Danıştayda, 375 sayılı KHK kapsamında terör örgütü iltisakı iddiasıyla görevden çıkarılan memurun savunma hakkı ihlali ve ceza beraatinin idari işleme etkisi yargılandı.
Özet: Bir belediye müdürünün 375 sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ve parasal haklarının iadesi talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi savunma hakkı ihlali gerekçesiyle işlemi iptal edip davacının lehine karar verirken; Bölge İdare Mahkemesi, savunmanın dijital yollarla zamanında iletildiğini belirterek savunma hakkı ihlali tespitini reddetmiş ve davacının terör örgütü üyeliğinden beraat etse dahi, örgütle olan bağlantı ve iltisakının KHK kapsamındaki kamu görevinden çıkarma kararını haklı kılabileceğine, davacının örgüt evlerinde kaldığı ve sorumluluk üstlendiği yönündeki beyan ve tanık ifadeleriyle bu durumu destekleyerek ilk derece mahkemesi kararının aksine hüküm tesis etmiştir ve bu karar temyize konu olmuştur.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : ██████████
Karar No : ██████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: ... Belediye Başkanılığı bünyesinde ulaşım hizmetleri müdürü olan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; olayda, davacının savunmasının istenmesine ilişkin davalı idarenin savunma istem yazısının davacıya █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından savunmasının █████/2022 tarihinde hazırlanarak verildiği, davacının █████/2022 tarihinde teslim ettiği savunmasının İstanbul Valiliği Güvenlik İşleri Bürosu tarafından ... tarih ve E-... sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığına gönderildiği, bu haliyle davacının savunması beklenilmeden dava konusu ... tarih ve ... sayılı Bakanlık Oluru ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiğinin görüldüğü, bu durumda, ilgili mevzuat hükmü uyarınca savunma hakkı tanınması zorunlu olduğu halde, davacının, yasal süresi içerisinde verdiği savunması beklenilmeksizin tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, Anayasa'nın 125. maddesi ile düzenlenen, idarelerin her türlü işlem ve eylemlerinden doğan zararları tazminle yükümlü olduklarına yönelik kural uyarınca, yapılan yargılama ile hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal ve özlük haklarının davalı idare tarafından hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının tazmin isteminin kabulüne, işlem nedeniyle mahrum kalınan parasal ve özlük hakların hak ediş tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; her ne kadar İdare Mahkemesince davacının savunmasının istenmesine ilişkin davalı idare savunma istem yazısının davacıya █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından savunmasının █████/2022 tarihinde hazırlanarak verildiği, davacının █████/2022 tarihinde teslim ettiği savunmasının İstanbul Valiliği Güvenlik İşleri Bürosu tarafından ... tarih ve E-... sayılı yazı ile İçişleri Bakanlığına gönderildiği, bu haliyle davacının savunması beklenilmeden dava konusu ... tarih ve ... sayılı Bakanlık Oluru ile kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği gerekçesiyle davacının savunma hakkının ihlal edildiğinden bahisle iptale hükmedilmiş ise de, davalı idare tarafından dosyaya ibraz edilen bilgi/belgelerden; idarenin birimleri arasında 'Çok gizli, gizli ve hizmete özel' durumlar için kullanılan Güvenli Bilgi Paylaşım Sistemi vasıtasıyla kriptolu mail sistemiyle davacının savunmasının dava konusu işlemin tesisinden önce yetkili makama sistem üzerinden ulaştırıldığı, sadece fiziki olarak işlemden sonra ulaştığı görülmekle, davacının savunma hakkının kısıtlanmadığının anlaşıldığı, uyuşmazlığın irdelenmesinden, davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçuyla ilgili olarak ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararıyla hakkında yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği görülmekte ise de, söz konusu kararın ceza hukukuna yönelik olarak ve "üyelik/mensubiyet" düzlemine ilişkin bir karar tipolojisine haiz bulunduğu, bu kararın doğrudan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca yapılan irtibat/iltisak değerlendirmesini dayanaksız kılması sonucunu doğurmayacağı, aksi yönde yapılacak yorumun ilgili Kanun Hükmünde Kararname'nin karar içeriğinde yer verilen amaçlarıyla bağdaşmayacağı, gerek işbu dosyada mevcut bilgi/belgeler gerekse de söz konusu Ceza Mahkemesi kararı tetkik edildiğinde, davacı tarafından örgüte müzahir dershaneye gittikten sonraki 2004-2008 yıllarındaki üniversite eğitimi döneminde de yapıya ait yurt ve evlerde kaldığının beyan edildiği, S.S. ve B.A. adlı şahıslar tarafından verilen beyanlarda davacının anılan dönemde talebe sorumlusu ve ev abisi olduğunun belirtildiği (diğer taraftan, her ne kadar örgütsel bir hareket olmamakla birlikte bir şekilde davacının örgüte müzahir Bank Asya'da 2010 yılında açılan hesaplarının da mevcut olduğu görülmekte ise de bu durumun asli delil olarak görülmediği) anlaşılmakta olup, yukarıda aktarımına yer verilen durumlar değerlendirildiğinde, davalı idareyi davacı hakkında değerlendirme yapmaya sevk eden sebeplerin haksızlığından söz edilemeyeceği, ceza niteliğinde olmayıp, ülke genelinde olağanüstü hal ilanına neden olan darbe girişimi sonrasında FETÖ/PDY terör örgütünün oluşturduğu tehdidin tamamen sonlandırılmasını sağlamaya dönük idari bir tedbir niteliğinde olan dava konusu işlemle davacının terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara irtibatı/iltisakı değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılmasına sebep olan hususlar göz önünde bulundurulduğunda, idarece kullanılan takdir yetkisinin ölçülülük ilkesini ihlal edecek genişlikte ve hakkın özünü zedeleyecek bir uygulama şeklinde nitelendirilemeyeceği sonucuna ulaşılması karşısında, bahsi geçen tedbirlere yönelik olarak davacı hakkında kullanılan takdir ve değerlendirme yetkisi kapsamında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminde hukuka aykırılık, iptal/kabule hükmeden Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun görüldüğünden, söz konusu işlem nedeniyle uğranıldığı iddia olunan parasal ve diğer özlük hak kayıplarının iadesi yolundaki talebin de karşılanmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Yazılı savunması henüz davalı idareye ulaşmadan ve savunması irdelenmeden hakkında kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edildiği, Bank Asya hesabının çalıştığı kurum olan Tuzla Belediyesi tarafından açılan maaş hesabı olduğu, dosya kapsamında FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatını ve iltisakını koyacak mahiyette hiçbir somut delilin olmadığı, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği, hakkında yürütülen idari soruşturmalar neticesinde FETÖ/PDY ile iltisakının bulunmadığına yönelik tespitlerin bizzat davalı idare tarafından yapıldığı, salt örgüt evlerinde kaldığına yönelik iddianın FETÖ/PDY ile irtibatının ve iltisakının ortaya konulması açısından yeterli bir veri olmadığı, 2004-2008 döneminde söz konusu evde örgüt adına hiçbir görev üstlenmediği, temyize konu kararda lehe hususların değerlendirilmediği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddiaların hukuken bir geçerlilik arz etmediği, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
İstanbul ili, Tuzla Belediye Başkanlığı bünyesinde ulaşım hizmetleri müdürü olarak görev yapmakta olan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralı yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında; herkesin davasının medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; (...) 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. (...)" kuralı yer almıştır.
Anılan maddenin son fıkrasında ise, "Bu maddenin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verilir. Verilen süre içinde savunmasını yapmayanlar, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında meslekten veya kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilecek olan personele kurumu tarafından 7 günden az olmamak kaydıyla uygun vasıtalarla savunma hakkı verilmesi, maddede öngörülen yasal bir zorunluluk olup, aksi durumun, kamu görevinden çıkarma işlemini hukuka aykırı hale getireceği açıktır.
Davacı tarafından; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi kapsamında hakkında yapılacak işleme esas olmak üzere yazılı savunmasının istenildiği, akabinde kendisi tarafından hazırlanan yazılı savunmanın █████/2022 tarihinde ceza infaz kurumu müdürlüğüne teslim edildiği, ancak savunması davalı idareye ulaşmadan ve savunması irdelenmeden hakkında kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edildiği iddia edildiğinden, anılan Kanun Hükmünde Kararname kapsamında davacıya usulüne uygun olarak savunma hakkı tanınıp tanınmadığı ve varsa davacı tarafından sunulan yazılı savunmanın dava konusu işlemi tesis etmeye yetkili İçişleri Bakanlığının kayıtlarına girdiği tarihin açıklığa kavuşturulması amacıyla Dairemizce █████/2025 tarihinde yapılan ara kararı üzerine davalı idare tarafından dosyaya gönderilen yazı ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi gereğince savunma istem yazısının davacıya █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, bunun üzerine davacı tarafından hazırlanan yazılı savunmanın █████/2022 tarihinde ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne teslim edildiği, Konya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü tarafından söz konusu evrakların aynı tarihte ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ise ... tarihinde İstanbul Tuzla Belediye Başkanlığına fiziki olarak gönderime çıkarıldığı ve █████/2022 tarihinde ilgili Belediyenin kayıtlarına girdiği, devamında ise Belediye tarafından İstanbul Valiliği Güvenlik İşleri Bürosuna gönderildiği ve akabinde ilgili Büro tarafından İçişleri Bakanlığına iletildiği, dava konusu işlemin ise █████/2022 tarihinde tesis edildiği görülmüş olup, davacı tarafından süresi içerisinde sunulan yazılı savunma dilekçesi henüz davalı idareye ulaşmadan ve savunması irdelenmeden davacı hakkında kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edildiği anlaşılmıştır. Öte yandan, her ne kadar davalı idare tarafından iş bu yargılama sürecinde; sürenin azlığı ve resmi yazıların yetişmeyecek olması nedeniyle APN bağlantısı üzerinden İstanbul Valiliği Güvenlik İşleri Bürosu tarafından █████/2022 tarihinde kriptolu mail atılmak suretiyle söz konusu savunmanın Bakanlığa ulaştırıldığı ve Bakanlık tarafından savunma dilekçesi incelendikten sonra kamu görevinden çıkarma işleminin tesis edildiği iddia edilmiş ise de, Dairemizce yapılan █████/2025 tarihli ara kararda, fiziki veya elektronik sistem üzerinden kayıt, gönderim ve ilgili birime varış tarihlerine ilişkin dayanak bilgi ve belgelerin de gönderilmesinin istenildiği, ancak söz konusu hususlara dair herhangi bir verinin dosyaya sunulamadığı, kaldı ki davacı tarafından sunulan yazılı savunma dilekçesinin █████/2022 tarihinde veya öncesinde İstanbul Valiliği Güvenlik İşleri Bürosu kayıtlarına girdiğine dair bir belgenin de dosyaya ibraz edilemediği görüldüğünden davalı idarenin iddialarına itibar edilmemiştir.
Bu durumda, davacının savunması henüz davalı İçişleri Bakanlığına ulaşmadan ve savunması değerlendirilmeden tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, bu karar nedeniyle davacının yeniden göreve başlatılmasının gerekmediği, idarece savunması alınıp yeniden işlem tesis edilebileceği açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin iptali ile davacının tazmin talebinin kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY:
Tuzla Belediye Başkanılığı bünyesinde ulaşım hizmetleri müdürü olan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların kamu görevinden çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların hak ediş tarihlerinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dairemiz kararı savunma alınmadığı gerekçesi ile bozma yönünde olmakla davacının savunması henüz davalı İçişleri Bakanlığına ulaşmadan ve savunması değerlendirilmeden işlem tesis edilmiş olması işlemin özelliğine ve yargılama safhalarına bakılmaksızın direkt iptal sebebi olarak değerlendirilmiştir.
Haklar toplumsal barış ve düzeni sağlama amacıyla bireysel haklar ile kamusal haklar arasındaki dengenin gözetilmesi ile var olup yasalarca korunmaktadır. Bu bağlamda somut olay düzleminde savunma hakkı kavramı idare hukuku açısından değerlendirildiğinde tek yanlı işlem tesis etme yetkisine sahip idarelerin davacıdan kaynaklanan bir sebep ile aleyhe bir işlem tesis etmeden önce bilgisine başvurma (savunma) veya iddialara karşı haklı sebeplerin varlığının ileri sürülerek bu beyanların değerlendirilmesi ile idarenin işlem tesisinden vazgeçmesi ihtimalinin idarece değerlendirilmesinin sağlanması amacını taşımaktadır.
Savunma hakkı geniş anlamda değerlendirildiğinde, kamu görevlisi aleyhine idare tarafından işlem tesis edilmesi halinde bu eylem ve işlemlere karşı kendisini korumak için yasal yollara başvurması veya yasal imkânlardan faydalanmasıda bu hak kapsamındadır. Diğer bir anlatımla idareye itirazda bulunma, yargı yoluna başvurmak, yargılama safhasında usul hükümleri doğrultusunda cevap verme açıklamalar yapma, duruşma taleb vs. işlemlerle gerçekleştirilmek suretiyle kullanılabilmektedir.
Zaman bakımından işlemden önce alınması gerekli olan savunmanın yargılama safhasında giderilmek suretiyle beklenen hukuki koruma ve faydanın gerçekleşmesi de mümkün olmakla, sonradan giderilebilecek eksiklik niteliğindedir.
Bu bağlamda davacının işlem tesisinden önce savunmasının alınması gerekli ise de alınmaması bizatihi işlemi sakatlayan bir unsur olarak değerlendirilemeyecektir. Zira idare dava dilekçesinin kendisine tebliği ile işlemi geri alma, iptal etme hak ve yetkisine sahip olmakla dar anlamda savunmayı değerlendirmiş olacaktır. Diğer durumlarda yargılamanın usul hükümleri doğrultusunda gelişen sürecinde işleme yönelik hertürlü savunma yani maddi olayın gerçekliğine veya hukuka uygunluğuna dair iddia ve deliller taraflarca sunulabileceği gibi idari yargılama usulü kanunun resen araştırma ilkesi olarak tanımlanan 20. madde düzenlemesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir“ kuralı doğrultusunda yargı yerlerince işlemin hukuka uygunluğu denetleneceğinden savunma ile sınırlı olmayan inceleme sonucu karar verilecektir.
Diğer yandan, kamu hizmetlerinin devamlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmek zorunluluğu karşısında kamu menfaati ile kişi haklarının dengelenmesi adaletin gereği olmakla savunma hakkının bizatihi belli bir zaman diliminde kullandırılmamış olması sebebiyle işlemin iptal edilmesi durumunda kamu hizmet ve güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi sonucunu doğuracak bir karar ortaya çıkacak olması kamu hak ve güvenliğinin korunmaması sonucunu doğuracaktır. Zira her hak gibi savunma hakkınında, başkalarının haklarının ve güvenliğinin korunmasıyla dengelenmesi tarafsız yargılamanın bir gereğidir. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin uygulanmasında da işlemlerin tesisi ve yargı safhaları bütün olarak değerlendirilmek suretiyle usule aykırılıkların yargılamanın ileri aşamalarında giderilip giderilmediği gözetilmesi gerektiği yönündedir. (AİHM, bir aşamadaki kusurun sonraki bir aşamada telafi edilebileceğini belirtmektedir)
Keza davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile verilen beraat kararının Yargıtay ... Ceza Dairesi tarafından bozulması üzerine, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... sayılı dosyası üzerinden yargılamanın devam ettiği ve ilgilinin hakkındaki iddialardan haberdar olduğu görülmektedir. İdari yargılama sürecinde savunma hakkı “adil yargılanma hakkı” ilkesi doğrultusunda yargı safhasında kullanılmaya ve giderilmeye açık olmakla ve bu ilke aynı zamanda “makul sürede yargılamanın sona erdirilmesi” ilkesini de kapsamakla işlemin iptali yargılamayı zaman ve ekonomik açıdan zarara uğratacağı gibi hukuki bir yarar sağlamayacağından bu hakkın yargılma safhasında giderilmesi hususu ile birlikte esas incelemesinin yapılması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!