2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ticari satıştan kaynaklanan tazminat davasında, geri iade edilen avansın denkleştirici adalet ilkesi kapsamında alım gücü kaybının tazmini talebi.
Özet: Davacı, taraflar arasında sözlü olarak anlaşılan ancak geçersiz olan taşınmaz satışında ödediği 2.000.000 TLnin, davalı tarafından iki yıldan fazla süre kullanılıp alım gücü düşmüş olarak iade edilmesi ve davalının sebepsiz zenginleşmesi nedeniyle, denkleştirici adalet ilkesi doğrultusunda oluşan zararlarının tazmini ile ödenen bedelin ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve ticari avans faizi ile tahsili talebiyle belirsiz alacak davası açmıştır.

T.C. .............. 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ███████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAYARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. .............. 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ███████ EsasKARAR NO : ████████..........x..............x.......................x................x........x.........x.................xDAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... ... ............0 .............. adresindeki dairenin satımı konusunda sözlü olarak anlaşmaya varıldığını, taşınmazın satım bedelinin 3.300.000,00TL olarak belirlendiğini, bu bedelin 2.000.000,00TL'sinin anlaşmayı takiben 02.12.2022 tarihinde davalıya ait banka hesabına gönderildiğini, sözlü anlaşmaya göre bakiye satım bedelinin taşınmazın tapusunun devri aşamasında davacı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, aradan geçen süreçte davacı tarafından bir çok kez sorulmasına rağmen, davalı taraf taşınmazın tapu devri işlemlerini türlü bahanelerle gerçekleştirmekten kaçındığını, en nihayetinde davacının ödemiş olduğu satım bedeli olan 2.000.000,00 TL'nin davalı tarafından 06.12.2024 tarihinde davacının hesabına iade edildiğini, .............. Arabuluculuk Bürosunun ██████████ nolu dosyası ile dava şartı kapsamında arabuluculuk görüşmeleri yürütüldüğünü, anlaşılamadığını, davalı taraf taşınmaz satım vaadi ile müvekkilden tahsil etmiş olduğu 2.000.000,00TL 'yi iki yılı aşkın süre kullanmış, iki yıldan sonra iade ederek davacıyı zarar uğrattığını, davalının taşınmaz satım vaadi ile tahsil etmiş olduğu parayı inşaatın finansmanında kullandığını, davacı aleyhine sebepsiz olarak zenginleştiğini, davalının iki yılı aşkın süre ile elinde tutmuş olduğu, kullandığı 2.000.000,00 TL yönünden denkleştirici adalet ilkeleri de göz önünde bulundurularak davacının oluşan zararın tam tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesi amaçlı iş bu belirsiz alacak davasının açıldığını, davacının ödemenin yapıldığı 02.12.2022 tarihinde ödenen 2.000.000,00 TL satıma konu taşınmazın satım bedelinin yaklaşık %70'ine isabet etmekte iken dava tarihi itibariyle satıma konu taşınmazın değeri neredeyse 10.000.000,00 TL 'nin üzerinde olduğunu, davalı taraf satım bedeline mahsuben almış olduğu bedeli aradan iki yıl geçtikten sonra olduğu gibi iade etmekle yükümlülüğünden kurtulamayacağını, davacı yanca ödenen 2.000.000,00 TL'nin ilk ödeme tarihi olan 02.12.2022 tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve davalının iade etmiş olduğu 2.000.000,00 TL'nin mahsubu ile davacının alacağının hüküm altına alınmasına karar verilmesi gerektiğini, T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2019/3-784 K. ████████ T. 29.3.2022 "Geçersiz Sözleşmelerde Haksız Zenginleşen Taraf Ancak Denkleştirici Adalet İlkesi Esas Alınarak Sebepsiz Zenginleşme Hükümlerine Göre Aldığını İade Etmekle Yükümlü Olduğu " T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. ███████-17 K. █████████ T. 16.11.2021 "Denkleştirici Adalet Kuralı Gereğince İadeye Karar Verilirken Satış Bedeli Olarak Verilen Paranın Alım Gücünün İlk Ödeme Tarihindeki Alım Gücüne Ulaştırılması Gerektiği - Harici Sözleşmelerle Davacıya Verilen Paranın Çeşitli Ekonomik Etkenlerin Ortalamaları Alınarak Hesaplanması Gerektiği" T.C.YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ E. ██████████ K. ██████████ T. 2.7.2018 "” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki tarafın verdiğini geri alabileceği, somut olayda da davacı davaya konu taşınmazda davalılar payının iptaline ve adına tesciline karar verilmesini istemiş, olmadığı takdirde ise taşınmazın bugünkü emsal rayiç değerini istemiştir. O halde mahkemece yapılması gereken mahallinde keşif yapılarak bilirkişi incelemesi sonucu toplanmış ve toplanacak delillere göre ve Denkleştirici adalet İlkesi çerçevesinde, ÜFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek davaya konu taşınmazın dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişilerden, bir serbest muhasebeci ya da mali müşavir ve bir bankacıdan rapor alınması, oluşacak duruma göre alacak istemi hakkında bir karar verilmesidir. " davacının zararının uyarlama ve denkleştirici adalet ilkesi nazara alınarak hesaplanması ve hüküm altına alınmasına karar verilmesi gerektiğini, hüküm altına alınan alacaklara ticari işlerde uygulanan ticari avans faizinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın kabulü, davacı tarafından ödenen bedelin ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılacak şekilde uyarlama ve denkleştirici adalet ilkesi gereği hesaplanarak HMK 107. madde gereğince bilirkişilerce alacağın tam ve kesin olarak belirlenmesini takiben artırılmak üzere 1.000.000,00TL'nin ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, her türlü yargılama gideri ile avukatlık ücretinin de davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, dava belirsiz alacak davası olarak ikame olunduğunu, HMK'nun 107 ve 109. maddeleri dikkate alındığında belirsiz alacak davasının ancak davacının alacak miktarını belirleyebilecek durumda olmadığı hallerde açabileceğini, davacının iddia ettiği alacakları bilebilecek/belirleyebilecek durumda olduğunu, bu kapsamda HMK'nın 114 ve 115. Madde hükümleri uyarınca davanın (hukuki yarar yokluğu) dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, uyuşmazlığa dayanak olarak ileri sürülen sözleşme hukuken geçersiz olduğunu, davacı, taraflar arasında taşınmaz satışına ilişkin olarak sözlü bir anlaşmaya varıldığını ileri sürdüğünü, TBK'nun 12. maddesi uyarınca, kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şekli olduğu, aynı kanunun 237. maddesi taşınmaz satışında şekli düzenlemekte olup buna göre taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi gerektiğini, taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacağını, TMK'nın 706'ncı maddesinde de taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğunu, huzurdaki davanın dayanağını taşınmaz mülkiyetinin satışı hususunda gerçekleştirilen bir sözleşmenin varlığı iddiası oluşturulduğunu, dava konusu sözleşmenin varlığından ve geçerliliğinden bahsedebilmek için resmi şekilde düzenlenme şartını taşıması gerektiğini, ileri sürülen iddiaların kabulü mümkün olmamakla birlikte ileri sürülen sözleşmenin de hukuken geçerli olmadığını, geçerliliği bulunmayan ve bu nedenle taraflara herhangi bir borç ifası yükümlülüğü getiremeyen bir sözleşmeye dayanılarak hukuka aykırı şekilde hak iddiasında bulunulduğunu, geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak tarafların birbirlerine verdikleri bir hak/ mal/ alacak bulunması halinde yapılması gerekenin verilenlerin iadesi olduğu Yargıtay içtihatlarınca açık olduğunu, verilenlerin iadesini aşan tüm talepler hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemenin aynen iade edildiği dava dilekçesinde de ikrar olunduğunu, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde birtakım yazışma görüntülerine yer verdiğini, ispata elverişli bir belgenin varlığından söz edilememekle birlikte kimler arasında gerçekleştirildiği dahi belirlenemeyecek olan yazışmaların kabul edilmediğini, tarafların rızası alınmaksızın dava dosyasına sunulan delillerin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirket yetkilileri arasında Tuğba isimli biri de bulunmadığını, yazışmalardan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılmak üzere görüşmeler gerçekleştirildiği ancak taraflar arasında sözleşme imzalanmadığının da anlaşıldığını, iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafından gerçekleştirilen ödemenin sözleşme öncesi iradenin ortaya koyulmasına ilişkin olduğu, bu halde de sebepsiz zenginleşmeden bahsedilemeyeceğini, ileride sözleşme kurulması amacıyla ödeme yapıldığı, sözleşmenin kurulmasından vazgeçilmesi üzerine de ödemenin aynen iade edildiğini, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanabilmesi için haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen bir tarafın bulunması gerektiğini, iddia eden tarafın malvarlığı azalırken, iddia ileri sürülen tarafın zenginleşmesi gerektiğini, davacının iddialarına göre davalıya yapılan ödeme, sözleşmenin gerçekleştirilmesinden vazgeçilmesi üzerine aynı gün aynen iade edildiğini, sebepsiz zenginleşme söz konusu olmadığı gibi davacı talepleri yönünden davalının temerrüde dahi düşürülmediğini, davacı tarafça denkleştirici adalet ilkesine dayanılarak birtakım talepler ileri sürülmüşken bir de ticari faiz işletilmesi isteminde bulunulmayacağını, hakkaniyet ile bağdaşmadığını, davacı tarafından herhangi bir ihtar ya da ihbarda da bulunulmamış, temerrüt oluşmadığını, ancak yasal faizden bahsetmek mümkün olabileceğini, ticari bir işin varlığı olmadığını, iddiaların taraflarınca kabulü mümkün olmamakla birlikte alacaklar vaki olsaydı dahi zaman aşımına uğradığını, bu nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı tutularak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, harici satım sözleşmesine istinaden daire bedeli olarak yapılan ödemenin aynen iadesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında .............. İli, ...,,,,,,,,,,,, İlçesi, ...,,,,,,,, Mahallesi, 122765 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ... ..., F2 Blok, Kat:5, No:20 sayılı dairenin davacıya satışı konusunda sözlü anlaşmaya varıldığını, anlaşmaya göre taşınmazın 3.300.000,00 TL bedel üzerinden satışının yapılacağının kararlaştırıldığını, anlaşmaya göre bu bedelin 2.000.000,00 TL'sinin █████/2022 tarihinde davalı tarafa ödendiğini, bakiye bedelin ise taşınmazın devri esnasında ödeneceğinin kararlaştırılması nedeniyle ödenmediğini, aradan geçen süreçte davalının taşınmazın devrine yanaşmadığını ve ödenen 2.000.000,00 TL bedeli █████/2024 tarihinde müvekkiline iade ettiğini, dolayısıyla davalının 2.000.000,00 TL'yi yaklaşık iki yıl kullandığını ve ancak bu sürenin sonunda iade ettiğini belirterek denkleştirici adalet ilkesi uyarınca zararın tespitini ve davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, uyuşmazlığın temelini oluşturulan sözleşmenin geçersiz olduğunu, taşınmazların satışına ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılması gerektiğini, oysa sözleşmenin sözlü yapıldığının davacı tarafça da kabul edildiğini, sözleşmenin geçersiz olduğu durumlarda tarafların aldıklarını aynen iade etmesi gerektiğini, müvekkilinin de aldığı bedeli aynen davacıya iade ettiğini, bunun üzerindeki taleplerin hukuka aykırı olduğunu belirterek haksız davanın reddini istemiştir. Bu itibarla, eldeki davanın harici satım sözleşmesine istinaden daire bedeli olarak yapılan ödemenin aynen iadesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, Mahkememizce çözümlenmesi gereken hususun, taraflar arasında .............. İli, ...,,,,,,,,,,,, İlçesi, ...,,,,,,,, Mahallesi, 122765 ada 3 parsel, F2 Blok, Kat:5, No:20 numaralı taşınmazın satışı konusunda yapılan sözlü anlaşmaya binaen davacı tarafça █████/2022 tarihli ödemenin aradan geçen yaklaşık iki yıllık sürenin ardından █████/2024 tarihinde aynen iade edilmesi nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğradıysa miktarı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. Tüm bu açıklamalar uyarınca ifade etmek gerekir ki, taraflar arasında .............. İli, ...,,,,,,,,,,,, İlçesi, ...,,,,,,,, Mahallesi, 122765 ada, 3 parsel, .........., No:20 numaralı dairenin toplam 3.300.000,00 TL bedelle satışı konusunda sözlü anlaşmaya varıldığı, bu miktarın 2.000.000,00 TL'lik kısmının █████/2022 tarihinde davacı tarafından davalıya ödendiği, bakiye kısmın ise taşınmazın devri anında ödeneceğinin kararlaştırıldığı ancak aradan geçen yaklaşık iki yıllık sürenin ardından devrin gerçekleşmediği ve davalının yaptığı ödemeyi de █████/2024 tarihinde davacıya iade ettiği hususlarında uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki ihtilaf, davalının söz konusu ödemeyi aynen iade etmesi nedeniyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı, varsa bu miktarın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılacak şekilde uyarlama ve denkleştirici adalet ilkesi gereği hesaplanarak ödenmesi istemi noktasındadır. Bilindiği üzere, tapulu bir taşınmazın satış sözleşmesinin devri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun (TK) 26. ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun (NK) 60. maddeleri hükümlerine göre resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmadığından, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflar nezdinde hak ve borç doğmayacak, taraflar geçersiz sözleşme gereğince verdiklerini sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde ödenen bedelin denkleştirici adalet ilkelerine göre ulaştığı değerin satıcı tarafından alıcıya iadesi gerekecektir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/6-2446 Esas, █████████ Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır. Denkleştirici adalet ilkesi yerleşik içtihatlarla kabul edilmiş olup, İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2021 tarihli, ███████ Esas, 2021/4 Karar sayılı kararına ilişkin yapılan görüşmelerde, denkleştirici adalete göre hesaplama yapılması usulünün ancak geçersiz sözleşmelerde sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde uygulanan bir ilke olduğu, sözleşmenin geçerli olması durumunda sebepsiz zenginleşmeye ilişkin ilke ve kuralların uygulanmasının mümkün olmadığının yerleşik içtihatlarla benimsendiğine yer verilmiştir.Denkleştirici adalet kuralı ve hakkaniyet gözetilerek, sözleşme tarihinde satış bedeli olarak verilen paranın taşınmazın iadesinin talep edildiği dava tarihi itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile uyarlama sonucu ulaşacağı alım gücü, yukarıda belirtilen ilke ve esaslar dikkate alınarak bu yolla belirlenen paranın uyarlanmış değeri hükme esas alınması gerektiği YHGK' nun 29.09.2010 gün ve 2010/ 14-386 E, ████████ K; 07.02.2001 gün ve ███████-1729 E, ███████K, 24.11.1993 gün ve 1993/8-510 E, ████████ K , Y14. HD'nin 09.11.2009 gün ve ██████████ E, 2009/ 12514 K, Y13.HD'nin 08.07.2010 gün ve █████████ E, 2010/ 10216 K, Y 11.HD'nin 07.02.2011 gün ve █████████ E, █████████ K, Y8.HD nin 11.05.2010 gün ve ████████ E,█████████ K sayılı kararlarında da aynı görüş benimsenmiştir.Tüm bu açıklamalar uyarınca, taraflar arasında .............. İli, ...,,,,,,,,,,,, İlçesi, ...,,,,,,,, Mahallesi, 122765 ada, 3 parsel, F2 Blok, Kat:5, No:20 numaralı taşınmazın satışı konusunda sözlü anlaşmaya varıldığı, az yukarıda açıklandığı gibi sözleşme resmi şekil şartına uyulmaksızın yapıldığından geçersiz olduğu, davacının geçersiz sözleşmeye binaen davalı tarafa █████/2022 tarihinde 2.000.000,00 TL ödediği, davalının bu bedeli yaklaşık iki yılın ardından █████/2024 tarihinde davacıya iade ettiği, geçersiz satış sözleşmesi gereğince, diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesinin "denkleştirici adalet" düşüncesine dayandığı ve denkleştirici adalet ilkesi uyarınca haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri vermek zorunda olduğu, bu bakımdan sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerektiği, bunun da ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları göz önünde tutularak yapılması gerektiği (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi █████/2023 tarih █████████ Esas, █████████ Karar), bu bağlamda Mahkememizce dosyanın bankacı bilirkişi ile nitelikli hesap bilirkişisinden oluşturulan bilirkişi kuruluna tevdi edildiği, bilirkişi kurulu tarafından █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, bahsi geçen rapor incelendiğinde, davacı tarafça █████/2022 tarihinde ödenen 2.000.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca denkleştirici adalet ilkesi kapsamında dava tarihi itibariyle ulaştığı değerin 6.229.041,62 TL olduğunun, davalının █████/2024 tarihinde yaptığı 2.000.000,00 TL'lik ödeme mahsup edildiğinde davacının talep edebileceği miktarın 4.229.041,62 TL olduğunun belirlendiği görülmüştür. Bilirkişi raporu Mahkememizce taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve davalı vekilince müvekkilince █████/2024 tarihinde yapılan ödemenin de dava tarihi itibariyle ulaştığı değerin hesap edilmesi gerektiği yönünde itirazda bulunmuştur. Davalının itirazları yerinde görüldüğünden bu kez dosya yeniden hesaplama yapılmak ve ek rapor tanzim edilmek üzere bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından █████/2025 tarihli ek rapor dosyaya sunulmuştur. Bilirkişi ek raporu incelendiğinde, davalının █████/2024 tarihinde iade ettiği 2.000.000,00 TL'nin de dava tarihi itibariyle ulaştığı değerin hesap edildiği ve bu değerin 2.146.503,83 TL olarak belirlendiği görülmüştür. Yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki geçersiz sözleşmeye istinaden davacı tarafından yapılan ödemenin denkleştirici adalet ilkesi gereğince ulaştığı değerin 6.229.041,62 TL olduğu, davalı tarafça iade edilen bedelin ise denkleştirici adalet ilkesi uyarınca ulaştığı değerin 2.146.503,83 TL olduğu, bu itibarla davacının davalıdan aradaki fark bedeli olan 4.082.537,79 TL talep edilebileceği, davacının eldeki davayı belirsiz alacak davası olarak 1.000.000,00 TL üzerinden ikame ettiği, Mahkememizce yapılan tahkikatın sonunda alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlendiğinden davacı vekiline 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107/2. maddesi uyarınca talep artırım dilekçesi sunmak üzere iki haftalık kesin süre verildiği, davacı vekili verilen kesin süre içerisinde talep artırım dilekçesiyle birlikte talebini 4.082.537,79 TL'ye yükselttiği görülmekle, davacının bu bedeli talep edebileceği kanaatine varılmakla, davanın kabulüne karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, toplam 4.082.537,79 TL'nin dava tarihinden (█████/2025) itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,2-Alınması gerekli 278.878,15 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan 69.710,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 209.167,65 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yatırılan 69.710,50 TL peşin ve ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 470.603,02 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından yapılan 15.150,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacıya İADESİNE,7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde .............. Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025..........................