İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, davacının "etkin" ibareli tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla manevi tazminat talep edilen hukuki mücadele.
Özet: Davacı şirket, 2005ten beri geniş çaplı tanıtımlarla tanınmış hale gelen ve "..." ibareli tescilli markasına sahip olduğu iddia edilen "etkin" unsurlu ticari unvan ve markalarına, davalıların "etkin arabuluculuk" ibareli marka başvurusu TPMK ve YİDK tarafından reddedilmesine rağmen bu ibareyi haksız ve kötüniyetle kullanarak tecavüz ettiğini, markalar arasında iltibas bulunduğunu iddia ederek, tecavüzün tespiti, önlenmesi, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat, tecavüze konu araç gereçlere el konulması ve imhası, ilgili internet sitesine erişim engeli ve kapatılması ile kararın gazetede yayınlanmasını talep ederken; davalılar ise bireysel arabuluculuk faaliyetleri gösterdiklerini, arabuluculuk hizmetlerinin marka tesciline konu olamayacağını, davacının arabuluculuk hizmeti verme yetkisinin olmadığını ve bu nedenle marka hakkına sahip olamayacağını, müvekkillerinin isimlerini de ekleyerek ayrım sağladıklarını savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Marka (Manevi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Manevi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin █████/2005 yılında kurulduğunu, kurucusu ve tek ortağı olan ...'ın TPMK NEZDİNDE 200'ü aşkın marka başvuru/tescil sahibi olduğunu, müvekkili Şirket'in Ar-Ge departmanı tarafından gerçekleştirilen en önemli ve en büyük çaplı projelerden birinin "..." olup, söz konusu projenin; il ve ilçe isimlerine ilave "..., ...", "...", "..." "..." ekleriyle oluşturulan 200'ü aşkın başvuru / tescilli markalar altında yörelere özgü kültürel miras, coğrafi ürünler, doğal kaynaklar ve çevre koşullarıyla özdeşleşecek biçimde yeni iş modelleri geliştirilerek, bunlara uygun olan ve gelecekte küresel çapta talep görebilecek yeni markalar oluşturmak, bu markaları bir araya toplayarak daha düşük bütçelerle ve etkin bir biçimde tanıtımlarını sağlamak, ortaklaşa geliştirilecek yaratıcı projelerle markaların yanı sıra buluş, patent, faydalı model ve endüstriyel tasarımlar da geliştirerek, tüm bunların sonucunda yörelere özgü ürün ve değerleri cazip hale getirmek, piyasadaki pazar payını arttırmak ve küresel bakımından etkisi büyük yeni markalar oluşturarak hem şehirleri hem de şehirli işletmeleri markalaştırmak amacı taşımakta olduğunu, hem “...” web sayfası hem de müvekkili şirket tarafından işletilen “...” vb. web sayfaları başta Google olmak üzere arama motorlarında ilk sayfada ilk sıralarda listelenmekte olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin 2005 yılından beri geniş coğrafyada yaygın ve yoğun reklam ve tanıtımlarla sektöründe tanınmış marka haline geldiğini, bu uğurda da davalılar tarafından ... tarih ve ... sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edilen,...başvuru numarası ve 12.09.2019 başvuru tarihi ile kayıtlı olan “...” ibareli marka tescil başvurusuna müvekkili şirket tarafından ... başvuru numaralı ve "... "..." şekil" ibareli tescilli markası olmak üzere itiraz edildiğini, yapılan itirazın haklı bulunduğunu ve karşı tarafça tescili talep edilen ... Sınıf bakımımından ilgili sınıftaki tescillerin reddedildiğini, ilgili karara başvuru sahibi davalılar tarafından itiraz edildiğini, en nihayetinde davalıların itirazının reddine karar verildiğini, itirazları reddedilen ve ... Sınıfta tescil edilmek istendiği halde edilemeyen markalarına istinaden davalıların yapması gerekenin; YİDK kararının kendilerine bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde yetkili mahkemede dava açmaları olduğunu, ancak davalılar tarafından süresinde yidk iptal davası dahi açılma tenezzülünde bulunulmadığını, davalılar tarafından marka tecavüzüne devam edildiğini, markaların benzer olduğu ve iltibasın kaçınılmaz olduğunun kesinleştiğini, dolayısıyla tecavüzün sabit olduğunu, açıklanan nedenlerle davalarının kabulü ile; müvekkili şirket aleyhine yaratılan marka tecavüzü ve haksız rekabet durumu dikkate alınarak tecavüze aracılık eden "..." web sayfasındaki haksız kullanımlarına derhal son verilmesi ve internet sitesine erişim engeli konulması yönünde gıyapta İhtiyati tedbir kararı verilmesine, müvekkili şirketin 16 yıldır kullanımında olduğu "..." esas unsurlu ticari ünvanı ile 6 yıldır tescilli "etkin" esas unsurlu markayı, müvekkili şirketin izni ve rızası bulunmadan, haksız ve kötüniyetle kullanan davalılar eylemlerinin müvekkili şirket adına tescilli marka hakkına tecavüzü durumunun internet kullanımları da dahil olmak üzere tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, HMK md. 107 uyarınca taleplerini arttırma hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili lehine şimdilik 1.000-TL maddi tazminata ve müvekkilinin uğradığı manevi zarara karşılık 10.000-TL manevi tazminata mahkum edilmesine, davalılarda bulunan ve müvekkili şirkete ait markayla iltibas tehlikesi oluşturan ibareyi taşıyan tüm araç gereçlere, ürünlere el konulmasına ve bunların imha edilmesine, tecavüze aracılık eden "www.etkinarabuluculuk.com" alan adlı internet sitesine erişim engeli konulması, kapatılması ve terkini ile her türlü sosyal medya hesabının kapatılmasına, dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesini müteakip masrafları karşı tarafa ait olmak üzere türkiye çapında yayınlanan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davalıların bireysel arabuluculuk faaliyeti gösteren avukatlar olduğunu, arabuluculuk merkezlerinin isimlerinin marka tesciline konu olup olmayacağına ilişkin bir düzenleme olmadığını, müvekkillerinin hassas davranarak etkin arabuluculuk ibaresi yanına isimlerini de eklediklerini, davacının hukuken arabuluculuk hizmeti vermesinin mümkün olmadığını, davacının yapamadığı işle ilgili marka hakkına sahip olamayacağını, somut olayın sadece marka hukuku bakımından çözülemeyeceğini, TPMK kararlarının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun söylenemeyeceğini, arabuluculukta avukatlar gibi kamu hizmeti yürütüldüğünü, reklam yasağı olduğunu, marka tesciline ise bir engel olmadığını, ... Sınıfta hukuki hizmetler yazıyor olsa da buna avukatlık ve arabuluculuğun dahil olmadığını, Yargıtay kararı ile avukatlık mesleği icra edilirken kullanılan ibarenin marka hakkına tecavüz oluşturmayacağının karara bağlandığını, sınıflandırma sisteminin bağlayıcı olmadığını, markalarda kullanılan “etkin” ibaresinin kullanım şekli, renk ve yan unsurlar bakımından farklılıklar taşıdığını, orta seviyede bir tüketicinin markaları karıştırmayacağını, OHİM ilkelerinin dikkate alınması gerektiğini, tecavüz olmadığından maddi ve manevi tazminatın da söz konusu olamayacağını, öncelikle Adalet bakanlığı hukuk işleri Müdürlüğü ve Arabuluculuk Daire Başkanlığı'ndan davacının arabuluculuk faaliyeti yürütüp yürütemeyeceğinin ve arabulucuların reklam yasağına tabi olup olmadıklarının sorulmasına, talep edilen ihtiyati tedbir talebinin reddine ve mesnetsiz ve haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporları dosya içerisine ibraz etmiştir.
Mahkememizin █████/2023 tarihli marka vekili bilirkişi raporunda;"...davalı kullanımlarının “markasal” olmakla, marka hukuku kapsamında değerlendirileceği, davalı kullanımlarının, davacının tescilli markasına tüketicide karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzerlik taşıdığı ve onunla aynı sınıfta benzer alanlarda olduğu, dolayısıyla marka tecavüzünün doğmuş olduğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce talimat yoluyla alınan ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Talimat sayılı dosyasının █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...mevcut dava dosyasının, davalılara ait adi ortaklığın 2019,2020 ve 2021 yılı Serbest Meslek defterlerinin incelenmesi sonucu; davalılara ait ortaklığın gelir ve gider kayıtlarının Gelir İdaresi Başkanlığı Serbest Meslek Defter Beyan sisteminde takip edildiği, buna göre yapılan incelemeler ve karşılaştırmalarda kayıtların Yıllık Gelir Vergisi beyannamelerinde yer alan hasılat/gider/net kazanç bildirimleri ile uyumlu olduğu, davalıların tarafımıza sunulan Ortaklığa ait Serbest Meslek Defterleri ile Vergi Dairesi Müdürlüklerine beyan ettikleri 2019,2020 ve 2021 yılı yıllık gelir vergisi beyannamelerindeki tutarlar karşılaştırılarak ve hasılat dönemleri dikkate alınarak, davalıların (adi ortaklığın) faaliyet konusu arabuluculuk gelirleri ile ilgili giderlerine istinaden yapılan hesaplamalar sonucunda, davalılardan; -...’un 12.09.2019-31.12.2019 döneminde 17.022,47 TL. 01.01.2020-31.12.2020 döneminde 10.115,98 TL. olmak üzere toplam 27.138,45 TL. -...’un 12.09.2019-31.12.2019 döneminde 16.548,28 TL. 01.01.2020-31.12.2020 döneminde 9.818,45 TL olmak üzere toplam 26.366,73 TL. -...’ın 12.09.2019-31.12.2019 döneminde 16.548,28 TL. 01.01.2020-31.12.2020 döneminde 9.818,45 TL olmak üzere toplam 26.366,73 TL. net kazanç elde ettikleri,
Sonuç olarak, davalılara ait ortaklığın arabuluculuk faaliyeti ile ilgili; 12.09.2019 -31.12.2019 ve 01.01.2020- 31.12.2020 dönemleri arasındaki Brüt Hasılatının toplam 178.366,05 TL. faaliyetle ilgili giderler ve davalılara ait gelir vergileri
düşüldükten sonrasındaki net kazancının ise toplam 79.871,91 TL. olduğu, 01.01.2021 ile dava tarihi olan 23.12.2021 arasında herhangi bir hasılatının bulunmadığı, indirilecek giderlerinin ise toplam 2.704,70 TL. olduğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizin █████/2026 tarihli marka vekili bilirkişi ek raporunda; "...kök rapordaki görüşümüz değişmemiş olup, davalı kullanımlarının, davacının tescilli markasına tüketicide karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzerlik taşıdığı ve onunla aynı sınıfta benzer alanlarda olduğu, dolayısıyla marka tecavüzünün doğmuş olduğu..." yönünde görüş ve kanaate ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce talimat yoluyla alınan ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Talimat sayılı dosyasının █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporunda; "...12.09.2019-31.12.2020 dönemleri arasındaki Net Kazancın Toplam 79.871,91 TL. olduğu,
01.01.2021 ile dava tarihi olan 23.12.2021 arasında ise Arabuluculuk Gelirleri Vergiler düşüldükten sonra 27.980,79 TL. (1.118,58+26.862,21) TL. olup , indirilecek dönem giderlerinin ise toplam 2.704,70 TL. olduğu ve bu giderler düşüldükten sonra kalan net kazancın ise 25.276,09 TL. (27.980,79-2.704,70) olarak hesaplandığı, tüm dönemler net kazanç toplamının ise 105.148,00 TL. (79.871,91+25.276,09) olduğu ..." yönünde görüş ve kanaate ulaşıldığı anlaşılmıştır.
Davalılar vekili, █████/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, davayı kullanmama defi ileri sürerek ıslah ederek, dava tarihinden geriye son 3 aylık kullanımlar hariç olmak üzere, -... markasının arabuluculuk hizmetinde 5 yıl boyunca ciddi ve kesintisiz kullanımını gösterir delillerini sunmak üzere süre verilmesini, bu süre sonunda gerekirse esas açısından incelenmek üzere bilirkişi raporu almak için dosyanın bilirkişi heyetine gönderilmesini, marka hukukuna uygun olmayan tazminat hesaplamanın yer aldığı bilirkişi raporunun hükme esas alınmamasını, -... markasının arabuluculuk hizmetinde kullanıldığının kanıtlanamaması ve diğer iddialarının da dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili █████/2026 tarihli ıslah dilekçesi ile, maddi tazminata ilişkin dava değerini 1.000,00 TL'den 104.148,00 TL artırarak 105.148,00 TL olarak neticelendirmiştir.
İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Davacı, davalıların "..." şeklindeki kullanımlarının, davacı adına kayıtlı "etkin patent" ibareli marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini belirterek tecavüz eylemlerinin önlenmesi ile birlikte maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davacı adına kayıtlı "..." ibareli , ... no.lu markanın , ....sınıfta tescilli, 30.04.2015 tescil tarihli olduğu ve koruma süresinin devam ettiği anlaşılmaktadır.
14.07.2005 tarihinde kurulduğu anlaşılan ve 6351 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nin 305. sayfasında 21.07.2005 tarihinde ilan edilen
davacı şirketin ticari ünvanın ise ".... Ltd. Şti." şeklinde olduğu görülmektedir.
Davalılar adına başvurusu yapılan ... no.lu “etkin arabuluculuk merkezi ... ... ...” ibareli markanın ... sınıfta reddedildiği, .... sınıfta da eksiklik nedeniyle geçersiz olduğu anlaşılmaktadır.
Her ne kadar avukatlar ve arabulucular bakımından reklam yasağı ile meslek kuralları hizmetlerin tanıtım yönlerini sınırlandırmakta ise de, bu durum üçüncü kişilere ait markalara benzer işaretlerin markasal nitelikte kullanılmasını meşrulaştırmaz. Zira reklam yasağına tabi olunması ile marka hakkına tecavüzün varlığı farklı hukuki kurumlar olup, bir kullanımın marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı hususunun 6769 sayılı SMK hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacı markası ve davalı kullanımları incelendiğinde, davacı markasında “söz senettir” ibaresine, davalının reddedilen marka başvurusu ile fiili kullanımlarında ise kurucuların isimlerine yer verilmiş olmakla birlikte, söz konusu ek unsurların her iki kullanımda da tali nitelikte kaldığı, buna karşılık “etkin” ibaresinin farklı yazı karakteri, punto ve renk tercihleriyle baskın şekilde vurgulanarak ayırt edici ve hakim unsur haline getirildiği, bu durumun iki markada da “etkin” ibaresinin ana unsur olmasına yol açtığı, bu itibarla, ek unsurların ortalama tüketici nezdinde ilk bakışta bağımsız bir ayırt edicilik oluşturmadığı, aksine hakim unsur olan "etkin" ibaresini destekleyen ikincil unsurlar niteliğinde kaldığı ve ortalama tüketicide bu kullanımların davacı markasının seri markaları veya alt markaları olduğu yönünde algı oluşturabilecek mahiyette olduğu kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamında yapılan ve yukarıda özetlenen marka vekili bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalının web sitesinde ve sair görsel evrakında “etkin arabuluculuk” ibaresini “markasal” olarak kullandığı, “etkin arabuluculuk” ibaresi bir ticaret unvanı olmayıp, ibarenin, kurucu kişilerin isimlerinin önünde kullanılarak markasal anlam içerdiği, davacının markasının tescilli olduğu ... Sınıf hizmetleri, “hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil.)” alt başlığını içermekte olup, davacının yaptığı marka-patent hizmetleri danışmanlığının bu alana girdiği, arabuluculuk hizmetleri ile patent/marka vekilliğinin -hukuki hizmetler çatısı altında- birbirine yakın durumda konumlandığının kabülünün gerektiği , zira arabuluculuk hizmetlerinin, tarafları hukuki zeminde uzlaştırmaya yönelik hukuki bir alanda olduğu ve bu nedenle bu sınıf kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla davalının hizmet gösterdiği alanın da ... sınıf kategorisinde yer aldığı kanaatine varılmıştır.
Davacının marka-patent hizmetleri alanında, davalıların ise arabuluculuk alanında hizmet verdikleri, her iki alanın da, temelinde mevzuat ve hukuk barındırmakta olduğu ve yasaların uygulanması minvalinde ilerlediği, dolayısıyla hizmet alanlarının da benzer olduğu, her ne kadar tarafların avukat olup olmadıkları tartışılmakta ise de, bir kişinin hem marka patent vekili hem de arabulucu olmasının olası olduğu, o halde kullanım alanlarının benzerliğinin, patent hizmetleri veren bir yerin aynı zamanda arabuluculuk ofisi de olabileceğini düşündürtebilecek nitelikte olduğu ve davalıyı, davacının bir parçası ya da yan kuruluşu gibi görmek ihtimalinin ortalama tüketici açısından doğacağı, bu nedenle iltibas tehlikesinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının arabulucu olması ya da olabilmesi şartı bulunmadığı, dosyada mevcut belgelere göre markasını patent faaliyetlerinde yoğun olarak kullandığı, davalının kullanma def'ini ileri sürmesinin yerinde olmadığı, marka tescilinin, kapsadığı sınıftaki tüm mal ve hizmetler bakımından münhasır hak sağlayacağı, hak sahibinin bu sınıftaki her hizmet alanında fiilen faaliyet göstermemesi hususu korumanın kapsamını daraltmayacağı gibi, davacının arabuluculuk faaliyeti yürütmemesinin de ... sınıftaki marka hakkını etkilemeyeceği anlaşılmıştır.
Davacının, tanınmış marka olmamakla birlikte -2005 yılından beri ticaret unvanı ve 2015 yılında itibaren de marka olarak pek çok mecrada- kullandığı ibarenin, tüketicide yerleşik bir imaj yaratması ve yaygın hizmet ağında olmasının da karıştırılma ihtimalini güçlendirdiği, davalı kullanımları markasal olmakla, kullanımların davacının tescilli markasına tüketicide karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzerlik taşıdığı ve aynı sınıfta benzer alanlarda olduğu dolayısıyla marka hakkına tecavüzün doğmuş olduğu anlaşılmakla bu yönden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Maddi ve Manevi tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede ise, yukarıda da açıklandığı üzere davalıların davacı markasını hukuka aykırı olarak kullandıkları, kullanımında kusurlu olan davalıların iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği, davalıların elde ettiği gelirlerin ne kadarının dava konusu marka kullanımından kaynaklandığı hususunun, başka bir ifade ile markanın davalıların gelirleri üzerindeki etkisinin hangi oranda olduğunun objektif ve kesin bir biçimde tespit edilemediği, zira davalıların zorunlu arabuluculuk kapsamındaki gelirlerinin de hesaplamada yer aldığı, bu nedenle davalının tüm gelirlerinin marka kullanımına atfedilmesi mümkün olmadığı gibi marka kullanımının davalılara sağladığı ekonomik faydanın ve buna bağlı olarak davacının uğradığı zararın tam ve kesin olarak hesaplanabilmesinin de mümkün olmadığı, bu itibarla zarar miktarının tam olarak belirlenemeyeceği, TBK'nın 50. maddesi uyarınca dosya kapsamındaki deliller ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak hakkaniyete uygun şekilde tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği, bu doğrultuda ticari işletmenin ve markanın tescil tarihleri, tanınma dereceleri, algı ve imajları, ayırt edilme güçleri ve davalı kullanımlarının niteliği değerlendirilerek, -Yargıtay içtihatlarında benzer durumlarda %10 ile %50 arasında bir oran belirlenerek mütecavizin gelirinin hakkaniyete uygun şekilde belirlenmesi gerektiği hususu da göz önünde bulundurularak- 20.000,00 TL maddi tazminatın açıklanan hususlar doğrultusunda dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmış, davacının maddi tazminat istemine konu miktarın kısmen yerinde olduğu kanaatine varılmış ve fazlaya dair talep reddolunmuş, marka hakkına tecavüzden dolayı davacının şeref ve saygınlığının ihlal edildiği anlaşılmış, tecavüz eyleminin işleniş şekli, kusurun ağırlığı, tarafların birbirlerine göre konumları ve hakkaniyet gereği manevi tazminat miktarı takdiren belirlenmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere ;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davalıların eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalılarda bulunan ve davacı şirkete ait markayla iltibas tehlikesi oluşturan ibareyi taşıyan tüm araç gereçlere, ürünlere el konulmasına ve bunların imha edilmesine, davalılara ait "..." alan adlı internet sitesine erişim engeli konulmasına, sitenin kapatılmasına ve terkinine, ayrıca mütecaviz kullanıma ilişkin sosyal medya hesaplarının kapatılmasına,
2-Takdiren 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,
3-10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Hükmün karar kesinleştikten sonra masrafları karşı tarafa ait olmak üzere Türkiye çapında yayınlanan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına,
5-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 2.049,30 TL harçtan peşin yatırılan (peşin+tamamlama) 6.370,51 TL'den mahsubu ile artan 4.321,21 TL'nin talebi halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından peşin yatırılan 2.049,30 TL peşin+tamamlama harcı ile 59,30 TL başvuru harcının toplamından oluşan 2.108,60 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 6.559,00 TL (bilirkişi, posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 4.919,25TL'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden;
a)Marka hakkına tecavüz davası yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
b)Maddi tazminat davası yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
c)Manevi tazminat davası yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen her bir davacı için 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen maddi tazminat davası yönünden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
10-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!