kullanamayacağı gerekçesi ile davasının reddine karar verilmiştir.
Davaya konu araç 24.03.2020 tarihinde KDV dahil 101.145,75-TL TL bedelle davalıdan satın alınmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan rapora göre yağ eksiltme şikayeti olan dava konusu aracın üretimden kaynaklı olarak gizli ayıplı olduğu, ayıp nedeni ile değişimi yapılan motor bedelinin 76.943,30 TL olup araç bedelinin yaklaşık %76'sına denk geldiği, davacıya ait aracın motorunun 28.12.2020 tarihinde araç 30.662 kilometrede iken komple değiştirildiği, 31.03.2022 tarihli keşifte 95.189 km de olduğu ve 64.527 km. Çalıştırılmış olduğu, ayıplı motorun değiştirilmesinden sonra ayıbın giderilmiş olduğu, aracın daha sonra verdiği yağ kontrol uyarısı ile yapılan parça değişiminin davaya konu motor arızası ile ilgisinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacı tarafa dava dilekçesindeki seçimlik haklarından hangisini kullanacağı açıklattırılmamış olmakla birlikte davacı tarafça istinaf dilekçesinde açıkça TBK 227. maddesi gereğince satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini talep ettiği görülmüştür.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, mahkemece hükme esas alınan rapora göre davaya konu araçta üretimden kaynaklı gizli ayıp bulunduğunun ve komple motor değişimi ile ayıbın giderilmiş olduğunun ve daha sonra oluşan arızaların dava konusu ayıpla ilgisinin bulunmadığının tespit edilmiş olmasına göre, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
7-Kararın resen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!