İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesinin, belediye ile şirket arasındaki spor hizmetleri alımına ilişkin itirazın iptali davasında ilk derece kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir hizmet sağlayıcının, hizmet alımı sözleşmesi kapsamında yerine getirdiği spor hizmetlerinin bedelini ödemeyen bir belediye aleyhine başlattığı ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali davasıyla ilgilidir. Davacı şirket, belediyeden alacaklı olduğunu ve icra takibine yapılan haksız itirazın kaldırılmasını talep etmiş, davalı belediye ise alacağın bir kısmını kabul ederken faiz türüne ve fazla alacağa itiraz etmiştir. İlk derece mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar vererek, davalının itirazını kısmen iptal etmiş ve takibin belirli bir asıl alacak ve işlemiş faiz miktarı üzerinden ticari avans faiziyle devam etmesine hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
57. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: █████/2025
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ :█████/2026
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, davalıdan İKN(İhale Kayıt Numarası) ... numaralı Spor Hizmetleri Hizmeti Alımına Ait Sözleşme kapsamında yüklenici sıfatıyla yapma borcunu yerine getirmesi karşılığı olan ödemelerini almaması sebebiyle alacaklı olduğunu, davacının davalıdan alacağının bulunması sebebiyle davalı aleyhine .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla yapılan ilamsız icra takibine, davalının kısmi itirazı üzerine durduğunu, davalının itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu, .... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyada borçlunun 458.478,56 TL tutarı dışında tüm alacaklara itiraz ettiğini, borçlunun, takibe konu asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden 1.046.685,77 TL tutarında kısmi itirazda bulunduğunu, davalının, takibe konu asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden 1.046.685,77 TL tutarındaki borcunu ödemediğini, davalının, müvekkili şirketle aralarında ekte sunulan 5 ay süreli spor etkinlikleri düzenlenmesi hizmet alımı konulu hizmet sözleşmesi gerçekleştirdiğini ve davalının idarece hazırlanan cetvel üzerinden yapılan hizmet üzerine 1.375.000,00 TL bedel üzerinden anlaşma gerçekleştirildiğini, bu anlaşma gereğince 5 adet fatura kesildiğini, davalı tarafın alacakları için göndermiş olduğu ihtarname sonrasında borç miktarını düşük göstermek için son hak ediş olan 31.05.2024 tarihli faturanın hukuka aykırı bir şekilde iptalini talep ettiğini, iptal edilen faturanın hukuki durumunda açıklık bulunmaması sebebiyle bu fatura takip konusu edilemediğini, davalının faiz türüne ilişkin itirazları hukuken dayanaksız olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin hukuki niteliğinin özel hukuk sözleşmesi olduğunu, bu nedenlerle, davalı ... Belediye Başkanlığı .... İcra Müdürlüğü ... Esas numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini, itirazın iptali ile birlikte takibin devam etmesini, takibin durduğu, alacağın likit olduğu ve alacağa uygulanması gereken faiz türüne ilişkin itirazların da yersiz olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli itiraza sebep olan davalı lehine olmamamak üzere %20 oranından az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davalıya yükletilmesine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 25.12.2024 tarihli dilekçe ile İcra Müdürlüğü'ne kısmi itirazda bulunulduğunu, alacaklının belediye kayıtlarında 458.478,56 TL alacağı bulunduğundan fazla alacağı itiraz edildiğini, ayrıca kamu kurumu olduğu için ticari faiz talep edilemeyeceğinden faiz türünün yanlış belirlendiğinden takip öncesi faize de itiraz ettiklerini, ayrıca takip sonrası faiz türüne de itiraz ettiklerini ve dosyanın güncellenerek takip sonrası faizin kanuni faiz olarak düzeltilmesini İcra Müdürlüğü'nden talep ettiklerini, itiraz edilmeyen 458.478,56 TL üzerinden hesaplanan icra dosya borcunun İcra Müdürlüğü'ne ödendiğini, ... Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 21/f maddesine göre pazarlık usulü ihale yöntemiyle “Spor Etkinlikleri” hizmeti alım işi 1.326.428,02 TL + KDV bedel üzerinden yaklaşık maliyet hesaplanarak ....01.2024 tarihinde ihale edildiği, ... ihale kayıt numaraları ihaleyi 1.375.000,00 TL + KDV bedelle ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi olan davacının kazandığı, davacı ile belediye arasında 18.01.2024 tarihinde 39 maddeden ibaret 1.375.000,00 TL Bedeli üzerinden spor etkinlikleri hizmet alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre işin süresi 5 ay, işin yapılacağı yer ... Belediyesi ... Spor Salonu ve idarece belirlenecek yerler şeklinde belirlendiği, belediye işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddini, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; " 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, Davalının .... İcra Müdürlüğünün ... sas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının KISMEN İPTALİNE, takibin 1.344,898,12 TL asıl alacak 141.772,54 TL işlemiş faiz olmak üzere 1.486.670,66 TL üzerinden devamına, asıl alacak 1.344,898,12 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmesine, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatının reddine
" karar verilmiş olup, bu karara karşı davalı vekili süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının gerekçesinde davacının ticari defterlerini sunduğu ancak davalının (belediyenin) ticari defterlerini sunmadığı ve davacının ticari defterlerinin kesin delil sayıldığı gerekçesine dayanıldığını, İşletme ve İştirak Müdürlüğünün 06.05.2026 tarihli ... sayılı yazısında belirtildiği üzere belediyelerin ticari defter tutma yükümlülüğünün bulunmadığını, ticari deftere göre hesap yapılmış olmasının sadece soyut br hesaptan ibaret olup bununla davacının haklı veya haksız olmasının söz konusu olmadığını, ... Belediyesi ... Spor Salonunda 2024 yılı Ocak - Haziran ayları arasında gerçekleştirilen hizmet alım işi kapsamında; ödeme yapılan bazı personellerin tesiste hiç bulunmadığı, eğitmenlerin ders saati ile saatlik ders ücreti sonucu ödenmesi gereken tutar hesaplandığında faturalandırılan tutarların hesaplanan tutarlardan çok daha fazla olduğu, bazı personellerce çalışma saatlerinin hak edişinin üzerinde yatan parayı o dönemdeki tesis amirine iade ettiği yönündeki iddiaların tüm boyutları ile incelenmesi, araştırılması ve soruşturulması için Başkanlık Makamının 12.07.2024 tarihli ...sayılı Oluru ile Av....'in soruşturmacı tayin edildiğini, soruşturma sonucu Spor etkinlikleri hizmet alım işi kapsamında, ... Belediyesi ... Spor Salonunda spor eğitmeni olarak adı geçen ... (karate), ... (jimnastik), ..... (jimnastik) isimli kişilerin tesiste hiç ders vermemelerine rağmen, ... (tam zamanlı kayıt elemanı) isimli kişinin de tesiste hiç çalışmamasına rağmen bu kişilerin 1, 2, 3 ve 4 nolu hakkedişlerde yer aldıkları ve bu kişiler adına da yüklenici davacıya ödeme yapıldığının tespit edildiğini, soruşturma sonucu gerçekte ocak 2024 ayında 384 saat, şubat 2024 ayında 812 saat, mart 2024 ayında 840 saat ve nisan 2024 ayında 812 saat fiilen çalışıldığının tespit edildiğini, full time kayıt elemanının ise hiç çalışmadığının tespit edildiğini, Başkanlık makamı soruşturma raporunu gerçeği yansıttığı ve maddi olaylara uygun olduğu için uygun gördüğünü, soruşturma raporu ihale konusu işin sorumlusu belediyelerinin İşletme Ve İştirak Müdürlüğüne yollandığını ve 1, 2, 3 ve 4 nolu hakedişlerle yapılan 754.094,36-TL + %20 KDV (KDV dahil 904.913,23-TL) fazla ödeme tutarının davacıya tazmin ettirilmesi (iade alınması) ve 4735 sayılı Kanunun 27. maddede sayılan hükümlerin uygulanması hususunun bildirildiğini, davacıya 1, 2, 3 ve 4 nolu hakkedişlerle yapılan 754,094,36 TL + %20 KDV (KDV Dahil 904.913,23 TL) fazla ödeme tutarının, hizmet sunucusu davacıya tazmin ettirilerek (davacıdan iade almarak) davacı hakkında 4735 sayılı Kanunun 27. maddede sayılan hükümlerin uygulanması gerektiğini, davacının hem takip öncesi ve hem takip sonrası 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1530. maddesinde düzenlenen tedarik temerrüt faizi talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca Asliye Ticaret mahkemelerinde açılan bu tip davaların Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, bu sebeple davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddini gerektiğini, bu tip davaların ticari olmadığından davacının ticari temerrüt faizi talep etmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın reddini, masrafın ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Değerlendirme:
Dava, sözleşmeden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince; davanın davanın davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince istinaf kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada istinaf incelemesi, HMK 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller de dikkate alınarak; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan istinaf sebepleri ile sınırlı, takdiren duruşmasız olarak yapılmıştır.
İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi;
Dava tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’nın 1/1. maddesi uyarınca mahkemelerin görevi, kanunla düzenlenir ve göreve ilişkin kurallar, kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır.
Görev hususu da kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınmalıdır ve görev hususunda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Somut uyuşmazlıkta öncelikle mahkemenin görevli olup olmadığı tespit edilmelidir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası;"(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: █████/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: █████/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " hükmünü içermektedir.
Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - ████████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi;“(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: █████/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
(3) (Değişik fıkra:█████/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.
6102 Sayılı TTK'nın 16/2.maddesi;" Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.
(2) Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri ile kamu yararına çalışan dernekler ve gelirinin yarısından fazlasını kamu görevi niteliğindeki işlere harcayan vakıflar, bir ticari işletmeyi, ister doğrudan doğruya ister kamu hukuku hükümlerine göre yönetilen ve işletilen bir tüzel kişi eliyle işletsinler, kendileri tacir sayılmazlar. " hükmünü içermekte olup aynı yasanın 19/2.maddesi ise "Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." hükmünü içermektedir.
6102 sayılı TTK'nın 4/1.maddesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Nitekim, ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Tüm bu açıklamalar ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; eldeki uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen sözleşmenin niteliği gereği mutlak ticari davadan söz edilmesinin mümkün olmadığı, davalının kamu kurumu olup tacir olmadığı, bu hali ile nispi ticari davanın varlığından bahsedilmesinin de mümkün olmadığı, dava konusunun ticari iş niteliğinde olması, diğer bir ifade ile, ticari iş karinesinin davayı ticari dava haline getirmeyeceği açık olup, bu sebeple taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde genel nitelikli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme neticesinde yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla; davalı vekilinin istinaf talebinin bu aşamada esasına girilmeksizin ve incelenmeksizin usulen kabulü ile, ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek verilen kararın HMK m.353/1-a-3 uyarınca kaldırılmasına, Dairemizce "Görev dava şartının eksikliği nedeniyle davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c maddesi yollamasıyla 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, Dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine" şeklinde karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada esasına girilmeksizin ve incelenmeksizin USULEN KABULÜNE, HMK m. 353/1-a-3 uyarınca İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİİ'nin ..../███████ tarih, 2025/... Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-Görev dava şartının eksikliği nedeniyle davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c maddesi yollamasıyla 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, Dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
4-Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren, taraflarca 6100 s.HMK'nın 20.maddesine göre 2 haftalık kesin süre içinde ilk derece mahkemesine DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE GÖNDERİLMESİ İÇİN müracaat edilmesi halinde, davanın esastan görülmesi için DOSYANIN görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE,
5-Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflarca DOSYANIN GÖREVLİ MAHKEMEYE gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, ilk derece mahkemesince 6100 s.HMK'nın 20.maddesi gereğince işlem yapılmasına ve karar verilmesine,
6-İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,
7-Davalının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
8-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin yerel mahkemece verilecek kararda değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!