Danıştay 5. Dairenin, 672 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının FETÖ/PDY iltisakı, Bank Asya ve sendika üyeliği gerekçeleriyle göreve iade talebinin reddi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Kamu görevinden Kanun Hükmünde Kararname ile çıkarılan davacının, OHAL Komisyonu tarafından göreve iade başvurusunun reddi üzerine açtığı davada, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, davacının Bank Asyadaki hesap hareketleri, ilişkili sendika üyeliği ve tanık ifadeleriyle sabit olan örgütsel sohbet toplantılarına katılım gibi FETÖ/PDY ile iltisaklı eylemlerini gerekçe göstererek komisyon kararını hukuka uygun bulmuş; davacı ise beraat ettiğini, faaliyetlerinin yasal olduğunu ve göreve iade edilmesi gerektiğini savunarak kararların bozulmasını talep etmektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : █████████Karar No : ██████████TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının Bank Asya'daki hesabına █████/2015 tarihinde 3.000,00-TL para yatırdığı ve aynı hesaba muhtelif tarihlerde farklı tutarlarda para girişi olduğu, ayrıca mezkur hesap üzerinden 12.01.2015 tarihinde 14.000,00-TL tutarlı katılım hesabı açtığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığının tespit edildiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına Şubat 2014 - Ocak 2016 tarihleri arasında toplam 24 ay süreyle üye olduğu, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile beraatine karar verildiği ancak söz konusu beraat kararında davacı hakkında; "tanık S.Ç.'nin ifadesinden özetle; L.N. isimli şahsın kendisine 2011 yılında; bizim sohbetlerimiz oluyor, sen de katıl diye çağrıda bulununca kabul ettiğini ve 2011 ile 2013 yılları arasında toplamda 10-11 kez bu tarz sohbet toplantılarına katıldığını, katıldığı tüm toplantıları L.N.'in organize ettiğini, bu sohbet toplantılarında kendisi gibi öğretmenlerin olduğunu, bu sohbetlerin bazılarına teşhisini yaptığı G.U.'nun verdiğini, bazılarına da yine teşhisini yaptığı A.B.'ın verdiğini, yine bazen de teşhisini yaptığı R.F.'ın verdiğini, bu sohbetlerde L.N.'in katılan diğer öğretmenlerle birlikte kendisine Zaman gazetesi, Sızıntı dergisi gibi örgütün yayın organlarına abone olmalarını istediklerini, bu çağrılar üzerine █████ Aralık 2013 tarihinden önce ara ara belirtilen gazeteye abone olduğunu, ancak sonradan aboneliğini bitirdiğini, bu sohbet toplantılarına teşhisini yaptığı ...'ın da katıldığını beyan ettiği,.." şeklinde tespitlerin bulunduğu, Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine ekli liste ile kamu görevinden çıkarılmasından sonra kamu görevine iadesi istemiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, yürütme ve yasama organlarının kişileri yargılama, suçlu ilan edip cezalandırma yetkisi olmadığı, aksi uygulamanın fonksiyon gaspına yol açacağı, kamu görevlilerinin zorunlu emeklilik yaşına kadar kendileri istemedikçe mesleklerinden çıkarılamayacakları ve emeklilik yaşına kadar çalışma, maaş elde etme ve emeklilik haklarına sahip olmasının özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının koruması altında olduğu, yasal olarak faaliyet gösteren (banka, sendika gibi) tüzel kişilerle geçmişte kurulan hukuki ilişkilerin OHAL ilanı sonrasında terör örgütleriyle iltisak nedeni olarak kabul edilemeyeceği, sendikal haklarının daha iyi korunabileceği düşüncesi ile sendikaya üye olduğu, Bank Asya hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğu, 2008 yılından itibaren birikim amaçlı kullandığı, 2014 yılında hesabındaki parayı çektiği ve ev aldığı, bankada birikimlerine devam ettiği, 2016/Nisan ayına kadar hesabını kullanmaya devam ettiği, örgüt liderinin talimatının aksine parasını çekmediği, hakkında FETÖ sihalı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan ceza yargılaması neticesinde beraatine karar verildiği, söz konusu kararın kesinleştiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından █████/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu █████/2016 tarihinde, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.█████/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personeline İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin █████/2021 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile söz konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: ████████, █████/2001; Petersen/Almanya, B. No: ████████, █████/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: ████████ ve ████████, █████/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: ████████, █████/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.a) Davacının Bank Asya hesabına para yatırdığı ve katılım hesabı açtığı iddiası ile ilgili olarak;Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının Bank Asya'da örgüt liderinin talimatından sonraki süreçte hesabına para yatırdığı, hesabındaki para miktarını talimat döneminde arttırdığı belirtilmiş ve bu eylemlerin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisak olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; Bank Asya'da hesap açmasının ve bu hesaba para yatırmasının örgüt talimatıyla olmadığı, hesabı █████/2008 tarihinde açtığı, hesap işlemlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğu, 2008 yılından itibaren birikimlerini değerlendirdiği, Şubat/2014'de birikmiş paralarını çekerek ev satın aldığı, süreç içerisinde hesabında birikim yapmaya devam ettiği ve Ekim/2015'de arsa satın almak için parasını çektiği, Nisan/2016'ya kadar hesabını kullandığı ileri sürülmüştür.Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının Bank Asya'da ilk hesap açılış tarihinin █████/2008 olduğu, █████/2013 tarihi itibariyle hesap bakiyesinin 98.453,14 TL olduğu, 2008 yılından örgüt liderinin ilk talimat verdiği █████/2013 tarihine kadar muhtelif zamanlarda bankacılık işlemleri yaptığı, █████/2013 tarihinden önce para yatırma işlemlerinin olduğu, söz konusu benzer para yatırma işlemlerinin anılan tarihten sonra da rutin bankacılık işlemleri kapsamında devam ettiği, hesabın aktif olarak kullanıldığı, davacı tarafından iddialarını destekler mahiyette ev ve arsa satın alımına ilişkin tapu senetlerinin dosyaya eklendiği, hesabın, talimat tarihinden sonra da kapatılmayarak kullanılmaya devam ettiği, Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.Bununla birlikte, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "... Dosya kapsamında yer alan █████/2019 tarihli sanığın Bank Asya hesaplarının incelenmesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporu incelendiğinde; sanığın örgüte müzahir banka olan Bank Asya ile ... tarihinde ... müşteri hesap numaralı hesap açarak çalışmaya başladığı, sanığın adı geçen bankada para yatırma, virman, katılım hesabı açma, döviz alım-satımı, altın alım-satımı gibi birçok işlemler gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, sanığın Bank Asya'daki hesap hareketleri bir bütün olarak incelendiğinde, sanığın █████/2008 tarihinden itibaren bilfiil Bank Asya üzerinden işlem yaptığı, hesap hareketleri incelendiğinde █████/2008 yılında katılım hesabı açtığı sonrasında bu açtığı katılım hesabını █████/2010 tarihinde kapatmak suretiyle yeni bir katılım hesabının █████/2010 tarihinde 10.211,00 TL katılım hesabı açtığı, sonrasında █████/2015 tarihinde 14.000,00 TL katılım hesabı açarak işlemlerine devam ettiği, █████/2011 tarihinde altın cari hesabı açtığı, █████/2011 ve █████/2014 tarihinde sırasıyla 2.820,00 ve 4.874,61 dolar katılım hesabı açtığı, bu şekilde tarihinde ilk kez █████/2008 'de hesap açtırarak sonrasında devam eden yıllarda rutin ve süregelen şekilde bir çok katılım hesabı açma, virman, döviz alım-satımı, altın alım-satımı ve para yatırma-çekme gibi işlemleri gerçekleştirdiği, sanığın mahkememiz huzurunda alınan savunmasında 2014 Şubat ayında ev ve 2015 Ekim de ise arsa satın aldığını beyan ettiği, sanığın hesap hareketleri incelendiğinde Bank Asya ile ilk ilişkisinin 2008 yılında olduğu ve 2008 yılından itibaren süregelen ve olağan şekilde devamlı olarak kullandığı banka hesabı olduğu, sanığın savunmalarında da yatırmış olduğu paralara dair aşamalardaki savunmaları ve bu açıklamalarını destekler mahiyette sunmuş olduğu belgelerle birlikte tüm hesap hareketleri bir bütün olarak incelendiğinde; bankadaki hesabına yatırmış olduğu miktarların talimat tarihlerinden önceki yıllardaki gibi yaptığı işlemlerin devamı niteliğinde süregelen ve rutin işlemler olduğu, diğer bir ifade ile sanığın ilk hesabını açtırdığı tarihten itibaren gerçekleştirdiği katılım hesabı açma virman, döviz alım-satımı, altın alım-satımı ve para yatırma-çekme gibi işlemleri olağan ve rutin bankacılık işlemlerine 2014 yılı ve sonrasında da aynı şekilde devam ettiği,.." gerekçesine yer verilerek davacının beraatine karar verildiği ve söz konusu kararın temyiz edilmeden kesinleştiği görülmektedir.b) Davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliğinin bulunduğu iddiası ile ilgili olarak; 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle █████/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası █████/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:██████████, █████/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; █████/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, █████/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, █████/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), █████/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, █████/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, █████/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre ise üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmüştür. Akabinde, Sendika, █████/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip █████ Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasından; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır.Diğer yandan, █████/2016 tarih ve 29627 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında" konulu 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin; ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, milli güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden, Devlet otoritesini zaafa uğratmayı amaçlayan, iç ve dış güvenliği bozmaya çalışan, vatandaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerini yok etmeye yönelik eylem ve saldırılarda bulunan terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla mücadelesini hukuki zeminde etkin bir şekilde yürütmekte olduğu, Anayasal bir hakkın kullanımı sonucu kamu hizmetine giren ve Devlet adına millete hizmetle yükümlü olan kamu çalışanlarının (İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerinde çalışanlar dahil) en önemli vasıflarının, dürüstlük, tarafsızlık ve Anayasa ile kanunlara bağlılık olduğu, Devletin ve ülkenin menfaatlerini korumakla yükümlü olan kamu çalışanlarının; Anayasaya ve kanunlara sadakatle hareket etmeleri, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak, davranışlarıyla kendilerine duyulan güveni zedelememeleri gerektiği, bu çerçevede kamu çalışanlarının, kanunların suç saydığı eylemleri işlemek amacıyla kurulan örgüt veya yapılarla hiçbir şekilde ilişki içine giremeyeceği; bu yönde faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamayacağı ya da bunlara yardım ve yataklık edemeyeceği; kamu çalışanlarının, ilgili mevzuatında belirtilen esaslar çerçevesinde yalnız hiyerarşik amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğu, bu görevlerin ilgili mevzuata göre yürütülmesinden yalnız amirlerine karşı sorumlu oldukları, amirlerin ise maiyetlerinde çalışanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirip getirmediğini takip ve kontrol etmekle yükümlü oldukları, ... bu itibarla, terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan, bu örgüt ve yapıların emir ve talimatıyla hareket eden, bu örgüt ve yapılara yardım eden, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran, bu örgüt veya yapılarla mücadeleyi engelleyen, bu örgüt veya yapıların propagandasını yapan kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuatı çerçevesinde idari nitelikteki işlemlerin yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacağı, suç teşkil eden fiiller yönünden ise durumun ivedilikle adli mercilere bildirileceği belirtilmiştir.Tüm bu tespit ve açıklamalar uyarınca; Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak yönünden delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu değerlendirmenin; davacının Sendikanın yukarıda yer verilen birinci ve ikinci kuruluş dönemlerindeki üyelik ve Sendikadan istifa bilgileri, Sendikada kuruculuk, yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunma, Sendikanın organlarında görev alma ve faaliyetlerine katılma bilgileri ile █████ Aralık 2013 süreci sonrasında, 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nin Resmi Gazete'de yayımı ya da Kurumu tarafından kendisine tebliği sonrasında ya da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce darbe teşebbüsünde bulunulan 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde Sendikadan istifa ettiğine ilişkin iddiaları ile somut olayın özellikleri bağlamındaki diğer iddiaları dikkate alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir. Davacının Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinden █████/2015 tarihinde istifa ettiği, Sendikaya üye olduğu süre zarfında, üyelik dışında Sendikada yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunduğuna ve Sendikanın faaliyetlerine, miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığı anlaşıldığından, █████/2015 tarihinde istifa edene kadar olan dönemdeki Sendika üyeliğinin salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, İdare Mahkemesi kararında, davacının, örgütün sohbet toplantılarına katıldığı tespitine yer verilmiş ise de; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında yer alan davacının sohbet toplantılarına katıldığı yönünde tanık S.Ç.'nin beyanları incelendiğinde, davacıyı ilk kez cenaze sonrası yapılan mevlid programında gördüğü, sonrasında Aktif Eğitimciler Sendikasının düzenlemiş olduğu öğretmenler günü programında gördüğü, program sonrasında bir çay bahçesinde 7-8 kişilik bir grup ile oturulduğu ve davacının da bu grup içerisinde yer aldığı, davacıyı başkaca toplantı veya sohbette görmediğini beyan ettiği, bu kapsamda tanık beyanları değerlendirildiğinde, tanığın, davacıyı görmüş olduğu toplantıların örgütsel sohbet toplantısı olduğunun somut olarak ortaya konulamadığı, tanığın sadece davacıyı görmüş olduğu bilgisine yer verildiği, sözü geçen çay bahçesinde veya mevlid programında davacının örgütsel veya örgütü öven söylemlerine veya beyanlarına ilişkin tanıklık yapılmadığı görülmekle, davacının katılmış olduğu programların örgüt toplantısı olarak değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılamada davacı hakkında beraat kararı verilmiş olması ve bu kararın kesinleşmesi, dava konusu işlemde yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek yeterlilikte olmadığı, davacının örgütle iltisakını veya irtibatını gösterecek başkaca herhangi bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.