Kesin hükümle sabitlenen vakıf evladı statüsünün yeniden tespiti talebi ve galle fazlası gelirine hak sahipliği itirazının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı idare, daha önce kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla vakıf evladı olduğu tespit edilen davalıların, geçmişteki karıştırmalar ve hatalı değerlendirmeler nedeniyle gerçekte vakıf kurucusu soyundan gelmediğini ileri sürerek vakıf evladı olmadıklarının tespiti ile vakıf gelirlerinden ödeme yapılmasının durdurulması için ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş; davalılar ise müvekkillerinin vakıf evladı vasfının önceki kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğunu ve davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini savunmuş, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacının önceki kesin hükmün aksini ispatlayamaması ve dava şartı eksikliği gerekçeleriyle davayı reddetmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı her iki davacı vekili ile fer'i müdahil tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma isteminin ise davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı ... Genel Müdürlüğü vekili dava dilekçesinde; ......... ................ bin ... Vakfı hakkında bir mazbutiyet kararı bulunmasına rağmen vakfa mütevelli atanmasına devam edilmesi hususu da göz önüne alındığında, dava konusu ............. bin ... Vakfının başka bir vakıfla karıştırılarak geçmişte bu vakıf üzerinden hatalı galleye müstehik evlatlık kararları verilmiş olduğunu, ............... bin ...'nın oğlu olarak addedilen diğer bir vakıf kurucusu olan ... ................ Ağa'nın hem lakap itibari ile hem de vakfına ait arşiv belgeleri ışığında ........ ....... Ağa'nın oğlu olmadığının değerlendirildiğini, iki vakıf kurucusu arasında ... ... Ağa'nın baba adının .. ....... yani ... .... oğullarından soyundan iken lakabı ....... .......... oğullarından, soyundan olan ........... bin ...'nın oğlu olarak kabul edildiğinin anlaşılamadığını belirterek telafisi güç ve imkansız zararların doğmasının önlenmesini teminen, iş bu dava neticelenene kadar, davalının "... ... ... Ağa Vakfı" gelirlerinden galle fazlası, akçe ve intifa ödenmesinin durdurulmasına dair tedbir kararı verilmesini, davalıların ... ... ... Ağa Vakfının evladı olmadığının tespitini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı müvekkilinin vakıf evladı olduğunun Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.1997 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile derecattan geçerek kesinleştiğini, adı geçen mülhak vakfın bir evvelki rahmetli mütevellisi .... Efendi varit olan tüm itirazlarını ortaya koyduğunu ve fakat reddolunduğunu, kararın müvekkili lehine kesinleştiğini, dava şartı yokluğundan davanın usul yönünden reddi gerektiğini, müvekkili ...'in ... ........ Vakfının galleye müstehik evladı olduğunu, bütün nüfus kayıtları da ... .... Ağa'dan bu yana müvekkili ... hanımefendiye kadar açık bir şekilde ortada olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile açılan davada ispat yükünün davacıya ait olduğu, davacı tarafın, davalıların vakıf evladı olduğuna ilişkin Mahkeme kararının aksine ilişkin bir kesin delil ortaya koymadığı, 16.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda her iki ...... aynı kişi olduğunun ispatı halinde davalıların vakıf evladı olduklarının kabul edilmesi gerektiği, İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ sayılı Kararı ve Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████-███████ sayılı Kararı ile tespit edilen hususların aksi ispatlanmadığından davanın ... dışındaki davalılar yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı her iki davacı vekili ile fer'i müdahil tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriHer iki davacı vekili ile fer'i müdahil temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararı kapsamında galle fazlasına müstahak vakıf evladı oldukları tespit edilen davalıların, vakıf evladı olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Dava şartları gerçekleşmeden bir davanın esası incelenemez; davanın incelenip karara bağlanabilmesi, dava şartlarının varlığı veya yokluğuna bağlıdır. Hakim, dava şartı eksikliğini kendiliğinden dikkate alır, tarafların bu konuda ayrıca talepte bulunmasına gerek yoktur. Ancak, taraflar bu konuda hakime yardımcı olabilir, hakimin bu konuya dikkatini çekebilirler. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez. Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115. maddesinde belirlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Kesin hüküm, 6100 sayılı Kanun'da dava şartı olarak kabul edilmiştir. Buna göre kesin hüküm, 6100 sayılı Kanun'un 303. maddesinde "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir..." hükmü bulunmaktadır. Bu hükme göre kesin hükümden bahsedebilmek için; davanın taraflarının aynı olması, dava sebeplerinin aynı olması ve dava konusunun aynı olması gerekir. Tarafların aynı olmasından anlaşılması gereken; her iki davada da tarafların aynı kişiler olması anlamına gelir. Ancak bir hükmün daha sonra açılan bir davada maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi için şekli anlamda kesinleşmiş olması bir başka ifade ile derdest olmaması gerekir. Hükmün kesinleştiği de 6100 sayılı Kanun'un 302/4. maddesi gereği ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve başkan veya hâkim tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir. Kesin hüküm, taraflar ve tarafların küllî halefleri için olumsuz dava şartıdır.Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde; Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.1997 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile davalılar ... Genel Müdürlüğü ile mülhak ... ...... Ağa Vakfı aleyhine açılan dava sonucu davacılar ..., ..., ..., ......... ............. .... ... Vakfının galle fazlasına müstahak vakıf evladı oldukları tespit edilmiş ve verilen karar Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin onamasından sonra 16.07.1997 tarihinde kesinleşmiştir.Buna göre İlk Derece Mahkemesince, kesinleşmiş mahkeme ilamı ile vakfeden ile soybağı kurularak galle fazlasına müstahak vakıf evladı kararı verilmiş olduğundan Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ve ███████ Karar sayılı galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespitine dair ilam aynı taraflar arasında kesin hüküm kabul edilerek dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, dava şartı dikkate alınmadan dosyanın esastan incelenerek davanın ispat edilemediği gerekçesi ile reddine karar verilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekir.Ne var ki bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası gereğince gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekili ile fer'i müdahilin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi değiştirilmek suretiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin ikinci fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin harçların istek halinde temyiz edenlere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.