Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat davasında, münhasır bölge ihlali ve haksız rekabet iddialarına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalı ile imzalanan acentelik sözleşmesi kapsamında, davalı şirketin kendi talebi üzerine açtırıp destek vermediği Eflani şubesi nedeniyle doğan maliyetler, davacının rızası hilafına ve münhasırlık hakkını ihlal ederek davacının şubesi karşısında, hatta davacının sistemlerini kullanarak faaliyet gösteren üçüncü bir işletmeye haksız rekabet avantajı sağlayıp yüksek komisyon ödemesi, ve davacının kiracılığı devam ederken onun belgeleriyle yeni bir yazıhane kiralayarak eski şubesinin kapanmasına neden olması gibi eylemlerle sözleşmeyi ihlal ettiğini ve kendisini zarara uğrattığını ileri sürerek alacak ve tazminat talep etmektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI : ... (T.C. NO:...) - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Alacak ve Tazminat (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin Karabük, Zonguldak, İzmit bölgesinde EFETUR, Bartın Bölgesinde ÖZEMNİYET olarak
hizmet verdiğini, taraflar arasında arasında 13.06.2016 tarihinde Kocaeli 7. Noterliği huzurunda ... Yevmiye numaralı Acentelik Sözleşmesi imzalandığını, davacı sözleşmenin eylemli fesih tarihi olan 10.04.2018 tarihi öğle mesaisine kadar işini layığı ile yerine getirdiğini, davacı Karabük İl sınırları içerisinde öncelikle Merkez Karabük Otogar Yazıhanesi, 100.yıl,
Safranbolu Kıranköy ve Safranbolu Otogar şube
yazıhaneleri ile hizmet verdiğini, davalı ile sözleşme imzaladıktan sonra firmanın tanınabilirliğini
artırmak daha kısa sürede başarılı olabilmek ve faaliyetlerini büyütmeye hedeflediğinden Eskipazar
ilçesinde şubesini açmış tadilat yaptırarak ve resmi tüm işlemlerini tamamlayarak bilet satışlarına
başladığını, her ne kadar bu
yazıhanenin (şubenin) işletmesini davalı şirket üstlenmek istese de Karabük’ün bir bütün olarak
işletilmesinin gerekli görülmesi ve sözleşmeye de uygun olması nedeniyle davacı tarafından kabul edilmediğini, buna karşılık müvekkilinin talebi olmaksızın davalı şirket tarafından bu yazıhanenin yarı kira bedeli olan 2.000 TL’si üstlenildiğini, sonrasında ise yine davacının hiçbir talebi olmaksızın
davalı firmanın kendi almış olduğu kararla Safranbolu Otogar Kira bedelinin diğer yarısını da 2017 yılı
6. ayından itibaren kendilerinin üstlendiklerini davacıya bildirdiklerini, davacı, davalı şirketin talebi ile Eflani ilçesinden araç kaldıracaklarını burada şube
açılmasını istemeleri üzerine davacı Eflani şubesini açmak zorunda kaldığını, tüm büro maliyetlerini,
tadilat, bilgisayar ve tüm donanım masraflarını, Ticaret Sicil ve Oda kayıt masraflarını kendisi
karşılamış ve Eflani trafik komisyonundan araç kalkış iznini alarak şubesini hazırladığını ancak davalı
şirket bu şube için de 8 ay boyunca otobüs dahi tahsis etmediğini, davacı bu 8 ay boyunca tüm
maliyeti kendisi karşılamaya devam etmiş ve en nihayetinde davalı şirketin kendisine yüklemiş olduğu bu maddi yükün altından kalkamayarak şubeyi kapatmak zorunda kaldığını, aynı sebeplerle faaliyetlerini büyütmek amacıyla Karabük Çarşı bölgesinde
şube açarak bilet satışlarını yapmaya başlandığını, davalı Karabük çarşı bölgesinde davacının hiçbir muvafakatini
almaksızın satışları açıldığı günden itibaren gittikçe artmakta olan Karabük Çarşı Pasajiçi şubesine rağmen bu yazıhanenin tam karşısında ana cadde üzerinde Karayolları Taşıma Kanunu ve
yönetmeliğine göre F1 Acentelik yetki belgesi dahi olmayan Hakan Büfe isimli iş yerinin büyük bir tabela yaptırarak 2016 yılı 8. ayından itibaren bilet satış yetkisi verdiğini, buradan yapılan satışlar sonrası Karabük Çarşı Pasaj içi şubesinin
satışları gün geçtikçe azalmaya başladığını, davacı yazıhane masraflarını karşılayamayacak
hale getirilerek zarara uğratıldığını, inhisar hakkı
ihlal edilerek, Hakan Büfe isimli şubeye müvekkiline ait ekranlardan yaptığı tüm satışlardan hiçbir
maliyeti olmamasına rağmen direkt %15 hizmet bedeli verildiğini, Hakan Büfeden yapılan satışlara
karşılık davacının verdiği hizmetler ve inhisar hakkı gereği hiçbir şekilde hizmet bedeli verilmediğini, davacının davalı ile çalıştığı dönemde dönüş satılan hizmet bedeli bile %7 iken Hakan Büfe
tüm satışlardan %15 komisyon bedeli aldığını, davacının hizmet bedeli ortalaması bile %5 ile %7
arasında olduğunu, davalının hem rekabete hem de ticari ahlaka aykırı davrandığı ortada olduğunu, müvekkilinin yapamadığı indirimleri Hakan Büfe tarafından müşterilere yapılması haksız rekabete sebep olduğunu, davacının
kiracılığı devam ederken, davalı şirket tarafından davacının belgeleri ve isimleri kullanılarak ruhsatı
alınan yeni bir yazıhane kiralandığını, bu duruma davacının itiraz etmesi üzerine işlemler
tamamlandığında kendisine devredileceği iddia edilmiş ve davacının yazıhanesi kapattırıldığını, işlemler tamamlandıktan sonda müvekkiline herhangi bir yer teslimi yapılmadığı gibi inhisar hizmet bedelinin de ödenmediğini, müvekkilinin davalı firmayı tanınır hale getirdiğini ancak sonrasında müvekkilinin hak ettiği alacak kalemlerini dahi ödenmediğini, davacı, davalı firma yetkililerinin samimiyetine inanarak, her seferinde inhisar sebebi ile düzeltmelerin yapılacağı, hizmet bedeli oranlarının revize edileceği
vaatlerinin yerine getirileceğini beklediğini ve bu sebeple sözleşmesini feshetmediğini, ancak davacı
şirket, ilk olarak 10.04.2018 tarihinde davacı acentenin Karabük Otogar şubesinde ki sistemlerini
kapatmak, bedelleri ödenmiş biletlerini, yolcu listelerini, firmaya ait pos cihazlarını ellerinden alarak ve
12.04.2018 tarihinde davacı ve acente çalışanlarından habersiz Karabük Otogar terminaline gelerek
tabelalarını sökmek suretiyle davacı ile arasında ki acentelik sözleşmesini eylemli olarak feshettiğini,
bu işlemlerin tutanak ile imza altına alındığını, davacıya 20.04.2018 tarihinde tebliğ edilen ihbarname ile
sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini bildirdiklerini, davalı tarafından yapılan eylemli feshin haksız ve usulüne uygun olmaması ve ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacıyı zarara uğratmış olduğu, hak edilen hizmet
bedellerinin davacıya ödenmemiş olması sebepleri ile iş bu davayı açtıklarını, davacıya, davacının sözleşme süresince aslında kazanması gereken aylık tutar ortaya çıkarıldıktan
sonra, fesih sebebiyle mahrum kaldığı 3 aylık kazancının ve bu 3 aylık süre içerisinde uğranılan
zararın ödenmesine karar verilmesini, netice olarak sözleşmenin eylemli fesih ile haksız ve usule aykırı surette sona erdirilen davacının hizmet bedelinin %31 olması gerektiğini kabulü ile, eksik ödenen ve hiç ödenmeyen hizmet bedellerinin ödenmesine, insihar alacağının, sözleşmenin sona ermesinin ardından uygun sürede katkısı bulunan işlemlere ilişkin ücretlerinin, sözleşmenin sona ermesinden önce elde edilen kazançlarının, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle 3 aylık kazançlarının, denkleştirme işleminin, maddi tazminatın, bilirkişi marifetiyle her bir alacağın ayrı ayrı temerrüt tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulamasına, 20.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça öne sürülen talepler, daha önce Kocaeli 2. Asliye Ticaret
Mahkemesi'nin ████████ Esas, ███████ Karar numaralı ve 02.02.2021 tarihli dosyası üzerinden
ikame edilen dava ile öne sürüldüğünü, bahsi geçen davanın 02.02.2021 tarihli
celsesinde, davacı tarafça takipsiz bırakılması sebebi ile "davanın açılmamış sayılması" yönünde
karar tesis edildiğini, davacı taraf bu sefer iş bu dava ile tekrar ikam ettiğini, dava dilekçesinin 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanunu’na uyarlığı
bulunmadığını, öncelikle dava dilekçesi ekinde sunulan tüm delillerin kendilerine tebliğ edilmesini, dava
dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun amir hükümlerine uyarlığı bulunmadığı nedeniyle davanın reddini, davacı tarafça süresinde ibraz edilmeyen deliller için haklarının saklı kalmasını, davacı tarafın müvekkili şirket aleyhine olan davasını hak düşürücü süre ve
zamanaşımı geçtikten sonra ikame etmiş olduğunu, taraflar arasındaki Sözleşme, 17.4.2018 tarihinde feshedilmiş davacının huzurdaki dava ile
dava esas değerinin davanın ikame edildiği tarihte davacı tarafça bilinen veya bilinebilecek durumda olan miktar olarak kabulüne, eksik harcın davacı tarafından tamamlanması için kesin süre verilmesine, aksi takdirde hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı eksikliğinden maddi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerektiğini,
davacının huzurdaki dava ile öne sürdüğü taleplerin dayanağı olan türk
ticaret kanunu ile karayolu taşımacılığı kapsamındaki acentelik düzenlemeleri birbirinden farklı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme,
karayolu taşıma mevzuatına uygun surette yapıldığını, huzurdaki davada, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği gereği davacının
inhisar hakkı talebinde bulunması hukuken imkan dahilinde olmadığını, davacı taraf TTK kapsamında acente sıfatını haiz olmayıp
somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken mevzuat karayolu taşıma mevzuatı olduğunu, karayolu taşıma yönetmeliği kapsamında, f1 yetki belgesi sahibi firmalar
birden fazla d1 yetki belgeli taşımacının bilet satışını yapabileceğini,
taraflar arasındaki sözleşme müvekkili şirket tarafından haklı sebeple ve
karayolu taşıma mevzuatına uygun surette feshedildiğini, davacı tarafın işbu iddiaları açıkça
mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre sözleşmenin feshe ilişkin 8. maddesinde; "Tarafların tek taraflı olarak bu sözleşmeyi fesh etme hakkı
olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme, müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen Kocaeli 7.
Noterliği' nin 17.4.2018 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile yukarıda yer vermiş oldukları
sözleşme hükümlerine ve mevzuata uygun surette feshedildiğini, davacı taraf, sözleşmenin devamı süresince
defaatle müvekkili Şirket’in menfaatlerine zarar verici eylemlerde bulunduğunu, taraflar arasındaki güven
ilişkisini geri dönüşü olmayacak şekilde ortadan kaldırdığını, taraflar arasında akdedilen
sözleşmenin devam ettiği süreçte, davacı tarafın gerçekleştirmiş olduğu, taraflar arasındaki güven
ilişkisini ortadan kaldıran ve sözleşmenin devamını müvekkili şirket bakımından çekilmez hale getiren
eylemleri nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, taraflar arasındaki sözleşme haklı nedenlerin varlığı dahilinde ve usulüne
uygun surette sona erdirilmiş olup davacının işlerin tamamlanmaması
sebebiyle uğranılan zararların tazminini talep etmesi hukuken imkan
dahilinde olmadığını, davacı taraf huzurdaki dava ile müvekkili şirket'in taraflar arasındaki Sözleşmeyi usulüne aykırı
surette feshettiğinden bahisle TTK m. 121/4 uyarınca davacının fesih sebebi ile mahrum kaldığı 3 aylık kazancı ve bu 3 aylık süre içinde ortaya çıkan zararların tazminini talep ettiğini, taraflar arasında komisyon oranları konusunda mutabakat bulunmakta
olup davacının huzurdaki uyuşmazlık kapsamında herhangi bir ücret alacağı
bulunmadığını, davacının iddiaları abesle iştigal olup taraflarınca kati surette anlaşılamadığını, öncelikle
taraflar arasında akdedilen Sözleşme'nin yürürlüğü boyunca davacının hak etmiş olduğu tüm ücret ve sair alacaklar müvekkili şirket tarafından eksiksiz surette ödenmiş olduğunu, bu husus davacının da kabulünde olmakla birlikte, hizmet komisyon bedellerinin %31
olması gerektiği ve buna karşılık müvekkili şirket tarafından komisyon oranlarının haksız bir şekilde
düşürüldüğü şeklinde afaki ve mesnetsiz bir iddia ile fark ücret alacağı talebinde bulunulduğunu, davacı müvekkili şirket'in taşıdığı yolculardan tahsil ettiği tutarlardan
kendi komisyon bedelini tahsil etmekte ve kalanını müvekkili şirket'e
gönderdiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği, davacı taraf Karabük ili ve ilçelerinde müvekkili adına
yolcu taşıma bileti satışı gerçekleştirdiğini, bilet satış işlemleri ise Otomasyon Programı aracılığıyla
yapıldığını, davacı taraf komisyon tutarlarını bilet satışından elde ettiği nakit tahsilatlardan düşmek suretiyle, bizzat kendi eliyle tahsil ettiğini, taraflar arasındaki anlaşma gereği davacı, hak kazandığı komisyon bedelini
kendisine nakit olarak yapılan ödemelerden tahsil etmekte ve kalanını
müvekkil şirket'e iade ettiğini, davacı taraf, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas, ███████
karar numaralı dosyası kapsamında, taraflar arasındaki sözleşmeye konu
komisyon oranının %22 olması gerektiği yönünde iddiada bulunmuş iken,
huzurdaki dava kapsamında komisyon oranının %31 olması gerektiğini iddia
etmekte ve taleplerini de işbu komisyon oranı üzerinden sunduğunu, davacı taraf sözleşme devam ederken Hakan Büfe isimli yazıhanenin müvekkili adına indirimli bilet
satarak haksız rekabet yaptığı ve bilet satışlarını düşürerek zarar ettiğini, yine davacı müşterilerinin
başka yazıhanelere yönlendirilerek bilet satışlarının düşürüldüğünü iddia ettiğini, iddialarını destekleyen herhangi bir delil dosya kapsamında
mevcut olmadığını, kaldı ki davacının işbu iddia ve taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, Kocaeli 2.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas, ███████ Karar numaralı dosyası üzerinden yürütülen
yargılama kapsamında alınan Bilirkişi Heyet Raporu ile de ortaya konduğunu, davacı tarafından
da ifade edildiği üzere bir firmanın aynı il sınırları içerisinde yazıhaneler arası farklı fiyat uygulamasının
sektörel anlamda mümkün olamayacağı herkes tarafından bilinen bir gerçek olduğunu, müvekkilinin
Eflani ilçesine seferi bulunmadığını ve hiçbir zaman da olmadığını, davacının büyük yatırımlar
yaparak 8 ay boyunca, müvekkili Şirket'in seferi dahi bulunmayan bir şubenin faaliyete geçmesini
beklemesi ve bu şubeye yatırım yapmaya devam etmesi ise abesle iştigal olduğunu, davacının manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, aksi yöndeki kabul, manevi tazminat müessesesinin amacına açıkça aykırılık teşkil
Edeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için davacı tarafın manevi tazminata
hak kazandığı varsayımında dahi manevi tazminatın fahiş olmaması ve tarafı zenginleştirmemesi ilkesine de uyulması gerektiğini, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağı
bulunmadığından faiz talebi yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte aksi
düşünülse dahi müvekkilinin temerrüte düşürülmediğinden faiz talebinin reddi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "...1-Alacak davasının KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİNE,
-Bu kapsamda haksız fesih nedeniyle üç aylık taraflar arasındaki fiili uygulamaya göre hesaplanan 97.151,80 TL'nin 20.04.2018 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Maddi ve manevi tazminat davaları ile fazlaya yönelik alacak talebinin REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sözleşmesinin haksız fesh edildiğinin mahkeme kararı ile kabul edildiğini, gerekçeli kararda yazılan davacının üç aylık kazanç hesabının hatalı olduğunu, mahkemenin görüşlerinin dosya ile örtüşmediğini, denkleştirme yönünden gerekçeli kararda mevcut mesnetsiz kanaat ile davacı lehine hüküm kurulmadığını, inhisar alacağı yönünden verilen ret kararının yerinde olmadığını, davalı ile rekabet etmeden TTK ve karayolları taşıma yönetmeliği uyarınca farklı firmalar ile çalıştığını, davalının vermiş olduğu güzergah dışında firmalarla çalışan ve bu hususta ticari ahlaka, etiğe ve rekabet kurallarına sadık davranan davacı lehine inhisar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, işbu gerekçesiz kanaat ile verilen kararın bozulması gerektiğini, kaldı ki bu kanaatte hangi raporun olduğu belirtilmediği ve bu raporun hukuki incelemesinin yapılmadığını, buna göre baştan savma kurulan kanaatin dikkate alınmaması gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımını kestiği kabul edilerek zamanaşımı itirazlarına itibar edilmediğini, ancak davacı tarafından ikame edilen ilk davanın sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın zamanaşımın kesmesi veya hak düşürücü süreyi koruması bakımından etkilerinin ortadan kalkacağını, mahkeme tarafından davalı şirketin sözleşmeyi haksız nedenle feshettiğine ilişkin değerlendirme yapılmışsa da bilirkişi raporları, tanık anlatımları ve dosya kapsamı ile sabit olduğu üzere davalı şirketin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, davalı şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğine ilişkin itirazları saklı kalmak ile birlikte mahkeme tarafından hükmedilen tutarın bilirkişilerce hatalı hesaplandığını, mahkeme kararına bu yönüyle de itiraz ettiklerini; faize, faizin başlangıç tarihine, faiz türüne de ayrıca itiraz ettiklerini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; istinaf başvurusunun süresinde olmadığını; davacının, istinaf dilekçesinde sözleşmenin haksız sebeple feshedildiğini ve mahkeme kararı ile de bunun sübuta erdiğini ileri sürmüşse de dosyada mübrez bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere davalı şirketin, taraflar arasındaki ilişkiyi haklı nedenle feshettiğini, davacının mahkeme tarafından hükmedilen 3 aylık kazanç hesabı alacak kaleminin eksik ve hatalı olduğuna ilişkin iddiasının asılsız olduğunu, davalı şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi sebebiyle söz konusu alacak kalemine hükmedilmiş olmasının zaten hatalı olduğunu, aksini kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için aksi düşünülse dahi söz konusu hüküm dosyada mübrez bilirkişi raporları dayanak alınarak kurulduğunu, davacının iddialarının aksine hükmedilen tutarın fahiş olduğunu, dosyada mübrez raporlar ile de davacının talep ettiği %31 komisyon oranının fahiş olduğu ve piyasa ile bağdaşmadığının sübuta erdiğini, denkleştirme tazminatının hak düşürücü süre geçtikten sonra talep edildiğini, davacının inhisar alacağına hak kazanmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava acentelik sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı arasında Kocaeli 7. Noterliğinin 13.06.2016 tarih ... yevmiye sayılı “Acentelik Sözleşmesi”nin imzalandığı, sözleşmenin 8. Maddesine göre sözleşmenin bitiminin davalının taşımacılık yetki belgesinin süre sonuna kadar olduğu düzenlendiği, davacının sözleşme gereği üstlendiği edimleri ifa ettiği, davalının talebi üzerine Eflani İlçesine de şube açtığı ancak 8 ay boyunca buraya otobüs tahsis edilmediği, davalının Karabük Çarşıda bulunan davacı şubesinin karşısındaki bir büfeye bilet satış yetkisi verdiği, bu nedenle davacının şubesinin gelirlerinin azaldığı, 2016 yılında davacının 100. Yıl bölgesindeki davacı şubesini kapattırdığı, burada davalının açtığı şubeden davacıya komisyon verilmediği, hak ediş ödenmediği, hizmet bedeli olarak verilen komisyon bedellerinin %31 olmasına rağmen ödenmediği, sözleşmenin fiili olarak ve haksız olarak davalı tarafça tek taraflı fesih edildiği, fesih usulüne uyulmadığı, davacının denkleştirme tazminatına hak kazandığı, davacının komisyonlarında düşüşler yapıldığı, davacının inhisar hakkının engellendiği, manevi zararının olduğundan bahisle
- TTK'nın 121/4 maddesi kapsamında haksız fesih nedeniyle 3 aylık kazanç tazmini,
-TTK'nın 122. maddesine göre davalı şirketin ekonomik büyümesinde davacının etkisi olduğundan bahisle sözleşmenin devam ettiği 13.06.2016-10.04.2018 tarihleri arasına ilişkin denkleştirme alacağının tahsili,
-Acentelik ücretleri ödenmeyen şubelerin alacak tutarlarının tahsili,
-Karabük il ve ilçelerinde inhisar hakkından kaynaklanan alacağın tahsili,
-Sözleşmenin bitimi ile satışı tamamlanacak rezervasyon ve satışların tespiti yapılarak %31 komisyon bedeli üzerinden hizmet bedelinin tahsili,
-TTK'nin 113/3-b maddesi gereği fesih öncesinde gerçekleştirilen satışların %31 oranındaki komisyon bedelinden daha düşük ödenmiş olmasından kaynaklı olarak aradaki fark bedelin tahsili,
-Eflani ilçesi için şube açılmasına rağmen 8 ay boyunca araç tedariki yapılmaması nedeniyle oluşan zararın tazmini,
-Hakan Büfe isimli işletmeye acentelik yaptırılması nedeniyle meydana gelen satış azalmasından kaynaklı ortaya çıkan zararın tazmini,
-Ticari itibarın zedelenmesi nedeniyle manevi zararın tazmini talepli eldeki davanın açıldığı; davalı tarafça sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiği, kaldı ki sözleşmenin 8.maddesine göre her zamana fesih hakkının olduğu, alacakların zamanaşımına uğradığı, davacının inhisar hakkı olmadığı, davacının tahsil ettiği bilet ücretlerinden komisyonunu kendisinin keserek kalanını davalıya gönderdiğinden ödenmemiş hizmet bedeli alacağının bulunmadığı, talep edilen komisyon oranının fahiş olduğu, ETMS programındaki tespitlere göre davacının alacağının kalmadığından davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı tarafların istinaf yasa yoluna başvurdukları görülmüştür.
Acentelik sözleşmesi sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğundan kural olarak diğer sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmeler gibi bu niteliğine bağlı nedenlerle sona erer. Ancak acentelik sözleşmesinin sona erme nedenlerinin önemli bir kısmı, özel sonuçlarıyla birlikte 6102 sayılı Kanunda acenteliğe özgü olarak ayrıca düzenlenmiştir. Sona erme konusunda burada hüküm bulunmayan hâllerde ise aracılık eden acentelere simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri, bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanacaktır (6102 sayılı Kanun m. 102/2). Yine aynı yasanın 102/3.maddesine göre taşıma, deniz ticareti, sigorta, turizm gibi alanlara ilişkin özel düzenlemeler saklıdır.
Acentelik sözleşmesi açıkça veya sözleşmenin amacından ve şartlarından çıkarılabilecek şekilde süreli veya süresiz (belirsiz süreli) olarak akdedilebilir. Belirli süreli acentelik sözleşmesi olağan biçimde sürenin dolması ile kendiliğinden sona erer. Belirli süreli akdedilen acentelik sözleşmesi, tarafların anlaşması ile veya sürenin dolmasına rağmen uygulanmaya devam edilmesiyle belirsiz süreli hâle gelir (6102 sayılı Kanun m. 121/2). Acentelik sözleşmesi sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğundan gerek belirli gerekse belirsiz süreli olsun fesih yoluyla sona erdirilmesi mümkündür. Zira fesih, sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olup olmamasından ayrı olarak sürekli borç ilişkisini bütünüyle sona erdiren bir imkândır.
Acentelik sözleşmesinin feshi 6102 sayılı Kanun'un 121/1 maddesinde; “Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Sözleşme belirli bir süre için yapılmış olsa bile haklı sebeplerden dolayı her zaman fesih olunabilir” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre haklı bir sebebin varlığı hâlinde taraflardan her biri belirli veya belirsiz süreli bir acentelik sözleşmesini, her zaman feshedebilir. Olağanüstü fesih olarak adlandırılan haklı sebeplerden dolayı fesih, akdi veya kanuni sebebe dayanarak belirli veya belirsiz süreli acentelik sözleşmesini vaktinden önce ileriye etkili olarak sona erdirmektedir. Haklı sebep, fesih hakkını kullanan taraf bakımından acentelik sözleşmesini devam ettirmesini dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenemeyecek duruma sokan ve çekilmez bir hâle getiren olgu ve olayları ifade etmektedir.
Belirsiz süreli kurulan veya belirsiz süreli hâle gelen acentelik sözleşmelerinde, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi feshetme imkânına sahiptir. Olağan fesih olarak adlandırılan bu fesihte taraflardan her biri bir sebebe dayanmaya gerek olmaksızın tek taraflı, yöneltilmesi gerekli bir irade beyanı ile acentelik sözleşmesini ileriye etkili olarak sona erdirmektedir. Üç aylık süre feshin sonuçlarının tasfiyesi ve sona ermeye hazırlık için taraflara tanınmış asgari bir süredir; kısaltılamaz ancak uzatılabilir (Hüseyin Ülgen, Mehmet Helvacı, Arslan Kaya, Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 812). Kural olarak belirli süreli sözleşmeler, olağan fesih yoluyla sona erdirilememektedir; ancak sözleşmede bu yönde bir hükmün bulunması hâlinde olağan fesih suretiyle sözleşmenin sona ermesi mümkündür. Gerçekten de sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince taraflar, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğüne de sahiptir.
Acentelik sözleşmesinin olağan feshinin bir sebebe dayanması gerekmemekle birlikte, maddi olarak hakkın kötüye kullanılma yasağı bu imkânın sınırını çizmektedir. Fesih hakkının açıkça kötüye kullanılması hâli (örneğin karşı tarafta sözleşme ilişkisinin devamı yönünde güven yaratılıp daha sonra fesih yoluna gidilmesi gibi) hukuk düzenince korunmayacağı için fesih hakkının kötüye kullanıldığı durumlarda tazminat talebi söz konusu olabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-942 esas ████████ karar sayılı ilamı)
Acentelik sözleşmesinin unsurları 6102 sayılı yasanın 109.maddesinde sayılmıştır. Buna göre; Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir. Buna göre acentelik faaliyetinde bulunması gereken bağımsızlık, bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etme, süreklilik ve bu işi meslek edinmiş olma unsurlarının mevcut olayda bulunması gerekir.
Türk Ticaret Kanunu'nun "Denkleştirme istemi" kenar başlıklı 122/4.maddesine göre denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
Somut olayda; davacı ile davalı arasında Kocaeli 7. Noterliğinin 13.06.2016 tarih 19573 yevmiye sayılı “Acentelik Sözleşmesi”nin imzalandığı, sözleşmenin 8. maddesine göre sözleşmenin bitiminin davalının taşımacılık yetki belgesinin süre sonuna kadar olduğu düzenlenmiş olup, bu süre de dosyaya sunulan yetki belgesine göre 20.03.2020 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. (Aynı davalı hakkında görülen benzer uyuşmazlığa ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı) Dosyaya sunulan ihtarnamelere göre Kocaeli 7. Noterliği'nin 17.04.2018 tarihli ve 12168 yevmiye numaralı fesih ihbarnamesi ile acentelik sözleşmesinin verilen 3 günlük süre sonunda feshedildiği görülmektedir.
Sözleşmenin haklı nedenlerle fesih edildiğini ispat yükü davalıda olup, yukarıda açıklandığı üzere; davalının bu iddiasını ispat etmesinin gerektiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf davacının kendisini şikayet edip ruhsatını iptal ettirmesini ve borcunun olmasını fesih sebebi olarak ileri sürmüş ise de, davacının davalıyı şikayeti şeklindeki olayın 2016 yılında gerçekleştiği, bu olaydan sonra taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanmaya devam ettiği, bu şekilde davalının sözleşmenin devam edeceği yönünde bir güven oluşturduğu, daha sonra ise anılan hususun fesih sebebi yapılmasının fesih hakkının kötüye kullanıldığı anlamına geldiği (Benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-942 esas ████████ karar sayılı ilamı), davalının bunun dışında feshin haklı olduğuna dair ispata elverişli bir delil sunamadığından 6102 sayılı Kanun'un 121/1 maddesindeki 3 aylık ihbar süresine uyulmadığından davacının bu nedenle oluşan zararından davalının sorumlu olduğu, bilirkişilerce anılan tazminat yönünden yapılan hesaplamanın taraf ve yargı denetimine elverişli olduğu anlaşılarak mahkemece anılan tazminat isteminin kabulüne karar verilmesi isabetlidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Denkleştirme istemi" kenar başlıklı 122/4.maddesine göre denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin fesih ihtarı ile verilen 3 gün sonunda 20.04.2018 tarihinde fesih edildiği, eldeki davanın ise 14.04.2021 tarihinde açıldığı, dolayısıyla bir yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolmuş olduğu, taraflar arasındaki aynı taleplere ilişkin Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasının davanın açılmamış sayılmasıyla sona erdiği dikkate alındığında anılan hak düşürücü süreye bir etkisinin olmayacağı anlaşıldığından davacını bu yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiş, mahkemece anılan tazminat siteminin reddine karar verilmesi isabetlidir.
Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına göre; karayolu taşımacılığı alanındaki genel uygulamaya göre birden fazla müvekkilin acentesi olunabileceği, Karayolu Taşıma Yönetmeliğinin 44. Maddesi ile 14.maddesine göre 10 adet taşımacıyla acentelik sözleşmesi imzalanabileceği, bu nedenle davalının münhasır yetkili acente olmadığının tespit edildiği, bu nedenle davacının bu yöndeki istinaf istemlerinin de yerinde olmadığı görülmüştür.
Taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinde hizmet komisyon ücretlerinin ortanına ilişkin bir düzenleme olmadığı görülmüştür. 6102 sayılı yasanın 115.maddesine göre sözleşmede hüküm yoksa ücretin miktarı, acentenin bulunduğu yerdeki ticari teamüle, teamül de mevcut değilse hâlin gereğine göre o yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporları ve davanın açılmamış sayılmasıyla sona eren taraflar arasındaki aynı taleplere ilişkin Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyada alınan raporlara göre; davacının talep ettiği komisyon oranlarının çok yüksek olduğu, taraflar arasında fiilen uygulanan komisyon oranlarına tarafların itiraz etmeden uzun süre uydukları, anılan oranların taşımacılık alanında uygulanan genel teamüllere uygun olduğunun tespiti karşısında davacının komisyon oranlarının %31 olması gerektiği yönündeki istinaf istemi yerinde değildir.
Bilirkişilerce yapılan tespitlere göre; bilet satışlarının ETMS adı verilen bir portal sisteminden yapıldığı, anılan sistemdeki verilerde günlük bilet satışlarının davalı tarafından girilen komisyon oranlarına göre faturalandırıldığı, buna göre tarafların anılan sistemdeki kayıtlara göre fatura ve hak ediş düzenlediklerinin tespit edildiği, anılan kayıtların taraf kayıtlarıyla uyumlu olduğu, nakit bilet satışlarının davacının uhdesinde kaldığı, pos cihazı ile yapılanların davalı hesaplarına aktarıldığı, davacının kendi komisyon alacaklarını mahsup ederek kalan bedeli davalıya gönderdiğinin tespit edildiği, buna göre davacının uhdesinde kalan ve davalıya ödendiği ispat edilemeyen nakit bilet bedelinden komisyon bedelleri düşüldüğünde davacının davalıdan alacağı hizmet komisyonu bedeli bulunmadığının tespit edildiği, dolayısıyla davacının anılan alacak iddiasını ispat edemediği, yine davacının talep ettiği diğer tazminat kalemlerine ilişkin bir delil de sunamadığından mahkemece bu maddi tazminat taleplerinin de reddine karar verilmesi isabetlidir.
Sözleşmeye aykırılık nedeniyle manevi tazminat istenebilmesi için sözleşmeye aykırı davranışın, kişilik haklarının zedelenmesine neden olması gerektiği, davacı tarafça kişilik haklarının zedelendiği ve manevi olarak zarar gördüğü iddialarının ispatlanamadığı ve davacının manevi tazminat talebinin yasal koşullarının oluşmadığından (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas ████████ karar sayılı ilamı) bahisle davacının manevi tazminat isteminin de reddine karar verilmesi yerindedir.
6098 sayılı yasanın 147/5.maddesi gereğince acentelik sözleşmesinden kaynaklanan istemlerin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, sözleşmenin fesih edildiği tarih ile dava tarihi arasında anılan sürenin dolmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf istemleri de yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; tarafların istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Tarafların istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 6.636,43-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.700,00-TL'nin mahsubu ile kalan 4.936,43-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-Alacak ve tazminat talebi yönünden ayrı ayrı alınması gereken 2x732,00-TL (1.464,00 TL) istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 53.430,80-TL'nin mahsubu ile fazla yatan 51.966,8-TL istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya verilmesine,
4-İstinaf edenler tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf edenler tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edenlere iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!