Üst hakkı uzatımının idari yargıda iptali sonucu alt kira sözleşmesinin dayanaksız kalmasıyla kiracılık sıfatı tespit talebinin reddi.
Özet: Davacı alt kiracının, akaryakıt istasyonu işletmek üzere kiraladığı taşınmazda, dava dışı kulüp lehine tesis edilen üst hakkının 15 yıllık süresinin dolması ve uzatılan sürenin idari yargı kararlarıyla geçersiz kabul edilmesi ile tapuya şerh edilmemesi neticesinde kiracılık sıfatının sona erdiğine karar verilmiştir; taşınmazın mülkiyetinin el değiştirmesi ve idari yargıda alınan kararlar ışığında, kiraya verenin tasarruf hakkının ortadan kalkmasıyla dayanağı kalmayan alt kira sözleşmesinin hükümsüz olduğu ve davacının kiracılık sıfatının tespitine ilişkin talebinin reddedildiği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/... E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Sulh Hukuk MahkemesiSAYISI: 2020/... E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; İl Genel Meclisinin 07.05.2007 tarihli kararı ile davalının mülkiyetinde bulunan 16376 parsel sayılı taşınmazda dava dışı ... Spor Kulübü (Kulüp) lehine 15 yıl süreli üst hakkı kurulmasına ve taşınmazın üçüncü kişilere kiraya verilebilmesine karar verildiğini, Kulüp ile müvekkili arasında imzalanan 01.11.2007 tarihli ve 13 yıl süreli kira sözleşmesi ile taşınmazı kiracı olarak akaryakıt istasyonu şeklinde kullandığını, kira sözleşmesinin tapuya şerh edildiğini, İl Genel Meclisinin 15 yıllık üst hakkı süresinin 25 yıla çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen 07.07.2008 tarihli kararı üzerine Kulübün 01.08.2008 tarihli kararı ile kira sözleşmesinin süresini 10 yıl uzatarak süre bitim tarihini 15.05.2032 olarak belirlediğini, taraflar arasında imzalanan ek sözleşme ile de sözleşme süresinin 2032 yılına kadar uzatıldığının hüküm altına alındığını, üst hakkının uzatımına dair işlemin iptali için idari yargıda açılan dava nedeniyle davalının 19.11.2020 tarihli ihtarnamesi ile 10 yıllık uzatma kararının tapu kayıtlarına işlenmediği gibi hukuken geçersiz olduğu bildirilerek, 15 yıl süreli üst hakkının 01.11.2020 tarihinde sona ermesi nedeni ile taşınmazın 1 ay içinde tahliye edilmesinin ihtar edildiğini, kira sözleşmesi uyarınca hak sahibi olduğunu ileri sürerek, kiracılık sıfatının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1.Davalı ... (Valilik) vekili; 15 yıl süreyle tesis edilen üst hakkı süresinin 25 yıla çıkarılmasına yönelik 07.04.2008 tarihli kararın iptali için ... tarafından idari yargıda dava açıldığını, yapılan inceleme neticesinde kararın hukuka aykırı olarak tesis edildiğinin anlaşıldığını, tapu kayıtlarına süre uzatma kararının işlenmediğini, 15 yıllık üst hakkı süresinin 01.11.2020 tarihi itibariyle sona erdiğini, geçerli olmayan idare kararına dayandırılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.2.Davalı ... (Belediye) vekili; 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile oluşturulan Devir, Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonunun (Komisyon) 14.03.2014 tarihli kararı ile davaya konu 16376 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin müvekkiline geçtiğini, Kulübe gönderilen 07.07.2020 tarihli ihtar ile kira süresinin uzatılmayacağının ve 01.11.2020 tarihine kadar teslim edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, taşınmazın mülkiyetinin Belediyeden alınarak Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına devrine dair 30.09.2020 tarihli Komisyon kararının iptali için idari yargıda açılan davanın kabulüne dair kararın temyiz incelemesi kesinleştiğini, bu karara rağmen 18.05.2022 tarihli Komisyon kararı ile taşınmazın Maliye Hazinesine devrine karar verildiğini, işbu komisyon kararı aleyhine de idari yargıda iptal davası açıldığını, yürütmeyi durdurma kararı ve bunun üzerine alınan komisyon kararı ile davaya konu taşınmazın mülkiyetinin müvekkili Belediyeye geçtiğini ve tescil işleminin yapıldığını, hukuka aykırı komisyon kararları olmasa idi taşınmazın Belediye tarafından işletilerek gelir elde edileceğini, gelirden hukuka aykırı bir biçimde mahrum kalındığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafın 01.12.2023 tarihli dilekçe ile Valilik aleyhine devam eden davadan vazgeçtiklerini bildirdikleri, 02.08.2022 tarihli Komisyon kararı ile taşınmaz mülkiyetinin davalı Belediyeye geçtiği ve tapu siciline tescil edildiği, yapıldığı tarihteki bir hakka dayananılarak yapılan sözleşmenin o hakkın ortadan kalkması sebebi ile kiraya veren tarafın taşınmazda tasarruf haklarının ortadan kalktığı, o hakka dayalı yapılan hukuki işlemlerin de dayanaksız kaldığı, Belediye aleyhine açılan savanın subut bulmadığı, davacının dava konusu taşınmazda kiracılık sıfatını haklı kılacak bir sebep kalmadığı, ... kaşı davadan vazgeçmenin kabul edildiği gerekçesiyle, her iki davalıya karşı açılan davaların reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 05.09.2008 tarihli alt kira süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşmenin, dayanağı olan hak ortadan kalktığından hükümsüz kaldığı, dava dışı Kulübe verilen üst hakkı süresi ve buna dayalı olarak imzalanan alt kira sözleşmesinin süresi dolduğundan dava tarihi itibarıyla davacının kiracılık sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; istinaf incelemesi aşamasında ve istinaf kararından önce mülkiyet tekrar ... devredildiğinden bu hususta işlem yapılması gerektiğini, kira sözleşmesine dair tüm işlemleri hali hazırda malik olan Valilik gerçekleştirdiğinden davanın kabulü gerektiğini, 2032 yılına dek sürecek kira ilişkisi için peşin olarak 2.340.800 USD bedel ödendiğini, yargılama giderlerinin hatalı hükmedildiğini, dava tarihi itibariyle haklı olduklarını ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.B. Gerekçe ve DeğerlendirmeUyuşmazlık, kiracılık sıfatının tespiti istemine ilişkindir.Somut olayda; kira sözleşmesi, davacı ile dava dışı Kulüp arasında imzalanmış olup, şahsi hak doğuran nitelikteki kira sözleşmesine dayalı olarak açılan davada davalıların pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gibi taşınmaz mülkiyetinin devrinde sonuca etkili olmadığından, davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi ve bu kapsamda maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve sonucu itibariyle doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının ve gerekçesini; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca, değiştirilmesi ve düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi ile hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan "286.889,54 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "18.000,00 TL" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.