İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kaba yapı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ticari alacağın tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davası hakkında verilen istinaf kararı.
Özet: Davacı yüklenicinin, davalı işveren ile arasındaki kaba yapı işi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, davacının edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini ve davalının ayıplı ifa iddiasını ispatlayamadığını belirterek, itirazın kısmen iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmetmiş olup, davalı bu kararı, faturaya itiraz edilmemesinin borcun varlığını ve edimin gereği gibi ifa edildiğini tek başına göstermediği, işin ayıplı yapıldığı ve davacının kötü niyetli takip başlattığı gerekçeleriyle istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ : █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVADavacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında İstanbul ... Projesi inşaatı kaba yapısı işinden dolayı ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin bakiye alacak olarak davalı dan 457.505,77 TL alacaklı olduğunu, davalı taraf mükerrer kez ikaz edilmesine rağmen borcunu ödememesi üzerine.... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini iddia ederek davalının haksız itirazının iptalini takibin devamına, %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili, davacının faturalara konu kaba yapı işlerini ayıplı ve eksik ifa etmesi nedeni ile tanzim ettiği faturalardan dolayı davalı tarafın borcunun olduğunun kabul edilemeyeceğini, sözleşmeye konu hizmetin ayıplı teslim nedeni ile müvekkilinin davacı tarafa borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini, kötü niyetli takip alacaklısının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, davacının taraflar arasında imzalanan ....03.2018 tarihli “.... ... Projesi İnşaatı Birim Fiyat Usulü Yapım İşleri Kaba İnşaat İşleri Sözleşmesi” kapsamında üstlendiği işlerden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, davalının süresinde itirazı üzerine takibin durduğu, taraflar arasında ticari ilişki ile faturaya ve cari hesaba dayalı bir hukuki ilişkinin bulunduğu, taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve her iki taraf lehine delil niteliği taşıdığı, davacı yüklenicinin sözleşme kapsamındaki edimlerini eksiksiz yerine getirdiği, bu kapsamda düzenlenen üç hakedişten birinci ve üçüncüsünün ihtirazi kayıtsız imzalandığı, ikinci hakedişte taraf imzası bulunmamakla birlikte üçüncü hakedişte ikinci hakediş kapsamındaki imalatların da yer alması nedeniyle ikinci hakedişin de kabul edilmiş sayılması gerektiği, davalı tarafça işlerin ayıplı ve eksik yapıldığı ileri sürülmüş ise de buna ilişkin herhangi bir delil veya süresinde yapılmış ayıp ihbarı sunulmadığı, bilirkişi incelemesi ile davacının alacaklı olduğunun tespit edildiği, alınan raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın belirlenen miktar üzerinden iptaline ve takibin takip talebindeki şartlarla devamına, hakediş alacağının faturalandırılmış ve hesaplanabilir nitelikte olması nedeniyle likit alacak kabul edilerek hüküm altına alınan asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.IV. İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili istinafında, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, faturaların içeriğine süresinde itiraz edilmemiş olmasının tek başına borcun varlığını ve davacının alacağa hak kazandığını göstermeyeceğini, faturanın yalnızca satılan mal veya yapılan işe ilişkin ticari belge niteliğinde olduğunu, faturaya konu hizmetin ayıpsız ve sözleşmeye uygun şekilde ifa edildiğinin ayrıca ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın sözleşme kapsamındaki hizmeti eksik ve ayıplı şekilde yerine getirdiğini, bu nedenle faturaya dayalı olarak alacak talep edemeyeceğini, müvekkil şirketin de bu nedenle faturaya ayrıca itiraz etmek zorunda olmadığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre faturaya süresinde itiraz edilmemesinin yalnızca fatura içeriğindeki miktar ve fiyat yönünden karine oluşturduğunu, işin veya hizmetin gereği gibi ifa edildiği anlamına gelmeyeceğini belirterek, davacının edimini usulüne uygun şekilde yerine getirdiğini ispatlayamadığını, ayrıca sözleşmeye konu hizmetin ayıplı ifa edildiğini, bu nedenle davacı lehine alacağa hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının müvekkil şirketler aleyhine icra inkâr tazminatı talebinin de dayanaksız bulunduğunu, kötü niyet iddiasını destekleyen herhangi bir somut delil sunulmadığını, davanın reddi gerektiğini, bu durumda İİK’nın 67/2. maddesi gereğince davacının kötü niyetli takip başlatması nedeniyle müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı yüklenici, taraflar arasındaki kaba inşaat işleri sözleşmesi kapsamında bakiye iş bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve icra inkâr tazminatını talep etmiş; davalı ise işlerin ayıplı ve eksik ifa edildiğini, bu nedenle borçlu olmadığını savunmuştur. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme, hakedişler, ticari defterler ve bilirkişi raporuna göre davacının sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirdiği, ayıp iddiasının süresinde ihbar edilmediği ve ispatlanamadığı, davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın belirlenen miktar yönünden iptaline, takibin devamına ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkâr tazminatına karar verilmiştir.Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığı ile davaya konu imalatların eksik veya ayıplı yapılıp yapılmadığı hususlarında toplanmaktadır.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya üzerinden inceleme yapılmak suretiyle düzenlendiği, dava konusu imalatlar üzerinde yerinde keşif yapılmadığı ve davalı iş sahibinin ileri sürdüğü eksik ve ayıp iddialarının teknik yönden yeterince araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa uyuşmazlığın çözümü, imalatların mahallinde incelenmesini ve teknik değerlendirme yapılmasını gerektirmektedir.6100 sayılı HMK'nın 267. maddesinde, mahkemenin kural olarak tek bilirkişi görevlendirebileceği, ancak gerekli görülen hâllerde gerekçesi gösterilmek suretiyle tek sayıda bilirkişiden oluşan bir kurul görevlendirilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayın teknik niteliği, tarafların ayıp ve eksik iş iddialarının kapsamı ile mevcut bilirkişi raporuna yönelttikleri itirazlar dikkate alındığında, mevcut bilirkişi heyetine bir inşaat mühendisinin daha eklenmesi suretiyle oluşturulacak bilirkişi kurulunca mahallinde keşif yapılarak dava konusu imalatların sözleşme ve teknik şartnamelere uygun yapılıp yapılmadığının, eksik ve ayıplı imalat bulunup bulunmadığının belirlenmesi, belirlenecek sonuca göre davacının hak ettiği iş bedelinin hesaplanması gerekmektedir.Bu durumda mahkemece, belirtilen şekilde bilirkişi kurulundan yerinde keşif yapılmak suretiyle denetime elverişli rapor alınarak tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine, kaldırma neden ve kapsamına göre davalının sair istinafların şu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin .../███████ tarih, 2020/... Esas, 2022/. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.