Kamu görevinden terör örgütü iltisakı iddiasıyla çıkarılan kişinin, hakkında kesinleşmiş kovuşturmaya yer olmadığı kararı ve somut delil eksikliği nedeniyle görevine iade talebinin Danıştay tarafından değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, 375 sayılı KHK uyarınca FETÖ/PDY iltisakı iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan bir davacının, bu işleme karşı başlattığı hukuki süreci özetlemektedir. İlk derece mahkemesi özetine göre, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan hakkında yürütülen soruşturmada, örgütle organik bir bağ kurduğuna, şirketteki çalışmasının örgütsel amaçlı olduğuna, mahrem yapılanmayla irtibatlarının örgütsel olduğuna, Bank Asya hesabının rutin bankacılık faaliyeti dışında olduğuna veya ByLock kullandığına dair somut bir delil bulunmadığı tespit edilmiş ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kesinleşmiş bir karar verilmiştir. Dolayısıyla davalı idarenin, davacının terör örgütüyle irtibat veya iltisakını ispatlayacak somut ve hukuken kabul edilebilir başkaca bir delil sunamadığı belirtilmektedir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : ██████████
Karar No : ██████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasındaki mevcut bilgi belgeler, Mahkemece yapılan ara kararlarına cevaben gönderilen bilgi belgeler ile UYAP kayıtlarının tetkikinden, davacının hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:... Karar No:... sayılı kararıyla; "...örgütle organik bir bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde herhangi bir delil bulunmayan şüphelinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü'nün Bilişim Mahrem Yapılanması için kurulduğu iddia edilen DSC Savunma Sanayi ve Güvenlik Çözümleri Bilişim Danışmanlık Ticaret İmalat .. şirketinde 2 yıl kadar süreyle çalışmasının örgütsel faaliyet olarak addedilemeyeceği, şüphelinin bahse konu şirkette örgütsel bir amaç doğrultusunda çalıştığına dair bir tespit yapılamadığı, kaldı ki resmi kayıtlarda şüphelinin bahse konu şirkette ███████ - ███████ tarihleri arasında çalıştığı gözükmekte ise de kendisinin alınan samimi beyanında adı geçen şirkette 2 yıl kadar süreyle çalıştığını dile getirerek samimi beyanda bulunduğunun anlaşıldığı, ayrıca şüphelinin emniyet mahrem yapılanma içerisinde yer alan şahıslarla irtibata geçtiği belirlenmiş ise de şüphelinin bahse konu görüşmeleri örgütsel amaçlı gerçekleştirdiğine dair de tespit yapılamadığı, irtibata geçtiği belirlenen şahısların bir kısmının kendi yargılanmış oldukları dosyalarda firari durumda olmaları nedeniyle ifadelerinin de alınamadığı, diğer bir kısmının ise kendilerine yönelik aynı atılı suçlama yönüyle herhangi bir beyanda bulunmamaları karşısında örgüte yönelik herhangi bir bilgi paylaşımı yapmadıklarından ifadelerinin alınmasında hukuki yarar bulunmadığının tarafımızca değerlendirildiği, kaldı ki emniyet mahrem yapılanma içerisinde olup dosyamız şüphelisinin çalışmış olduğu şirkette de SGK kaydı bulunan ... kod M.İ ile ... kod adlı Y.E.A isimli şahısların şüphelinin savunmasında dile getirdiği üzere aynı işyerinde çalışmış olmaları nedeniyle de irtibata geçmiş olabileceklerinin değerlendirildiği, şüphelinin Bank Asya'da hesabı olduğu tespit edilmiş ise de rutin bankacılık faaliyeti çerçevesinde hesabın açıldığına tarafımızca kanaat getirilmesi, UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankasında şüpheli aleyhinde tanık beyanının bulunmaması, yeni delil elde edilmesi durumunda her zaman kamu davası açılabileceği hususları da göz önüne alınmakla kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmadığı..." gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, diğer taraftan, ... Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik yürüttüğü bir soruşturmada ele geçirilen Micro SD kartın yapılan incelemesi neticesinde, örgüt tarafından Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin fişlendiğinin tespit olunduğu, ancak davacı hakkında herhangi bir kodlama bulunmadığının görüldüğü, bu durumda, davacı hakkında, tarafına yöneltilen silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yapılan soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması hususu ile birlikte UYAP kayıtlarında davacı hakkında açık olan başka bir adli soruşturma ve kovuşturma kaydının bulunmadığı, yapılan idari tahkikat sonucunda da bu hususlardan ayrıksı olarak davacının terör örgütüyle irtibatı ve iltisaklı olduğuna kanaat getirilecek başkaca bir tespit, bilgi ve belgenin de olmadığı görülmekte olup, davacının örgütle yakın temas kurduğuna, örgüte himmet adı altında bağışta bulunduğuna, ByLock kaydının olduğuna ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı, soruşturma konusu örgüte talimat ile ve örgütsel şekilde yapıldığı değerlendirilebilecek bir Bank Asya hesabına rastlanılmadığı, hakkında başkaca veri ile desteklenmeyen HTS kayıtlarından başka bir delil olmayan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna ilişkin davalı idarece somut, hukuken kabul edilebilir delil ibraz edilmediği gibi hususlar dikkate alındığında, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesine istinaden kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, öte yandan, hukuka aykırı bulunan idari işlem nedeniyle ilgililerin uğramış oldukları zararların tazmini Anayasa'nın 125. maddesi gereğince zorunlu olduğu, davacının dava konusu işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal haklarının, her bir maaşın tahakkuk tarihinden itibaren hesaplanmak suretiyle işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının her bir maaşın tahakkuk tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava dosyasının incelenmesinden, davacının polis akademisine giriş tarihinin █████/2014 tarihi olduğu, ondan hemen öncesinde FETÖ/PYD silahlı terör örgütünün bilişim mahrem yapılanması için kurulan DSC Savunma Sanayi ve Güvenlik Çözümleri Bilişim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti.'nde ███████- ███████ döneminde resmi sigortalı olarak, davacının savcılık aşamasında kendi ifadesinde ise iki yıl boyunca fiilen çalıştığı, davacının HTS kayıtlarının incelenmesinden, 2010-2015 yılları arası 5 ayrı mahrem imamla toplamda 660 kez irtibatının bulunduğu, bu kişilerin hepsinin Emniyet Mahrem yapılanmasının mahrem imamları olduğu, her ne kadar, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararda bu mahrem imamlardan M.İ ve Y.E.A'nın da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bilişim mahrem yapılanması için kurulan şirkette sigorta kaydı bulunduğundan bahisle aynı iş yerinde çalıştıkları için irtibata geçmiş olabileceği değerlendirmesi yapılmışsa da, davacının diğer üç mahrem imamla irtibatı hakkında bir araştırma yapılmadığı gibi, müzahir şirkette çalışma kaydı bulunan bu mahrem imamların emniyet mahrem yapılanmasının mahrem imamları olduğu ve bu iş yerinden ayrıldıktan kısa bir süre sonra davacının polis akademisine girdiği değerlendirildiğinde, davacı hakkında davalı idarece düzenlenen tutanakta yer verildiği üzere davacının polislik mesleğine bu mahrem imamlarca yönlendirilmiş olma ihtimalinin hayatın olağan akışına uygun olduğu gibi davacının talimatla para artışı olmayan ve fakat █████/2012 tarihinde açılan Bank Asya Hesabının bulunduğu ve ardışık niteliği taşımayan bir çok sabit/ankesörlü hat aramalarında olduğu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile müzahir şirketlerinde çalışarak ve mahrem imamlarıyla yoğun ve sürekli şekilde irtibatı ve iltisakı sabit görüldüğünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusu kabul edilerek, İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu, Bank Asya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemlerine ilişkin olduğu, hakkındaki arama kayıtlarının ardışık ve periyodik arama olmadığı, sabit hat aramalarını hatırlamadığı, sadece ilgili telefonlardan aranmış olmasının FETÖ/PDY ile irtibatına ve iltisakına delil olarak gösterilemeyeceği, söz konusu şirkette kendi geçimini sağlamak maksadıyla çalıştığı ve herhangi bir örgütsel saikinin bulunmadığı, HTS kayıtlarının örgütsel bir görüşmeye ilişkin olmadığı ve ismi geçen şahısları tanımadığı, hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik araştırma nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından █████/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu █████/2016 tarihinde, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, █████/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK █████/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu kanun da █████/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra █████/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddenin (B) fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört yıl süreyle; terör örgütlerine Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve E:████████, K:███████ sayılı kararıyla "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresi iptal edilmiştir.) iltisakı yakut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin kamu görevinden çıkarılacağı hükme bağlanmıştır.
Davalı idare bünyesinde komiser olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: ████████, █████/2001; Petersen/Almanya, B. No: ████████, █████/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: ████████, █████/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Bu nedenle, öncelikle; davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin değerlendirilmesi, gerek görülmesi halinde yeniden sorulması, öte yandan 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için;
"Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine,
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine,
Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine,
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve varsa ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle dava konusu işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin iptali ile davacının tazmin talebinin kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla kararın eksik inceleme nedeniyle bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!