İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, elektrik-elektronik malzeme satışından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi kararını istinaf yoluyla incelemektedir.
Özet: Bu hukuki belge, davacı şirketin davalıya sattığı malzemelerin bedelini tahsil edememesi üzerine başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesiyle duran sürecin devamını sağlamak amacıyla açılan itirazın iptali davasını konu almaktadır. Davacı, davalının haksız itirazının iptali ile icra inkar tazminatı talebinde bulunurken; davalı, borcun elden ödendiğini, makbuz alınmadığını ve konkordato sürecinde olduğunu ileri sürerek davanın reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur. Metin, İcra ve İflas Kanununun 67. maddesi kapsamında itirazın iptali davasının hukuki niteliğini, borcun likit olması ve itirazın haksız bulunması halinde icra inkar tazminatının koşullarını açıklamakta, bu davanın maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden bir eda davası olduğunu vurgulamaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirkete hastane inşaatı yapımı sırasında ve muhtelif zamanlarda elektrik-elektronik malzemeler sattığını, malzemelerin bedellerini alamadığını, alacağın tahsili amacıyla İzmir 13. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek, davalının haksız itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin takibe konu edilen borcunu davacı ile arasında bulunan güven ilişkisine istinaden elden ödediğini ve aralarında süregelen ilişki gereği makbuz alma lüzumu görmediğini, müvekkilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde konkordato yargılama sürecinin devam ettiğini, davacı şirketin de hali hazırda alacaklılar listesinde bulunduğunu, dosyada verilen █████/2021 tarihli gerekçeli karar ile konkordato taleplerinin reddine karar verildiğini, istinaf edildiğini ve taleplerinin reddedildiğini, dosyanın temyiz edilerek Yargıtay incelemesinde olduğunu belirterek, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, ayrıca davanın reddine karar verilerek %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince ",,,Açılan dava, taraflar arasındaki elektrik elektronik malzemesi alış verişine yönelik ticari alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., ███████ K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir 13. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı şirket olduğu, borçlunun davalı şirket olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 61.743,60-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu kısmi itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.
Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.
█████/2022 tarihli duruşma tutanağının 6 numaralı ara kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davacı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davacı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş olup, davacı vekilinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirir dilekçesini verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmuş olduğu görülmüştür.
█████/2022 tarihli duruşma tutanağının 7 numaralı ara kararında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, davalı vekiline bilirkişi incelemesine esas olmak üzere davalı şirkete ticari defter kayıt ve belgeleri mahkememize sunmak veya ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, davalı vekilinin davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde mahkememize sunmadığı, ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri bildirir verilen kesin süre içerisinde mahkememize bildirmediği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda davalı vekilinin kendisine verilen kesin süre içerisinde davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmaması ve ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmemesi sebebiyle davalı tarafça davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Dosyanın mahkememizce re'sen belirlenecek Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile BA/BS formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ile BA/BS formları, İzmir 13. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyası, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, sevk irsaliyeleri cari hesap kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler ve sair deliller birlikte değerlendirilerek; taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulup tutulmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, taraflara ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıyıp taşımadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, var ise hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, taraflar arasındaki elektrik elektronik malzemesi alış verişine yönelik ticari alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesap kayıtlarından kaynaklı olarak davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktar ve oranının usulüne uygun şekilde işletilip işletilmediği hususlarının belirlenerek belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, bilirkişi █████/2022 havale tarihli raporunda sonuç olarak, incelenen davacı ... . Şirketinin defter kayıtlarına göre, 31.01.2022 takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı ... Şirketinden 61.743,60-TL alacaklı olduğunu mütalaa etmiştir.
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, davanın █████/2019 tarihinde açıldığı, █████/2021 tarihinde karara çıkartıldığı, davalı şirket tarafından ikame edilen konkordato talepli davanın yapılan yargılaması neticesinde davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, istinaf mahkemesi kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih ve ████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği ve neticeten kararın █████/2022 tarihi itibariyle onanmasına karar verildiği görülmektedir.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 288. maddesinde; "Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.
Mahkemece geçici mühlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resmî ilân portalında ilân olunur ve derhâl tapu müdürlüğüne, ticaret sicili müdürlüğüne, vergi dairesine, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, Türkiye Katılım Bankaları Birliğine, mahallî ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer lazım gelen yerlere bildirilir. İlanda ayrıca alacaklıların, ilândan itibaren yedi günlük kesin süre içinde dilekçeyle itiraz ederek konkordato mühleti verilmesini gerektiren bir hâl bulunmadığını delilleriyle birlikte ileri sürebilecekleri ve bu çerçevede mahkemeden konkordato talebinin reddini isteyebilecekleri belirtilir.
Geçici mühletin uzatılmasına ve geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararlar da ikinci fıkra uyarınca ilân olunur ve ilgili yerlere bildirilir." hükmü düzenlenmiştir.
█████/2018 tarihinde yayımlanmakla yürürlüğe giren 7101 sayılı Yasa'nın 16. maddesi ile değişik 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 287. maddesi gereği konkordato talebi üzerine mahkemece derhal 3 ay süre ile geçici mühlet verileceği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 288. maddesine göre ise geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı düzenlenmiştir. Bu bağlamda kesin mühletin alacaklılar bakımından sonuçlarını düzenleyen 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 294/1. maddesi uyarınca mühlet içinde borçlu aleyhine Amme Alacakları Tahsili Usulü Hakkında Kanuna göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere hiç bir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. Yasada ifade edildiği gibi mühlet kararı içinde borçluya karşı hiçbir icra takip işlemi yapılamayacaktır. Bu yasağa aykırı olarak yapılan takipler başlatılan icra takip işlemleri geçersizdir.
Davalı vekilinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin █████/2022 havale tarihli raporuna karşı beyan ve itirazlarının, davalı şirkete ait ticari defter ve belgeler her ne kadar konkordato komiserinde ise de, davalı vekilinin █████/2022 tarihli duruşma tutanağının 7 numaralı ara kararında kendisine verilen kesin süre içerisinde ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmadığı gibi ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri de mahkememize bildirmediği, ticari defter ve belgelerin konkordato komiserinde bulunduğunun bildirilmesi açısından herhangi bir engelin bulunmadığı, ayrıca davalı vekili tarafından ticari defter ve belgelerin sunumu amacıyla verilen kesin süre içerisinde defter ve belgelerin konkordato komiserinde bulunduğunun ve zayi olduğunun mahkememize bildirilmediği gibi, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ticari defter ve belgelerin konkordato komiserinde olduğu bildirilmesine rağmen işbu celsede ticari defter ve belgelerin zayi olduğunun beyan edildiği, ticari defter ve belgelerin sunulmamasına yönelik mazeretlerin sürekli değişkenlik göstermesi sebebiyle yargılamayı uzatma amacı taşıdığı hususunda mahkememiz nezdinde yeterli kanaat oluştuğu, davalı şirket tarafından ikame edilen konkordato talepli davanın İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında yapılan yargılaması neticesinde davacı... Şirketi ile....'nın konkordato taleplerinin reddine, davacılar yönünden konulan ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına karar verildiği, davaya konu itirazın yöneltildiği ödeme emrinin bulunduğu icra takibinin ise █████/2022 tarihinde başlatıldığı, icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle konkordato sürecinin mevcut olmadığı ve davalı şirket aleyhinde icra takibi başlatılmasına herhangi bir engel bulunmadığı anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ████████ Dosya ██████████ Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, davacı şirkete ve davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile BA/BS formları, davalı şirkete ve davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları ile BA/BS formları, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar, sevk irsaliyeleri cari hesap kayıtları, İzmir 13. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyası, davacı şirkete ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin █████/2022 havale tarihli raporu, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyası ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasındaki elektrik elektronik malzemesi alış verişine yönelik ticari alım satım ilişkisi kapsamında davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın davalı şirketten tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir 13. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 61.743,60-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu kısmi itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davalı vekilinin kendisine verilen kesin süre içerisinde davalı şirkete ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmaması ve ticari defter ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmemesi sebebiyle davalı tarafın davalı şirkete ait ticari defter ve belgelere delil olarak dayanılmaktan vazgeçilmiş sayıldığı, davacı şirkete ait usulüne uygun şekilde tutulmuş olan ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 61.743,60-TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı şirket tarafından ikame edilen konkordato talepli davanın İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında yapılan yargılaması neticesinde davacı ... Şirketi ile ....'nın konkordato taleplerinin reddine, davacılar yönünden konulan ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına karar verildiği, davaya konu itirazın yöneltildiği ödeme emrinin bulunduğu icra takibinin ise █████/2022 tarihinde başlatıldığı, icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle konkordato sürecinin mevcut olmadığı ve davalı şirket aleyhinde icra takibi başlatılmasına herhangi bir engel bulunmadığı, davacı tarafın iddialarını usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispatladığı, davacı şirketin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 61.743,60-TL tutarında alacaklı olduğu, davalı şirket tarafından ödeme emrine yöneltilen itirazın yerinde olmadığı, ödeme emrine konu edilen alacağın faturadan kaynaklandığı dikkate alındığında likit mahiyette bulunduğu anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile " Açılan davanın KABULÜ İLE,Davalı .... Şirketinin İzmir 13. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ İPTALİNE, İzmir 13. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 61.743,60-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %16,75 oranında ve değişen oranlarda avans faiz uygulanmak suretiyle devamına, Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 61.743,60-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı .... Şirketinden alınarak davacı ... Şirketine verilmesine'' karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
esasa yönelik istinaf sebepleri yönünden; mahkemece davacı şirketin defter kayıtlarına göre, 31.01.2022 takip tarihi itibariyle davacı şirketin müvekkili şirketten 61.743,60 TL alacağının olduğuna karar verildiğini, takibin taraflarına karşı başlatılan süre zarfında müvekkili şirketin konkordato sürecinde olmasının gözetilmediğini, 20.05.2022 tarihli cevap dilekçesinde belirtilen; İzmir 13. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı takip dosyasının, o dönem konkordato sürecinde olan müvekkili şirkete karşı ikame edildiğini, ancak bu süreçte olan bir şirkete takip yöneltilmesinin hukuka aykırı bir işlem olduğunu, İİK'nun 289/1. maddesine göre; '' Konkordato mehli içinde borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur'' ifadesinin açık olduğunu, Kanunda da açık bir şekilde gösterilmiş olan takip yasağının müvekkili şirkete karşı yapılmasının ve bu takibin geçerli sayılacağı şeklinde hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, ayrıca davacı şirketin de bu proje kapsamında müvekkili şirketin alacaklılar listesinde bulunduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete takip başlatması için makul bir sebebinin de bulunmadığını, müvekkili şirketin ifa imkansızlığından kaynaklı ticari defterlerini sunamamasının yerel mahkeme kararında dikkate alınmadığını, mahkemece taraflara bilirkişiye tevdi edilmek üzere ticari defterlerin ibrazına kararı verilmiş olsa da müvekkili şirketin konkordato sürecinde olması hasebiyle yerine getirilemediğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinin İzmir depreminde zayi olmakla birlikte o süre zarfında konkordato sürecinde olması nedeni ile müvekkili şirketin fiziki kayıtlarının da konkordato komiserlerinin hakimiyetinde olduğunu, ifa imkansızlığı nedeni ile ibraz edilemeyen defterler olmadan aleyhlerine hüküm kurulmasının tarafların eşitliği ilkesine aykırı olduğunu, ayrıca müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takibin başlatıldığı süre zarfında müvekkili şirketin konkordato sürecinde olması hasebiyle asla kabul anlamına gelmemekle birlikte herhangi bir borç ödemesini gerçekleştirme imkanının bulunmadığını, konkordato sürecinde olan şirketlerin ödeme işlemlerinin sınırlanmakla birlikte ekonomik kapasitelerinin düştüğünün de kabul edilen bir gerçek olduğunu, müvekkili şirketin olmayan borcu için kasten ödeme yapmama durumunun söz konusu olmadığını, Kanuna göre icra inkar tazminatına hükmedilmesi için kasten ödeme yapmama unsurunun arandığını, mahkemece taraflarına yöneltilen icra inkar tazminatının hukuki mesnetten yoksun bir karar olduğunu ve kaldırılması gerektiğini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde " Açılan davanın kabulü ile, davalı .... Şirketinin İzmir 13. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin itirazının iptaline, İzmir 13. İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 61.743,60-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %16,75 oranında ve değişen oranlarda avans faiz uygulanmak suretiyle devamına, Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 61.743,60-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı .... Şirketinden alınarak davacı ... Şirketine verilmesine " karar verilmiştir.
İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davaya konu İzmir 13. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında toplam 61.743,60 TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Takip dayanağının "cari hesap" alacağı olarak gösterildiği görülmüştür.
Mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın usulüne uygun tutulduğu belirlenen ticari defterlerine göre takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan toplam 61.743,60 TL bakiye alacağının bulunduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Davalı tarafa ait ticari defterlerin ise ihtaratlı davetiyeye rağmen sunulmadığından incelenemediğinin belirtildiği görülmüştür. Ancak davalı şirketin ilgili yıllara ilişkin BA kayıtlarının vergi dairesinden getirtilerek mali müşavir bilirkişi tarafından davacı şirket kayıtları ile karşılaştırılmak sureti ile incelendiği ve davalı tarafça vergi dairesine 4 adet fatura için 101.827,00 TL bildirimde bulunulduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Dosya içerisinde bir sureti bulunan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının incelenmesinden mahkemece yapılan yargılaması neticesinde .... Şirketi'nin konkordato talebinin 25.03.2021 tarihli karar ile reddine ve ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına karar verildiği, davaya konu icra takibinin ise █████/2022 tarihinde başlatıldığı, icra takibinin başlatıldığı tarih itibariyle konkordatonun tastiki talebiyle açılmış dava nedeniyle verilmiş ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmış olduğu görülmekle davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Yine dava konusu alacak faturaya dayalı likit bir alacak olduğundan mahkemece hüküm altına alınan alacak üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemi de yerinde değildir.
Yukarıda anlatılan nedenlerle dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 4.217,71 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 1.055,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 3.162,71 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!