Trafik kazası sonrası araç mahrumiyet bedeli tazminatı talepli, kusur ve belirsiz alacak davası koşullarının tartışıldığı gerekçeli mahkeme kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı tarafın, müvekkiline ait aracın trafik kazasında hasar görmesi ve 15 gün araçtan mahrum kalması nedeniyle, davalı şoförün kusurlu fiilinden kaynaklandığını iddia ederek belirsiz alacak davası şeklinde araç mahrumiyet bedeli tazminatı talep etmesini; davalı tarafın ise zaman aşımı, davanın belirsiz alacak davası niteliği taşımaması, kendi şoförünün kusursuzluğu, davacı sürücünün asli kusurlu olduğu yönündeki yargı kararı ve ticari kullanım ile mahrumiyet süresine ilişkin kanıt eksikliği gibi gerekçelerle davanın reddini talep etmesini; mahkemenin ise davanın ticari dava niteliği ve tacir tanımı üzerinden ön değerlendirmesine başladığını özetlemektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA İHBAR OLUNAN :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkiline ait ... plakalı araç ile davalı ruhsat sahibi adına kayıtlı olan ... plakalı aracın karıştığı █████/2024 tarihli trafik kazasının davalı araç sürücüsünün kusurlu davranışları neticesinde meydana geldiğini, kaza sebebiyle müvekkile ait araçta ciddi hasar oluştuğunu, aracın onarım sürecinin 15 gün sürdüğünü, bu süre zarfında müvekkilin aracından mahrum kalarak ulaşım ihtiyacını kendi imkanlarıyla karşılamak zorunda kaldığını, araç mahrumiyet bedelinin başlangıçta tam ve kesin olarak belirlenememesi ve alacak miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiği için HMK md. 107 uyarınca belirsiz alacak davası açıldığını, ... kararları uyarınca araç mahrumiyet bedelinin tazmini için fatura veya ödeme belgesi sunulmasının zorunlu olmadığını, kazalı aracın tamir süresince araçtan mahrum kalınması nedeniyle uğranılan zararın uzman bilirkişilerce hesaplanması gerektiğini, dava şartı olan arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, sigorta şirketi ve servis kayıtlarının celbi ile yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenecek araç mahrumiyet bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00 TL tutarındaki alacağın ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; davacı tarafından talep edilen alacak kalemlerine zamanaşımı yönünden itiraz edildiğini, davacının araç mahrumiyet bedelini dava tarihi itibarıyla tam ve kesin olarak belirleyebileceği dikkate alındığında belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığını ve davanın usulden reddi gerektiğini, davacının talep sonucunda 50-TL araç mahrumiyet bedeli talep etmesine rağmen dilekçe içeriğinde ikame araç bedeli ve ticari kayıp ifadelerine yer verdiğini ancak aracın ticari kullanımına dair delil bulunmadığını, taleple bağlılık ilkesi gereği iddianın genişletilmesine muvafakat edilmediğini, 01.06.2024 tarihinde meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsü ...'in sola dönüş kurallarını ihlal ederek asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilin ... plakalı aracının sürücüsü ...'nun ise kusursuz olduğunun Bu Nedenler İle ... tarafından verilen 27.01.2026 tarihli ve 2026/ K. sayılı kararla sabitlendiğini, müvekkilin kusuru bulunmadığından araç mahrumiyet bedeli talebinin hukuki şartlarının oluşmadığını, davacı tarafından talep edilen 15 günlük sürenin somut delillerle ortaya konulmadığını, aracın kaza sonrası hareket edebilir durumda olduğunu ve onarım süresinin teknik verilerle kanıtlanması gerektiğini, aracın ticari amaçla kullanıldığına dair vergi kaydı veya ticari işletme kaydı gibi somut bir delil sunulmadığını, müvekkilin aracının kaza tarihi itibarıyla ... Sigorta A. Ş. nezdinde İhtiyari Mali Mesuliyet teminatını da içeren kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, yargılama neticesinde aksi bir değerlendirme ihtimaline binaen davanın ilgili sigorta şirketine ihbar edilmesini, usul ve esas yönünden haksız olan davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle araç mahrumiyet zararı talebine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, “Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.” düzenlemesine yer verilmiştir.TTK’nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde ise; ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan kişilerin esnaf ve sanatkâr sayılacağı belirtilmiştir.Tüm dosya kapsamı yukarıdaki açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, █████/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacıya ait araçta oluştuğu iddia edilen hasardan dolayı onarım süresince aracın kullanılmamasından kaynaklı araç mahrumiyet zararının tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle eldeki davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında mutlak ticari dava niteliğinde olmadığı açıktır. Bu durumda davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleriyle ilgili bulunması gerekmektedir.Davalı şirketin tüzel kişi tacir olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak davacı gerçek kişi yönünden yapılan araştırmada; ... Ticaret ve Sanayi Odası kayıtlarında davacı adına herhangi bir ticaret sicil kaydının bulunmadığı, ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün █████/2026 tarihli yazısında ise, davacının █████/2010 tarihinde "Taksi İle Yolcu Taşımacılığı" faaliyetine başladığı ve halen faal olduğu, 2024 yılında basit usule tabi bildirilmiştir. Bu itibarla davacının dava konu kazanın meydana geldiği tarih itibarıyla faaliyetinin esnaf sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir sıfatını haiz olmadığından eldeki davanın nispi ticari dava niteliği de taşımadığı görüldüğünden uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerekecektir.O hâlde, mahkememiz dava konusu uyuşmazlık bakımından görevsiz olup, görev kamu düzenine ilişkin bir dava şartı olduğundan, iddia ve savunma olarak ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu nedenle görevli ve yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
KARAR;Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli ve yetkili mahkemenin ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun TESPİTİNE,
3-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ GÖNDERİLMESİNE,
4-6100 sayılı HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına (ihtarın tebliğ ile yapılmış sayılmasına)
5-6100 Sayılı HMK' nın 331/2 maddesinin 1. cümlesine göre yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, aynı maddenin 2.cümlesine göre görevsizlik kararı sonrasında davaya görevli mahkemede devam edilmemesi halinde ve talep halinde yargılama harç ve giderlerinin karara bağlanmasına,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı , davacı tarafın yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip
✍E-İmzalıdır
Hakim
✍E-İmzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!