Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin danışmanlık sözleşmesinden doğan teminat yükümlülüğü ihlali ve 1.000.000 Euro cezai şart tazminatı davası incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı şirket ile davalı arasında imzalanan mühendislik danışmanlık sözleşmesi kapsamında, davacının tespit ettiği Cezayir/Fastaki beş otel projesi için davalının gerekli teminatları sunamaması nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığı belirtilmiştir; davacı, sözleşmenin cezai şart hükmü uyarınca, her proje için 200.000 Euro olmak üzere toplam 1.000.000 Euro tazminat talep ederken, davalı teminatların ekonomik koşullar nedeniyle verilemediğini ve cezai şartın fahiş olduğunu savunarak indirim istemiş; ilk derece mahkemesi ise davalının taahhüt ettiği halde teminatları sunamamasını sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirmiş ve tarafların tacir olması nedeniyle cezai şartta indirim yapılamayacağına karar vermiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...İNCELENEN KARARIN:MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ : 04.11.2021ESAS-KARAR NUMARASI : ███████ E., ████████ K.DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 02.07.2026YAZIM TARİHİ : 02.07.2026 Taraf vekilleri tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkili ile davalı arasında 30.08.2016 tarihli “Teknik Mühendislik ve İş Geliştirme Danışmanlık Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin, Cezayir/Fas pazarına yönelik olarak danışmanlık hizmeti vermeyi kabul ettiğini ve sözleşme gereği beş adet proje tespit ederek, davalıya bildirdiğini, davalının bütün uyarılara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, sözleşme uyarınca cezai şartın düzenlendiğini, davalının müvekkiline her proje için 200.000 Euro tazminat ödeyeceğinin belirtildiğini, 5 adet otel inşaatı ihalesine girmesi yönünde davalıya teklifte bulunulmasına, davalının da teklifi kabul etmesine rağmen proje ile ilgili teminat veremediğini, çalışmalarını zamanında yapıp evraklarını yetiştiremediğini, sözleşmenin 3.6. maddesi gereğince tazminat talep etme haklarını saklı tuttuklarını, sözleşmenin 3.5 maddesine göre davalının teminat vermediği her proje için 200.000 Euro cezai şart ödemesi gerektiğini, eldeki davada 3.5 madde gereğince teminat verilmeyen beş projenin her biri için 200.000 Euro hesabıyla 1.000.000 Euro talep ettiklerini, davalının ödeme yapmaması üzerine noter marifetiyle 18.01.2918 tarihli ihtarnamenin çekildiğini ve 1.500.000 Euro tazminatı ödemesinin talep edildiğini, ihtarnamenin davalıya 18.01.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının cevabi ihtarname ile taleplerini kabul etmediğini bildirdiğini ileri sürerek 1.000.000 Euro tazminatın 18.01.2018 temerrüt tarihinden itibaren bankalarca döviz tevdiat hesaplarına uygulanacağı bildirilen ve Merkez Bankası'nca ilan edilen azami faiz oranı üzerinden hesaplanacak Euro faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Müvekkilinin tanınmış bir şirket olduğunu, bankalardan değişik projeler için teminat mektubu alabilmesine rağmen, 15 Temmuz darbe girişiminin neden olduğu belirsizlik ortamında, bankaların teminat mektubu verme konusunda çekinceli davranması nedeniyle, teminat mektuplarının zamanında verilemediğini, bu durumun davacıya bildirildiğini, teminat mektubu sunulamamasında müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, sorunun tamamıyla, ülkenin içerisinde bulunduğu ekonomik nedenlerden kaynaklandığını, davacının kötüniyetli olarak 5 proje sunumu yapmışçasına bu davayı açtığını, müvekkilinin kusuru olmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının talep ettiği cezai şartın çok fahiş olduğunu, cezai şartın müvekkilinin mahvına sebep olacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte cezai şartta indirim yapılmasının usul ve yasa gereği zorunlu olduğunu savunarak davanın reddine aksi halde cezai şart miktarının indirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Dosyaya sunulan ve davalının itiraz etmediği delillere göre; davacı şirketin Cezayir'de yer alan 5 adet otel ihalesini tespit edip, davalı şirkete mail ile bildirdiği, davalı şirketin █████/2016 tarihli yazı ile 2 adet, █████/2017 tarihli cevabi yazı ile 3 adet olmak üzere toplam 5 adet projeye dahil olacaklarını kabul ettikleri, davalı şirketin █████/2017 tarihli mail ile bu projeler için gerekli olan teminatları sunamayacaklarını davacıya bildirdiği, davacı şirketin █████/2018 tarihinde noterden gönderdiği ihtarname ile sözleşmenin (3.5) ve (3.6.) maddeleri uyarınca 5 proje için toplam 1.500.000 Euro cezai şart bedelini, tebliğden itibaren 3 gün içinde bildirilen banka hesabına yatırılmasını talep ettiği, ihtarnamenin █████/2019 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiği görülmüştür. Buna göre davacı şirketin sunduğu 5 projeye dahil olacağını bildirmesine rağmen, gerekli teminatları sunamayan davalının sözleşmeye aykırı davranışı sebebi ile, sözleşmenin (3.5). Maddesindeki "proje ile ilgili teminat verememesi veya projeye girmekten vazgeçmesi halinde danışmana ceza olarak 200.000 Euro ödeyecektir" hükmü uyarınca davacının 5 proje için toplam 1.000.000 Euro cezai şart alacağı olduğu anlaşılmıştır. Taraflar tacir olup, TTK.'nun 22. maddesi gereğince cezai şartın fahiş olduğundan bahisle TBK.'nun 182/3. Maddesi uyarınca indirim yapılamayacak ise de, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca kararlaştırılan cezai şartın, karşı tarafın ekonomik mahfına sebebiyet verecek derecede fahiş olması halinde, cezai şartın indirilmesine karar verilebilecektir. Bu kapsamda bilirkişi marifeti ile tespit edilen davalının cirosu, öz kaynakları, finansman oranı, satış hacmi, tüm mal varlığı değerleri, ekonomik büyüklüğü ve işlemlerin bütünlüğü göz önüne alındığında, cezai şart bedelinin takdiren %50 oranında indirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Cezai şart bedelinin ödenmesine ilişkin ihtarnamenin █████/2019 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiği, verilen 3 günlük süre gözetildiğinde, davalının █████/2019 tarihinde temerrüte düştüğü görülmüştür. Buna göre dava kısmen kabul edilerek, cezai şart bedeli olan 500.000 Euro'nun, temerrüt tarihi olan 23.08.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro cinsi ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: TTK 22. madde uyarınca tacir sıfatına haiz davalının cezai şartın fahiş olduğu iddiasıyla indirim talep edemeyeceği, mahkemenin davalının ekonomik durumu nedeniyle cezai şartta indirim yapmasına rağmen davalının malvarlığı ve ekonomik durumu yönünden yeterli inceleme yapmadığı, bilirkişi raporunda yalnızca ticari defter ve finansal tablolar üzerinden analiz yapıldığı, davalı beyanının savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu, davalının beş ihaleye katılmak istediğini kabul ettiği, bu ihalelerden haberdar olduğu, davalının sözleşme hükümlerini yanlış yorumladığı, cezai şartı götürü tazminat gibi değerlendirmesinin hukuken kabul edilemez olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece sözleşmenin hatalı yorumlandığı, mahkemece cezai şarta hükmedilirken müvekkili adına davacının kendi edimlerini yerine getirip getirmediğinin araştırılmadığı, dava konusu beş otel ihalesine ilişkin hiçbir resmi belge sunulmadığı, ihalelerin hiç gerçekleşmemiş olması halinde ifa imkansızlığı nedeniyle cezai şartın da doğmayacağı, tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı, buna rağmen mahkemece hiçbir hukuki şart oluşmadan müvekkili aleyhine 500.000 Euro cezai şarta hükmedildiği, projeden vazgeçmenin cayma cezası, teminat verememenin ise sözleşmeye aykırılık hali olduğu, bu iki hukuki durumun birlikte değerlendirilerek cezai şarta hükmedilemeyeceği nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın tahsili taleplidir. "DANIŞMANLIK VE İŞ GELİŞTİRME SÖZLEŞMESİ CEZAYİR-FAS Projeleri için" başlıklı ve 30.08.2016 tarihli sözleşmede davacının "Danışman" davalının ise "Şirket" olarak tanımlandığı, davalının otel renevasyonları ve inşaatları ve otel projeleri alanında faaliyet gösterdiği, davacının uluslararası iş geliştirme, proje finansmanı, müşavirlik alanında ve özellikle Cezayir-Fas ülkelerine yönelik danışmanlık hizmeti verdiği belirtilerek, davacının uzmanlık alanı içindeki işlerin tespitini, bu hususta iş geliştirmeyi, davalının bu işleri alması için tecrübe ve ihtisası ile yöntemlerini kendisinin belirleyeceği şekilde davalı lehine çalışmayı, davalıyı devlet ve/veya özel makamlara tanıtmayı, temsil etmeyi, vize işlemleri için davetiye desteği vermeyi, davalının taraf olacağı sorunların çözümünde yerel ortakları ile birlikte yardımcı olmayı vb. edimleri üstelendiği, eldeki davaya konu 3.5 maddede " Danışman, çalışması sonucu tespit ettiği işleri Şirket'e yazı ile bildirir. Şirket ilgilendiğini belirtirse, bu iş Sözleşmenin kapsımındaki bir Proje olarak Madde 4'ün hükümlerine tabi olacak ve söz konusu Proje kapsamında Şirket, Danışman ile münhasıran işbirliği yapacaklardır. Eğer Şirket, bu kapsamdaki Proje ile ilgili teminat verememesi veya Projeye girmekten vazgeçmesi halinde danışmana ceza olarak 200.000 Euro ödeyecektir." hükmüne yer verildiği, dosyaya sunulu e-posta yazışmalarında davalının Tiemnsen ilinde 19 adet parçalı otellerin renevasyonu, Anaba ilinde bir adet otelin renevasyonu ile ... projelerine dahil olacağını bildirdiği, davalının 31.03.2017 tarihli e-posta ekinde yer alan yazısında belirtilen nedenlerle bankaların teminat vermediklerini, teminatlarının yetişmeyeceğini bildirdiği, davacının keşide ettiği 16.Ocak.2018 ve 16.08.2019 tarihli ihtarnamelerde belirtilen projelerin ihaleleri için gerekli evrakları hazırlamadığı ve teminat vermediği için ihalelere girilmediğini belirterek sözleşmenin 3.5 ve 3.6 maddeleri gereğince toplam 1.500.000 Euro'nun ödenmesini ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki hukuki ilişki 30.08.2016 tarihli hizmet sözleşmesi olup davacı hizmet veren sözleşmede kararlaştırılan cezai şartı talep etmektedir. İspat yükü davacı yandadır. Davacı sözleşme gereğince üstlendiği edimleri ifa ettiğini yasal delillerle kanıtlamalıdır. Projelere ilişkin belgeler dosyaya kazandırılarak davacının teklif ettiği ve davalı tarafça onay verilen her bir proje değerlendirilerek, taraflar arasındaki yazışmalar, Cezayir ülkesindeki ekonomik kriz ve seçim nedeniyle belirtilen projelerin bazılarının ihale aşamasında iptal edildiğine dair tanık beyanları gözetilerek bu projelere ilişkin ihalelerin gerçekleşip gerçekleşmediğinin usulünce belirlenmesi, girilen ihalelerin tespiti ile bu ihalelerin davacının iddia ettiği üzere davalının gerekli evrak ve teminatı temin edememesi nedeniyle mi, başka bir nedenle mi sonuçsuz kaldığının, tarafların sözleşme kapsamındaki edimlerini ifa edip etmediklerinin belirlenmesi, davalının edimini ifa ettiği projeler bu surette belirlendikten sonra dava konusu edilen cezai şarta ilişkin 3.5 madde hükmü ile hizmet bedeli ve cezai şarta ilişkin diğer sözleşme hükümleri bir bütün olarak değerlendirilerek cezai şartın niteliği ile davacı yönünden cezai şart talep koşullarının oluşup oluşmadığının, talep edilebilecek cezai şart miktarının belirlenmesi, bu surette belirlenecek cezai şart miktarının tacir olan davalının ekonomik mahvına neden olup olmayacağının davalının faaliyet gösterdiği alanda uzman bilirkişi ile finans ve muhasebe konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak heyetten alınacak denetime elverişli, gerekçeli bir raporla usulünce belirlenmesi, itiraz halinde tarafların itirazlarını cevaplar ek rapor alınması, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen projelerin ihalelerine ait belgeler getirtilmeksizin ve yukarıda açıklandığı biçimde araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın projelerin ihalelerinin tamamının gerçekleştiğinin kabul edilmesi, yine ekonomik mahvın tespiti hususunda hiçbir veri, tespit ve değerlendirme içermeyen bağımsız denetçi raporuna istinaden takdiren cezai şarttan indirim yapılması usul ve yasaya, dosya kapsamına uygun bulunmadığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1.a.6 madde gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1.a.6 madde gereğince kabulüne, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ E., ████████ K. sayılı 04.11.2021 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 3-) İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile KESİN olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 02.07.2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...