Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi, kooperatif yönetim kurulu üyelerinin, üyelerin çalışma hakkını engelleyen ve haksız ihraç eden eylemlerinden doğan tazminat sorumluluğu.
Özet: Kooperatif ortakları olan davacılar, kooperatif yönetim kurulunun 2+2 koltuk düzeninden 2+1e geçiş zorlamasına uymadıkları gerekçesiyle çalışma imkanlarının haksız yere engellenmesi, bu kararları iptal eden ve ihtiyati tedbirle durduran mahkeme kararlarına rağmen üyeliğinin hukuka aykırı şekilde sona erdirilmesi ve araçlarının taşımacılık belgelerinin iptali sonucunda oluşan maddi zararların tazmini amacıyla, kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayanarak açtıkları tazminat davasının istinaf incelemesini konu almaktadır.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ████████ Esas - ████████ Karar
DAVACILAR : 1- ...
: 2- ...
: 3- ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
: 2- ...
: 3- ...
: 4- ...
: 5- ...
: 6- ...
: 7- ...
: 8- ...
VEKİLİ : Av. ...
: 9- SINIRLI SORUMLU 37 NOLU SAKARYA VİB OTOBÜSÇÜLER MOTORLU TAŞIYICILAR KOOPERATİFİ - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Tazminat (Kooperatif Yönetim Ve Denetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2022
KARAR TARİHİ : █████/2026
KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kendilerini vekil ile temsil ettirmiş, davacıların davalı kooperatifin ortakları olduğunu ve üyelik şartlarını taşıdıklarını, kooperatifin 19.05.2021 Tarihli 17 sayılı ve 09.06. 2021 Tarihli 23 sayılı yönetim kurulu kararları ile ortakları araçlarını kısa bir süre içerisinde 2+2 koltuk düzeninden 2+1 koltuk düzenine geçirmeleri konusunda zorladığını ve çok kısa bir süre içerisinde davacıların araçlarını 2 + 1 koltuk düzenine uygun hale getirmedikleri gerekçesi ile fiilen çalışma imkanını kaldıracak ve üyeler arasında eşitsizlik doğuracak şekilde yolcusu olmayan farklı tur sıra listesi düzenleyerek davacıların kooperatifin sağladığı çalışma imkanından faydalanmalarının engellendiğini, yapılan uygulamanın üyeler arasında eşitlik ilkesine ve ana sözleşmeye ve yasaya aykırı olduğunu, bu yönetim kurulu kararlarına karşı açılan ve Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████Esas sırasında görülen davada 08.12.2021 tarihinde verilen kararla bu yönetim kurulu kararlarının yoklukla malul olduklarının tespiti ile iptaline karar verildiğini, bu dosya kapsamında Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7.HD. 07.10.2021 Tarihli █████████E-1660K.sayılı kararı ile 1163 sayılı Kooperatifler kanununun 23.maddesindeki eşitlik ilkesi vurgulanmak sureti ile davacılar lehine ihtiyati tedbir kararı verilerek yönetim kurulu kararlarının uygulanmasının durdurulduğunu, davalı kooperatifin tedbir kararını uygulamadığını, ihtiyati tedbir kararın uygulanmaması sebebiyle Sakarya Ticaret Mahkemesi’nin ███████ D.İş.sayılı dosyasında Kooperatif Yönetim Kurulu üyeleri hakkında HMK.398.maddesi gereğince cezalandırılmaları için şikayette bulunulduğunu, yönetim kurulu kararlarının iptali konulu yargılama devam ederken davacıların kendileri için özel olarak oluşturulan B turu sıralarına gitmedikleri gerekçesiyle “Yönetim kurulu tarafından belirlenen iş sıralaması kurallarına uymayanların ortaklıktan çıkarılabileceği" şeklindeki Kooperatif Ana sözleşmesinin tadil edilen 14/7 maddesi gerekçe gösterilerek davalı Kooperatif Yönetim Kurulunun 14.07.2021 Tarihli 25 Numaralı Yönetim Kurulu kararı ile davacıların kooperatif üyeliğinden çıkartıldıklarını, davacıların genel kurul nezdinde yapılan itirazın 06.12.2021 tarihinde kooperatif genel kurulu toplantısında görüşülerek oyçokluğu ile reddedildiğini, bu genel kurul kararının iptali istemiyle Sakarya Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, 1163 sayılı yasanın 16/5 maddesinde açıkça belirtildiği üzere üyelikten ihraç kararları kesinleşemeden üyeliğin sonlanmamasına ve tüm hakların aynen devam etmesine rağmen yönetim kurulunca davacıların üyelik kayıtlarının Koopbis sisteminden silinip araçların D1 taşımacılık belgesi ve taşıt kartlarının iptal edilerek kooperatif ile bağlarının kesildiğini, davacıların kooperatif üyesi olarak çalışmalarının engellendiğini, yukarıda bahsi geçen ihtiyati tedbir kararına da uyulmadığını, davalı kooperatif tarafından savunulan ve tedbir kararı gereğince düzenlendiği belirtilen █████/2021 tarihli tur çizelgesinin gerçeği yansıtmadığını, kooperatifin bilgisayar kayıtlarında oynama yaparak ve gerçeğe aykırı tutanak düzenleyerek mahkemeyi yanıltma gayreti içine girdiğini, kooperatif ve yönetim kurulu üyelerinin kötüniyetle hareket ettiklerini, davacıların bu süreçte çalıştırılmamaları sebebiyle maddi zararlarının oluştuğunu, davacı ... Turizm Nak.Taş.Tic.Ltd.Şti adına kayıtlı olan 54 ... plakalı aracın 19.06.2021 Tarihinden itibaren ve davacı ...’na ait 54 ... plakalı aracın 20.06.2021 Tarihinden itibaren ve davacı ...’a ait ... plakalı aracın 20.06.2021 Tarihinden itibaren haksız olarak çalıştırılmadıklarını, 1163 Sayılı yasanın 59/3 maddesi ve 62 maddesi gereğince kooperatifin ve yönetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduklarını belirterek (her bir davacı için dava değeri 100.000 TL gösterilmek suretiyle) belirsiz alacak davası olarak açtıkları tazminat davasında davacıların 19.06.2021-31.12.2021 tarihleri arasındaki kazanç kaybının 20.06.2021 Tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte (davalılardan yönetim kurulu üyeleri gerçek kişilerin görevde oldukları süreye ilişkin miktarla sorumlu olmak üzere ) davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kendilerini vekil ile temsil ettirmiş, yönetim kurulu kararlarından üyelerin sorumlu tutulabilmesi için bile bile kusurlu hareket etmelerinin gerektiğini, pandemi sürecinde yolcuların talepleri ve ihtiyaçları da gözetilerek diğer firmalar ile rekabet edebilmek için 2+1 koltuk düzenine geçilmesinin kararlaştırıldığını, bu kararın kooperatifin menfaatine alındığını ve davacıları hedef almadığını, kooperatifte kayıtlı olan 54 aracın 51 tanesinin 2+1 koltuk düzeninde olduğunu ve sadece davacıların araçlarının 2+2 düzeninde olduğunu, davacıların bu uygulamayı reddetmelerinde kooperatifin kusurunun bulunmadığını, davacı ...'nun kooperatif yöneticisi olduğu 2016 yılında yedi adet 2+1 otobüs alınması kararına katılması itibariyle bu koltuk düzeninin gerekliliğinin davacı tarafından da bilinip kabul edildiğinin anlaşıldığını, Sakarya Asliye Ticaret mahkemesinin ███████ esas sayılı dosyasında yönetim kurulu kararlarının şekil yönünden eksiklik sebebiyle yoklukla malul olduğuna karar verildiğini fakat eşitlik ilkesine aykırılık yönünden alınmış bir karar bulunmadığını, bu kararın istinaf aşamasında olduğunu ve bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacıların kooperatif yönetimince kendilerine tanımlanan turlara katılmamaları üzerine █████/2021 tarihli kararla üyelikten çıkarıldıklarını ve genel kurula yapılan itirazın da reddedildiğini, davacıların zarara kendilerinin sebep olduğunu, tedbir kararından sonra kooperatifin davacılara keşide ettiği █████/2021 tarihli ihtarname ile davacılara tur farkı gözetmeksizin çalışabileceklerinin bildirildiğini ancak davacıların yine de turlara katılmadıklarını, tedbir kararına muhalefet iddiasıyla yapılan şikayete ilişkin mahkemenin ███████ değişik iş sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, yönetim kurulunun ve kooperatifin iş ve işlemlerinin esas sözleşmeye ve kanuna uygun olduğunu ve meydana gelen zarardan davacıların sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... A)Davacı ... yönünden:
1-Davanın kısmen kabulüne, 4.287,19 TL maddi tazminatın █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan (davalı Mustafa 3.258,26 TL, davalı Musa 3135,77 TL ve davalı ... 1.028,92 TL si ile sorumlu olacak şekilde) müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
B)Davacı ... yönünden: 1-Davanın kısmen kabulüne, 4.287,19 TL maddi tazminatın █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan ( davalı Mustafa 3.258,26 TL, davalı Musa 3.135,77 TL ve davalı ... 1.028,92 TL si ile sorumlu olacak şekilde) müteselsilen tahsili ile davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
C)Davacı ... Tur. ve Nak. Taş. Tic. Ltd Şti yönünden:
1-Davanın kısmen kabulüne, 4.287,19 TL maddi tazminatın █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tüm davalılardan (davalı Mustafa 3.258,26 TL, davalı Musa 3.135,77 TL ve davalı ... 1.028,92 TL si ile sorumlu olacak şekilde) müteselsilen tahsili ile davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk tutanağı ile açılan davanın uyumlu olmadığını, dava ile ilişkili bekletici sorun giderilmeden karar verildiği, B turundan elde edilebilecek gelirlerin tazminattan mahsubunun şart olduğunu, davacıların kooperatifte çalıştırılmamasının sebebinin öncelikle koltuk düzenini değiştiren yönetim kurulu kararı olduğunu, mahkemenin bu yönüyle uyuşmazlığın değerlendirilmesinde hataya düştüğünü, yönetim kurulu üyelerinin kusuru bulunmamasına rağmen bu kişilerin tazminat sorumluluğuna hükmedildiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi ek raporunda, dava konusu kazanç kaybı hesaplanırken kooperatif yönetiminin şifahi beyanları ve ticari defterlere kaydedilmeyen giderlerinin esas alındığını, birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, karşı taraf lehine - sahibi aleyhine delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi ek raporu'nda işçilik giderlerinin fazla hesaplandığını, bilirkişi raporunda yakıt giderlerinin kdv'den arındırılmadan hesaplandığını, ek raporda hesaplanan, ancak mahkemece hükme esas alınmayan biletsiz yolcu ve emanet eşya gelirleri, davalı kooperatifin mahkeme içi ikrarı sebebiyle hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini: gerekçeli kararda, davacıların 2021 ve önceki yıllara ait vergi beyannamelerine atıfta bulunduğunu, davacıların 2021 ve önceki yıllara ait vergi beyannamelerinin tazminat hesaplanmasında hatalı tespit ve değerlendirmeler içerecek şekilde göz önünde bulundurulmasının hukuken mümkün olmadığını, kararda dava konusu hükmedilen alacağa işleyecek faizin başlangıç tarihinin hatalı olarak belirlendiğini, reddedilen kısmı yönünden hükmün istinaf incelemesi ile kaldırılarak davanın 19.09.2024 tarihli dilekçelerinde belirttikleri üzere fazlaya ilişkin talepleri saklı kalmak kaydı ile 20.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 209.520,41.TL olarak kabulüne yönelik hüküm kurulmasını (yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarında görev süreleri dikkate alınmak sureti ile) belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava maddi tazminat talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf başvurusu yapılmıştır.
İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacıların davalı kooperatifin ortaklarından oldukları, davalı kooperatif yönetim kurulunun 19.05.2021 tarih, 17 nolu kararı ile üyelerin otobüslerini 2+2 koltuk düzeninden 2+1 koltuk düzenine geçirmesine karar verildiği, 09.06.2021 tarih 23 nolu kararı ile de koltuk düzenini değiştiren üyelerin A turu, değiştirmeyenlerin B turu seferleri yapmalarına karar verildiği, anılan kararların iptali için dava açıldığı, daha sonra davalı kooperatifin gerçeğe aykırı kayıt oluşturarak davacıların seferlere gelmediğinden bahisle davacıların kooperatiften 14.07.2021 tarih ve 25 numaralı yönetim kurulu kararı ile kooperatif üyeliğinden çıkarılmalarına karar verildiği, davacıların itirazı üzerine 06.12.2021 tarihindeki genel kurulda itirazların oy çokluğuyla reddine karar verildiği, anılan karara karşı Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ esas sayılı davası ile kararların iptali için dava açıldığı, Kooperatifler Kanununun 16/5.maddesi gereği ihraç kararı kesinleşene kadar davacıların kooperatif üyesi sayıldıkları, ancak davalıların davacıları 20.06.2021 tarihinden itibaren seferlere almadığı, davacıların çalıştırılması için verilen tedbir kararlarına davalıların muhalefet ettikleri ve haklarında tedbire muhalefetten şikayette bulunulduğu, davacıların tedbir kararlarına ve haklarındaki ihraç kararları henüz kesinleşmemesine rağmen, ayrıca kooperatif yönetim kurulunun 19.05.2021 tarih, 17 nolu kararı ile üyelerin otobüslerini 2+2 koltuk düzeninden 2+1 koltuk düzenine geçirmesine karar verildiği, 09.06.2021 tarih 23 nolu kararı ile de koltuk düzenini değiştiren üyelerin A turu, değiştirmeyenlerin B turu seferleri yapmalarına ilişkin kararların yoklukla malul olmasına rağmen çalıştırılmayarak zarar etmiş olduklarından anılan zararın davalılardan tahsili için eldeki davanın açıldığı; davalılarca verilen cevap dilekçesi ile kooperatifin 2+1 koltuk düzenine geçmesinin gerekli olduğu, davacılar dışındaki araçların bu düzene geçtiği, kooperatif yönetim kurulunun 19.05.2021 tarih, 17 nolu kararı ile üyelerin otobüslerini 2+2 koltuk düzeninden 2+1 koltuk düzenine geçirmesine karar verildiği, 09.06.2021 tarih 23 nolu kararı ile de koltuk düzenini değiştiren üyelerin A turu, değiştirmeyenlerin B turu seferleri yapmalarına dair verilen kararlara karşı açılan davanın sonucunun beklenilmesinin gerektiği, davacıların otobüsleri kendilerinin çalıştırmadığında davanın reddinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı tarafların istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 59/3. maddesinde; "Yönetime veya temsile yetkili şahısların kooperatife ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan kooperatif sorumludur" hükmüne yer verilmiş, 62/1. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerinin görevleri belirtilmiş, yönetim kurulunun, kooperatif amaçlarının gerçekleşmesi ve ortakların çıkarlarının korunması ile ilgili olarak yasalara, anasözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre işleri titizlikle yürütecekleri ve kooperatifin başarısı ve gelişmesi yolunda gereken çabayı göstermekle görevli oldukları açıklanmıştır. 62/3. maddesinde ise; "Yönetim Kurulu üyeleri ve kooperatif memurları, kendi kusurlarından ileri gelen zararlardan sorumludurlar" hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un 98. maddesi yollaması ile dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan, 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve anasözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem kooperatif ortaklarına hem de kooperatif alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nın 49, ve 61. madde hükümleri ile 6102 sayılı yasanın 557. Maddesi hükümleri yukarıda anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde, yöneticilerin ve temsile yetkili şahısların zarar doğuran eyleminden dolayı, yöneticiler ve kooperatif müteselsilen sorumludurlar. Bu nedenle, ortaklığın, yöneticilere karşı sorumluluk davası açmasının yanı sıra ortakların, kooperatife karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakları bulunmaktadır.
Sorumluluğun söz konusu olabilmesi için de öncelikle bir zararın doğması şarttır. Zarar meydana gelmiş ise yöneticiler anılan zarardan sorumludur. Kural olarak yönetim kurulu üyeleri kooperatif adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulumazlar ise de, anılan 553. ve 369. maddedeki hallerde kooperatife, kooperatif ortaklarına ve kooperatif alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe müteselsilen sorumlu olurlar.
1982 Anayasası'nın 36. maddesinde yer verilen "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" ibaresi, ortakların dava açma hakkının temel dayanağıdır. Kooperatif ortağı olma, kooperatife karşı dava açma hakkından vazgeçme olarak yorumlanamayacaktır. Ortak tarafından dava hakkının kullanılması, ortaklığın 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesine dayalı dava açma hakkında olduğu gibi, genel kurul kararına ve davanın denetçilerin asıl ya da vekil aracılığı ile dava açmasına bağlı değildir.
Ortakların dava açma hakları da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içerir. Yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışları ile ortaklığın malvarlığını azaltan veya kötüleştiren davranışları, ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açar. Zira, bu tür tasarruflar payları oranında ortakları etkiler. Başka bir anlatımla, ortaklığın doğrudan doğruya zarar görmesi, ortakların dolaylı zararıdır. Ancak, ortak 6102 sayılı TTK’nın 555. Maddesi uyarınca dolaylı zarar dolayısıyla açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. Bu tür zarar, kooperatif bakımından doğrudan, davacılar bakımından dolaylı zarar olup, hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, ortaklığa verilmesi yönünde talepte bulunabilir. İkinci durum ise doğrudan zarar halidir. Bu halde yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların ortaklığın zararından müstakil olarak gördükleri zararlar söz konusudur. Anılan zarar türünde ortaklığın zarar görüp görmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Esasen, bu zararın üçüncü kişinin gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır. 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesinde anlamını bulan bu dava türünde ise ortaklar talep ettiği tazminatın kendisi adına hükmedilmesini isteyebilirler. Her iki davada da husumet yöneticilere ve/veya denetçilere yöneltilmekte, davacı taraf değişmektedir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı)
6102 sayılı TTK m. 553 hükmünde, yönetim kurulu üyelerinin genel sorumluluk hali düzenlenmiştir. Özel sorumluluk halleri dışında kalan durumlarda, kanundan ve kooperatif anasözleşmesinden doğan sorumluluklarını kusurlu şekilde ihlal etmeleri halinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarına gidilebilecektir (Pulaşlı, H. (2009). Türk Ticaret Kanunu tasarısına göre anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüğü ve müteselsil sorumluluğu, BATİDER, (25), 27-63., s. 69). Zira, yönetim kurulu üyelerinin, kanundan ve esas sözleşmeden kaynaklanan sorumlulukların kusurlu şekilde ihlal edilmesi durumunda ilgili anonim şirkete, ilgili şirketin pay sahiplerine ve ilgili şirketin alacaklılarına karşı ortaya çıkan zararları tazmin etme yükümlülüğü altına gireceklerdir. Bu bağlamda, yönetim kurulu üyelerinin genel sorumluluk halinden bahsedilebilmesi için her şeyden önce kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklere aykırılık gündeme gelecektir. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğabilmesi için kanundan ve esas sözleşmeden kaynaklanan sorumlulukların ihlal edilmesinin yanı sıra, yönetim kurulu üyesinin kusurunun bulunması da gerekmektedir. Zira, TTK m. 553 hükmünde yönetim kurulu üyelerinin kusur sorumluluğundan bahsedilmektedir. Bu bağlamda, ilgili yönetim kurulu üyesi görevini yerine getirirken kasten, ağır ihmal ya da hafif ihmal kapsamında yapmış olduğu her türlü davranıştan dolayı sorumlu tutulabilecektir (Eren, F. (2017). Borçlar hukuku genel hükümler (22. baskı). Yetkin Yayınları.s. 591; Koç, H. (2020). Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin farklılaştırılmış teselsül ilkesi uyarınca sorumluluklarına genel bir bakış. Necmettin Erbakan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (NEÜHFD), 3(1), 62-82. s. 69).
6102 sayılı TTK m. 557 hükmünde, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun ne şekilde belirleneceği düzenlenmiştir. İlgili hüküm, farklılaştırılmış teselsül ilkesinden bahsetmektedir. TTK m. 557/I hükmüne göre, yönetim kurulu üyesinin göreviyle ilgili yapmış olduğu işlemler dolayısıyla zarar gören kişinin, her bir yönetim kurulu üyesinin kusuruna atfedilebilecek oranda ve somut olaya göre ödenmesi gereken tazminat miktarını talep edebileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte, TTK m. 557/II hükmünde, yönetim kurulu üyelerinin tamamına, zararın tamamı için de dava açabileceği düzenlenmiştir. Bu ihtimalde ise, TTK m. 557/ III hükmüne göre, hâkim her bir yönetim kurulu üyesinin bireysel sorumluluk tavanını belirleyecek ve böylelikle yönetim kurulu üyesi belirlenen bireysel sorumluluk tavanına göre zarar görenin zararını tazmin edecektir.
Somut olayda;
a-Davalıların istinaf istemleri yönünden; İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde; "miktar veya değeri Üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir." hükmü mevcuttur. Ayrıca, 6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesi 1. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca; Maliye Bakanlığı'nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların On Türk Lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz." hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; HMK'nın "341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı" düzenlenmiş bulunmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın Ek 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır" hükmü 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmü ile; "341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır" şeklinde değiştirilmiştir.
Parasal sınırlara ilişkin olan 6100 sayılı HMK'nın Ek 1/ 2. maddesinin 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmü ile değiştirilen ve parasal sınırlarda dava tarihini esas alan düzenlemenin 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girdiği, eldeki davaya konu kararın ise anılan yasal düzenlemeden önce 09.10.2024 tarihi olduğu, dolayısıyla eldeki olayda parasal sınırlarda 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmünün uygulanamayacağı, parasal sınırlar yönünden yasanın anılan düzenlemeden önceki düzenlemenin uygulanması gerekmekte olup, eldeki olayda parasal sınırların tespitinde karar tarihi olan 09.10.2024 tarihinin esas alınması gerekmektedir.
Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2024 yılı için HMK'nın 341/2 maddesindeki kesinlik sınırı 28.250,00-TL olmuştur.
Mahkemece; kabul edilen ve istinaf incelemesine konu edilen tazminat alacağının herbir davacı için ayrı ayrı 4.287,19-TL'nin karar tarihi itibarı ile HMK'nın 341/2 maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altında olup, ilk derece mahkemesince davalılar yönünden verilen karar kesin niteliktedir.
Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi sonuca etkili değildir.
Açıklanan nedenlerle; karar tarihi itibariyle miktar olarak kesin olan mahkeme kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
b-Davacıların istinaf talepleri yönünden; Davacıların araçlarının bulunduğu, bu araçları ile davalı kooperatif bünyesinde taşıma faaliyetinde bulunurlar iken, 19.05.2021 ve 09.06.2021 tarihli yönetim kurulu kararları ile davacıların taşıma faaliyetinde bulunmalarının engellendiği, davacıların açtıkları dava sonunda anılan yönetim kurulu kararlarının iptal edildiği, anılan iptal kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████████ esas ████████ karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği bu dava ile davacıların taşıma faaliyetinde bulunmadıkları dönem olan 20.06.2021-31.12.2021 dönemi için maddi tazminat isteminde bulundukları, davacıların kooperatiften ihraçlarına ilişkin kararlara karşı dava açıldığı ve ihraç kararlarının henüz kesinleşmediğinden 1163 sayılı yasanın 16/5.maddesi gereği ortaklık hak ve yükümlülüklerinin devam ettiği sabittir.
Yukarıda açıklandığı üzere; kooperatif ortaklarının uğramış oldukları doğrudan zararlardan kooperatif ve yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları bulunmaktadır. Zararın hesaplanamasında davacılar ile aynı hatta çalışan bir ortağın ortalama brüt kazancının belirlenmesi, hesaplanan kazanç miktarından masraf ve amortisman giderleri ile varsa diğer giderlerin düşülmesi (Benzer yönde Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı) ile davacıların talep edebileceği toplam zararın hesaplanması gerekmektedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıların çalıştırması gereken personel sayısının 4 kişi olduğu, anılan personel için yevmiye ve harcırah giderleri ayrıca hesaplandığı, yine bilirkişi raporunda yakıt giderlerinden KDV arındırılması yapılarak hesaplama yapıldığı, aynı taraflar arasında görülen Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında ise aynı bilirkişi heyetince davaya konu sonraki dönem için anılan hususlarda farklı hesaplama yapıldığı görülmüştür. Bu şekilde her iki hesaplama yöntemi arasında çelişki oluştuğu, anılan çelişkili hesaplama giderilmeden karar verildiği görülmektedir.
O halde mahkemece yapılacak iş; davalı kooperatifin bir otobüs için çalışan sayına veya kooperatif için çalışma şartlarına ilişkin iç yönerge vb. düzenlemesinin olup olmadığı tespit edilerek, eldeki dosyadan alınan bilirkişi raporlarındaki hesaplamalar ile davacıların çalıştırılmadıklarını iddia ettikleri diğer dönemlere ilişkin açılan Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasından alınan aynı bilirkişilere ait ek rapordaki hesaplanan brüt gelirden mahsubu yapılan gider kalemlerindeki yukarıda bahsedilen çalışan muavin sayısı, bir çalışanın davacıya aylık maliyetindeki yevmiye ve harcırah giderlerindeki hesaplama farklılığı ile yakıt giderlerindeki hesaplama farklılığının sebebinin açıklattırılarak anılan çelişkinin giderilmesi ile yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin ve davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacıların istinaf isteminin yukarıda yazılan nedenlerle kabulüne, davacıların diğer istinaf istemlerinin kaldırma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, davalıların istinaf istemlerinin usulden reddine, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE
2-Davacıların ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE, davacıların diğer istinaf istemlerinin kaldırma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
4-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5-İstinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf eden davacılara iadesine,
6-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile kalan 304,40-TL istinaf karar harcının davalılardan ayrı ayrı alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
7-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalılar üzerinde bırakılmasına,
8-İstinaf eden davacılar tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
9-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
10-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!