Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında çek fotokopisi üzerindeki el yazısı notuna dayalı kısmi borç iddiasının değerlendirilmesine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasıyla ilgilidir; davacı, davalıya ciro ettiği bir çekin 84.000 TLlik borcuna karşılık verildiğini, davalı şirket yetkilisinin çek fotokopisi üzerine bu alacağı teyit eden bir yazı yazıp imzaladığını öne sürerek, davalının tam çek bedeli üzerinden başlattığı icra takibinde 306.135,42 TL tutarındaki kısım için borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararına karşı, özellikle bu belgenin göz ardı edildiği gerekçesiyle istinaf başvurusu yapmıştır.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN :... (...)ÜYE :... (...)ÜYE :... (...)KATİP :... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVACI : ...VEKİLİ : Av. ...DAVALI : SAYIN İNŞAAT TİCARET VE SANAYİ LİMİTED ŞİRKETİ - ...VEKİLİ : Av. ...DAVA TÜRÜ : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2024KARAR TARİHİ : █████/2026KR. YAZIM TARİHİ : █████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça davacı aleyhinde Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe dayanak çekte davacının ciranta olarak bulunduğunu, davacının davalıya olan 84.000,00 TL borcuna karşılık sözkonusu çeki verdiğini ve çek sureti üzerine davalının yetkilisinin "84.000 TL alacağım vardır" şeklinde kendi el yazısı ile yazıp imzasını attığını, çekin ödeme gününde 84.000,00 TL borcun mahsup edilerek kalan kısmının davacıya iade edileceği hususunda tarafların anlaştığını, ancak çekin ibrazında karşılıksız çıktığını, davalının davacıdan 84.000,00-TL alacaklı olmasına rağmen yaptığı icra takibinde çek bedelinin tamamı üzerinden takibe girişerek 390.135,42-TL talep ettiğini, ayrıca davalı şirket yetkilisi olan ...'ın bu konuda whatsap yazışmalarının da bulunduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını belirterek borcu olan 84.000 TL haricinde ki kısım olan 306.135,42 TL yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; takibe konu çekin davacı tarafından ciro edilerek davalıya verildiğini, ... tarafından çek fotokopisi üzerine yazıldığı belirtilen "84.000,00TL alacağım vardır" ibaresinin adı geçen ...'ın şahsi alacağına ilişkin olduğunu ve davalının çekten kaynaklanan haklarını etkilemediğini, iddia edilen kaydın çek üzerinde ya da arkasında veya ekinde olmadığını, cironun kayıtsız ve şartsız olduğunu, davacının sunduğu adi yazılı belge ile kıymetli evrakta bulunan cironun hükümden düşürülemeyeceğini belirterek davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ :İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar mahkemenin red gerekçesinde dava konusu çekin arka kısmında 84.000 TL alacak için devredildiğine kısmi ciro yapıldığına ilişkin herhangi bir kaydın olmadığının belirtildiğini, ancak dava dilekçesinin ekinde sunulan evrakta dava konusu çekin fotokopisinin alt kısmında 84.000 TL alacağım var şeklinde açıklama içeren ve imza olan yazı bulunduğunu, bu belge kapsamında hiç bir değerlendirme yapılmadığını, davalı tarafça verilen cevap dilekçesinde bu imza ve yazılar inkar de edilmediğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davayı uzatmak amaçlı istinaf başvurusunun reddi gerektiğini beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelemesinde; davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde; davalı tarafından Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün ██████████ E. Sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı çekte müvekkilinin ciranta olarak yer aldığını, müvekkilinin davalıya olan 84.000,00 TL borcuna karşılık söz konusu çeki verdiğini, çek fotokopisi üzerine davalı şirket yetkilisinin kendi el yazısı ile "84.000,00 TL alacağım vardır" ibaresini yazarak imzaladığını, taraflar arasında çek tahsil edildiğinde 84.000,00 TL'nin mahsup edilerek kalan bedelin davacıya iade edilmesi hususunda anlaşma bulunduğunu, çekin karşılıksız çıkmasına rağmen davalının 84.000,00 TL alacağı olmasına karşın çek bedelinin tamamı üzerinden icra takibi başlatarak 391.135,42 TL talep ettiğini, bu hususun taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarıyla da sabit olduğunu belirterek 84.000,00 TL dışındaki 307.135,42 TL yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edildiği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde ise; takip dayanağı çekin davacı tarafından ciro edilerek davalı şirkete teslim edildiğini, çek fotokopisi üzerine dava dışı ... tarafından yazıldığı ileri sürülen "84.000,00 TL alacağım vardır" ibaresinin, çekten kaynaklanan alacağa değil, ...'ın şahsi alacağına ilişkin olduğunu, bu beyanın davalı şirketin kambiyo hukukundan doğan haklarını ortadan kaldırmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesinin savunulduğu, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Eldeki davada, davanın kambiyo senedine dayalı icra takibi nedeniyle açılan menfi tespit istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, takip dayanağı çek nedeniyle davacının takip tutarının tamamından sorumlu olup olmadığı, çek bedelinin 84.000,00 TL'lik kısmı dışında kalan bölüm yönünden taraflar arasında mahsup anlaşmasının bulunup bulunmadığı ve bu hususta dosyaya sunulan çek fotokopisi üzerindeki imzanın hukuki değerinin ne olduğu noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Ancak takip kambiyo senedine dayandığı zaman, ispat yükü yer değiştirir ve ispat yükü davacı/borçluda olur. Eldeki dava, zorunlu unsurları ihtiva eden kambiyo senedi vasfındaki çekten kaynaklanmakta olup ispat yükü davacıdadır.Eldeki davada, ilk derece mahkemesince; "...takibe dayanak oluşturan ... Seri Nolu 348.400,00 TL bedelli çekin davacı tarafından davalıya ciro edildiği, çekin yasal unsurlarını taşımakla kıymetli evrak niteliğinde olduğu ve taşıdığı hakkın ciro yapılması ve zilyetliğin devri ile karşı tarafa geçeceği, çekte davacı tarafından yapılan ciroda davacının iddia ettiği gibi çekin 84.000 TL alacak için devredildiğine ve tahsil bakiye kısmın davacıya verileceğine (kısmi ciro yapıldığına) dair bir kayıtın bulunmadığı, çekteki cironun sıhhatini etkileyen bir hususun bulunmadığı, çekin üzerinde bulunmayan ve sadece fotokopisi üzerine ... tarafından yazıldığı belirtilen "84.000,00TL alacağım vardır" ibaresinin çekin yetkili ve son hamili olan davalı şirket ve dayanak çek açısından bir sonuç doğurmayacağı anlaşıldığından..." şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar ve ulaşılan sonucun eksik inceleme ve araştırmaya dayalı yanılgılı kanaatle verildiği anlaşılmıştır. Eldeki davada, tüm dosya kapsamından, davacının iddiasını, takip dayanağı çekin fotokopisi üzerine dava dışı ... tarafından el yazısıyla yazıldığı ileri sürülen "84.000,00 TL alacağım vardır" ibaresine dayandırdığı; ancak dosya arasında bulunan belgenin çekin aslı olmayıp fotokopisi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, öncelikle bu belgenin aslının veya usulüne uygun onaylı örneğinin dosyaya getirtilmesi, belgenin aslı üzerinde gerektiğinde garafolojik inceleme yaptırılarak yazı ve imzanın aidiyetinin, düzenleme şeklinin ve hukuki değerinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmaksızın hüküm kurulmasının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.Öte yandan, az yukarıda da değinildiği gibi, davacının eldeki davada dayandığı söz konusu şerhin dava dışı ... tarafından yazıldığı ileri sürülmüş olup, dosya kapsamından ... ile davalı şirketin ayrı hukuk süjeleri olduğu anlaşılmaktadır. Tüzel kişiliğin malvarlığı ile şirket ortağı veya yetkilisinin kişisel malvarlığı ve alacakları birbirinden bağımsızdır. Bu nedenle, dava dışı gerçek kişi tarafından düzenlendiği ileri sürülen bir belgenin, davalı şirketi kendiliğinden bağlayacağının kabulü mümkün değildir. Söz konusu belgenin davalı şirket adına ve şirketi temsil yetkisi kapsamında düzenlenip düzenlenmediği, şirket iradesini yansıtıp yansıtmadığı da yöntemince araştırılmadan sonuca gidilmesi doğru olmamıştır.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince çek fotokopisi üzerindeki ibarenin hukuki sonuç doğurup doğurmayacağının belirlenebilmesi için belgenin aslının dosyaya getirtilmesi, gerekli incelemelerin yapılması ve elde edilecek sonuca göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdırKatip ... e-imzalıdır * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*