Yargıtay 5. Ceza Dairesi, tefecilik suçunda ilk derece mahkumiyetine rağmen, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesi kararını onayladı.
Özet: Tefecilik suçundan ilk derece mahkemesinde cezalandırılan sanık hakkında istinaf mahkemesince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi kararı verilmesi üzerine, Hazine vekilinin temyiziyle dosya Yargıtaya gelmiş; Yargıtay, suç tarihi olan 2000 yılındaki yürürlükte olan kanuna göre 5 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin dolduğunu, istinaf mahkemesinin farklı bir yasal dayanakla düşme kararı verse de nihai sonucun doğru olduğunu belirterek temyiz istemini esastan reddedip düşme kararını onamıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ Esas, ████████ KararSUÇ : TefecilikHÜKÜM : Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaSanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, katılan Hazine vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇA. İlk DereceAnkara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile sanığın tefecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241/1. ve 52/2. maddeleri gereğince 3 yıl hapis ve 40.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.B. İstinafSanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 24.05.2021 tarihli ve █████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriKatılan Hazine Vekilinin Temyiz İstemiSanığın üzerine atılı suçun dava zamanaşımı süresinin dolmamış olması nedeniyle verilen düşme hükmünün hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSanığa isnat edilen tefecilik eylemine ilişkin suç tarihinin 2000 yılı olduğu ve yüklenen suçun suç tarihinde yürürlükte bulunan 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanunu'nun 17. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi ile iddianame tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği gözetilmeden 5237 sayılı Kanun'un zamanaşımı hükümleri esas alınmak suretiyle kurulan düşme hükmü sonucu itibarıyla doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.Bölge Adliye Mahkemesince verilen, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin kararın eleştirilen husus dışında usul ve kanuna uygun olması karşısında, katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir.III. KARARDeğerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Hazine vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştirilen husus dışında hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.03.2026 tarihinde karar verildi.