İzmir Bölge Adliye Mahkemesinden, eser sözleşmesinden kaynaklanan hukuki ayıplı taşınmaz satışına ilişkin itirazın iptali davasında istinaf kararı.
Özet: Bu dava, davacının ihale yoluyla satın aldığı ve konut alanı olarak vaat edilen ancak imar sorunları, plan iptalleri ve yürütmeyi durdurma kararları nedeniyle hukuki ayıplı çıkan taşınmazlar için ödediği bedelden bir kısmının iadesi amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali talebiyle açılmıştır; davacı, ayıplı satış nedeniyle ödemeleri durdurmasına rağmen kalan borcun faiziyle tahsil edildiğini ileri sürerken, davalı derdestlik, yetkisizlik ve hak düşürücü süre savunmalarıyla davanın reddini istemektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının mülkiyetinde bulunan... ili, ....ilçesi, ... mahallesi, ... ada, .... parselde bulunan taşınmazın %65 hissesini ve ....ada.... parselde bulunan taşınmazın %50 hissesini █████/2010 tarihinde davalı tarafından açık arttırma usulü yapılan ihalede satın alındığını, ihale sonrasında her iki taşınmaz ile ilgili tarafların █████/2010 tarihinde sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşme ile taşınmazların alım bedelinin taksitlendirildiğini, ödemeler devam ederken sözleşme konusu taşınmazların tapu satışının █████/2011 tarihinde yapıldığını, davalının taşınmazları hukuki ayıplı olarak ve kusurlu hareketler ile satmış olduğunun anlaşılması üzerine müvekkilinin taksit ödemelerini █████/2013 tarihinde durdurduğunu, taşınmazların müvekkiline konut alanı imarlı arsa nitelikli olarak belirtilmek sureti ile satıldığını, taşınmazlarda planlamanın henüz tamamlanmadığına dair gazete ilanı veya şartnamelerde hiçbir beyanın bulunmadığını, imarı henüz kesinleşmeyen taşınmazların ihale ilanında imarlı olarak gösterildiğini ve alıcıların iradelerinin yanıltıldığını, davalının taşınmazları müvekkiline sattıktan sonra plan iptal davaları devam ederken █████/2011 tarihinde müvekkiline satılan taşınmazların bulunduğu .... alanının toplu konut alanı olarak ilan edilmesi için Başbakanlık Toplu Konut İdaresine başvuruda bulunduğunu ve alanın █████/2011 tarihinde toplu konut alanı olarak ilan edildiğini, toplu konut ilanı işlemi de dahil bakanlıkça yapılan yeni planlara karşı açılan 27 davada yürütme durdurma kararları verildiğini, taşınmazların mahkeme kararları nedeni ile verilen yürütme durdurulması ve plan iptal kararları ile uzun yıllar ve halen kısıtlı olduğunu, davalının ayıpları bilerek gizlediğini, müvekkili tarafından her iki taşınmaz için toplam 27.436.177,03 TL olan borcun 18.219.256,75 TL lik kısmının aylık taksitlerle █████/2013 tarihine kadar ödendiğini, taşınmazın hukuki ayıplı olduğu netleşince ayıp nedeniyle ödemezlik def'i kullanılarak bakiye 9.216.920,00 TL ödemenin durdurulduğunu, karşı tarafın ihtarnamesi ve fesih baskısı ile müvekkilinden bakiye ödemelerin tamamının temerrüt faizi ile birlikte █████/2011 tarihinde tahsil edildiğini, sonrasında karşı taraf hakkında █████/2018 tarihinde Karşıyaka 3.İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı dosyası icra takibi yapıldığını, 1.957.220,20 TL asıl alacak ve 453.527,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.410.745,66 TL nin iadesinin talep edildiğini, haksız itiraz üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Karşıyaka 3.İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı dosyası ile müvekkil şirkete tebliğ edilen ödeme emrine karşılık dosyaya sunulan "borca itiraz" dilekçesinde de belirtildiği üzere; işbu dava konusu icra takibinin alacaklısı davacı .... Şti. tarafından müvekkili şirkete karşı aynı konu ile daha önce açılan mahkememizin ████████ E.sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiğini ve istinaf incelemesinde olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davacının işbu davaya konu icra takibini bahsi geçen derdest davanın yargılaması devam ederken başlattığını,
HMK ve İİK gereğince, ilamsız icra takiplerinde; yetkili icra dairesi ve yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, somut olayda davalı müvekkilinin ikametgâh adresinin ".... Mah. .... Sok. No:..." olması nedeniyle İstanbul Anadolu Adliyesi yargı çevresinde olup burada başlatılan bir icra takibi ve dava olmadığından davanın reddi gerektiğini,
Mahkememizin ████████ E.sayılı dosyasında müvekkilinin haklılığını gösterir bilirkişi raporu henüz tanzim edilmişken davacı tarafından başlatılan ve işbu davaya konu icra takibine █████/2018 tarihinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, takibin durmasına sebebiyet veren itiraza yönelik açılacak olan dava için hak düşürücü sürenin, alacaklı tarafın itirazdan muttali olma tarihinden itibaren başladığını, işbu davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını,
Dava konusu taşınmazlara ihalede.... ile davacı şirketin müştereken pey sürdüklerini, akabinde satış sözleşmeleri ve tapuları müşterek olarak taraflar adına tescil edildiğini, satış bedellerinin de her iki alıcı tarafından müşterek olarak ödendiğini, dolayısı ile her iki alıcı arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, her ne kadar .... davacı şirketin ortağı olsa da davacı şirketin müşterek alım satım sözleşmesinden doğan alacak için tek başına açmış olduğu davanın husumet yönünden de reddi gerektiğini,
Davaya konu... ada ... parsel ve ... ada... parselin içinde yer aldığı alana ilişkin planın; İzmir Büyükşehir Belediyesince 09.08.2010 tarih ██████ sayılı meclis kararı ile onanan İzmir ... 1/5000 ölçekli nazım imar planı revizyonu olup, işbu hususun ilan ve şartnamede de belirtildiğini, ihaleye katılacak olanların ilan konusu taşınmazların fiili ve hukuki durumlarını hakkında bilgi edinmelerine, ihale şartnamesini incelemelerine olanak tanındığını, şartnamede belirtilen şartlar doğrultusunda █████/2010 tarihli ihale yapıldığını, davacı ...Şti ile dava dışı ... birlikte ihaleye katılmak üzere teminatlarını ibraz ettiklerini ve .. ada .. parsel sayılı taşınmaz ile...ada ... parsel sayılı taşınmazlara en iyi teklifi sunarak anılan taşınmazları satın almaya hak kazandıklarını, bu alıcılar ile her iki taşınmaza ilişkin olarak █████/2010 tarihli A50972 ve A5971 müşteri numaralı Gayrimenkul Satış Ve Borçlanma sözleşmeleri imzalandığını ve adlarına tapu tescilleri yapıldığını,
Davacının, davaya konu taşınmazların satış bedellerini bir süre sözleşmenin kapak sayfasında belirtilen takvime uygun olarak ödediğini, bir süre sonra davacının satış bedellerini ödemediğini, kendisine ihtarname gönderildiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını, davacının ihaleye ihale şartnamesini ve ihale konusu taşınmazların fiili, hukuki ve idari durumlarını incelemiş olarak katılmasının gerektiğini, ihale şartnamesinin 7.maddesi ve 13.maddesindeki “ALICI,taşınmazı mevcut fiili, idari ve hukuki durumu ile görmüş ve KABUL ETMİŞ olduğundan her türlü itiraz veya talep hakkından feragat etmiştir.” şeklindeki hüküm ile alıcının ihaleden önce teklif vereceği taşınmazın hukuki ve fiili durumunu araştırmış olması ve ihaleye bu şekilde girmesinin esas olduğu konusunda bilgilendirildiğini,
Davacının taşınmazların, 04.10.2010 tarihli ihalede kendilerine taahhüt edildiği haliyle devredilmemiş olduğunu iddia ettiğini, şartnamede dava konusu arsalar ile ilgili konut imarlı arsa şeklinde bir beyanda bulunulmadığı ve/veya kabul anlamına gelmemek kaydıyla bulunulmuş olsa bile üzerinde yapılacak herhangi bir inşai faaliyet tamamlanıncaya kadar mevcut imar durumunun korunacağına dair ya da değişiklik olmayacağına/yapılmayacağına dair herhangi bir taahhütte bulunulmadığının açık olduğunu, zira böyle bir taahhüdün hukuken imkansız ve geçersiz olacağını, ayrıca taşınmazların durumlarının hem ihale tarihinde hem de satış tarihinde aynı olup; kesinlikle bir kabul anlamına gelmemek kaydıyla taşınmazların durumlarında bir değişiklik yapılmışsa dahi; işbu değişikliğin düzenlenmesinde müvekkili şirketin herhangi bir görev ve yetkisi bulunmadığını,
Davacı şirket yetkilisi Remzi Erdem’in ihaleye girmeden önce kendi adına asaleten, .... Şti. adına vekaleten imzalamış olduğu “....ı A.Ş. Genel Müdürlüğü 04.10.2010 Tarihli Açık Artırma Katılma Ve Yüklenim” belgesinde de koyu renkle belirtilmiş olan "Açık artırmaya sunulan gayrimenkulün mevcut durumunu önceden görerek ve açık eksik, kusurları ile kabul ederek mevcut fiili, idari ve hukuki durumu ile görmüş ve kabul etmiş olduğumdan her türlü itiraz veya talep hakkımdan feragat etmiş sayıldığımı kabul ederek açık artırmaya katıldığımı…” şeklinde taahhütü bulunduğunu,
Mahkememizin ████████ E.sayılı dosyası kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında da tespit edildiği ve gerekçeli kararda belirtildiği üzere; ... İli ... İlçesi .... Mevkii .... ada ... parselde kayıtlı 4.561 m2 alanlı taşınmaz ile... İli ... İlçesi ...Mevkii ... ada ...parselde kayıtlı 12.142 m2 alanlı taşınmazların gerek ihale tarihinde, gerekse daha sonra satış ve borçlanma sözleşmesi imzalandığı tarihte konut imarlı alanda kaldığının tespit olunduğunu,
Davacının ödeme takvimine uymamasının akde aykırılık olup gecikme nedeni ile ödemiş olduğu faizi geri istemesinin de dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,
Müvekkili tarafından davacı şirkete ve diğer alıcı hissedar ....’e Kadıköy 9.Noterliğinin █████/2016 tarih 06301 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 12.02.2016 tarihi itibarı ile vadesi geçmiş borçlarının bulunduğu ve bu borçların yedi gün içerisinde faiziyle birlikte ödenmesinin gerektiği, aksi takdirde sözleşmelerin feshedileceği hususunun bildirildiğini, davacının bunun üzerine faizi ile birlikte muaccel borca ilişkin ödeme yaptığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur. karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Taraflar delil ve belgelerini ibraz etmişler, mahkememizin kesinleşmiş ████████ E-███████ K.sayılı dosyası bu dosya arasına alınmış, İzmir 2.İdare Mahkemesinin ████████ E.-████████ K.sayılı, ████████ E., █████████ E., ████████ E., █████████ E., █████████ E. ve █████████ E.sayılı, İzmir 3.İdare Mahkemesinin █████████ E.-████████ K.sayılı, İzmir 4.İdare Mahkemesinin ████████ E.-█████████ K (bozma sonrası █████████ E.-█████████ K.)sayılı dosyaları/örnekleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yazısı, tapu kayıtları celbedilmiş, davacı şirket tüzel kişiliğinin yazılı muvafakatı ve temsile ve idareye yetkili temsilci ....'in █████/2022 tarihli celsedeki beyanı üzerine davacı vekili Av.... tanık sıfatıyla dinlenmiştir.
Dava, tasarrufa kısıtlı olan taşınmazın satışı nedeniyle fazladan ödenmek zorunda kalınan faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davalının mülkiyetinde bulunan.... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, ...parselde bulunan taşınmazın %65 hissesinin ve ... ada ... parselde bulunan taşınmazın %50 hissesinin █████/2010 tarihinde davalı tarafından açık arttırma usulü yapılan ihalede davacı tarafından satın alındığı, ihale sonrasında her iki taşınmaz ile ilgili tarafların █████/2010 tarihinde sözleşme imzaladıkları, bu sözleşme ile taşınmazların alım bedelinin taksitlendirildiği, taşınmazların tapu satışının █████/2011 tarihinde yapıldığı, davacının taksit ödemelerini █████/2013 tarihinde durdurduğu, davacı tarafından her iki taşınmaz için toplam 27.436.177,03 TL olan borcun 18.219.256,75 TL lik kısmının aylık taksitlerle ödendiği, bakiye 9.216.920,00 TL ödemenin durdurulduğu,
Dava konusu taşınmazların bulunduğu ... alanının toplu konut alanının █████/2011 tarihinde toplu konut alanı olarak ilan edildiği,
Toplu konut ilanı işlemi de dahil bakanlıkça yapılan yeni planlara karşı açılan muhtelif davalarda yürütme durdurma kararları verildiği, taşınmazların mahkeme kararları nedeni ile verilen yürütme durdurulması ve plan iptal kararları ile uzun yıllar ve halen kısıtlı olduğu,
Davalı tarafından gönderilen Kadıköy 9.Noterliğinin █████/2016 tebliğ tarihli 6301 yevmiye nolu ihtarnamesi üzerine █████/2016 tarihinde bakiye tutarların temerrüt faizleri ile birlikte davacı tarafından ödendiği,
Karşıyaka 3.İcra Müdürlüğünün ██████████ E.sayılı dosyası ile, davacı-alacaklı vekili tarafından davalı-borçlu aleyhine █████/2018 tarihinde, 1.957.220,20 TL asıl alacak, 453.525,46 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.410.745,66 TL alacağın asıl alacağa yıllık %19,50 avans faizi ile birlikte tahsili yönünde ilamsız takip açıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya █████/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlu vekilinin █████/2018 tarihli yetkiyi, borca ve fer'ilerine itiraz dilekçesi üzerine takibin durduğu, bu durumun davacı alacaklı vekiline █████/2019 tarihinde tebliğ edildiği,
Hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; Davacının tek başına aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı, işbu davaya bakma yetkisinin mahkememize ait olup olmadığı ve yetkili icra müdürlüğünce yapılmış geçerli bir takip bulunup bulunmadığı, mahkememizin ████████ E.sayılı dosyası ile ilgili olarak derdestlik durumunun bulunup bulunmadığı, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı; esas yönden ise, ihale ile satın alınan gayrimenkullerin usulüne uygun olarak ihaleye çıkartılıp çıkartılmadığı, satım konusu taşınmazın imar durumu yönünden ayıplı olup olmadığı, davacı tarafın bu sözleşme uyarınca sözleşmenin feshedileceği ihtarı üzerine yapmış olduğu bakiye ödemelerini ve faizlerini davalıdan tahsil edip edemeyeceği, böylece icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa tutarının ne kadar olduğu noktalarındadır.
Tüm dosya içeriği delil ve belgelerin, özellikle mahkememizin kesinleşmiş ████████ E.-███████ K.sayılı dosyasının değerlendirilmesi sonucunda:
I-A)Mahkememizce █████/2022 tarihli ön inceleme celsesinin 3, 4 ve 5/b nolu ara kararları ile,
"Taraflar arasında akdedilen sözleşme konusu taşınmazın ve davacının ikametgahının mahkememiz yargı çevresi içerisinde kalmasına, HMK'nun 10 ve TBK'nun 89.madde hükümleri uyarınca aksine bir anlaşma yoksa para borçlarında ifa yerinin alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olmasına göre davalı vekili tarafından ileri sürülen yetki ilk itirazının ve icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazın REDDİNE,
...İcra takibinin itiraz üzerine durdurulmasına yönelik kararın davacıya tebliğ edildiği █████/2019 tarihinden işbu dava tarihi █████/2020 tarihine kadar 1 yıllık süre geçmiş ise de, 7226 sayılı Kanunun geçici 1.maddesi uyarınca Covid 19 salgın hastalığı nedeniyle tüm sürelerin █████/2020 tarihinden █████/2020 tarihine kadar durduğu, yaklaşık 4 aylık sürenin eklenmesi halinde işbu itirazın iptali davasının 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığının aşikar olduğu anlaşıldığından, bu yöndeki davalı vekili itirazının REDDİNE,
...Eldeki dosya ile mahkememizin ████████ E.sayılı dosyanın taraflarının ve dava sebeplerinin aynı olduğu, ████████ E.sayılı dosyada verilen kararın kesinleşmesinin eldeki davanın sonucunu doğrudan etkileyeceği anlaşıldığından, anılan dosyanın sonucunun bekletici mesele yapılmasına," karar verilmiş, bu yönlerdeki savunmaya itibar edilmemiştir.
B)Dava ve takip dayanağı ödemenin davacı tarafından yapılmasına, mahkememizin ████████ E-███████ K.sayılı -eldeki davanın yargılaması sırasında- kesinleşmiş dosyası ile davacının dava ehliyetinin benimsenmiş olmasına göre, davalı vekili tarafından ileri sürülen aktif dava ehliyeti itirazı hukuki dayanaktan yoksun bulunmuştur.
C)Mahkememizin ████████ E-███████ K.sayılı kesinleşmiş dosyasının kısmi dava şeklinde açılıp sonuçlanmasına ve eldeki davanın ek dava niteliğinde bulunmasına göre, davalı tarafından ileri sürülen derdestlik itirazı hukuka uygun bulunmamıştır.
II-Davanın esasına gelince; davacının davalıdan ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... ada, .. parselde bulunan taşınmazın %65 hissesini ve .. ada .. parselde bulunan taşınmazın %50 hissesini █████/2020 tarihinde satın aldığı, taşınmazların uygulama öncesi imar durumları ile güncel imar durumlarında, yapılaşma koşullarında herhangi bir değişikliğin bulunmadığı, basiretli bir tacir için taşınmaz satımından önce satın alınacak olan taşınmazla ilgili olarak imar durumunun, bölge durumunun araştırılmasının kaçınılmaz olduğu,
Davalının dava konusu olan taşınmazların mevcut durumlarının saklandığı ve taşınmazların bulunduğu yerdeki imar planının iptali için davalar açıldığı hususlarının gizlendiği iddiasına itibar edilmesinin mümkün olmadığı,
İzmir 4.İdare Mahkemesinin ████████ E. █████████ K.sayılı gerekçeli kararın örneğinin İzmir 2.İdare Mahkemesinin ████████ E.sayılı dosya örnekleri ile birlikte mahkememizin kesinleşmiş ████████ E.sayılı dosyasına celbedilmesine, yine diğer idare mahkemesinin iptal kararları ile birlikte bu durumun kesinleşmiş dosyamızda bilirkişiler tarafından irdelenmesine ve bu çerçevede hüküm tesis edilmesine göre; "Davalı yanın Toplu Konut İdaresine sunmuş olduğu 07.10.2011 tarihli 9464 sayılı dilekçe içeriğinden de görüleceği üzere; İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 09.08.2010 ██████ sayılı tarihinde yapılmış olan planlamanın sebebi, öncesindeki toplu konut planlarının iptali istemi ile İzmir 4 İdare Mahkemesi ████████ E sayılı davada toki planlarının iptal edilmiş olmasıdır. Yeni ulaştığımız bir belge olan ve işbu dilekçemiz ekinde sunduğumuz resmi yazı ile 4 İdare Mahkemesi ████████ E sayılı davada iptal edilmiş olan toplu konut ilanının da toki iştiraki olan davalı ... A.Ş.'nin talebi ile yapılmış olduğu ortaya çıkmaktadır" şeklindeki iddiaya itibar edilmesinin mümkün olmadığı,
Mevcut durum itibariyle imar durum değişikliğinin yapılması konusunda davalının sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı,
Böylece, dava konusu taşınmazların ihalesinde usulsüzlük bulunmadığı ve imar durumu yönünden ayıplı olmadığı, davacı tarafın bu sözleşme uyarınca sözleşmenin feshedileceği ihtarı üzerine yapmış olduğu bakiye ödemelerini ve faizlerini davalıdan tahsil etme hakkının bulunmadığı, dolayısıyla icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacağının bulunmadığı,
Davacı tarafın dava konusu olan gayrimenkul satışı nedeniyle ödemelerini durdurarak sonrasında davalı tarafa faiz ödediği iddiasıyla açmış olduğu icra takibine vaki itirazın iptali davasının yerinde olmadığı, tüm dosya kapsamı, özellikte taraflar yönünden kesin hüküm ve kesin delil teşkil eden mahkememiz için de bağlayıcı olan mahkememizin ████████ E-███████ K.sayılı kararı ile anlaşılmıştır.
Davacı taraf her ne kadar █████/2022 uyap tanzim tarihli dilekçede ve son celsede bilirkişi marifetiyle temerrüt faizinin hesaplanmasını talep etmiş ise de mahkememiz dosyası ve mahkememizin ████████ E. ███████ K.sayılı dosya içerisinde bulunan ve taraflarca imza altına alınan █████/2010 tarihli sözleşmenin incelenmesinde "ÖDEME ŞEKLİ" başlıklı 4.2.maddesine göre taksitlerin satışın yapıldığı ayı takip eden ayın en geç 22.gününe kadar (dahil) ve müteakip taksitlerde ait oldukları ayın 22.gününe (dahil) kadar şirket hesabına yatırılacağı, taksit ödemelerinin geciktirilmesi halinde ödeme tarihindeki Merkez Bankası avans faiz oranı ile temerrüt faizi ve giderlerini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinin düzenlendiği görülmüştür.
Yine aynı sözleşmenin "Taksit Miktarı Ve Borç Bakiyesi Belirleme Esasları" başlıklı 5.1 maddesine göre her takvim yılının 1 Ocak - 30 Haziran tarihleri arası birinci altı aylık dönem, 1 Temmuz 31 Aralık tarihleri arası ikinci altı aylık dönemdir. İlk taksitin başladığı ay hangi altı aylık dönemde ise aylık taksitler o dönemin sonuna kadar sabit kalır. Her altı aylık dönemin başında (Ocak-Temmuz) o dönemde geçerli olacak aylık taksit miktarı ve borç bakiyesi, sözleşme imzalama tarihine bakılmaksızın, bir önceki altı aylık TÜİK tarafından yayınlanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranına göre her dönem için yeniden hesaplanır ve şirket tarafından alıcıya bildirilir. İlk ve son taksitin başladığı ayın altı aylık dönemin başlangıcına veya bitimine yakın olması, uygulanacak altı aylık artış oranını değiştirmez. 5.6 maddesine göre ise, satışların KDV tutarı, vadeli satış bedeli üzerinden tahsil edilecektir. Ayrıca 6 aylık dönemlerde borç bakiyesine uygulanan artışlardan da artış tutarı üzerinden hesaplanan KDV izleyen ilk taksit ödemesine ilave edilerek tahsil edilecektir.
Davacı vekili, dava dilekçesinin "Açıklamalar" bölümünün 1 nolu bendinde davacının taksit ödemelerinin █████/2013 tarihinde durdurduğunu, en son ödemesini █████/2013 tarihinde yaptığını, her iki sözleşme ile ilgili olarak yapması gereken ödemeleri █████/2016 tarihine kadar durdurduğunu ve bu tarihte davalının ihtarname keşide etmesi nedeni ile bakiye borcunu faizi ile birlikte ödemek durumunda kaldığını ileri sürmüştür. Bu husus kısmen gerçeği yansıtmaktadır. Mahkememiz dosyası içerisinde bulunan bilgi ve belgeler ile dosyamız arasına alınan ████████ Esas ███████ Karar sayılı dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalının davacıya ihtarname keşide ettiği ve davacının da ihtarname tebliği üzerine birikmiş tüm borcunu gecikme faizleri ile birlikte █████/2016 tarihinde ödediği sabittir. Ancak tüm dosya kapsamının incelenmesinde davacının taksit ödemesini █████/2013 tarihinde değil, █████/2013 tarihinde durdurduğu anlaşılmıştır. Bu husus, mahkememizin ████████ esas ███████ karar sayılı dosyasında davacı tarafça sunulan uzman görüşünde de açıkça tespit edilmiş olup bizzat davacı tarafından sunulan uzman görüşünde açık bir biçimde davacının en son taksit ödemesini █████/2013 tarihinde yapmış olduğu, nitekim dava dilekçesinin "Açıklamalar" bölümünün 6 nolu bendinin 3 nolu paragrafında aylık taksitlerin █████/2013 tarihine kadar ödendiğinin bildirildiği, uyuşulan noktalar bölümünde ise bu durumun zuhulen █████/2013 olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşmede, ödenmesi gereken taksit miktarları, taksit miktarlarının ne şekilde artacağı ve işletilecek faiz oranı açık bir biçimde hüküm altına alınmıştır. Mahkememizce usul ekonomisi gereği davacı tarafından yapılan faiz ödemelerinin fazla olup olmadığı hususunda dosya bilirkişiye tevdi edilmesi talebi kabul edilmeyerek gerekli hesaplamalar yapılmıştır. Buna göre her iki sözleşme bakımından ödenmeyen ilk taksit miktarı olarak █████/2013 tarihinde ödenmesi gereken taksit esas alınmış, 6'şar aylık dönemler için önceki 6 aylık dönemde TÜİK tarafından açıklanan TÜFE oranında artış yapılmış ve 6 aylık dönemler için ödenecek ilk takside taşınmazların toplam satış miktarlarında meydana gelen artış miktarı üzerinden hesaplanan KDV hesaplanarak ilk taksit miktarına eklenmiştir. Keza, taraflar arasındaki sözleşmeye göre borcun ödendiği tarih olan █████/2016 tarihindeki avans faizi oranında da gecikme faizi hesaplaması yapılmıştır. Buna ilişkin yapılan hesaplamalara dair tablo aşağıdaki şekildedir.
a)Sözleşme konusu ... ada .. parsel yönünden:
Temerrüt tarihi Taksit miktarı İlave edilen Faiz oranı Ödeme tarihi İşlemiş faiz
KDV-TÜFE
23.07.2013 479.140,21 ₺60.281,31 10,50% 16.11.2016 ₺169.376,07
23.08.2013 418.858,87 10,50% 16.11.2016 ₺144.279,43
22.09.2013 418.858,87 10,50% 16.11.2016 ₺140.492,25
22.10.2013 418.858,87 10,50% 16.11.2016 ₺136.827,23
22.11.2013 418.858,87 10,50% 16.11.2016 ₺133.040,05
22.12.2013 418.858,87 10,50% 16.11.2016 ₺129.375,03
%3,25
22.01.2014 459.425,37 ₺26.953,58 10,50% 16.11.2016 ₺137.751,04
22.02.2014 432.471,79 10,50% 16.11.2016 ₺125.759,19
22.03.2014 432.471,79 10,50% 16.11.2016 ₺122.227,34
22.04.2014 432.471,79 10,50% 16.11.2016 ₺118.317,07
22.05.2014 432.471,79 10,50% 16.11.2016 ₺114.532,95
22.06.2014 432.471,79 10,50% 16.11.2016 ₺110.662,68
%5,59
22.07.2014 478.404,63 ₺21.757,66 10,50% 16.11.2016 ₺118.185,88
22.08.2014 456.646,97 10,50% 16.11.2016 ₺108.681,98
22.09.2014 456.646,97 10,50% 16.11.2016 ₺104.553,13
22.10.2014 456.646,97 10,50% 16.11.2016 ₺100.557,47
22.11.2014 456.646,97 10,50% 16.11.2016 ₺96.428,62
7.500.211,39 ₺2.111.047,41
Görüldüğü üzere toplan ödenmesi gereken taksit miktarı 7.500.211,39-TL ve işlemiş faiz miktarı da 2.111.047,41-TL olup bu sözleşmede davacının sorumluluk miktarı %65 olmakla davacı tarafça vadesi geçtikten sonra █████/2016 tarihinde ödenmesi gereken toplam ana para miktarı 4.875.137,40-TL ve işlemiş faiz miktarı da 1.372.180,82-TL'dir.
b)Sözleşme konusu ... ada .. parsel yönünden:
Temerrüt tarihi Taksit miktarı İlave edilen Faiz oranı Ödeme tarihi İşlemiş faiz
KDV-TÜFE
23.07.2013 ₺150.740,62 ₺18.243,36 10,50% 16.11.2016 ₺53.286,81
23.08.2013 ₺132.497,26 10,50% 16.11.2016 ₺45.639,79
22.09.2013 ₺132.497,26 10,50% 16.11.2016 ₺44.441,79
22.10.2013 ₺132.497,26 10,50% 16.11.2016 ₺43.282,44
22.11.2013 ₺132.497,26 10,50% 16.11.2016 ₺42.084,44
22.12.2013 ₺132.497,26 10,50% 16.11.2016 ₺40.925,09
%3,25
22.01.2014 ₺145.329,62 ₺8.526,20 10,50% 16.11.2016 ₺43.574,66
22.02.2014 ₺136.803,42 10,50% 16.11.2016 ₺39.792,93
22.03.2014 ₺136.803,42 10,50% 16.11.2016 ₺38.675,37
22.04.2014 ₺136.803,42 10,50% 16.11.2016 ₺37.438,08
22.05.2014 ₺136.803,42 10,50% 16.11.2016 ₺36.240,70
22.06.2014 ₺136.803,42 10,50% 16.11.2016 ₺35.003,41
%5,59
22.07.2014 ₺151.333,31 ₺6.882,58 10,50% 16.11.2016 ₺37.385,63
22.08.2014 ₺144.450,73 10,50% 16.11.2016 ₺34.379,27
22.09.2014 ₺144.450,73 10,50% 16.11.2016 ₺33.073,20
22.10.2014 ₺144.450,73 10,50% 16.11.2016 ₺31.809,25
22.11.2014 ₺144.450,73 10,50% 16.11.2016 ₺30.503,18
₺2.371.709,87 ₺667.536,04
Görüldüğü üzere toplan ödenmesi gereken taksit miktarı 2.371.709,87-TL ve işlemiş faiz miktarı da 667.536,04-TL olup bu sözleşmede davacının sorumluluk miktarı %50 olmakla davacı tarafça vadesi geçtikten sonra █████/2016 tarihinde ödenmesi gereken toplam ana para miktarı 1.185.854,94-TL ve işlemiş faiz miktarı da 333.768,02-TL'dir.
Mahkememizce yapılan ve yukarıda ayrıntılı olarak gösterilen hesaplamalar dikkate alındığında, her iki sözleşme nedeni ile davacının gecikmeli olarak ödeme yaptığı tarih olan █████/2016 tarihi itibarı ile davacının ödemesi gereken ana para borcu ( 4.875.137,40-TL+1.185.854,94-TL) 6.060.992,34-TL ve işlemiş faiz tutarı da (1.372.180,82-TL + 333.768,02-TL) 1.705.948,84-TL dir.
Davacı vekilinin dava dilekçesindeki ikrarı ve davalı tarafın bu konudaki sessiz kalışı gözetilerek, uyuşulmayan noktalar bölümünde ödenmeyen bakiye taksitler toplamının 9.216.920,00 TL olarak belirlendiği, █████/2013 tarihi itibariyle davacı tarafın ödemediği taksitler toplamı tutarı 6.060.992,34 TL'nin 9.216.920,00 TL tutarın içerisinde kaldığı, 6.060.992,34 TL yi aşkın kısma ilişkin borcun dava dışı hissedar alıcı ....'e ilişkin olabileceği belirlenmiştir.
Davaya konu uyuşmazlık davacının fazladan ödediğini iddia ettiği faize ilişkindir. Esasen davacının işlemiş faiz nedeni ile davalıya ödediği tutar 1.957.220,20-TL'dir. Ancak bu ödemenin tamamı işlemiş faiz tutarı değildir. Davacının yaptığı işlemiş faiz ödemesi nedeni ile fatura kesilmiş ve fatura kesilmesi nedeni ile de %18 KDV ilave edilmiştir. Davacının ödemiş olduğu işlemiş faizi talep edebileceği kabul edilse dahi ödenen KDV'yi talep hakkı bulunmamaktadır. Esas itibarı ile davacının ödediği toplam işlemiş faiz tutarı KDV hariç 1.701.034,08-TL olup bu husus mahkememizin ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı dosyasında davacının ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrasında tanzim edilen bilirkişi raporunda da sabittir.
Özetle, yapılan yargılama sonrasında mahkememizce, davacının davalıya karşı imzalanan sözleşme kapsamında taksit ödemelerin durdurmakta haklı olmadığı, temerrüdün koşullarının oluştuğu bu itibarla davalının davacıdan işlemiş faize yönelik tahsilatının yerinde olduğu, davacının davalıya toplam faiz ödemesinin 1.701.034,08-TL olup mahkememizce yapılan hesaplamaya göre davalının talep edebileceği işlemiş faiz tutarının ise 1.705.948,84-TL olduğu, davacı tarafça yapılan faiz ödemesinin iddia edildiği gibi fazla olmadığı, tam aksine ödenmesi gereken faiz miktarının altında kaldığı tespit edilmiştir.
Davacı vekili Av. ... tanık sıfatıyla "şirkete 2016 yılı Şubat ayında bir ihtar geldi, ihtarnamede ödemeleri temerrüt faizi ile birlikte yapılması isteniyordu yapılmaması durumunda tapu iptali tescil davası açılacağı belirtiliyordu, bu arada alınan taşınmaz ile ilgili plan iptali ve toplu konut ilanının iptali konusunda davalar ve yürütmeyi durdurma kararları vardı, bunun üzerine müvekkil şirket yetkilileri ödemezlik defini kullanarak ödemeleri durdurmuşlardı, ihtardan sonra o dönemin.... A.Ş.genel müdürü ...'dan randevu talep edildi, kabul edildi, şirketin avukatı olarak ...'la görüşmeye İstanbula gittim, kendisine tüm dava ve olayların süreçlerini ayrıntıları ile anlattım, kendisi de bana 'biz zaten .. bölgesindeki bütün hukuksal sorunları biliyoruz, taşınmazları satmadan önceki hukuksal sorunları da biliyorduk zaten bunun için sattık, sorunlar olmasaydı taşınmazları biz yapıp daha fazla kar edebilirdik, sorunlar olduğu için biz taşınmazları satıp oradan çıktık, bu ödeme için size en fazla süre verebiliriz' dedi, bunun dışında bir konuşma olmadı, maddi olaylara ilişkin olarak benim bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuş ise de, dosya kapsamına, tarafların durumlarına, kesin delil niteliğindeki kesin hükmün içeriğine uygun düşmediğinden adı geçen tanığın anlatımına itibar edilmemiştir," gerekçesi ile;
"Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal gerekçeye, dosyadaki delillere ve heyetin taktirine göre:
Davanın REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece kesin hüküm bulunduğu gerekçesi ile davayı reddederek hukuki nitelendirmede hata yaptığını, çünkü istinafa konu yargılamada yeni vakıa ve delillerin ortaya çıktığını, mahkemece, davacı kadın tarafından 01.10.2015 tarihinde açılan boşanma davasının, Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas, 556 karar sayılı ilamı ile feragat seebiyle reddine karar verildiğini belirterek, feragat tarihinden sonra açılan eldeki davanın kesin hüküm sebebiyle reddine karar verildiğini, bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş hükmün diğer davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olmasının gerekli olduğunu, davalı tarafından müvekkiline satılan taşınmazın hukuki ayıplı olduğunu, hukuki ayıplı olduğunun davalı tarafından bilinmekte ve gizlenmekte olduğunu, taşınmazın kısıtlanmasında hukuki ayıplı olmasında) davalının kusurlu eylemlerinin sebep olduğunu, yargılama aşamasında elde edilmiş olan yeni delil ve vakıalardan birisinin de Bayındırlık İl Müdürlüğünün 2006 tarihli yazısı olduğunu, bu yazıda 2005 yılında dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın davalının talebi ile toplu konut alanı ilan edildiğinin ifade edildiğini, ancak davalı tarafından yaptırılan bu toplu konut ilanı işleminin İptali için İzmir 4 İdare Mahkemesi ████████ E sayılı dosyada açılan davada, toplu konut planlarının iptal edildiğini ve bölgenin plansız kaldığını, dava konusu taşınmazların müvekkiline satıldığı tarihte, bu nedenle henüz kesinleşmiş bir imar planının bulunmadığını, yani tam olarak konutun imarlı olmadığını, davalının taşınmazlarını müvekkiline sattıktan sonra, Toplu Konut İdaresine 07.10.2011 tarihli 9464 sayılı dilekçe ile bölgenin yeniden toplu konut ilan edilmesini talep ettiğini ve yeniden toplu konut ilanı sürecini başlattığını, akabinde 25.11.2011 tarih 3/9563 sayılı işlem ile bölge yeniden toplu konut ilan edildiğini, .. ve.. tarafından 2984 sayılı Toplu Konut Kanunun 4. Maddesine dayanarak Bakanlığa yeniden planların yaptırıldığını, 2011 yılında yeniden yaptırılan bu toplu konut ilan işlemi ve bakanlığa yaptırılan planların iptali istemi ile İzmir 2 İdare Mahkemesinde toplam 27 adet dava açıldığını, davalının 2005 yılında yaptırmış olduğu toplu konut alan işleminin mahkeme kararı ile iptal edilmiş olduğunu bile bile, kendi taşınmazlarının inşaat yoğunluklarını arttırmak için 2011 yılında bölgenin yeniden toplu konut ilan edilmesini istediğini, bu işlemlerin müvekkiline tapular satıldıktan sonra olduğunu, davalının hem taşınmazları sattığı tarihte imarı kesinleşmemiş taşınmazı imarlı vasıflı olarak sattığını, hem de sattıktan sonra yeniden iptali için davalar açılabileceğini bile bile bölgeyi toplu konut ilan ettirdiğini, gerçekten de bölgenin 2011 yılında yapılan toplu konut ilanı işleminin iptali davasında İzmir 2 İdare mahkemesinin önce yürütmeyi durdurma kararı verdiğini, sonra idari işlemi iptal ettiğini, taşınmazların ise bu davalar nedeni ile 2013 yılından 2016 yılına kadar kısıtlı kaldığını, İzmir 1 vergi mahkemesi ████████ e. 2016 1887 k. sayılı kesinleşen kararı ile taşınmazların 2016 yılında dahi halen kısıtlı olduğunun tespit edildiğini, ihale, sözleşme ve tapu alım tarihlerinde hukuki sorunların hiçbirisinin müvekkili tarafından bilinmediğini, toplu konut ilanının iptali davasına müvekkili tarafından müdahalede bulunulduğunu ve yıllarca hukuki sorunlarla mücadele edildiğini, davalının ise onlarca dava açılmasına sebep olduğu idari işlem ile ilgili açılan davalara dahi katılmadığını, müvekkilinin yıllarca tasarruf edemediği taşınmazlara emlak vergileri ödediğini, beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taşınmazın satışı nedeniyle fazladan ödenmek zorunda kalınan faiz alacağı kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas, ███████ karar sayılı dosyasının incelenmesinde; taraflarının bu dava dosyası ile aynı olduğu, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı sonrası istinafı üzerine Dairemizin █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamı ile "Taraflar arasında yapılan █████/2010 tarihli ihale ve açık arttırma şartnamesinin incelenmesinde ... ve .. adadaki davaya konu taşınmazın niteliklerinin konut olarak belirtildiği, görülmekle birlikte davacı ile davalı arasında yapılan █████/2010 tarihli gayrımenkul satış ve borçlanma sözleşmesinin tetkikinde bu sözleşmenin 7 ve 11.3.maddesinde alıcının taşınmaz malı mevcut fiili, idari ve hukuki durumu ile görmüş ve kabul etmiş olduğundan her türlü itiraz veya talep hakkından feragat etmiş sayılacağının karara bağlandığı ve bu sözleşmeden sonra █████/2011 tarihinde de celp olunan tapu kayıtlarına göre taşınmazların ilgili hisselerinin davacı şirkette tapu kayıtlarının geçtiği ve davacının tapu maliki olduğu açıkça belirlenmiştir. Dosya içerisinde celp olunan İzmir 2.İdare Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu bölge konusundaki İzmir Valiliğinin toplu konut alanı ilan kararının iptal edildiğini, İzmir 2.İdare Mahkemesinin █████████ Esas sayısında alınan karar ile uygulama imar planının iptaline karar verildiği belirlenmiş ise de, bu kararlardan daha önceki tarihlerde davacı şirketin bu taşınmazlara davalı idare ile yapılan sözleşme uyarınca tapudan █████/2011 tarihinde malik olduğu görülmektedir. Tapu kayıtları aleni olup davacı tarafça aleni olan tapu kayıtlarında ki bilgiler esas alınarak █████/2011 tarihindeki daha önceki aldığı ihale üzerine ve davalı kurum ile yapılan sözleşme üzerine tapudan malik olduğu görülmektedir. 6102 sayılı TTK nun 16/1 maddesi gereğince davacı taraf bir şirket olup aynı zamanda tacir sıfatına haiz bulunmaktadır. Aynı yasanın 18/2.maddesinde her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gerektiği hususu düzenlenmiştir. Her ne kadar taraflar arasında ihale ile ve daha sonra adi yazılı gayrimenkul satış sözleşmesi düzenlenmiş ise de satışa konu edilen taşınır olmayıp taşınmaz olduğundan taşınmazların satışının ancak tapuda resmi satışla gerçekleşmesi gerektiği tapu kanununa göre bilinen bir durum olup, nitekim celp olunan tapu kayıtlarına göre tapudaki satışın █████/2011 tarihinde gerçekleştiği belirlenmiştir. Taşınmaz satışı tapuda gerçekleşmiş olmakla davacı tarafın tapudaki bilgilerin aleniyeti ilkesi gereğince satın alınan taşınmazların tapudaki niteliğinin bilinerek alınması gerektiği değerlendirilmelidir. Başka bir anlatımla davacı tacirin tapudan taşınmaz satın alırken hangi nitelikteki bir taşınmazın satın alıyor olduğunu tacir olduğu da değerlendirilerek ve ayrıca tapudaki bilgilerin aleniyeti ilkesi gereğince bilerek satılmamış olduğunun gözetilmesi gerekmektedir. Aleni olan tapu bilgileri konusunda davalı tarafın davacı tarafı tapu bilgilerin gizlemek konusunda aldattığı sonucuna varmak mümkün bulunmamaktadır. Eğer davacı taraf sözleşmede niteliği gizlendiği iddia olunan taşınmazın satış esnasındayken tapu bilgilerini öğrenmesi üzerine dürüst davranılmadığını düşünüyor ise bu defa sözleşmeden cayma hakkını kullanmış olması gerekirdi. Bu bakımdan TTK 16. Maddesi gereğince tacir sayılan davacının sözleşme kurulduktan uzun bir süre sonra tapudaki satış işlemleri sırasında taşınmazların tapu bilgilerini ve niteliğini incelemek suretiyle kendisine karşı yanıltıcı bilgiler verildiği sonucuna varması halinde diğer yasal haklarını kullanarak sözleşmeden vazgeçmesi yada başkaca yasal hakları kullanıp TTK 18. Maddesi gereğince basiretli davranarak yasal haklarını kullanması gerekirdi. Somut olayda davacı taraf satış aşamasında ve sözleşme akdedilirken gerekli inceleme ve araştırmayı yapmayarak ve ayrıca sözleşmeden uzun bir süre sonra taşınmazın tapuda devri sırasında tapu bilgilerini belirttiğini incelemeden ve sorgulamadan taşınmazın üzerine kaydettirmiş olması karşısında basiretli bir tacir gibi davranmadığı değerlendirilmiştir. Aynı şekilde davacı taraf sözleşme imzalanırken açık bir şekilde bu sözleşmenin 11/3. Maddesinde 11.3. Maddesine "alıcı taşınmaz malı mevcut fiili, idari ve hukuki durumu ile görmüş ve kabul etmiş olduğundan her türlü itiraz ve talep hakkından feragat etmiş sayılır" hükmü içeren bu sözleşmeyi imzalamış olduğuna göre bu aşamadan sonra tacir olması da değerlendirilerek satın aldığı taşınmazın nitelikleri konusundaki değişiklikler davalı tarafın sorumlu tutamayacağını açıkça kabul etmiş sayıldığından davada iddia olunan sebeplerden dolayı davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Kaldı ki davacı taraf satın alınan taşınmazlardaki nitelik değişikliklerinden haberdar olmadığını ileri sürede getirtilen idari yargı dosyaları içerisinde görüleceği üzere yargılama aşamasında o dosyalara müdahil olduğu da görülmüştür. Bu durumda taraflar arasındaki satışa konu hususun taşınmaz satışı olduğu, taşınmaz satışının tapu dışında adi yazılı sözleşme ile gerçekleşmesinin mümkün olmadığını ancak tapuda resmi satış ile mümkün olduğunu, taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmesinden uzun süre sonra tapudaki satışın ve değerin gerçekleştiği, tapudaki bilgilerin aleni alıp satın alınan davacı tarafça bilinmesi gerektiği tapu bilgilerinin davalı tarafça tapudan tapu dairesi bertaraf edilerek davacıya karşı gizlenmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafça her iki taşınmazın tapudaki nitelikleri bilinerek satın alınmış sayılması gerektiği, davacı tarafın TTK hükmün gereğince tacir olup TTK nın 18. Maddesi uyarınca her türlü işlerinde basiretli davranması gerektiği kaldı ki taraflar arasında yapılan sözleşmenin 11.3 maddesi uyarınca bu satıştan dolayı alıcı tarafın taşınmazı mevcut fiili, idari ve hukuki durumu ile görmüş ve kabul etmiş olduğundan her türlü itiraz veya talep hakkından feragat etmiş sayılacağı açıkça kararlaştırıldığı, anılan bu sözleşme metninin davacının tacir olması ve TTK hükümlerine tabi olması nedeniyle genel işlem şartlarına aykırılık oluşturmayacağı ve sözleşme hükümlerine göre taşınmazın niteliği konusunda davalıya herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği gibi davacı tarafça sözleme de de feshedilmediğine göre temerrüt durumu sabit olmakla feshedilmeyen sözleşmeden dolayı oluşan ve ödenen faizin genişleme şartlarının da oluşmadığı anılan bu gerekçelere göre ilk derece mahkemesi kararının istinaf sebepleri çerçevesinden usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşıldığından davacı taraf vekilinin istinaf isteminin esastan reddine" karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas, ███████ karar sayılı dosyası ile denetime elverişli bilirkişi raporu ve ek rapor doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına, göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!