Danıştayda, 375 sayılı KHK ile FETÖ iltisakı iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan personelin davasında eksik araştırma temyiz incelemesi.
Özet: Davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Jandarma Genel Komutanlığından kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali ile parasal haklarının ödenmesi talebiyle açtığı davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri davacının örgütle iltisaklı/irtibatlı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermişken; davacının hakkında ceza yargılaması ve somut tespit bulunmadığı iddialarıyla temyiz başvurusu yapması üzerine, Danıştay tetkik hakimi eksik araştırma nedeniyle kararın bozulması gerektiğini düşünmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : ██████████Karar No : ██████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA 2- ... Genel Komutanlığı / ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B-6 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Jandarma Genel Komutanlığı'nın... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında açılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, askerlik mesleğinin yüksek derecede düzen ve disiplin isteyen, emir ve direktiflere mutlak olarak itaat gerektiren bir meslek olmasının yanında, tam güvene dayalı olarak görev yapmanın olmazsa olmaz şart olduğu, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker, polis gibi görevliler yönünden devletin daha geniş yetkilere sahip olduğunun tartışmasız olduğu, davacının ifadesinde de kabul ettiği üzere, örgütle bağlantılı yurtta kaldığı, dershaneye gittiği, sohbetlere katıldığı, günü birlik geziye gittiği hususu birlikte değerlendirildiğinde bu yapıyla iltisakının/irtibatının bulunduğu anlaşıldığından davacının 375 sayılı KHK'nın 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, hakkında yürütülen ceza yargılaması bulunmadığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu gösteren herhangi bir tespitin bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik araştırma nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından █████/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu █████/2016 tarihinde, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, █████/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK █████/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu kanun da █████/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra, █████/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022 tarihli ve E:████████, K:███████ sayılı kararı ile) Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin █████/2022 tarihli ve E:████████, K:███████ sayılı kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır" kuralı getirilmiştir. Ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, █████/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davalı idare bünyesinde polis memuru olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ...sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturması neticesinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:...sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: ████████, █████/2001; Petersen/Almanya, B. No: ████████, █████/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: ████████, █████/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.İdare Mahkemesince, davacının █████/2020 tarihli savunmasında ve Isparta İl Emniyet Müdürlüğü'nde verdiği █████/2019 tarihli ifadesinde yer alan beyanına ilişkin tespitler davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisakı veya irtibatı olduğu yönünden hükme esas alınmıştır.Bu tespitler incelendiğinde; davacının █████/2020 tarihli savunmasında ''....2012 yılında Bilecik Pazaryeri MYO okulunda öğrenimime başlamak için babam ile, ilk önce Pazaryeri Kredi Yurtlar Kurumuna ait yurda başvurduk. Ek kontenjan ile kazandığım için öncesinde başlayanlar nedeniyle yer olmadığı ve başvuru formu doldurabileceğimiz söylendi. Yurdun karma olması, giriş çıkışların ve ortak kullanım alanlarının aynı olması sadece katların erkek öğrencilerden farklı olması nedeniyle, babam bu yurtta kalmamıza izin vermedi ve bu nedenle başvuru yapamadım. Bunun üzerine ilçede sadece kız öğrencilere hizmet veren bir tek yurt bulunması nedeniyle hakkımda soruşturma açılmasına neden olan söz konusu yurda kalmak zorunda bırakıldım. Babam güvenli bir yerde kalmam koşuluyla ancak Pazaryerinde öğrenimime devam etmeme izin vereceğini söylemesi üzerine, KYK'ya ait yurtta kalmak istememe rağmen mecburen söz konusu yurtta kalmak zorunda kaldım......Söz konusu dönemde 19 yaşında olmam, gerilimin olmaması ve öğrenimime devam etmek istemem nedeniyle babamın kararını kabullenmek zorunda bırakıldım. Tek amacımın okulu bir an önce bitirip dikey geçiş sınavı ile lisans okumak olduğundan babam ile ters düşmemek için söz konusu yurtta toplamda 2 öğrenim yılı kalmak zorunda kaldım. Her ne kadar babamın baskısı sonucu yurtta kalmam nedeniyle hakkımda soruşturma açılmış olsa da babam beni oldukça zor şartlarda okutmuştur. Şu an kendisi de yaptığından pişmandır.....Belletmenler ile hiçbir programa katılmadım, sadece yurtta kalan herkese zorunlu olan haftada bir çay saati olarak adlandırılan programlara yurtta kalan tüm öğrenciler gibi devamlı olmasa da arada bir katılmak zorunda kaldım. Ailemin maddi durumunun kullanılması beni oldukça rencide etti. Hakkımda ifade veren şahsın ifadesinde geçtiği üzere, onun ve birçok kişinin okulu bitirmesine rağmen yurttan ayrılmaması teklif edilmiş ancak bana söz konusu teklif hiçbir zaman yapılmamıştır. ....FETÖ'nün gerçek amacının anlaşılmasından önce dahi örgüt ideolojisini benimsemedim. Herhangi bir sempati duymadım. Sadece 19 yaşında olmam ve maalesef ailemin desteğine ihtiyaç duymam ve kalacak yer için alternatif bulunmaması nedeniyle babamın zorlaması ile yurtta kalmak zorunda kaldım. Tamamen iradem dışında ve alemin desteğine ihtiyaç duyduğum dönemde yurtta kalmam nedeniyle mesleki ve sosyal hayatım altüst olmuştur. " şeklinde beyanda bulunduğu, Yine, davacının Isparta İl Emniyet Müdürlüğünde verdiği █████/2019 tarihli ifadesinde" Ben liseden mezun olduktan sonra Ankara ilinde Kızılayda bulunan Maltepe dershanesine gittim. Bu dershanede 2010 yılında haftanın bir günü dershanenin en üst katında bizim sınıfın rehber öğretmeni olan adını Cansu olarak hatırladığım şahıs bize dini sohbet yapıyordu. Bu sohbetlerde namaz, oruç kul hakkı vs. gibi konuları anlatıyordu. Ara sıra da bu konularla ilgili Fetullah Gülen'in sözlerinden bahsediyordu. Cansu isimli dershanedeki matematik öğretmeni bize zaman gazetesine deneme sınavları için abone olmamızı söyledi Ama ben olmadım. 15 tatilde bu dershanede yine en üst katta Okuma Kampı yapıldı.Ben bu kampa iki gün katıldım. Bu kampta ders çalıştık, soru çözdük akşamları çay saati adı altında yine dini sohbetler yapıldı. Fetullah Gülen'in kitaplarını okuyup açıklamalar yapıyorlardı. Bana dershanede Işık evlerinden bahsettiler.Bana bu evlerden ... isimli hoca bahsetti.Bu evlerde ders çalışabileceğimi söyledi ancak ben kabul etmedim. Yurtta İstanbul Adalara gezi yaptılar.Bu geziye ... .... (Kayserili) gitti diye hatırlıyorum. Lise öğrencileri de bu geziye katıldılar. Bu gezi günübirlik idi. Bir kere de Isparta iline Barlaya gezi düzenlendi. Ben hiç Ispartayı görmediğim için merak ettim ve geldimBurada Eğirdir'de bir yurtta namaz kılmak için durduğumuzdu hatırlıyorum, bu gezi de günü birlikti ama geziyi kimin organize ettiğini bilmiyorum. ''yolunda beyanda bulunduğu, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarihli ve Soruşturma No:..., K:... sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği görülmektedir.Bu itibarla, her ne kadar İdare Mahkemesi kararında, davacının yukarıda belirtilen savunması ve ifadesi dikkate alınarak karar verilmiş ise de; davacının beyanından da anlaşıldığı üzere davacının Bilecik Pazaryeri Meslek Yüksek Okulunda eğitim gördüğünü, bu dönemde Pazaryeri Kredi Yurtlar Kurumu Yurduna (K.Y.K.) başvuruda bulunduğunu, ancak ek kontenjan ile kazandığı için asıl kontenjan sahiplerinin kendisinden önce yurda yerleştiklerini, bu sebeple K.Y.K. yurdu dışında kızlara hizmet veren başkaca yurt olmadığı için güvenlik gerekçesi ile babasının isteği doğrultusunda ilçedeki tek yurda yerleşmek zorunda kaldığını, daha sonra 2015-2017 yılları arasında Kredi Yurtlar Kurumu Yurdu'na yerleştiğini beyan ettiği, Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü'nün █████/2020 tarihli Yurt Barınma Belgesinin dosyaya sunulmuş olduğu, bu durumun davacının anılan iddiasını destekler mahiyette olduğu görülmüştür. Bunun dışında davacının örgütün (gazete ve dergi aboneliği, zekat, fitre vb.) herhangi bir faaliyetine katılmadığı, yine dosya kapsamında davacının yurtta kalmış olduğu süreç sonrasında da örgütün sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığına dair herhangi bir bilgi, belge veya beyanın bulunmadığı anlaşıldığından, bu aşamada söz konusu beyanın tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının devam ettiğini ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.Yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görülmüştür. Bu nedenle, öncelikle; davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin değerlendirilmesi, gerek görülmesi halinde yeniden sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; "Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine,Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine,Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve varsa ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.