Sakarya Bölge Adliye Mahkemesinin sözleşmeden kaynaklanan cezai şart ve tazminat talepli şirket birleşme protokolü ihlali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, Düşünür Kolejinin Kale Koleji ile birleşerek yeni bir şirket kurma ve davacıya 500.000 TL borç verilmesini içeren bir protokolü davalıların ihlal etmesi, davacının kendi edimlerini yerine getirmesine rağmen davalıların şirket kuruluşu ve finansman yükümlülüklerini aksatması nedeniyle sözleşmeden doğan cezai şartın ödenmesini talep etmekte olup, davalılar ise davanın zamanaşımına uğradığını ve protokol imzalanırken davacıya ait kolejin ruhsatı üzerindeki haciz, tedbir ve tahliye süreçleri gibi önemli durumlar hakkında bilgilendirilmediklerini savunmaktadır.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE :... (...)
KATİP :... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :█████/2024
NUMARASI :███████ Esas - ████████ Karar
DAVACI :... (T.C.No:...) -...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVALILAR :1-... (T.C.No:...) - ...
:2-... (T.C.No:...) - ...
VEKİLİ :Av. ... - ...
DAVA :Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :█████/2022
KARAR TARİHİ :█████/2026
KR. YAZIM TARİHİ :█████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalılar arasında imzalanan █████/2021 tarihli protokol ile tarafların eşit oranda hisseyle yer alacağı yeni bir şirket kurulacağını, davacının tek ortağı ve yetkilisi olduğu Özel Sakarya İlke Başarı Eğitim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. nezdinde işletilen Düşünür Kolejine ilişkin tüm ruhsatların yeni kurulacak şirkete devredileceğini, yeni kurulacak bu şirkette Kale Koleji Sakarya ve Düşünür Kolejinin birleşerek Kale Koleji işletme unvanı altında ortak faaliyete devam edeceği ve Düşünür Koleji nezdinde eğitim alan öğrencilerin Kale Kolejinde █████/2021 itibari ile eğitim öğretime devam edeceğine dair ekonomik bir niyet birlikteliği ve amaç ortaya koyduklarını, davacının sorumluluklarının Serdivan'da bulunan ilkokul - ortaokul ve anadolu lisesi olarak faaliyet gösteren Düşünür Koleji binasını ve ruhsatlarını 2021-2022 eğitim öğretim yılından başlamak üzere yeni kurulacak şirkete devredilmesi olduğunu, Düşünür Koleji bünyesindeki bütün öğrencilerin 1 Eylül'e kadar Kale Kolejine nakledilmesi olduğunu, borç olarak verilecek olan 500.000,00-TL'nin Haziran 2022'ye kadar geri ödenmesi olduğunu, karşı tarafın sorumluluklarının ise 25.05.2021 tarihinde şirket kurulumu için gerekli işlemlerin başlatılması olduğunu, davacının eğitim ruhsatı üzerindeki tedbir ve idari para cezasının ödenmesi ile birikmiş kira, personel maaşları ve faturalar gibi giderler için 500.000,00-TL borç verilmesi olduğunu, söz konusu sözleşme imzalandığı dönemde davacı ...'in maddi olarak zor durumda olduğundan böyle bir birleşme protokolü imzalama yoluna girdiklerini, davacının üzerine düşen sorumluluğu yani öğrencilerin nakledilmesi ve yeni kayıtların Kale Kolejine yönlendirilmesi şartlarını yerine getirdiğini ancak davalılarca protokolde belirtilen 25.05.2021 tarihi itibari ile yeni şirketin kurulumu için hiçbir girişimde bulunulmadığını, söz konusu 500.000,00-TL'lik borcun da davacıya verilmediğini, taraflarınca █████/2021 tarihinde Afyonkarahisar 3. Noterliğinden 09181 yevmiye numarasıyla ihtarname çekildiğini ancak davalı tarafların hem edimlerini yerine getirmediğini hem de cezai şartı ödemediğini, ihtarnamede, davalılara tebliğ tarihi olan █████/2021'den itibaren üç gün içerisinde cezai şartın ödenmesini talep ettiğini ancak ödemenin yapılmamasıyla bu üç günlük sürenin dolduğunu, █████/2021 tarihinde davalıların temerrüde düştüğünü, davacının protokolü imzalamasının asıl nedeninin davacıya borç olarak verileceği kararlaştırılan 500.000,00-TL ile ruhsat üzerindeki tedbir ve idari para cezasının kaldırılması ve Düşünür Koleji bina kiralarının ödenebilmesi olduğunu, davalıların cevabi ihtarnamede ileri sürdükleri ruhsat üzerinde tedbir ve idari para cezası olduğunu sonradan öğrendikleri anılan durumların şirketlerinin marka değerini düşüreceği iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, bu şirket birleşmesine dair gerek Sakarya özelinde gerekse büyük marjlı gazetelerin internet sitelerinde haberler yapılmış olduğunu, taraflar hür iradeleri ile şirketlerini birleştireceklerine dair bir protokol imzaladıklarını, hükümlerine uyulmadığı takdirde cezai şart öngördüklerini fakat davalı tarafça bu protokole uyulmadığını, cezai şart tutarı protokolde net bir şekilde belirlenmiş ise de Yargıtay Kararı ve HMK md. 109 uyarınca dava değeri net bir şekilde belirlenebilse dahi kısmi dava açılabileceği öngörüldüğünden fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00-TL'lik dava ihdas edildiğini, tüm bu nedenlerle; şimdilik 10.000,00-TL cezai şartın davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusunun zaman aşımına uğradığını, davalılar olarak ... ve ...un sözleşme öncesi ve sözleşmenin imzalanması sürecinde Düşünür Koleji ruhsatı
üzerinde haciz ve tedbir olduğunu, kolej binasının tahliye sürecinde olduğu konularında bilgilerinin
bulunmadığını, haberdar olmuş olunsaydı ilgili protokolü imzalamalarının mümkün olmayacak olduğunu,
sözleşmede borçlanılan edimlerini yerine getirmemelerinin bu sebebe dayandığını, sözleşmede ruhsatı
devreden şirket olarak Düşünür Koleji adı altında kendisine ait ilkokul, ortaokul ve lise işletme
ruhsatlarını, okulun kapanışını hızlandırma ve yenisinin açılması adına bedelsiz bir şekilde devralan
şirkete işletme ruhsatlarından kaynaklanan haklarını devretmeyi kabul ve taahhüt eder denildiğini,
davacı ...’in 500.000,00-TL’lik borcu, ruhsatlar üzerinde yer alan tedbirlerin kaldırılması
amacıyla verilmesinin kabul edildiğini beyan etse de, söz konusu protokolde davacının mali durumu
ve sözleşmeye okul ruhsatlarının hacizli olduğu ve okul binasının tahliye sürecinde olduğu
hususlarına dair hiçbir hüküm veya beyanın bulunmadığını, bu durumun davalılardan gizlendiğini, bu
nedenle sözleşmede borçlandıkları edimleri yerine getirmelerinin imkânsız hale geldiğini, davacı ...’in üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği gibi davalıları aldatarak dava
konusu sözleşmeyi imzalattığını, davalılar olarak
... ve ...’un davacı tarafın okullarına ilişkin şikâyetlerden, haklarında
yapılan soruşturmalardan, tahliye sürecinden, ruhsatlardaki hacizlerden hiçbir şekilde haberleri
olmayıp, hepsinden protokol imzalandıktan sonra haberleri olduğu beyan edilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Sübut bulmayan davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dosyaya sunulan tüm deliller kapsamında █████/2021 tarihli protokole aykırılığı hangi tarafın kusurundan kaynaklandığı, protokole göre taraflara yüklenen edimlerin gerçekleşme durumlarının ne olduğu, sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerinin tarafların kusurlulukları belirlenerek uygulama alanı bulup bulamayacağının belirlenmesi ile karar verilmesi gerektiğini, ilgili protokole aykırılıkların belirlenmesi noktasında yalnızca protokol ile bağlı kalınarak diğer delillerin ve tanık beyanlarının değerlendirmeye katılmadan hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, davalı tarafça her ne kadar ruhsatlar üzerindeki cezalardan haberdar olunmadan sözleşmenin yapıldığı iddia edilmiş ise de söz konusu iddiaların hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, davalı taraf zaten bildiği ve ödemeyi taahhüt ettiği ceza ve hacizleri, şimdi hakkaniyete ve dürüstlük kurallarına aykırı olarak hak elde etmek üzere öne sürdüğünü ki tüm bu iddiaların ispat edildiğini, aksi kanaatte olsa dahi davalı taraf sözleşmeden döndüğünü Türk Ticaret Kanununda düzenlenen şekli ile davacıya bildirmediğini, yalnızca protokol metninde söz konusu cezalardan bahsedilmediği iddiası ile davacının davalıdan ilgili durumları "gizlediği " kanaatine varılmasının da mümkün olmadığını, hükme esas rapora göre davalının mebbis sistemine kaydedilen idari para cezalarını öğrenmesi mümkün değil ise davalı taraf ruhsat devrini talep etmeden ve ruhsat devri için başvuru yapılmadan bu bilgilere daha sonra nasıl ulaştığını, aynı şekilde Düşünür Koleji binası için tahliye davası açıldığını sözleşmenin devrini istemeden nasıl öğrendiğini, tüm bu hususların ve dosyadaki tanık beyanları davalının ruhsat üzerindeki cezalardan ve tahliye davasından apaçık bir şekilde haberi olduğunu gösterdiğini, öğretim kurumunun müracaat tarihinden önce herhangi bir şekilde idari para cezasına çarptırılmış olmasının, kurumun devrine engel teşkil etmediğini, mahkemece hükme esas alınana raporda bilirkişi heyeti tarafından; aynı maddenin devamı ""idari soruşturması bulunan veya kapatma teklifi getirilen kurumlar devredilemez" cümlesine dayanılarak ruhsat devrinin mümkün olmadığına kanaat getirildiğini, ancak ruhsat devir tarihinde davacının devam eden soruşturması bulunmadığı gibi önceki inceleme ve denetimlerde de ruhsatın iptaline yahut kapatılmasına ilişkin bir inceleme ya da kararın mevcut olmadığını, mahkemece gerekçe gösterilen, kapatma 17.5.2022 tarihli olup, teklif ile yapıldığını, bu tarih ilgili ruhsatın devir tarihinden aylar sonra olduğunu, mahkeme tarafından ilgili hususun sanki ruhsat devir tarihinde devre engel bir soruşturma varmış gibi yansıtıldığını, protokol kapsamında da bütün hesapların yeni şirket bünyesinde devam edeceğinin zaten kararlaştırıldığını, tahliye davasının hiçbir şekilde ruhsat devrine engel olmadığını ancak tüm bunların gerçekleşebilmesi için davalının şirketi kurup davacının ruhsat devrini sağlamasına zemin hazırlaması ve akabinde diğer sözleşme hükümlerinin karşılıklı olarak uygulanması neticesinde sağlanacakken davalı tarafın açıkça geçerli bir sebep olmaksızın sözleşmeden caydığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın haksız menfaat elde etmeyi amaçladığını, davalıların protokole konu cezai şartı ödemesini gerektirecek herhangi bir kusurunun bulunmadığının sabit olduğunu, davalıların sözleşme öncesi ve sözleşmenin imzalanması sürecinde karşı tarafın ruhsatlarında tedbir, haciz olduğundan ve faaliyette bulunulan bina üzerinde tahliye kararı olduğundan haberdar olmaları ihtimalinde davaya konu edilen protokolü imzalamalarının mümkün olmadığını, kaldı ki; iddia edilen bu hususların hiçbirinin sözleşmede yer almadığını, tamamen davacı tarafın asılsız iddialarından öteye gitmediğini, sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmeyen davacının, kendi borcunu ifa etmedikçe, davalılardan ediminin ifasını talep etmesinin abesle iştigal olduğunu, davacı karşı tarafın taraflar arasındaki sözleşmeyi imzalamakta kötü niyetli olduğunu, davalılara ruhsat üzerinde yer alan haciz ve tedbirler hakkında bilgi vermediği, bilerek ve isteyerek ifası mümkün olmayacak bir sözleşme imzaladığı ve burada cezai şart belirlediği, en nihai amacının ise bu cezai şarta ulaşmak olduğunu belirterek; davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih, ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; cezai şart istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalılar arasında imzalanan █████/2021 tarihli protokol ile tarafların eşit oranda hisseyle yer alacağı yeni bir şirket kurulacağını, davacının tek ortağı ve yetkilisi olduğu Özel Sakarya İlke Başarı Eğitim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. nezdinde işletilen Düşünür Koleji'ne ilişkin tüm ruhsatların yeni kurulacak şirkete devredileceğini, yeni kurulacak bu şirkette Kale Koleji Sakarya ve Düşünür Kolejinin birleşerek Kale Koleji işletme unvanı altında ortak faaliyete devam edeceği ve Düşünür Koleji nezdinde eğitim alan öğrencilerin Kale Kolejinde █████/2021 itibari ile eğitim öğretime devam edeceğine dair ekonomik bir niyet birlikteliği ve amaç ortaya koyduklarını, davacının sorumluluklarının Düşünür Koleji binasını ve ruhsatlarını 2021-2022 eğitim öğretim yılından başlamak üzere yeni kurulacak şirkete devredilmesi olduğunu, Düşünür Koleji bünyesindeki bütün öğrencilerin 1 Eylül'e kadar Kale Koleji'ne nakledilmesi olduğunu, borç olarak verilecek olan 500.000,00-TL'nin Haziran 2022'ye kadar geri ödenmesi olduğunu, karşı tarafın sorumluluklarının ise 25.05.2021 tarihinde şirket kurulumu için gerekli işlemlerin başlatılması olduğunu, ancak davalılarca protokolde belirtilen 25.05.2021 tarihi itibari ile yeni şirketin kurulumu için hiçbir girişimde bulunulmadığını, söz konusu 500.000,00-TL'lik borcun da davacıya verilmediğini, tarafların hür iradeleri ile şirketlerini birleştireceklerine dair bir protokol imzaladıklarını, hükümlerine uyulmadığı takdirde 750.000,00-TL cezai şart öngördüklerini fakat davalı tarafça bu protokole uyulmadığınından bahisle cezai şart tutarının şimdilik 10.000,00-TL'sinin davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ettiği, davalılar ise zamanaşımı defi ile birlikte davalının kendi borçlarını ifa etmediğini, öncelikle ruhsatların devri gerekeceği fakat bu karşı edimin ifasının imkansız kaldığını, ayrıca protokolde yazılı adreste faaliyet gösteren davacının şirketinin işletmesinin bulunduğu Düşünür Koleji binasının da mahkeme ilamıyla tahliye edildiği, öncelikle karşı edimin gerçekleşmesi halinde davalıların edimini yerine getirebileceğini, davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; davacı ile davalılar arasında imzalanan █████/2021 tarihli protokole göre şirket kurulumunun gerçekleştirilmemesinde davalıların kusurlu olup olmadıkları, buna göre davacının cezai şart talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır.
Cezai şart alacağı yönünden yapılan değerlendirmede;
Ceza koşulu 6098 sayılı TBK’nın 179-182. maddelerinde düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 179. maddesi:
“…Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.
Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.
Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” düzenlemesini içermektedir.
Maddenin birinci bendinde seçimlik ceza koşulu düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere ceza koşulu vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de ceza koşulunun ödenmesini isteyemeyecektir.
Buradaki “seçimlik” ifadesinden, ceza koşulu ile asıl borç arasındaki ilişkinin, seçimlik borçlarda yer alan birden çok edim arasındaki ilişkiye benzediği sanılmamalıdır. Asıl borç ile ceza koşulu arasında gerçek anlamda bir seçimlik borç (alacak) ilişkisi söz konusu olmayıp, yalnızca alacaklıya tanınmış bir seçim hakkı söz konusudur. Bunun önemi şu noktada ortaya çıkar: Borçlu asıl borcun ifasıyla yükümlü olmakla birlikte, alacaklı asıl borcun ifasından vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini istediğini borçluya bildirebilir. Borçlu ceza koşulu kendisinden istenmedikçe yalnız asıl borcu ifa edebilir. Bu seçim hakkı, teknik anlamdaki seçimlik borçtan (alacaktan) farklıdır (Kocaağa, s. 133-136).
İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli ceza koşulunda ise alacaklı, açıkça feragat etmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir.
Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen ceza koşulu ise maddenin üçüncü bendinde hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun ceza koşulunu ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu, alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece ceza koşulu ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür ceza koşulunda borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece ceza koşulu ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir.
Ceza koşulunda ilişkin hükümler emredici nitelikte değildir. Taraflar bunların aksini kararlaştırabilirler. Borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi dışında kalan diğer borca aykırılık hâlleri için ifaya eklenen ceza koşulu kararlaştırabilecekleri gibi; bu iki ihlâl durumu için seçimlik ceza koşulu da kararlaştırabilirler.
Ceza koşulunun amacı da onun ifaya eklenen nitelikte olup olmadığının tespitinde önemli rol oynayabilir.
Borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir(Yargıtay HGK █████/2022 tarih, ███████-490 E., █████████ K.)
Taraflar arasında imzalanan █████/2021 tarihli protokol incelendiğinde protokolün konusunun, davacı ..., davalı ... ve Halil arasında yeni kurulacak şirkete ait ortaklık protokolü olduğu, Bahçelievler Mah. Muhsin Yazıcıoğlu Bulvarı, Sakarya Kampüsü ..., 54500 Serdivan adresinde ilkokul, ortaokul, ve anadolu lisesi olarak faaliyette bulunan Düşünür Koleji binasının 2021-2022 eğitim döneminden başlamak üzere ve adı Özel Sakarya İlke Başarı Eğitim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.'ye kayıtlı olan ruhsatları bu ortaklara beraber kurulacak yeni şirkete devri yeni ismi Kale Koleji olarak davam edeceği tüm hissenin üç ortak arasında eşit paylaşılacağı, Kale Koleji Sakarya ve Düşünür Koleji kendi bünyesindeki bütün öğrencilerini yukarıda yer alan adreste bulunan binaya taşıyacakları ve 2021-2022 eğitim öğretim faaliyetlerine yeni şirket üzerinden devam edeceklerini, bunun 1 Eylül tarihi itibariyle olacağı (yukarıda belirtilen adresinde de Bahçelievler Mah. Muhsin Yazıcıoğlu Bulvarı, Sakarya Kampüsü ..., 54500 Serdivan adresi olduğu) 'protokol imza tarihini takip eden 25 Mayıs 2021 tarihi itibariyle şirket kurulumuna başlanacağı,' 24 Haziran 2021 tarihinde ise Özel Sakarya İlke Başarı Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti ye kayıtlı ilkokul 96, ortaokul 180, lise 144 sayılı ruhsatlar Sinem tarafından yeni kurulacak şirkete devir edileceği, 1 Eylül 2021 tarihine kadar Düşünür Koleji içindeki öğrenci gelir ve giderleri tamamen Sinem'e kalacağı, 1 Eylül 2021 tarihine kadar olan elektrik, doğal gaz, telefon, internet, bina kirası, vergi, Ssk, kıdemler veya üçüncü şahıs alacakları yeni kurulan şirketi bağlamayacağı ve Sinem'in sorumlu olacağı, davacı ...'e davalılar Bahri ile Halil tarafından 3 eşit taksit halinde █████-█████-█████ 2021 tarihleri esas olmak üzere 500.000 TL borç verileceği, eğitim yılı sonuna kadar (yani Haziran 2022 yılı sonuna kadar) Sinem'in borç aldığı bedeli geri ödeyeceğini, ruhsatı devreden şirket Düşünür Koleji adıyla kullandığı kendisine ait olan ilkokul ortaokul ve lise işletme ruhsatlarını okulun kapanışını hızlandırma ve yenisinin açılması adına bedelsiz bir şekilde devralan şirkete işletme ruhsatlarını ve bu ruhsatlardan kaynaklanan haklarını devretmeyi kabul ve taahhüt ettiğini, taraflardan herhangi birinin geçerli bir sebep göstermeden iş bu protokol hükümlerine aykırı davrandığı takdirde 750.000-TL tutarındaki cezai şartı diğer tarafa ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, tarafların yukarıda belirtilen protokol hükümleri gereğince yüklendikleri edimleri yerine getirmeyi ve iş bu şartlar doğrultusunda okul olarak faaliyet gösteren işletmenin ruhsatlarının devredilmesini yenisinin açılıp Kale Koleji adı altında devamına uyuşmazlık halinde Kocaeli Mahkemelerinin ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu kabul ve taahhüt ettikleri anlaşılmıştır.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan █████/2021 tarihli protokole göre; protokol imza tarihini takip eden 25 Mayıs 2021 tarihi itibariyle şirket kurulumuna başlanacağı, 24 Haziran 2021 tarihinde ise Özel Sakarya İlke Başarı Eğitim Hizmetleri Ltd. Şti.'ye kayıtlı ilkokul 96, ortaokul 180, lise 144 sayılı ruhsatlar Sinem tarafından yeni kurulacak şirkete devir edileceği, davacı ...'e davalılar Bahri ile Halil tarafından 3 eşit taksit halinde █████-█████-█████ 2021 tarihleri esas olmak üzere 500.000-TL borç verileceği, taraflardan herhangi birinin geçerli bir sebep göstermeden iş bu protokol hükümlerine aykırı davrandığı takdirde 750.000-TL tutarındaki cezai şartı düzenlendiği, bu cezai şartın niteliği itibariyle seçimlik cezai şart olduğu, protokole göre ilk yükümlülüğün 25 Mayıs 2021 tarihi itibariyle şirket kurulumu olduğu ancak şirketin kim tarafından kurulacağı yazmadığı gibi davalılar tarafından kurulacağına dair bir hüküm de yer almadığı, dolayısıyla bu sorumluluğun davacı ve davalılar olmak üzere 3 ortak üzerinde olduğunun anlaşıldığı, davacının davalılara şirketi kurmak için bir talebi ya da ihtarı bulunmadığı, bu nedenle ilk yükümlülük olan şirketin kurulmamasında davacının da kusuru bulunduğu, tarafların ortak kusuruyla protokol hükümleri yerine getirilmediği ve ve bu halde tarafların ceza şart istemeleri mümkün olmadığından cezai şart talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmaktadır. (Benzer şekilde Yargıtay 15. HD'nin █████████ Esas ve ███████ Karar sayılı ilamı)
Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın dairemizce taraflara tebliğine,
İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!