Turizm teşvik kanunu kapsamında uygulanan indirimli elektrik tarifesi kaynaklı gelir kaybının özelleştirme sonrası Hazine tarafından karşılanmaması üzerine ödenen tazminatın rücuen tahsili talebi.
Özet: Bir elektrik dağıtım şirketi, Turizm Teşvik Kanunu kapsamında indirimli elektrik sağladığı bir şirkete, devletin teşvik kaynaklı gelir kaybı desteğini durdurması sonrası ödemek zorunda kaldığı yaklaşık 291.071,59 TL tutarındaki tazminat ve icra masraflarının rücuen tahsili için çeşitli devlet kurumlarına dava açmıştır. Davacı, daha önce kazanılan bir ticari dava sonucunda ödediği bu zararın, indirimli tarife uygulamasının Hazine Müsteşarlığı tarafından karşılanmaması kaynaklı olduğunu belirtirken; davalı konumundaki devlet kurumları ise, yargı yolu, görev ve husumet itirazı, zamanaşımı, sorumluluğun başka birimlerde olduğu ve davacının önceki yargılama sürecinde yeterli özeni göstermediği gerekçeleriyle davanın reddini talep etmektedir. Bu hukuki uyuşmazlık, kamu teşviklerinin finansal sorumluluğunun dağıtımı ve kamu idareleri arasındaki yük paylaşımını konu almaktadır.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/... E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2020/... E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı şirketin müvekkili şirketten sözleşme ile elektrik enerjisi kullandığını, teşvik sahibi dava dışı şirkete 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu'nun (2634 sayılı Kanun) 16. maddesi ve 12.04.2002 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile 02.04.2004 tarihine kadar bölgedeki sanayi ve mesken abonelerine uygulanan tarifelerden en düşüğü üzerinden elektrik tarifesi uygulandığını, teşvik sahibi abonelere uygulanan indirimli tarifeden dolayı müvekkili şirket için oluşan gelir kaybının Bakanlar Kurulu kararının 4. maddesine göre Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından karşılandığını, ancak Hazine Müsteşarlığının 15.04.2004 tarihli ve 28727 sayılı yazısında; 02.04.2004 tarihli ve ███████ sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile ... ve bağlı ortaklıkların özelleştirme programına alınmış olması ve 233 sayılı KHK kapsamından çıkarılmış olması nedeniyle, 02.04.2004 tarihinden sonraki uygulamalara yönelik olarak ... ve bağlı ortaklıklarına indirimli tarife uygulanmasından dolayı oluşan zarar nedeniyle Müsteşarlık bütçesinden her hangi bir ödeme yapılamayacağının bildirildiğini, bu yazı üzerine müvekkili tarafından teşvik belgesine sahip şirketlere indirim tarife uygulamasının kaldırıldığını, bunun üzerine teşvik sahibi dava dışı şirketin ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyasıyla müvekkili şirkete karşı indirimli tarife ile normal tarife arasındaki farkın kendisine iadesi talebiyle açtığı davanın kabulü ile 140.344,37 TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, bu karar nedeniyle ... 20. İcra Müdürlüğünün 2013/... E. sayılı dosyasına toplam 281.257,69 TL ödeme yaptıklarını, ayrıca müvekkilinin temyiz, karar düzeltme harcı vb. masraflar için 9.813,90 TL olmak üzere toplam 291.071,59 TL zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 291.071,59 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek değişken oranlı reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili; yargı yolu ve görev itirazı ile zamanaşımı def'inde bulunduktan sonra, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/... E. sayılı davasına konu faturaların hangi tüketim dönemine ilişkin olduğu anlaşılamadığını, faturaların 16.07.2009 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin olması halinde, bu dönemler için davanın muhatabının ... Bakanığı olması gerektiğini, █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde dağıtım şirketleri nezdinde oluşan gelir kaybının karşılanması yükümlülüğü/sorumluluğu ve yine özelleştirme kapsamına giren dağıtım şirketlerine tarife indiriminin uygulanmasına son verilmesine ilişkin yazının mülga Hazine Müsteşarlığı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Genel Müdürlüğüne (şimdiki adıyla Kamu Sermayeli Kuruluş ve İşletmeler Genel Müdürlüğü) ait olduğunu, indirimli tarifeden kaynaklı görev zararının karşılanması sorumluluğunun bu Genel Müdürlük bünyesinde yürütüldüğünü, bu nedenle ilgili mevzuat çerçevesinde davalı sıfatı bulunamayacağını, üzerine düşen gerekli özen ve yükümlülükleri yerine getirmeyerek dava açılmasına neden olan, bir sonraki aşamada da icra takibine sebebiyet veren davacının rücu hakkı bulunmadığını, müvekkili İdareye gerek dava sırasında gerekse davadan sonra ödeme yapılması konusunda ihbarda bulunulmadığını, temerrüt söz konusu olmayacağından asıl alacağa faiz işletilmesi de talep edilemeyeceğini, rücu alacağının yargı kararı ile doğacak bir alacak olduğundan bu alacağa ancak yasal faiz işletilebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Dahili davalı vekili; alacak davalarında, davaya zorunlu dava arkadaşlığı dışında dahili dava yolu ile davalı olarak taraf eklenmesi mümkün olmadığını, müvekkili İdareye husumet yöneltilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü Ekonomi Bakanlığı bünyesinde iken 10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkındaki 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin (1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi) 387. maddesinde ...Bakanlığının hizmet birimleri arasında sayılmak suretiyle müvekkili İdareye bağlandığını, bunun dışında dava konusu ile müvekkili İdarenin hiçbir dahili bulunmadığını, davacının rücuya konu davasında yeterli savunma yapmayarak davanın aleyhe neticelenmesine sebep olduğunu ve bu sonucun sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli kararıyla; davalı Hazine Müsteşarlığının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2019 tarihli kararıyla; 08.06.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 637 sayılı Ekonomi Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 2. maddesinin birinci fıkrasında; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte Dış Ticaret Müsteşarlığı ..., taşra ve yurtdışı teşkilatları ile Hazine Müsteşarlığından Bakanlığa devredilen Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü ile Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğüne ait her türlü taşınır, taşıt, ..., gereç ve malzeme, her türlü borç ve alacaklar, yazılı ve elektronik ortamdaki her türlü kayıtlar ve diğer dokümanlar ile kadro ve pozisyonlarda bulunan personel hiçbir işleme gerek kalmaksızın Ekonomi Bakanlığına devredilmiş sayılır. Mülkiyeti Hazineye ait veya Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan Maliye Bakanlığınca, Dış Ticaret Müsteşarlığına tahsis edilmiş taşınmazlar hiçbir işleme gerek kalmaksızın tahsis amacında kullanılmak üzere Ekonomi Bakanlığına tahsis edilmiş sayılır.” hükmü ve yine bu Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 2. maddesinin altıncı fıkrasında; “Mevzuatta Dış Ticaret Müsteşarlığına, İhracatı Geliştirme ... Merkezine ve Hazine Müsteşarlığının bu Kanun Hükmünde Kararname ile Ekonomi Bakanlığına devredilen birimlerinin görevleri nedeniyle Hazine Müsteşarlığına yapılmış olan atıflar Ekonomi Bakanlığına yapılmış sayılır.” hükmünün yer aldığı, usul ekonomisi gözetilerek, Ekonomi Bakanlığının usulüne uygun biçimde davaya dahil edilip taraf teşkili sağlandıktan sonra davaya devam edilerek esas yönünden inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ...Bakanlığının davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlandığını, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/... E. sayılı davasında davacı şirketin tazminat ödemesine karar verildiği ve davacının ... 20. İcra Müdürlüğünün 2013/... E. sayılı icra dosyasına 07.07.2014 tarihinde 245.000,00 TL ve 23.07.2014 tarihinde 36.257,69 TL ödeme yaptığı, 23.07.2020 tarihli bilirkişi raporuyla; davacının ödediği toplam miktarın 281.257,69 TL; icra vekalet ücreti, takip sonrası işlemiş faiz ile icra harç ve masraflarının rücu edebilecek miktar içinde olmadığının kabulü halinde davacının rücuen talep edebileceği miktarın 236.418,94 TL; davacı tarafın yargılama gideri olarak talep edebileceği miktarın 9.813,90 TL olduğunun bildirildiği, davalının icra harç ve masraflarından sorumlu olmayacağı ancak yargılama giderlerinden sorumlu olabileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 245.000,00 TL'nin ödendiği 07.07.2014 tarihinden, 1.232,84 TL'nin ödendiği 23.07.2014 tarihinden itibaren işleyen değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ile dahili davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin emsal kararlarından da anlaşıldığı üzere, davacı tarafın rücu kapsamında; Ticaret Mahkemesinin hükmettiği asıl alacak, avukatlık ücreti, yargılama gideri ve faizden oluşan borç ile birlikte hükmün kesinleşmesine kadar yapılan icra giderleri ve icra avukatlık parasını isteme hakkına sahip olduğu, iadenin kapsamının kural olarak davacının mahkum olup ödediği para ile kendisi hakkında açılan davanın sonunda verilen hükmün kesinleşmesine kadar işleyecek faizi ve önceki davada hükmedilen avukatlık ücreti ile yargılama giderleri ve bir de davacı aleyhine ödetme kararı alan üçüncü kişinin hüküm kesinleşmeden önce alacağını tahsil için ilamı icraya koymuş olması halinde hükmün kesinleşmesine kadar yapılan icra giderleri ve avukatlık ücreti ile aynı güne kadar gerçekleşen faiz toplamından davalının payına düşen kısmı olduğu, kendi kusurlu davranışı ile icranın sürüp gitmesine yol açtıysa, bu ihmali nedeniyle artan icra giderlerinin ve hükmün kesinleşmesinden sonra geçen sürenin faizini isteyeceği, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/... E. ve ████████ K. sayılı dosyasının temyiz incelemesinden geçerek 23.12.2014 tarihinde kesinleştiği, alacaklı tarafça ilamın kesinleşmeden icraya konulması nedeniyle davacı borçlu tarafından kararın kesinleşmesinden önce 07.07.2014 tarihinde 245.000,00 TL ve 23.07.2014 tarihinde 36.257,69 TL ödeme yapıldığı, davacı vekilinin ilamın icrasından kaynaklı masraf ve giderleri, ödemek zorunda kaldığı alacak ve ferileri, işlemiş faiz, harç, vekalet ücreti ve giderlerini yine ilgili dosyada yasal hakkı olan temyiz yoluna başvuru nedeniyle yaptığı giderleri talep edebileceğinden istemin tam kabulünün gerektiği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik kararları uyarınca davalının husumete yönelik itirazlarının yersiz olduğu, ancak davalı tacir olmadığından rücu isteminde alacağa yasal faiz işletilmesi gerekirken reeskont faizi işletilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile 245.000,00 TL'nin 07.07.2014, 36.257,69 TL'nin 23.07.2014, 9.813,90 TL'nin ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde dahili davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Dahili davalı vekili; █████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararının uygulayıcısının hatalı yorumlandığını, Ekonomi Bakanlığı ile müvekkili arasında halef selef ilişkisi bulunmadığını, dava konusu işlemlerin 2009 yılına kadar Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Sermayeli Kuruluş ve İşletmeler Genel Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü, 2009 yılından sonra ise Kültür ve Turizm Bakanlığına bu yetkinin devredildiğini, davanın müvekkili yönünden husumetten reddinin gerektiğini, davacının rücuya konu davasında yeterli savunma yapmayarak davanın aleyhe neticelenmesine sebep olduğunu ve bu sonucun sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 2634 sayılı Kanun kapsamında indirimli tarifeden faydalanan dava dışı abone tarafından açılan dava neticesinde davacı tarafça ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, dava tarihi itibariyle yasal hasım Hazine Müsteşarlığı olmasına rağmen 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yasal hasmın yargılama sırasında değiştirilmesine, doğru hasım olan ... usule uygun şekilde davaya dahil edilip taraf teşkilinin sağlanmasına, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereği davacının ilamın icrasından kaynaklı masraf ve giderleri, ödemek zorunda kaldığı alacak ve ferileri, işlemiş faiz, harç, vekalet ücreti ve giderlerini, yine ilgili dosyada yasal hakkı olan temyiz yoluna başvuru nedeniyle yaptığı giderleri talep edebileceğinin anlaşımasına göre, dahili davalı vekili vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!