Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin, eşler arası mal kaçırma iddiasıyla TBK 19 uyarınca açılan tasarrufun iptali davasında, görevsizlik kararını usuli ve ticari dava niteliği yönünden inceleyen istinaf kararı.
Özet: Evlilik birliği içerisinde edinilmiş mal kaçırma amacıyla boşanma davası öncesinde şirket hisselerini muvazaalı olarak devrettiği iddia edilen davalı eş ve devralan diğer davalının yaptığı tasarrufların iptali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davalıların savunma haklarını ihlal ederek dosya üzerinden görevsizlik kararı vermesi üzerine, davalılarca uyuşmazlığın ticari nitelikte olması nedeniyle asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu ve usul kurallarının çiğnendiği gerekçesiyle istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 18.09.2025NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararİSTİNAF YOLUNABAŞVURAN DAVALILAR : 1-... - ... 2-... - ...VEKİLİ : Av. ...DAVACI : ... - ...VEKİLİ : Av. ...DAVANIN KONUSU : Tasarrufun İptali ( TBK 19. Md.)BAŞVURU TARİHİ : 07.10.2025 İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 18.11.2025 KARAR TARİHİ : 03.07.2026İLAM YAZIM TARİHİ : 03.07.2026İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ... arasında İstanbul Anadolu 7. Aile Mahkemesi'nin ████████ E. saylı dosyası kapsamında görülen boşanma davasının halen derdest olduğunu, tarafların 29.10.1993 yılında evlendiklerini ve o tarihten itibaren edinilen tüm mal varlığının katılma rejimi hükümlerine tabi olduğunu, ancak davalının edinilmiş mal niteliğindeki E E Gayrimenkul İnşaat Özel Sağlık Hizmetleri Tur. Ltd. Şti. ünvanlı, 3230396163 vergi numaralı şirket hisseleri ve İlayda Bilişim Tarım Hayvancılık İnşaat San. Ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı, 4701008463 vergi numaralı şirket hisselerini boşanma davasını açmadan sadece 20 gün önce diğer davalıya devrettiğini, davalı ...'ın avukat olduğu dikkate alındığında, avukatın limited şirket müdürü olmasının aynı zamanda avukatlık kanununa da aykırı olduğunu, davalı ...'in mal kaçırmak maksadıyla ve muvazaalı olarak davalı ...'a devrettiği E E Gayrimenkul İnşaat Özel Sağlık Hizmetleri Tur. Ltd. Şti. ünvanlı, 3230396163 vergi numaralı şirket hisseleri ve İlayda Bilişim Tarım Hayvancılık İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. ünvanlı, 4701008463 vergi numaralı şirket hisselerinin tescilinin yolsuz olduğunun tespiti ile ticaret sicilinin düzeltilerek, şirket hisselerinin tekrardan davalı ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır. İlk derece mahkemesi tarafından, mahkemenin görevsizliği nedeniyle HMK'nın 114/1-c ile 115. maddelerine göre davanın usulden reddine, talep edilmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili Kocaeli Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kararına karşı, davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; tensiben görevsizlik kararı verilmesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, zira dava dilekçesinin kendilerine tebliğ edilmediğini ve cevap dilekçesi sunma hakkı tanınmadan dosyanın karara bağlandığını, ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosya üzerinden karar verilebilmesi için, davanın ön inceleme aşamasına gelmiş olması, ön inceleme aşamasına gelmesi için de dava dilekçesinin davalıya tebliği, cevap süresinin (HMK. m. 127/1) beklenmesi, süresi içinde cevap verilmesi halinde davacıya tebliği, onun cevaba cevap verme süresinin (HMK. m.136/1) beklenmesi, cevap verdiğinde bunun diğer tarafa tebliği ve davalının ikinci cevap süresinin beklenmesinin zorunlu olduğunu, bununla beraber verilen görevsizlik kararının da hatalı olduğunu zira taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava dışı şirketin davalı eşe ait hisselerinin mal kaçırmak amacıyla bedelsiz ve muvazaalı bir şekilde diğer davalıya devredilip devredilmediğine ilişkin olması, şirket hisse devrine ilişkin hükümlerin TTK md. 595 ve devamı maddeleri ile düzenlemesi ve ticari dava niteliğinde olması nedeniyle dava konusu olayın Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğini beyanla, istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, Türk Borçlar Kanununun 19. maddesi gereğince muvazaa nedenine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun (TTK) 4/1-a. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. TTK'nın 5/1. Maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesi bakmakla görevlidir. TBK’nın 19. maddesi gereğince açılan davalarda taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte olup olmadığı görevin belirlenmesinde dikkate alınmayacaktır. TBK 19. maddesi gereğince açılan tasarrufun iptali davaları TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğini haiz olmadığından 6100 sayılı HMK’nın 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanında kalmaktadır. Somut olayda dava dilekçesinde, davalılar arasındaki şirket hisse devrinin muvazaalı olduğundan bahisle TBK 19. Maddesi uyarınca iptali istenmektedir. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, şirket hisse devrinin muvazaalı olup olmadığına ilişkin olup, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı da ihtilafsızdır. Bu durumda, dava Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir husustan kaynaklanmadığından bu haliyle uyuşmazlığın çözümünde HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Dava şartlarının neler olduğu 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinde belirtilmiş olup, anılan düzenlemenin 1. bendinin (c) alt bendinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir.6100 sayılı HMK’nın “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115. maddesi,“(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez” şeklinde düzenlenmiştir.Dava şartlarının bulunması davanın esasının incelenmesi için gerekli olduğundan davanın başından sonuna kadar var olmalıdır. Bu nedenle, davanın başında öncelikle dava şartları incelenir. Hâkim dava şartlarının bulunup bulunmadığını kendiliğinden inceler, tarafların bu konuda talepte bulunması gerekli olmadığı gibi hâkim onların bu konudaki talepleri ile de bağlı olmayıp davanın başında dava şartlarının bulunduğunu tespit ettikten sonra davanın esasını incelemeye geçmelidir.6100 sayılı HMK’nın “Dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar” başlıklı 138/1. maddesinde, Mahkemenin, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vereceği, gerektiği taktirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebileceği belirtilmiştir.Dava şartları ve ilk itirazların karara bağlanması için, tarafların açıklamaları yeterli ise hâkim, dosya üzerinden karar verebilir. Mahkemece verilen görevsizlik veya yetkisizlik kararı davayı o mahkemede sona erdirici nitelikte ise, hâkim tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmeden dosya üzerinden gerekli kararı verebilir. Bu hâlde ön inceleme duruşması yapılmasına, tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesine ve tahkikat aşamasına geçilmesine gerek kalmaz. Nitekim 6100 sayılı HMK’nın 138. madde gerekçesinde de, usule ilişkin hususların, şekli nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği, ancak mahkemenin kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyması hâlinde bunu tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacağı, böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir. Anılan düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir.6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır. (HGK 11.04.2019 tarihli ve ████████ karar sayılı ilamı).Bu kapsamda somut uyuşmazlıkta, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğundan, mahkemece tensiben görevsizlik kararı verilmesi bu yönüyle de usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18.09.2025 tarih ████████ esas, ████████ karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yürürlükte bulunan Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalılardan alınması gereken 732,00 TL maktu ilam harcında peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davalıların istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,4-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03.07.2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*