Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, TEİAŞın kamu ihale sözleşmesi kapsamında ödediği kıdem tazminatlarının alt işverenden rücuen tahsiline ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Türkiye Elektrik İletim A.Ş.nin, alt işveren Elbim Elektrikin emekli olan çalışanlarına ödediği kıdem tazminatlarının rücuen tahsili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne karar vermesi üzerine, hem davacı tarafın faiz başlangıç tarihine itirazı hem de davalı tarafın kıdem tazminatı sorumluluğunun kendisine ait olmadığı ve kamu kurumu olan davacıya karşı rücu hakkının bulunmadığı gerekçeleriyle kararın bozulması talebiyle istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ :█████/2024NUMARASI :████████ Esas - ████████ KararDAVACI :TÜRKİYE ELEKTRİK İLETİM A.Ş. - ...VEKİLİ :Av. ...DAVALI :ELBİM ELEKTRİK TESİS BAKIM İŞLETME MÜHENDİSLİK ENERJİ SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ...VEKİLİ :Av. ...DAVA :Rücuen TazminatDAVA TARİHİ :█████/2024KARAR TARİHİ :█████/2026KR. YAZIM TARİHİ :█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı TEİAŞ Genel Müdürlüğüne bağlı, Adapazarı 5. Bölge Müdürlüğü ile davalı firma arasında hizmet alımına dair imzalanan sözleşme ile Trafo Merkezi İşletme işinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında davalı firmaya verildiğini, davalı şirket personellerinin muhtelif tarihlerde emekliye ayrılması nedeniyle kendilerine davacı tarafça üst işveren olarak toplam 141.645,44-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, ilgili personellerin dava dilekçesinde belirtilen tarihler arasında davalı şirket bünyesinde çalıştıklarını, davalı şirket ile davacı kurum arasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında imzalanan sözleşme ile davalı ve davacı arasında üst-alt işveren ilişkisi mevcut olduğunu, üst işveren olarak davacı şirketin sorumluluğunun İş Kanununun 2. maddesi 6. fıkrası gereğince kanundan kaynaklanan sorumluluk gereği kurum tarafından ödemeler yapıldığını ancak ödeme yapılan işçilerin davalı yüklenici şirketin işçileri olduğunu ve kıdem tazminatının ödenmesinde akdi sorumlulukları bulunduğunu, müteselsil sorumluluktaki iç ilişki nedeniyle Borçlar Kanununa dayanan rücu taleplerinin olduğunu, 141.645,44-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal hak düşürücü süreler içerisinde açılmadığını, talebin zaman aşımına uğradığını, dava şartlarından hukuki yarar, görev ve yetki koşullarının bulunmadığını, kesin hüküm, derdestlik ve husumet itirazlarının bulunduğunu, işçilerin neredeyse tamamının █████/2020 tarihinde işe başladığını, sözleşme tarihi ve işçilerin işe başlangıç tarihlerinin farklı olduğunu, kıdem tazminatından davalının sorumlu olduğunun ispatlanmadığını, yasal düzenlemeler ve hukukun genel ilkeleri yanında sözleşme hükümleri uyarınca davalı firmanın kıdem tazminatlarından sorumlu olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:İlk derece mahkemesince; "... Davacının davasının KABULÜ ile, 141.645,44-TL'nin davalı şirketten temerrüt tarihi olan dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak (█████/2023) tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte alınıp davacıya verilmesine ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu davanın, dava dışı işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmemesi nedeniyle akdi sorumluluğu bulunan davalı şirkete rücu davası olduğundan, alacağın ödeme tarihlerinden itibaren ticari avans faiziyle tahsiline karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki davacı tarafından 05.09.2022, 17.01.2023 tarihlerinde davalı şirkete söz konusu kıdem tazminatlarının ödeneceği ve rücu edileceği ile ilgili yazı yazıldığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından kıdem tazminatı ödemesi yapılan işçilerin hükme esas alınan 26.11.2018 tarihli ihale sözleşmesi kapsamında çalışmadığını, bu nedenle söz konusu ihale sözleşmesi hükümlerine dayanarak karar verilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, 6552 sayılı Yasa ile değişik 4857 sayılı Yasanın 112'nci maddesi uyarınca davalı firmanın işçilere kıdem tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmadığını, bu yükümlülüğün sadece ve tek başına davacıya ait olduğunu, 4847 sayılı Kanunun 2/6'ncı maddesinde düzenlenen müşterek müteselsil sorumluluk 112'nci maddede kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmadığını, kamunun alt işveren davalı firmaya yönelik iç ilişki kapsamında rücu hakkının söz konusu olmadığını, ihale ve sözleşme bedeli içerisinde kıdem tazminatı kalemi bulunmadığını, davalı firmanın imzaladığı sözleşmelerde kıdem tazminatı ifadesi geçmediği gibi kıdem tazminatının rücu edilebileceğine dair bir hüküm de bulunmadığını, davacının hizmet işini taşerona ihale etmeyip işi kendi işçileri ile yürütse idi bu bedeli doğrudan işçilere kendisi ödeyecek olan asıl işveren davacının, hem işi taşere edip hem de bedelini ihale sözleşmesi kapsamında ödemediği halde bu bedelleri günün sonunda davalı firmaya ödettirmek istemesi, ödenmediğinde ise davalı firmaya rücu etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı vekilinin mahkemeye sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde öne sürmüş olduğu hiçbir hususun kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketin, dava dışı işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmemesi nedeniyle akdi sorumluluğu bulunduğundan yerel mahkemenin bu yöndeki kabul kararının hukuka uygun olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; işçilik alacaklarından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü'ne bağlı, Adapazarı 5.Bölge Müdürlüğü ile davalı firma arasında hizmet alımına dair imzalanan sözleşme ile Trafo Merkezi İşletme işinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında davalı firmaya verildiği, davalı şirket personelleri olan ... 11.046,69-TL (01.01.2020 - 30.11.2020), ... 4.016,96-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.016,96-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.016,96-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 17.813,43-TL (04.03.2019 - 01.12.2020), ... 4.016,98-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.232,01-TL(01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.016,97-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.232,00-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 11,638,02-TL (01.01.2020 - 30.11.2020), ... 25.407,450-TL (01.12.2018 - 30.11.2020), ... 11.638,03-TL (01.01.2020 - 30.11.2020), ... 25.470,84-TL (01.12.2018 - 30.11.2020) ve ...'un 10.082,20-TL (15.02.2020 - 30.11.2020) muhtelif tarihlerde emekliye ayrılması nedeniyle kendilerine davacı tarafça üst işveren olarak toplam 141.645,44-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını belirterek müvekkil kuruluşça ödenen toplam 141.645,44-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep ettiği, davalı tarafça davanın yasal hak düşürücü süreler içerisinde açılmadığını, talebin zaman aşımına uğradığını, dava şartlarından hukuki yarar, görev ve yetki koşullarının bulunmadığını, kesin hüküm, derdestlik ve husumet itirazlarının bulunduğunu, işçilerin neredeyse tamamının █████/2020 tarihinde işe başladığını, sözleşme tarihi ve işçilerin işe başlangıç tarihlerinin farklı olduğunu, kıdem tazminatından davalının sorumlu olduğunun ispatlanmadığını, yasal düzenlemeler ve hukukun genel ilkeleri yanında sözleşme hükümleri uyarınca davalı firmanın kıdem tazminatlarından sorumlu olmadığından davanın reddini talep ettiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf edildiği görülmektedir.4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde, "Bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerin sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir."Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin, █████/2021 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar; █████/2021 tarihli █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararları ile benzer uyuşmazlıklara ilişkin aynı yöndeki kararlarında da belirtildiği üzere;Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş, yüklenicinin işçisi tarafından yerine getirilmektedir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde asıl işverenin, alt işveren yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Asıl işveren ile alt işverenin (yüklenicinin), İş Kanununa göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmalarına rağmen, rücu ilişkisinde, taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiği, sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.İşçilik alacakları asıl işveren tarafından ödenen işçinin, alt işverenin (yüklenicinin) işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması nedeniyle, asıl işveren ve alt işveren arasındaki sözleşmede, "asıl işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına" dair bir hüküm bulunmaması durumunda, asıl işverenin bu sıfatla işçiye ödemek zorunda kaldığı işçilik alacaklarının ve ferilerinin tamamını, işçiyi çalıştıran alt işverenlerden (yüklenicilerden) rücuen talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gereklidir. Gerçekten de Türk Borçlar Kanunu’nun 167. (Mülga Borçlar Kanunu’nun 146.) maddesinde düzenlenen "...veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça" şeklindeki ifadeden de açıkça anlaşılacağı üzere, (müteselsil borçlular) asıl ve alt işverenler arasındaki hukuki ilişkinin niteliği de bu sonucu gerektirmektedir.Sözleşmede rücu ve sorumluluk oranları ile ilgili özel bir hüküm bulunmadığı takdirde işçilik alacak ve tazminatlarının tamamından yükleniciler sorumludur (Yargıtay 23.HD ████████ E, █████████ K; ████████ E, █████████ K; █████████ E, █████████ K; ████████ E, █████████ K).Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, son alt işverenin iş akdini haklı bir neden olmadan sona erdirerek ihbar tazminatı alacağının doğmasına sebebiyet verdiği için ihbar tazminatı alacağının tamamından sorumlu olacağından bu ücretlerin alt işverenden tahsiline hükmedilmelidir. Ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. █████/2018 T, ██████████-█████████ ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, █████████- █████████ sy.k).Davacının istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede;Eldeki davada; davacı TEİAŞ'ın rücuen tazminat talebi Mahkemece kabul edilmiş, faizin temerrüt tarihinden itibaren işletilmesine karar verilmiştir. Bu karar davacı tarafından ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden istinaf edilmiştir.Bilindiği üzere rücu hakkı, nihai olarak başkasının ödemesi gereken bir borcu tamamen veya kısmen ifa eden kişinin, yapmış olduğu ifayı asıl borçluya dönerek isteme hakkıdır. Söz konusu hak, başkasına ait bir borcu ifa ettiği için mal varlığında kayba uğrayan kişiye tanınan ve mal varlığındaki bu eksilmeyi gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkıdır. Rucü hakkı, alacaklı ile asıl borçlu arasındaki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu eden ile edilen arasındaki hukuki ilişkiden doğan tamamen yeni bir haktır. Diğer bir anlatımla asıl alacağı ödeyen kişi, bu alacaktan bağımsız olarak kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel hâle gelmektedir. Keza ödeyenin mal varlığındaki zarar, ödeme anında doğmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; davalıya ait borcu mahkeme ilamı uyarınca ödemek zorunda kalan davacının zararı ödeme tarihinde doğduğundan, açtığı rücu davasında ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesi için karşı tarafı ayrıca bir ihtar ile temerrüte düşürmesine gerek olmadığı Hukuk Genel Kurulunca kabul edilmiştir. (HGK., █████/2017 T., 2017/3-993 E., ████████ K. )Bu nedenlerle ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken davalı şirketten temerrüt tarihi olan dava tarihinden önce yürütülen arabuluculuk süreci sonucunda anlaşma yapılamadığına dair düzenlenen son tutanak (█████/2023) tarihinden itibaren faiz işletilmesi hatalı olmuştur.Davalının istinaf itirazları yönünden yapılan incelemede;Eldeki davada, ilk derece mahkemesince öncelikle mahkemenin görevine, yetkisine, hukuki yarar bulunmadığına ve alacağın zaman aşımına uğradığına ilişkin itirazlar değerlendirilmemiş olup, bu itirazlar hakkında bir karar verilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştirYine davalı vekili hem cevap dilekçesinde hem de bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirttiği gibi davacının davalı ile yapmış olduğu hizmet alımına ilişkin sözleşme █████/2018 tarihli olup, işin süresi başlıklı 9. maddesinde işin süresi, işe başlama tarihinden itibaren 12 aydır, dolayısıyla █████/2019 tarihinde sözleşmenin sona erdiği, oysaki dava dilekçesinde davalı şirket personelleri olan ... 11.046,69-TL (01.01.2020 - 30.11.2020), ... 4.016,96-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.016,96-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.016,96-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 17.813,43-TL (04.03.2019 - 01.12.2020), ... 4.016,98-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.232,01-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.016,97-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 4.232,00-TL (01.01.2020 - 30.04.2020), ... 11,638,02-TL (01.01.2020 - 30.11.2020), ... 25.407,450-TL (01.12.2018 - 30.11.2020), ... 11.638,03-TL (01.01.2020 - 30.11.2020), ... 25.470,84-TL (01.12.2018 - 30.11.2020) ve ...'un 10.082,20-TL (15.02.2020 - 30.11.2020) muhtelif tarihlerde emekliye ayrılması nedeniyle kendilerine davacı tarafça üst işveren olarak toplam 141.645,44-TL kıdem tazminatı ödemesi yapıldığının belirtildiği, sözleşmenin sona ermesinden sonra bazı işçilerin çalışmaları olmasına rağmen davanın tam kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.Mahkemece yapılacak iş; davacı yana dava dışı işçilerin kıdem tazminatını ödedikleri çalışmalarını kapsar şekilde hizmet sözleşmesi bulunup bulunmadığı, bulunduğu takdirde sunulması için süre verilmesi, bulunmadığı takdirde sözleşme süresi gözetilerek kıdem tazminatının hesaplanması için yeni bir bilirkişiden rapor alınarak bir karar verilmesi gerekir.Yine 7573 sayılın yasanın 6.maddesi ile 4721 sayılı yasaya eklenen geçici 12. maddesinde; “10/9/2014 tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun 8'inci maddesinin yürürlüğe girdiği 11/9/2014 ile █████/2019 tarihi arasında (bu tarihler dahil) 4734 sayılı Kanunun 62'nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca imzalanan ihale sözleşmeleri kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden alt işverenlere rücuya konu tutarların söz konusu ihale sözleşmeleri kapsamında geçen kısmının tahsilinden vazgeçilir.” düzenlemesi mevcuttur. Taraflar arasındaki sözleşmesinin 26.11.2018 tarihinde imzalandığı dikkate alındığında yasadaki “11.09.2014 -15.10.2019 tarihleri arasında imzalanan” şartını taşıdığı görülmekle; davacı tarafça █████/2019 tarihinde yenilenen bir sözleşme sunulmadığı takdirde davanın tamamen reddi gerektiği, █████/2019 tarihinde yenilenen bir sözleşme sunulduğu takdirde ise yine 7573 sayılın Yasanın 6. maddesi ile 4721 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddesinin değerlendirilmesi için de bilirkişiden bu hususta da değerlendirme yapılması istenilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davacı ile vekilinin adreslerinin yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,2-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*