Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde, eser sözleşmesinden kaynaklı yazılım teslimi ve peşinat iadesine ilişkin icra takibine haksız itirazın iptali davası.
Özet: Bu dava, davacının eser sözleşmesi kapsamında geliştirilip teslim edilmeyen yazılım için ödediği peşinatın iadesi amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali talebiyle açılmış olup, davacı, davalının haksız ve kötü niyetli itirazının kaldırılmasını, takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken, davalı ise yazılımın teslim edildiğini ve takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını savunmuş, mahkeme ise sözleşmeden dönme nedeniyle paranın iadesine ilişkin alacakta, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davacının yerleşim yeri mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğunu değerlendirmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket hakkında, Bakırköy .... İcra Dairesi Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosya numarası ile açmış olduğumuz icra takibine 04.07.2025 tarihinde davalı şirket tarafından itiraz edilmiş ve takibin durduğunu, dava açılmadan önce 09.07.2025 tarihinde arabuluculuk kurumuna başvurulmuş olsa da işbu başvurudan da sonuç alınamamış ve ... Dosya numaralı ve 28.07.2025 tarihli arabuluculuk anlaşamama son tutanağı düzenlendiğini, böylece huzurdaki davayı açmak için gerekli usuli süreç tamamlandığını, davalının anılan icra takibine itirazları haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, itirazların iptaline karar verilmesini davalının itirazları haksız ve hukuki temelden yoksun olduğunu, sadece alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşıdığını, alacak likit bir alacak olduğunu, davalının kötü niyetli itirazı sonucu takibin durduğunu, müvekkil olduğu şirketin mağdur olduğunu bu nedenle alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle; haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olan itirazın iptali ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, borçlunun itirazının kötü niyetli olmasından dolayı alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin de davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki sözleşmede teslimin ispatına ilişkin bir hüküm yer almıyorsa yüklenicinin eseri teslim ettiği hususu, kural olarak her tür delille (tanık dahil) ispat edebileceğini, teslim olgusunun her türlü delille ispat edilebilmesinin temelinde teslimin hukuki bir işlem olmayaağını, hukuki bir fiil olması gerektiğini, yüklenicinin meydana getirdiği eseri teslim ettiği vakıasını, teslim, hukuki işlem değil, hukuki fiil olduğundan kural olarak her tür kanıtla bu arada tanıkla dahi ispat edilebilir, fatura kesilmesi üzerine gerçekleştirilen ilk versiyon taraflarınca teslim edildiğini, talepler üzerine gelen son güncel hali de müvekkili olduğu şirket tarafından hazırlandığını, sonuç olarak davacı taraf, müvekkili olduğu şirket aleyhine başlatılan icra takibinin itiraz nedeniyle durduğunu, bu itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilin borcunu kabul ettiği halde ödemediğini iddia ederek itirazın iptaliyle takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, ancak dava yetkisiz mahkemede açıldığını dava konusu mobil uygulama hizmeti müvekkil şirket tarafından davacı şirkete teslim edildiğini, bu nedenlerle, davanın usul ve esas yönünden reddi gerektiğini davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Eser sözleşmesinden kaynaklı olarak ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine yapılan itiraza ilişkin olduğu anlaşıldı.
Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:
1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
2-Mahkememizce:
a-Tarafların bağlı oldukları vergi dairelerine,
b-Bornova .... Noterliğine
c-... A.Ş'ye
d- ... Bankası'na müzekkereler yazılmıştır.
e-Davaya konu Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden incelenmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:
Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ile aralarında yazılım geliştirilmesi ve davalı tarafından davacıya teslimi hususunda eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunu, davalı yükleniciye peşinat olarak ön ödeme yapılmış ise de davalı tarafından eser sözleşmesi kapsamındaki yazılımın geliştirilerek teslim edilmediğini, teslim hususunda davacının talep ve girişimlerinin de sonuçsuz kaldığını ve davalı ile iletişim kurulamadığını bu sebeple sözleşmeden dönülerek ödenen peşinat bedelinin iadesinin talep edilmesine rağmen davalı tarafından peşinatın da iade edilmediğini, başlatılan icra takibine de itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olup, İzmir İcra Daireleri'nin yetkili olduğu belirtilmiştir. Davaya konu alacağın sözleşmeden dönme nedeniyle paranın iadesine ilişkin sebepsiz zenginleşme hükümlerinden kaynaklandığı anlaşılmakla 6098 sayılı Kanun'un 89/1. Maddesi gereğince davacının yerleşim yeri Mahkeme ve icra dairelerinin takipte yetkili olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının iptaline ve Mahkememizin yetkisine yönelik ilk itirazlarının reddine karar verilerek davanın esasına girilmiştir.
Davacı ve davalı arasında yazılım geliştirilmesi hususunda eser sözleşmesi kurulduğunu davalı da cevap dilekçesinde kabul ve ikrar etmiş olup, taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İspat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
Bilindiği üzere eser sözleşmeleri 6098 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiş, yüklenicinin taraflarca kararlaştırılan eseri meydana getirerek iş sahibine teslim etmeyi üstlendiği, iş sahibinin ise kararlaştırılan bedeli ödemeyi üstlendiği iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğindedir. Eser sözleşmesi kapsamında yüklenicinin borcu taraflarca kararlaştırılan nitelikte eseri meydana getirerek iş sahibine teslim etmek olup, eserin meydana getirilerek teslim edildiğini ispat yükü ise yüklenici üzerindedir.
Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde; taraflar arasında kararlaştırılan yazılımın meydana getirilerek davalıya teslim edildiği yönünde savunma yapılmış olup, eserin meydana getirilerek davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibine teslim edildiğini ispat yükü davalı üzerindedir.
Davalı Mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde; "davaya konu taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında geliştirilen yazılımın ilk halinin davacıya teslim edildiğini, sonrasında mobil uygulama ve APK'nın ilk versiyonunun davacıya teslim edildiğini ve devamında taraflarca denetleme ve akabinde iletilecek taleplerle uygulama geliştirilmeye devam edilmiş ve şifahi yapılan görüşmelerde ise uygun zamanlarında uygulamanın kaynak kodlarının teslim alınmasının davacıdan talep edildiğini, ancak gerek geliştirme taleplerinin devam etmesi gerekse de denetim yapılarak uygulamanın son halinin teslim alınmaması (zira uygulamanın ilk hali yukarıda da açıklandığı gibi teslim edilmiştir.) davalı Şirket kusuru olmadığı gibi, işin yerine getirilmediği anlamına da gelmeyecektir, bahse konu uygulama geliştirilmiş, ilk hali teslim edilmiş geliştirilen son hali ise teslim alınmayı beklemektedir." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Bu bağlamda davalı yüklenicinin taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında üstlendiği edim olan geliştirdiği yazılımın tamamlanıp tamamlanmadığı, çalışır halde olup olmadığının tespiti için Mahkememizce yazılım mühendisi teknik bilirkişi görevlendirilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda 04.11.2025 tarihli celsede davalıya ilgili yazılımın bulunduğu davalı şirket adresi olan İzmir'de yazılımın bulunduğu adresi bildirmek ve bilirkişiye davalı sistemlerinde söz konusu yazılımı incelemek hususunda yetki verilerek incelemenin yapılmasına karar verilmiştir. Davalı tarafından 18.11.2025 tarihinde Mahkememize sunulan beyan dilekçesi ile yazılımın bulunduğu adresin Antalya olduğu belirtilmiş olup, Mahkememizce bu kapsamda Antalya Adliyesi'ne yazılımın yazılım mühendisi bilirkişi tarafından davalı tarafından bildirilen adreste incelenmesi hususunda talimat yazılmış olup, davalı tarafından 08.01.2026 tarihinde Mahkememize sunulan dilekçe ile ilgili yazılımın bilirkişi tarafından fiziki bir ürün olmaması sebebiyle uzaktan incelenmesinin talep edildiği, Mahkememizce 16.01.2026 tarihli ara karar ile davalı talebinin reddine karar verilerek davalıya yerinde inceleme yapılacak adresi kesin olarak bildirmek veya yazılımı ve bilgisayarı fiziki olarak incelenmek üzere talimat mahkemesine sunmak üzere kesin süre verilmesine karar verildiği, davalı tarafından bunun üzerine talimat Mahkemesine 27.01.2026 tarihinde bir takım yazılı belgeler sunduğu ancak yazılımı çalışır ve fiziki halde sunmadığı, .... tarihinde sunulan bilirkişi ön raporunda uzaktan incelemenin mümkün olduğunun ve uyuşmazlığın çözümü açısından yeterli olduğunun bilirkişi tarafından belirtilmesi üzerine Mahkememizce 04.02.2026 tarihli ara karar ile yazılım mühendisi bilirkişiye davalı talebine uygun olarak uzaktan inceleme yetkisine verilmesine karar verildiği, yazılım mühendisi bilirkişi tarafından Mahkememize sunulan .... tarihli dilekçe ile "Mahkemenizin ara kararı doğrultusunda, incelemeye konu yazılım sisteminin teknik olarak değerlendirilebilmesi için öncelikle yazılımın bulunduğu ortama erişim sağlanması ve ilgili taraf ile iletişim kurulması gerekmektedir. Bu kapsamda; inceleme yapılacak yazılım sistemine erişim sağlanabilmesi amacıyla tarafıma dosya kapsamından ulaşılan iletişim bilgileri üzerinden ilgili taraf ile telefon aracılığıyla iletişim kurulmaya çalışılmış, ancak yapılan çok sayıda aramaya rağmen ilgili kişiye ulaşılamamıştır. Bunun üzerine davalı taraf vekili ile iletişim kurulmaya çalışılmış, yapılan görüşmeler neticesinde bir defaya mahsus olmak üzere taraf vekiline ulaşılmış ve vekil tarafından müvekkili ile iletişime geçilerek tarafıma geri dönüş sağlanacağı ve inceleme için gerekli erişimin temin edileceği ifade edilmiştir.
Ancak söz konusu görüşmenin ardından makul bir süre beklenmesine rağmen tarafıma herhangi bir geri dönüş yapılmamış; ayrıca sonraki süreçte davalı taraf vekiline tekrar ulaşılmaya çalışılmış ise de yeniden iletişim kurulması mümkün olmamıştır. Bu nedenle incelemeye konu yazılım sistemine erişim sağlanamamış ve teknik inceleme gerçekleştirilememiştir." şeklinde Mahkememize beyanda bulunulmuştur.
Bilirkişi tarafından davalı ile iletişim kurulamaması, davalı tarafından davaya konu yazılımın yerinde incelemeye ve uzaktan incelemeye hazır edilmemesi ve ne bilirkişiye ne de talimat mahkemesine yazılımın sunulmaması üzerine Mahkememizce 07.04.2026 tarihli ara karar ile davalıya davaya konu meydana getirdiği ve davacıya teslim ettiğini iddia ettiği yazılımı ve tüm log kayıtları ile kaynak kodları gibi yazılım ile ilgili tüm delillerinin Mahkememiz dosyasına sunmak üzere son kez davalıya kesin süre verilmiş olup, kesin süre içerisinde davaya konu yazılıma ilişkin delilin ve yazılımın Mahkememize sunulmaması halinde 6100 sayılı Kanun gereğince delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut dosya kapsamına göre karar verileceği davalıya ihtar edilerek ara karar davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
Davalı tarafından bu kesin süreye rağmen de delil ve davaya konu yazılım Mahkememize sunulmamış olup, davacı vekili tarafından 16.06.2026 tarihli celsede davalıya delil sunmak üzere süre verilmesine ve delil sunulmasına muvafakatinin olmadığını bildirmiştir. 6100 sayılı Kanun gereğince davalının kesin süre içerisinde ve öncesinde defaatle süre verilmesine rağmen davaya konu meydana getirdiğini iddia ettiği eser niteliğindeki yazılımı dosyaya delil olarak sunmamış olup, davalının delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar vermek gerekmiştir.
Nitekim Mahkememiz tarafından ilk olarak davalıya davaya konu yazılımı sunmak üzere 2025 yılı Kasım ayında süre verilmiş olup, son ara karar ile verilen kesin sürenin bitimi 2026 yılı Mayıs ayına kadar davalı tarafından davaya konu yazılım Mahkememize sunulmamıştır. Mahkeme tarafından davalıya delillerini sunmak üzere çeşitli yol ve yöntemler sunulmuş olmasına ve kesin süre verilmesine rağmen davalı tarafından 5-6 aylık süreç içerisinde ne Mahkememize, ne talimat Mahkemesine ne de uzaktan erişim yetkisi verilen bilirkişiye davaya konu yazılımın sunulmadığı bu suretle kesin sürenin sonuçlarını doğuracağı ve davalının delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması ile birlikte mevcut dosya kapsamına göre değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından 5-6 aylık süre içerisinde davaya konu yazılımın çalışır halde delil olarak sunulmadığı gözetildiğinde davalının üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği, taraflar arasındaki eser sözleşmesine uygun olarak çalışır halde bir yazılım meydana getirerek davacıya teslim ettiğini ispat edemediği (kaldı ki davalı cevap dilekçesinde yazılımın son halini teslim etmediğini de ikrar etmekte olup, tamamlanmış olarak kabul edilemeyecek ön versiyon olan başlangıç versiyonunu teslim ettiğini ikrar etmektedir), davacı tarafından eserin teslim alınarak kabul edildiğine dair davalının herhangi bir yazılı delilinin olmadığı bu suretle davalının üzerine düşen eser meydana getirerek ayıpsız biçimde akde uygun olarak teslim etme borcunu yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından teslim hususunda tanık dinletilmek istenilmiş ise de Mahkememizce tanık beyanının alınması için Antalya Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış ise de talimatın tebligatın iade gelmesi nedeniyle bila ikmal iade edildiği ve tanık beyanının alınamadığı kaldı ki yukarıda yer verilen davalının eserin son versiyonuna yönelik teslim ve kabul iddiasının bulunmadığı gibi eserin çalışır halde Mahkememize de sunularak davalı tarafından borcunun yerine getirildiğinin ispat edilemediği, Mahkememize değerlendirilebilecek çalışır nitelikte bir yazılımın dava dosyasına ve teknik bilirkişi incelemesine sunulmadığı gözetildiğinde tanık beyanının mevcut dosya kapsamında esası ve niteliği değiştirecek nitelikte olmadığı anlaşılmakla Mahkememizce mevcut dosya kapsamı ve delil durumu gözetilerek davalı tanığının dinlenilmesinden vazgeçilmiştir.
Davacı tarafından davalıya gönderilen Bornova 6. Noterliği'nin 17.06.2025 tarihli ihtarnamesi ile temerrüt nedeni ile sözleşmeden dönüldüğü ve sözleşme kapsamında ödenen 650.000,000-TL'nin faizi ile birlikte iadesinin talep edildiği ve söz konusu ihtarnamenin e-tebligat ile davalı şirkete 22.06.2025 tarihinde (davalı 17.06.2025 e-tebligat adresine gönderilmesinden itibaren 7201 sayılı Kanun gereğince 5 gün sonra tebliğ edilmiş sayılması nedeniyle) tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere sözleşmeden dönme yenilik doğuran hak niteliğinde olup, muhataba ulaşmak ile sonuç doğuracaktır.
6098 sayılı Kanun'un borçlu temerrüdünde seçimlik hakların kullanılması için borçluya süre verilmesini gerektirmeyen halleri düzenleyen 124. Maddesi şu şekildedir:
"b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar
MADDE 124- Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:
1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.
2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.
3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa"
Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya gönderilen 17.06.2025 tarihli ihtarname içeriğinde davacının tüm teslim çabalarına rağmen davalı ile iletişim kurulamadığı ve davaya konu yazılımın davalı tarafından davacıya teslim edilmediği gerekçesiyle davacı tarafından sözleşmeden dönüldüğünün belirtildiği, davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan bir sayfadan ibaret whatsapp yazışmasında da davalı tarafından davacıya en son gönderilen mesajın 2024 yılı Ağustos tarihli olduğu, davalı tarafından ████████ talimat sayılı dosyaya sunulan 27.01.2026 tarihli dilekçe ekindeki maillerin de 2024 yılı Ağustos ve Eylül ayı tarihli olduğu sonrasına ilişkin bir yazışma sunulmadığı gibi davaya konu yazılımın davacıya tamamen çalışır halde teslim edildiği ve davacı tarafından kabul edildiğine dair bir yazışmanın da bulunmadığı, davacı tarafından davalıya gönderilen sözleşmeden dönmeye ilişkin ihtar tarihinin ise 2025 yılı Haziran tarihli olduğu bu kapsamda davacı tarafından makul teslim süresinde beklenildiği (davalı tarafından davacıya kesilen fatura tarihinin 2024 yılı Haziran ayı olduğu gözetildiğinde yaklaşık 1 yıl sonra) buna karşılık davalı tarafından davaya konu yazılımın 1 yıllık süre içerisinde çalışır ve tam halde davacıya teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim davalı tarafından davaya konu yazılımın tam ve çalışır halde bir versiyonunun delil olarak Mahkememize de sunulmadığı (yukarıda özetlenen yaklaşık 6 aylık süre içerisinde) anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak 6098 sayılı Kanun'un 124. Maddesinin 1. Fıkrasının 1. Bendi gereğince Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılması durumunun gerçekleştiği dolayısıyla davacı tarafından davalıya yeniden süre verilmeksizin davacı tarafından sözleşmeden dönülmesinin usul ve yasaya uygun olduğu ve davalının temerrüt nedeniyle seçimlik haklarını kullanabileceği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un borçlu temerrüdü nedeniyle alacaklının seçimlik haklarını düzenleyen 125. Maddesi şu şekildedir:
"c. Seçimlik haklar
MADDE 125- Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.
Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.
Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir."
Davacı tarafından 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesi kapsamında borçlu temerrüdü nedeniyle sözleşmeden dönme hakkı kullanılmış olup, yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davacının sözleşmeden dönmesinin haklı, usul ve yasaya uygun olduğu davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile yenilik doğurucu hak kapsamında davacının taraflar arasındaki sözleşmeden döndüğü ve taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdiği, dönme nedeniyle sona eren sözleşme neticesinde tarafların aldıklarını iade ile yükümlüğü olduğu bu nedenle davacı tarafından davalıya ödenmiş olan banka kayıtları ile sabit 650.000,00-TL'nin davacıya iadesinin gerektiği anlaşılmıştır.
Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davalı tarafından davaya konu eser sözleşmesi kapsamındaki yazılım inceleme için Mahkememize de sunulmamış olup, davalının hak ettiğini iş bedelini de bu kapsamda ispatlayamadığı, dolayısıyla bedelden hak edilen iş bedeli nedeniyle indirime yer olmadığı gibi ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından ispatlanamadığı değerlendirilmiştir.
Davacı tarafından takip talebinde 650.000,00-TL iş bedelinin iadesi bakımından davalıya ödendiği tarihten itibaren işlemiş faiz talep edilmiştir.
6098 sayılı Kanun'un temerrüte ilişkin 117. Maddesi şu şekildedir:
"Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır."
İlgili hükümden görülebileceği üzere kural olarak muaccel borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile temerrüde düşecek olmakla birlikte sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur.
Bilindiği üzere sözleşmeden dönme hakkının kullanılması halinde sözleşme ortadan kalkmakta olup, sözleşme kapsamında daha önce yerine getirilen ifalar ise bu nedenle sebepsiz zenginleşmeye dönüşmektedir. Nitekim 6098 sayılı Kanun'un 125. Maddesinin 3. Fıkrasında bu sebeple tarafların daha önce yerine getirilen edimleri iade ile yükümlü olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla sözleşmeden dönme sonucunda tarafların yerine getirilen edimlere ilişkin iade borcunun sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiyesi gerekmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince ise sebepsiz zenginleşme halinde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşmekte olup, bunun istisnası ise iade borçlusunun iyiniyetli olması halidir.
Davaya konu somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; Davalı tarafından sözleşmeden dönülen tarih itibariyle davacının kendi üzerine düşen edimler yönünden temerrütte olduğu gerekçesine dayanıldığı, anlaşılmaktadır. Buna karşılık davacı tarafından davalıya gönderilen Bornova 6. Noterliği'nin 17.06.2025 tarihli ihtarnamesi ile davalıya tebliğ tarihinden itibaren ödeme için yedi günlük süre verildiği dolayısıyla davalının ancak davacı tarafından verilen 7 günlük süre sonrasında temerrüde düşeceği anlaşılmaktadır.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçludan faiz talep edilebilmesi için zenginleşenin bir ihtar ile ya da aleyhine bir takip ya da dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerekir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez."
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Öte yandan TBK'nın 117. maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmede borçlu, zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşen iyi niyetli ise temerrüt için bildirim şarttır. Somut olayda ise alacak sebepsiz zenginleşmeden kaynaklansa da, taraflar arasındaki ilişki ve davalının zenginleşmesi dayanak sözleşmeden kaynaklandığından, davalı iyi niyetli kabul edilmelidir. Dava tarihi öncesinde davalıların temerrüde düştüklerine dair herhangi bir ihtar da bulunmadığından, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile hüküm altına alınan alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir."
Bu noktada davacı ancak Bornova 6. Noterliği'nin 17.06.2025 tarihli ihtarnamesinin davalıya tebliğ tarihi olan 22.06.2025 tarihi sonrasında ihtarname ile davalıya verilen iade süresi olan 7 günlük sürenin bitimine tekabül eden 30.06.2025 tarihi itibariyle temerrüde düşmüş olarak kabul edilebilecek olup, davacı tarafından 30.06.2025 tarihinden itibaren faiz talep edilebilecektir.
650.000,00-TL asıl alacak için 30.06.2025 tarihinden 01.07.2025 takip tarihine kadar %44,25 avans faiz oranına göre işlemiş faiz hesabı ise şu şekilde olacaktır:
650.000 TL için 30.06.2025 tarihinden başlayan %44,25 Faiz Oranı ile Sabit Faizli Hesap Tablosu
Başlangıç Tarihi Bitiş Tarihi Gün Faiz Oranı Faiz Tutarı
30.06.2025 01.07.2025 1 %44,25 788,01-TL
Bu bağlamda davacı tarafından takip tarihine kadar talep edilebilecek faiz miktarının 788,01-TL olduğu hesaplanmıştır.
Sonuç olarak tüm dava dosyası bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki yazılım geliştirmeye ilişkin eser sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya 650.000,00-TL ödendiği, davalı yüklenici tarafından yazılımın geliştirilerek davacıya teslim borcunun yerine getirilmediği ve bu hususun ispat edilemediği gibi davacı iş sahibi tarafından meydana getirilen eserin kabul edildiğinin de ispat edilemediği, bunun sonucunda davacı iş sahibinin borçlu temerrüdü nedeniyle sözleşmeden dönmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, sözleşmeden dönme nedeniyle davacının davalıya iş bedeli olarak ödemiş olduğu 650.000,00-TL'nin davalı tarafından davacıya iadesinin gerektiği anlaşılmakla, 650.000,00-TL asıl alacak ve 788,01-TL işlemiş faiz yönünden davalının itirazının iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, tarafların tacir olduğu ve daha düşük bir faiz oranının kararlaştırıldığının davalı tarafından ispat edilememesine göre 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden de davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.
Taraflarca tazminat talep edilmiş ise de davacı tarafından davalının kötüniyetinin ispatlanamadığı, alacağın likit olmadığı gibi yargılamayı gerektirdiği, davalı yönünden ise reddedilen miktarın işlemiş faize yani ferilere yönelik olduğu, asıl alacak yönünden davanın tam kabulüne karar verildiği ve bu suretle tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
Buna göre; davaya konu Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasında 650.000,00-TL asıl alacak 788,01-TL işlemiş faiz ve 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek faiz oranı ve yetki yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Davacının ve davalının koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin REDDİNE,
3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 44.455,32-TL harçtan peşin alınan 16.052,85-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 28.402,47-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yatırılan 16.052,85-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 16.668,25-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 3.184,70-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 1.415,30-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 662,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 458,66-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 103.618,20-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 46.273,92-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı █████/2026
Katip ....
e-imza
Hakim ....
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!