Kasko sigorta poliçesi kapsamında rücuen tazminat ve itirazın iptali davasında görevli mahkemenin ve davanın ticari niteliğinin istinaf değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki belge, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen tazminatın zarar sorumlusundan rücuen tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin görevli olup olmadığının tespiti meselesini ele almaktadır; bu çerçevede, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca ticari davaların tanımı, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve bir tarafın ticari işletmesiyle ilgili davalar gibi farklı gruplar halinde açıklanarak, bir davanın ticari niteliğinin ve dolayısıyla asliye ticaret mahkemelerinin görev alanının belirlenmesinde esas alınan ticari işletme ilkesi vurgulanmaktadır.

T.C. İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: █████████ KARAR NO : █████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU: Kasko Sigorta Poliçesi Kapsamında Tazminat - İtirazın İptaliİSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;K A R A RGörülmekte olan dava, Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı için yapılan ödemenin zarar sorumlusundan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İlk derece mahkemesinin davaya bakma hususunda görevli olup olmadığı resen incelenmelidir.6100 sayılı HMK’nın 2. maddesinin 1.fıkrası gereğince malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yine 2.maddenin 2.fıkrası uyarınca HMK’da ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. Göreve ilişkin bu genel düzenlemeler yanında bazı kanunlarda belirli kişiler arasında çıkan uyuşmazlıklara veya belli bir çeşit uyuşmazlıklara bakmak üzere kurulmuş özel olarak görevli mahkemeler de belirlenmiştir. Bu anlamda uyuşmazlıkla ilgili olması bakımından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davaların Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği, düzenlenmiştir.Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir.Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak (-sigortalı araç hususi araçtır-) açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalılar arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalılar arasındaki ilişki haksız fiile dayalı olup, az yukarıda yapılan açıklamalar gereğince dava nispi yada mutlak ticari dava da olmadığından ve bu durumda görevli mahkeme, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla esas hakkında karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır.Sonuç olarak, HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe Uyarınca,1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararının HMK.m.353/1-a/3 hükmü uyarınca kaldırılmasına,2/HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, bilgi için kararın bir örneğinin İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, 3/Davacıdan tahsil edilen istinaf harçlarının istek halinde kendisine iadesine,4/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda verilecek hükümde dikkate alınmasına,5/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026