Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında ihtiyati haciz talebinin reddine karşı yaklaşık ispat ve müteselsil sorumluluk itirazlarıyla istinaf başvurusunu inceledi.
Özet: Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, davacının davalıların kusurlarının kesin olarak tespit edildiğini ve müteselsil sorumlulukları gereği yaklaşık ispat ilkesi doğrultusunda ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini savunarak ilk derece mahkemesinin ihtiyati haciz talebinin reddi kararına yaptığı istinaf başvurusu incelenirken, yargı organının haksız fiilden doğan zararın eylem tarihinde muaccel hale geldiği ilkesini dikkate aldığı bir hukuki süreç ele alınmaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ EsasKARAR NO : █████████KARAR TARİHİ : █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2026 (Ara Karar)NUMARASI : ████████ EsasDAVACI : VEKİLLERİ :DAVALI :VEKİLİ : DAVALI :VEKİLİ : DAVALI :DAVALI :TASFİYE MEMURU :DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)Davacı vekilince, davalılar aleyhine açılan davada davacı tarafça ihtiyati haciz talep edilmesi üzerine verilen ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:Talep, haksız fiilden kaynaklandığı ileri sürülen zarara dayalı davada ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alacakları ve haciz sebepleri hakkında, dayanılan belgeler ve iddianın ileri sürülüş biçimi dikkate alındığında, alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden bahisle taleplerinin reddedildiğini ancak dava dilekçelerinde belirttikleri üzere somut olayları bakımından yaklaşık ispat ilkesinin varlığını es geçtiğini, Savcılık tarafından aldırılan iki farklı kusur raporunda kusurları kesin olarak tespit edilen ve haklarında iddianame düzenlenen bu şahıslar hakkında yaklaşık ispatın varlığı için başkaca ne tespit yapılması gerektiğini merak ettiklerini, işbu meydana gelen olayda, her ne kadar kusur tespitleri ile yukarıdaki açıklamaları ve dosyadaki raporlar yeterli olsa da hukuk mahkemesi her ne kadar ceza yargılmasındaki kusur oranlaması ile bağlı olmasa da, ceza yargılamasındaki maddi olguyla bağlı olduğunu, ... ... başta olmak üzere diğer bazı şüpheli şahıslar için ceza yargılaması sona erdiğini ve maddi olgu bağlamında kusurlu olduklarının da kesin olarak belirlendiğini, üçüncü olarak istinaf makamının da malumu olduğu üzere, TBK madde 61 çerçevesinde olaydaki her bir kusurlu şahıs, kurum ve/veya kuruluş müteselsil sorumluluk esası gereğince %1 kusurlu olsa dahi dış ilişkide müvekkiline karşı tazminatın tamamından yani %100'ünden sorumlu olduğunu, alınan raporlar çerçevesinde müvekkillerine hiçbir kusur izafe edilmemiş olup, davalıların ise kusurlu oldukları kesin olarak belirlendiğini, davalıların kusur oranları, kendi aralarındaki rücu ilişkisi ile alakalı olup, müvekkiline karşı tam sorumluluklarının cari olduğunu, şu aşamada kusur oranlarının belirlenmesinin hiçbir anlamı olmadığı gibi, hatta tüm hukuki süreçte belirlenmesinin de müvekkili bakımından hukuki yararı olmadığını, mezkur olayda en kötü ihtimalde dahi yani %1 kusur verilse de sorumlulukları tam olan davalılara karşı ciddi bir alacakları olması nedeniyle tedbir mahiyetindeki ihtiyati haciz ara kararının alınmasını talep etmiştir. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.İhtiyati haciz müessesesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 257 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İlgili kanun maddeleri şu şekildedir;İhtiyati haciz şartları başlıklı Madde 257 – "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1 - Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2 -Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." hükmünü içermektedir.Vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş alacakların zamanında ödenmesinin sağlanması amacıyla borçlunun mallarına geçici olarak hukuken el konulması şeklinde ifade edilebilecek olan ihtiyati haczin, kanunda düzenlenen istisnai hallerde vadesi gelmemiş alacaklar için tatbiki de mümkündür.Somut olayda, davalıların haksız fiil niteliğindeki olay nedeniyle davacı tarafı zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak ihtiyati haciz talebinde bulunulmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış içtihatlarına göre; zarar, haksız eylemden kaynaklandığında, tazminat da haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muaccel alacak " kavramı, alacaklı tarafından belli durumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacak iddiasını elde etmeye yönelik, makul bir şekilde ortaya konulmuş icra edilebilir bir iddianın doğurduğu, ulusal mevzuatta bir kanun hükmüne veya yerleşik içtihatlara dayalı başarılı olma şansı yüksek, yeterli somutluğa sahip nitelikteki talep ve dava edilebilir hale gelmiş alacakları ifade etmektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun 258/1.maddesinde; "Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur." şeklinde belirtilen husus kapsamında, alacağın "yaklaşık ispat" kuralına göre ispatına ilişkin delil ve belgelerin sunulması gerekir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde; dava dilekçesinde ileri sürülen hususların yargılamayı gerektirdiği ve bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği kanaatine varılmakla ilk derece mahkemesince davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi ara kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gerekli 732TL istinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3)İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi gereğince; geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından, anılan Kanun hükmü gereği kesin olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026 Başkane-imza Üye e-imza Üye e-imza Katipe-imza