Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi, leasing sözleşmeli iş makinesi hasarında sigortacının rücu talebiyle açtığı itirazın iptali davasında istinaf kararını açıkladı.
Özet: Bir sigorta şirketi, alt kiralamaya konu edilmiş bir iş makinesinin devrilmesiyle oluşan hasarı sigortalısına ödemesinin ardından, zarardan sorumlu gördüğü alt kiracı şirket ve operatöre karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemiyle dava açmış, ilk derece mahkemesinin ret kararı üzerine; poliçedeki alt kiralamaları kapsayan ek protokol ve alacağın temlikine ilişkin hususların yeterince değerlendirilmediğini, delil toplama eksikliği bulunduğunu ileri sürerek kararın bozulması talebiyle istinaf yoluna gitmiştir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :█████/2024
NUMARASI :████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI :HDI SİGORTA A.Ş. - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVALILAR :1-...
:2-EKO İŞ MAKİNALARI İNŞAAT VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ - ...
DAVA :İtirazın İptali
DAVA TARİHİ :█████/2024
KARAR TARİHİ :█████/2026
KR. YAZIM TARİHİ :█████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi nezdinde 25.01.2022 - 25.01.2023 tarihlerini kapsar ...-5 poliçe numaralı leasing all risk sigorta poliçesi ile sigortalı ve ... leasing sözleşmeli makina olduğunu, leasing sözleşmesinde kiralayan sigortalı Alternatif Finansal Kiralama Anonim Şirketi ve kiracı/işleten şirketinin ise MD Hidrolik Petrol İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğunu, hasar tarihinde lesing sözleşmesine konu iş makinesinin kiracı şirket tarafından davalı Eko İş Makinaları İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi’ne kiralandığını, yine hasar tarihindeki sürücüsünün ... olduğunu, 07.08.2022 tarihinde gece 01:00 sularında Kromon Demir Çelik Fabrikası’nın ... Mah. ... Cad. No:.../1 adresindeki depolama sahasında çalışırken makinanın paletlerinin sağ tarafındaki toprağın kayması sonucunda kiralanan iş makinesinin devrildiğini, meydana gelen kazada hasarlanan iş makinesi üzerinde ekspertiz incelemesinin yaptırıldığını, ekspertiz raporuyla 25.407,55-Euro hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, davacı sigorta şirketinin, hasarın teminat kapsamında kaldığına kanaat getirerek 25.407,55-Euro hasar bedelinin sigortalısına ödediğini, davacı şirketin sigortalısının haklarına TTK'nın 1472. maddesi gereği halef olduğunu ve davalının zararın meydana gelmesindeki kusuru ve sorumluluğu gerekçesiyle sigortalıya ödenen tazminatın tahsili amacıyla davalı taraflara Gebze İcra Dairesinin █████████ E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlatılmışsa da davalı taraflarca icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının davacı şirket nezdinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı iş makinesinin uğradığı zararlardan sorumlu olduğunun kabulüyle davalı tarafından yapılmış haksız ve kötü niyetli itirazların iptaline, takiplerin kaldığı yerden devamına, kötü niyetli davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece delil toplanmaksızın ve alacağın temlik edildiği hususu değerlendirilmeksizin verilen kararın haksız ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemeye sunulan 1 nolu zeyilde ve dosyada mevcut olan hasar protokolunun c bendinin 15. maddesinde “alt kiralama durumunda da meydana gelecek hasarlar, poliçe genel-özel şartları ile teminata dahildir.” denildiğini, 1 nolu zeyilname ve dosyada mevcut olan hasar protokolünün 15. maddesi göz önünde bulundurulduğunda hasarın alt kiracı personeli operatör ... idaresinde çalışma sırasında meydana geldiğini, meydana gelen hasar nedeniyle sigortalıya ödenen bedelin tahsili için alt kiracı firma Eko İş Makinaları İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi firmasına ve kusurlu ...’a rücu haklarının doğduğunu, kaldı ki kabul ve muvafakat anlamına gelmemekle birlikte poliçe teminatı dışında ödeme yapılmış olsa dahi dosyada mevcut temlikname uyarınca sigortalıya ödenen bedelin talep etme hakları bulunduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı tarafın istinaf dilekçesinde mahkemeye sunulan zeyilnamede ve dosyada mevcut olan hasar protokolünün c bendinin 15. maddesi uyarınca alt kiralama durumunda da meydana gelecek hasarların, poliçe genel-özel şartları ile teminata dahil olduğu iddia edilmişse de; HMK'nın 357/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesince re'sen göz önünde tutulacaklar dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceğini, yeni delillere dayanılamayacağını, zira davacı tarafın dava dilekçesinde, istinaf dilekçesinde sunmuş olduğu zeyilnameyi sunmamış olup, ilerleyen aşamalarda da ilgili zeyilnamenin bahsi geçmediğini, aslı veya suretinin dosyaya sunulmadığını, bunun yanında bir diğer husus olarak; davacı taraf her ne kadar dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu protokol ile alt kiralama durumlarında da meydana gelecek hasarların teminata dahil olduğunu beyan etmişse de işbu protokolün 13.07.2020 tarihinde imza altına alınmış olup sözleşme hükmü gereğince imzalanan protokolün geçerlilik süresinin 1 yıl ile sınırlandırıldığını, hal bu iken 07.08.2024 tarihinde meydana gelen kaza tarihindeki poliçenin geçerlilik süresi 25.01.2022-2023 tarihleri arasında iken davacı tarafça geçerlilik süresi 13.07.2021 tarihinde dolmuş olan protokolün öne sürülerek davaya konu hasarın teminat kapsamına girdiğine ilişkin iddiaların hukuk dışı olduğunu belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalıya ait makinede meydana gelen hasar nedeniyle ödemiş olduğu bedeli TTK.'nın 1472.maddesi uyarınca sorumludan tahsili için başlatmış olduğu icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacıya 25.01.2022 - 25.01.2023 tarihlerini kapsar 520091035258-5 poliçe numaralı leasing all risk sigorta poliçesi ile sigortalı ve ... Leasing sözleşmeli makina olduğunu, leasing sözleşmesinde kiralayan sigortalı Alternatif Finansal Kiralama Anonim Şirketi ve kiracı/işleten şirketinin ise MD Hidrolik Petrol İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğunu, hasar tarihinde leasing sözleşmesine konu iş makinesinin kiracı şirket tarafından davalı Eko İş Makinaları İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketine kiralandığını, yine hasar tarihindeki sürücüsünün ... olduğunu, 07.08.2022 tarihinde gece 01:00 sularında Kromon Demir Çelik Fabrikası’nın ... Mah. ... Cad. No:.../1 adresindeki depolama sahasında çalışırken makinanın paletlerinin sağ tarafındaki toprağın kayması sonucunda kiralanan iş makinesinin devrildiğini, meydana gelen kazada iş makinesinin hasarlandığı, davacı sigortacının anılan zararı gidererek davalılara takip başlattığı, davalıların itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür.
Kamu düzeni gereğince yapılan istinaf incelemesinde;
Görevle ilgili düzenlemeler; kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1472. maddesinde; sigortacının, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği; sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal edeceği, sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa; sigortacının, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca; sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebileceği, hüküm altına alınmıştır.
Dava; sigorta şirketi tarafından sigortalısının halefi olarak açıldığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun █████/1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında; bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
Dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 4. maddesinde ise, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın kiralanan taşınmazların, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre; ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğu düzenlenmiştir.
Eldeki uyuşmazlıkta, leasing sözleşmesinde kiralayan sigortalı Alternatif Finansal Kiralama Anonim Şirketi ve kiracı/işleten şirketinin ise MD Hidrolik Petrol İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğunu, hasar tarihinde lesing sözleşmesine konu iş makinesinin kiracı şirket tarafından davalı Eko İş Makinaları İnşaat ve Ticaret Anonim Şirketi’ne kiralanan iş makinesinin, davalıdayken toprak kayması olayında hasarlanması sonrasında davacının sigortalısına ödediği bedelin rücuen tahsili isteminden kaynaklanmaktadır. Davacının sigortalısı ile dava dışı MD Hidrolik Petrol İnşaat Turizm Sanayi arasında, dava dışı MD Hidrolik Petrol İnşaat Turizm Sanayi ile de davalı arasında kira sözleşmesi bulunmaktadır. Bu halde uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara ilişkin olması sebebiyle, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Ancak dosya içerisinde davacının sigortalısı Alternatif Finansal Kiralama Anonim Şirketi ile dava dışı MD Hidrolik Petrol İnşaat Turizm Sanayi arasındaki kira sözleşmesinin bulunmadığı, Mahkemece davacıdan Alternatif Finansal Kiralama Anonim Şirketi ile dava dışı MD Hidrolik Petrol İnşaat Turizm Sanayi arasındaki kira sözleşmesi istenerek, kira sözleşmesi sunulduğu takdirde Mahkemece, davanın görev yönünden usulden reddi ile görevsizlik kararı verilmesi gerekir.
Alternatif Finansal Kiralama Anonim Şirketi ile dava dışı MD Hidrolik Petrol İnşaat Turizm Sanayi arasındaki kira sözleşmesi bulunmadığı takdirde ise; davacı tarafından icra takibi yabancı para üzerinden yapılmıştır. Davacının dava dışı Alternatif Finansal Kiralama Anonim Şirketi’nin sigortacısı olarak, halefiyet esasına dayalı dava konusu icra takibini açtığı görülmektedir.
Eldeki davada davacı sigorta şirketi, sigortalısının kanuni halefi sıfatıyla eldeki davayı açmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesinde; “(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer.Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.” şeklinde düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 99. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış uygulanmasına göre de haksız fillerde zarar, yabancı para üzerinden doğmuş ise yabancı para üzerinden tahsil istenilmesi mümkündür (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ██████████ E-██████████K, █████████ E-██████████K, ██████████ E -███████ K sayılı ilamları aynı yöndedir.). Ancak somut olay incelendiğinde davacı sigorta şirketinin rücuen tazminat talebinde bulunduğu, davalı ile davacı arasında borç alacak ilişkisinin yabancı para ile yapılmasına ilişkin bir anlaşmanın da bulunmadığı görülmektedir.
Davacı sigorta şirketi, sigortalısının poliçe teminatı kapsamında olan gerçek zararından sorumludur. Poliçede sigorta bedelinin ve primlerin EURO cinsinden belirlendiği, sigortalı hasar ödemesine dayanak faturaların yabancı para (EURO) üzerinden düzenlendiği, bunların takdir edilen miktar kadar olduğunun eksper raporu ile tespit edildiği görüldüğünden hasar bedelini sigortalısına yabancı para cinsinden ödemesinde bir usulsüzlük yoktur.
Somut olayda da; sigortalı emtiada meydana gelen 25.407,55-Euro hasar bedelini dava dışı alıcıya ödeyerek, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortalısının haklarına halef olan davacı, 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi uyarınca ödediği 25.407,55-Euro’nun aynen tahsilini talep etmiştir.
Dosyadaki delillerden, dava dışı sigortalı ile dava dışı alıcı arasındaki satış sözleşmesinin Euro ile yapıldığı yine sigorta poliçesinin yabancı para ile yapıldığı anlaşılmaktadır. Durum böyle olmakla beraber, davacı, halefi olduğu sigortalı ile davalı arasındaki kira sözleşmenin yabancı para birimi ile yapıldığına dair delil sunamadığı gibi, davacının dosyaya sunduğu bila tarihli kira sözleşmesinde bedel kararlaştırılmadığı görülmüştür. Bu durumda davacının halefiyete dayalı tazminat isteminde zararını ancak Türk Lirası olarak isteyebileceği açıktır. Poliçenin yabancı para üzerinden düzenlenmesi ve sigortacının sigortalısına yabancı para ile ödeme yapması da sonuca etki etmeyecektir. Yargıtay 11. HD. █████/2011 tarih, ██████████ E., █████████ E. sayılı kararında "Sigorta poliçesinin yabancı para üzerinden düzenlenmesi ve davacı şirketin sigortalısına yabancı para ile ödeme yapmış olması yukarıda yapılan açıklama itibariyle mahkemece tazminatın yabancı para üzerinden hükmedilmesi sonucunu doğurmaz. Taşıyıcının yükü kabul ettiği yerdeki kıymete göre zarar TL cinsinden hesaplanmalıdır." şeklindeki gerekçe ile bu duruma işaret etmiştir.
Bu açıklamalara göre, davalı ile dava dışı sigortalı şirket arasındaki kira sözleşmesinin yabancı para üzerinden yapılıp yapılmadığı da araştırılarak icra takibinin usulüne uygun başlatılıp başlatılmadığı belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Kaldırma nedenine göre davacının esasa yönelik istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.
Mahkemece, gerekçeli karar başlığında; davalının T.C. Kimlik numarasının yazılmamış olması, 6100 sayılı HMK'nın 297/1-b maddesine aykırı olmakla birlikte sonuca etkili olmadığından, kaldırma nedeni yapılmamış ve bu hususa eleştiri getirilmekle yetinilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.3-4 maddeleri gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına
2-Kamu düzeni nedeniyle Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,
5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!