İşçinin haksız fesih iddiasıyla şirketten kıdem, ihbar, ücret ve manevi tazminat talepleriyle açtığı Ticaret Mahkemesi alacak davası.
Özet: Davacı, 1971den 2013e kadar davalı şirkette kesintisiz çalıştığını iddia ederek, haksız iş sözleşmesi feshinden kaynaklanan kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmeyen ücret, fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin alacakları ile kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat talep etmiş; davalı ise, davacının şirketlerinde iddia edildiği gibi sürekli bir çalışan olmadığını, sadece yönetim kurulu üyesi sıfatıyla huzur hakkı aldığını ve bu nedenle işçilik alacaklarına hak kazanamayacağını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

T.C. ........ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAYARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ........ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████..........x..............x.......................x................x........x.........x.................xDAVA : Alacak ve Manevi TazminatDAVA TARİHİ : █████/2014KARAR TARİHİ : █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2025 Mahkememizde görülmekte olan "Alacak ve Manevi Tazminat" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 1971 yılından 31.07.2013 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde, hisse çoğunluğu .............' ait ve bugün itibariyle ünvanı ... Elektrik Tic. ve San. A.Ş. olan davalı şirkette belirsiz iş sözleşmesi ile çalıştığını, müvekkilinin çalışma dönemi içerisinde davalı şirketin bugünkü ünvanını alınıncaya kadar çeşitli aşamalardan geçtiğini, aynı işverene ait tür değiştirmek suretiyle, aynı ortaklarla, ... Elektrik Tic. ve San. A.Ş. haline geldiğini, müvekkilinin davalı şirket bünyesinde çeşitli aşamalarında çalıştığını, müvekkilinin davalı yanında çalışmış olduğu tüm dönem içerisinde temmuz 2013 ayına ait ücreti, fazla çalışma ücretleri, hafta tatili ücretleri, yıllık ücretli izin sürelerine ait alacakları, iş sözleşmesinin haksız feshinden doğan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının davalı tarafından ödenmediği, bunun yanı sıra davalının iş sözleşmesini eylemli olarak feshinden dolayı müvekkilinin hak etmediği şekilde iş yerinden ayrılmak zorunda kaldığını, davalı işverenin davacının kişilik haklarını ağır bir şekilde ihlal etmesi nedeniyle manevi tazminat yükümlüğünün bulunduğunu, ........ 18. Noterliğinin █████/2013 tarih ve 34796 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tüm bu alacakların ödenmesi gerektiğinin davalıya ihtaren bildirildiğini, ihtarnamenin davalıya █████/2013 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının dava konusu alacakların tamamı yönünden (manevi tazminat hariç) █████/2013 tarihinden geçerli olmak üzere temerrüte düştüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem tazminatı alacağı 5.000,00 TL'nin █████/2013 fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi, ihbar tazminatı alacağı 5.000,00 TL'nin █████/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, ücret alacağı 15.000,00 TL'nin █████/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyen en yüksek banka mevduat faizi, fazla mesai alacağı 15.000,00 TL'nin █████/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevzuat faizi, hafta tatili alacağı 5.000,00 TL'nin █████/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyen en yüksek banka mevduat faizi, yıllık ücret izni alacağı 10.000,00 TL'nin █████/2013 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, manevi tazminat alacağı 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının 1971 yılından █████/2013 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde müvekkili firmada müdür olarak çalıştığını beyan ettiğini, ileri sürelin iddianın gerçek dışı olduğunu bu durumun SGK kayıtlarının celbi ile net olarak anlaşılacağını, SGK kayıtlarında davacının 1976 yılında ............. Şirketinde 5 aylık bir çalışması göründüğünü, bunun da gerçek bir çalışmaya istinaden olmadığını, davacının talebi üzerine şirket sahibi .............'ın davacının sigorta başlangıcı olmasını istemesi üzerine primlerini yatırdığını, bundan birkaç ay sonra da davacının devlet dairesinde işe başlandığını, sigorta primleri emekli sandığınca yatırıldığını, davacının kesintisiz çalışma yaptığı iddiasının gerçek dışı olduğunun buradan net bir şekilde anlaşıldığını, devamında ise davacının yine aynı sebepten 1984 yılına kadar kesintili olarak primleri 24 yıllık bir süre içinde yatırıldığını, 1984 yılından sonra davacının müvekkili şirkette hiç çalışmadığını, sigorta primlerinin müvekkili şirketle hiç alakası olmayan başkaca şirket ve şahıslar üzerinden yatırıldığını ve nihayetinde ... Pazarlama A.Ş'den emekli olduğunu, davacının müvekkili şirket çalışanı olmadığı için ihbar ve kıdem tazminatı, fazla mesai ve hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti kazanmasının mümkün olmadığını, davacının şirket müdürü olduğu kabul edilmemekle birlikte, şirket müdürlerinin mesai saatlerini kendi belirlemesi münasebetiyle fazla mesai ve hafta tatili ücretini hak kazanmasının kanunen mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirketin maaşlı bir çalışanı olmaması sebebiyle ise de ödenmemiş ücretinin olmasının mümkün olmadığını, davacının yalnızca yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle huzur hakkı almakta olduğunu ve bu ücretlerin de kendisine banka kanalıyla düzenli olarak ödendiğini savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava alacak ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 1971-█████/2023 tarihleri arasında hisse çoğunluğu dava dışı .............'a ait davalı şirkette belirsiz süreli iş akdiyle çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafça █████/2013 tarihinde haksız olarak feshedildiğini belirterek ihbar, kıdem, 2013 yılının Temmuz ayına ilişkin ücret, fazla mesai, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarına yönelik olarak eldeki davayı açmıştır. Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iddialarının aksine müvekkili şirket ile davacı arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının müvekkili şirkette müdür olarak çalıştığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın esasına geçmeden önce dosyanın geçirmiş olduğu safahata bakıldığında, davada yargılamanın ilk olarak ........ 19. İş Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, mahkemece ████████ Karar sayılı kararla görevsizlik kararı verildiği, verilen kararın istinaf edildiği, istinaf incelemesi için dosyanın ........ Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, anılan Daire tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve dosyanın Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedildiği görülmüştür. Davanın esası yönünden Mahkememizce yapılan değerlendirmede, öncelikle belirtmek gerekir ki, ........ 19. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada davacıya hizmet tespiti davası açmak üzere süre verilmiş ve verilen süre içerisinde davacı tarafça hizmet tespiti davası açılmıştır. ........ 41. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen hizmet tespiti davasında Mahkemece davacının davalı şirketin kurucu ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayanmadığı, vekalet akdine dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Bilindiği üzere, bir kimsenin işçi sayılabilmesi için iş sözleşmesi ile çalışması koşuldur. İş sözleşmesinin unsurları ise “zaman” ve “bağımlılık” ve “ücret” unsurlarından ibarettir. Zaman unsurundan amaç; bir kimsenin günlük belirli bir zaman dilimi içerisinde iş gücünü bir işveren emrine tahsis etmesi, bağımlılık unsurundan amaç ise çalışan kişinin işveren emir ve talimatları doğrultusunda çalışmasını sürdürmesidir. Görülen iş karşılığı işverenin belli bir zaman dilimi için ödemiş olduğu bedel ise ücret unsurunu oluşturur. Belirtilen unsurlara göre bir veya birden ziyade işveren emrinde çalışmasını sürdüren kişiler işçi statüsünde kabul edilir.Buna karşın kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlayan kişiler ise işçi statüsünde kabul edilemezler. Bu kişiler herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmayan esnaf ve sanatkarlar, kolektif, komandite ve limited şirket ortakları, anonim şirket kurucu ortakları, yönetim kurulu üyeleri gibi kimselerdir.Tüm bu açıklamalar uyarınca eldeki dava dosyası ele alındığında, davacı vekili dava dilekçesinde özetle müvekkilininin 1971 yılından █████/2013 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde hisse çoğunluğu .............'a ait olan davalı şirkette belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, ödenmeyen işçilik alacakları bulunduğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai alacağı, hafta tatili alacağı, yıllık ücretli izin alacağı ile manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Somut olayda davacı ........ 41. İş Mahkemesi'nin kesinleşmiş ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında da tespit edildiği üzere, 27.01.1984 – 30.09.2008 arası dönemde kuruluştan itibaren 1990 yılına kadar yönetim kurulu üyeliklerine seçildiği, 1990-1999 arası yönetim kurulu üyesi olmadığı, 1999 dan sonra yine yönetim kurulu üyeliği yaptığı ve tüm bahsi geçen dönemlerde de şirket ortağı olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayanmadığı, vekalet akdine dayandığı, zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 367. maddesine göre anonim şirketler yönünden yönetim ve temsil yetkisi haiz yönetim kurulu üyelerinin işçi sıfatını haiz olmasının mümkün olmadığı, yönetim kurulu üyeleri ile ortaklık arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olduğu, bu haliyle davacının davasının temelini iş sözleşmesine ve bu sözleşmeden kaynaklı alacak talebine dayandırdığı, az yukarıda açıklandığı üzere davacının davalı şirkette işçi olarak çalışmadığı sabit olduğundan iş kanununda tanımlanan alacak kalemlerini talep edemeyeceği sonucuna varılmış tarafların bildirdikleri tanıkların hemen hemen tamamının hizmet tespiti davasında da tanık olarak dinlenmeleri nedeniyle ve usul ekonomisi ilkesi gereğince tanıklar alacak taleplerine yönelik olarak tekrar dinlenmemiş ve davacının alacak taleplerinin reddi yönünde karar verilmiştir. Manevi tazminat talebi yönünden ise, davacı manevi tazminat talebini davalının sözleşmeyi haksız olarak feshetmesi ve aynı alanda faaliyet gösteren diğer şirketlere kendilerini zarara uğrattığı yönünde mail göndermesine, bu durumun kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmasına dayandırmıştır. Ne var ki, dosyaya yansıyan delil durumu ve dinlenen tanıklardan davalı tarafça dava dışı şirketlere gönderilen maillerin davacının kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olmadığı açık olduğu gibi, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken davalı açısından temsil yetkisinin bittiğinin üçüncü kişilere bildirilmesi ve böylece iyi niyetin ortadan kalkmasının sağlanması için alınması gereken zorunlu bir önlem olduğu kabul edilmelidir. Bu nedenle eldeki davada manevi tazminat koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, tüm dosya içeriğinden, davacının davasını 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak ispat edemediği kanaatine varılmış ve davanın reddi yönünden aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 14.316,85 TL harçtan mahsubu ile fazlaca yatan 13.701,45 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,4-Alacak talebi yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 115.470,78 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,5-Manevi tazminat talebi yönünden; davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,6-Davalı tarafından yapılan 1.543,40 TL (1169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 374,00 TL posta gideri) olarak yapılan yargılama giderinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerin KENDİ ÜZERİNE BIRAKILMASINA,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar KESİNLEŞTİĞİNDE İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ........ Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025