İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde Görülen Gayrimenkul Sektöründe Tescilli Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi ve Maddi Tazminat Talepli Dava.
Özet: Emlak sektöründe faaliyet gösteren davacı şirket, ... ibareli tescilli markasına yönelik, davalının bu markayı izinsiz olarak kendi ticari faaliyetlerinde, internet sitelerinde ve işyerlerinde kullanarak haksız rekabet oluşturduğu ve menfaat temin ettiği iddiasıyla açtığı davada; marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, tecavüz teşkil eden tüm kullanımların ve reklamların sonlandırılması, ürünlerin toplatılması, ihtiyati tedbirin sürdürülmesi ve dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ederken, davalı davanın reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 20.03.2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, yıllardır gayrimenkul sektöründe faaliyet gösterdiğini, ... tescil numaralı "..." markasının sahibi olduğunu, Davalının "... - ..." müvekkili şirketin uzun yıllardır. kullanmakta olduğu, markanın ilk ve gerçek hak sahibi olduğunu, kendi adına birçok sınıfta tescilli markasının ayırt edici hale getirdiği asıl ve ayırt edici unsuru "..." olan markayı ve ticaret Ünvanını müvekkil şirketin izni ve bilgisi olmaksızın birçok internet sitesinde ve işyerinde kullanarak emlak alanında faaliyet göstermekte ve haksız kazanç elde ettiğini, ... 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş Sayılı dosyası ile davalı yana ait işyerine tespite gidilmiş olup davalıya ait iş yerinde; müvekkilin marka işaretleri ile benzerlik arz eden tanıtım ürünleri ve tabelalara rastlandığını, Ayrıca müvekkiline ait marka ve ticaret ünvanın ana unsuru olan "..." ibaresi üzerinden reklam ve pazarlama yapılmakta ve emlak alanında faaliyet göstermek suretiyle doğrudan kullanım yapılmasının yanı sıra tanıtım. çalışmalarında da müvekkiline ait marka ibaresi doğrudan kullanıldığını, bahse konu tespitte elde edilen ve müvekkili şirkete ait "..." ibareli markaların kullanıldığını gösterir vergi levhası, ödül, tanıtım evrakı ve tabela gibi bir çok unsura rastlandığını, Davalının, müvekkiline ait '...' ibaresini emlak sektöründe kullanarak haksız kazanç sağlamakta, müvekkile ait marka haklarına tecavüz ederek müvekkile ait "...' ibaresini haksız bir şekilde aynen kullanmaya devam ettiğini, Davalının taraf, müvekkilin emlak sektöründe tanınır ve bilinir hale getirdiği "..." ibaresi ile emlak ofisi olarak faaliyet gösterdiğini, bu yolla davalı tarafça müvekkilin marka hakkına tecavüz edildiği gibi aynı zamanda haksız kazanç elde edildiğini, davalının elde ettiği kazancın tespiti hususunda ... vb. web sitelerindeki üyeliklere ait satış ve kiralama ilanları ile ... yer alan satış ve kiralama ilanlarına dair bilgilerin celbi gerektiğini, emlak sektöründe emlakçıların KDV ve sair yükümlülüklerden kaçınmak maksadıyla kayıt dışı tahsilat işlem yaptıkları yaygın bir uygulama olarak bilinmekte olup ... ile davalı ile aynı bölgede faaliyet gösteren emlakçılara ait kazanç bilgilerinin celbi gerektiğini, Bu nedenlerle; Öncelikle müvekkilin marka hakkına açıkça yapılan tecavüz nedeniyle dava sonuna kadar daha çok ciddi zararlara uğramaması adına ve davalının müvekkil markasına tecavüz teşkil eden fiillerinin önlenmesi ve durdurulmasına, her türlü reklam, basın, yayın tanıtımları ile ve tüm iş ve işlemlerinin durdurulmasına, websitesi ile diğer mecralardaki tüm haksız kullanımlarının ve web sitelerindeki tecavüze konu marka ile yapılan ürünlere ait görsel ve tanıtımlara erişiminin engellenmesine, satışa konu ürünlerin toplatılmasına ve tecavüze konu ürünlere bulundukları yerde el konulmasına, mümkünse müvekkile ait marka işaretinin silinerek imhasına, her türlü reklam ve sosyal medya yayınlarının durdurulmasına, yine dava sonuna kadar müvekkil şirkete karşı haksız rekabet oluşturması ve müvekkil şirketin marka değerlerinin zedelenmemesi için SMK madde 159 gereği İHTİYATİ TEDBİRE ilişkin verilen TEDBİRİN DEVAMINA ,Müvekkile ait marka ve sınai mülkiyet haklarına tecavüzün TESPİTİNE, Müvekkile ait marka ve sınai mülkiyet hakkına tecavüzün ÖNLENMESİNE, DURDURULMASINA VE KALDIRILMASINA, Müvekkil markasına tecavüz teşkil eden ... ana unsurlu her türlü kullanım ve fiillerinin önlenmesi ve durdurulmasına, her türlü reklam, basın, yayın tanıtımları ile ve tüm iş ve işlemlerinin durdurulmasına, websitesi ile diğer mecralardaki tüm haksız kullanımlarının ve web sitelerindeki tecavüze konu marka ile yapılan ürünlere ait görsel ve tanıtımlara erişiminin engellenmesine, konu ürünlerin toplatılması ve tecavüze konu ürünlere bulundukları yerde el konulmasına, mümkünse müvekkile ait marka işaretinin silinerek imhasına, her türlü reklam ve sosyal medya yayınlarının durdurulmasına karar verilmesini ERİŞİMİN ENGELLENMESİNE, maddi ve manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı Vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlgili yerlere müzekkereler yazılmış, cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.
Dosya kapsamında bilirkişi kök ve ek raporları alınmış, taraflara tebliğ edilerek beyan ve itirazları dosya arasına alınmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın, Davacı şirkete ait ... Tescil Numaralı ve ''..." ibareli marka haklarına yapılan tecavüzün önlenmesi, tespiti, men'i ile şimdilik 50.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşıldı.
Esasa geçilmeden önce usule yönelik davalı yanın itirazlarının değerlendirilmesi gerekmekte olup;
Yapılan incelemede;
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun "Görevli ve yetkili mahkeme" başlıklı 156/3. maddesinde "(3) Sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından, üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yahut bu fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesidir." düzenlemesi yapılmıştır. Bu kapsamda yetkili mahkeme hususunda seçimlik yetki kurallarına yer verilmiş ve hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi de yetkili kılınmıştır. Davalının davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerini gerçekleştirdiği yer, ... ili ... ilçesinde yer almakta olup ayrıca ihlale konu eylemler aynı zamanda internet üzerinden de yapıldığından ve haksız fiilin etkisi her yerde görüldüğünden mahkememiz yetkili olup davalının yetki itirazının reddi gerekmektedir.
Somut davaya konu talepler yönünden zamanaşımına uğramış bir kısım bulunmamaktadır. Zira zararın öğrenildiği tarih delil tespiti tarihi olup ayrıca haksız fiil devam ettikçe zaman aşımının işleyemeyeceği, davanın açıldığı tarih itibari ile mütecaviz kullanımın var olması hasebiyle davalı tarafın zaman aşımı defi savunması yerinde bulunmamıştır.
Davalı tarafça cevap dilekçesinde; "... " ibaresinin kullanımı nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığını, söz konusu ibareyi markasal olarak kullanmadığını, "...", "..." ve "..." ibarelerini lisans yetkisi ile kullandığını, "... " ibaresini ise "..." organizasyonu içerisinde takım adı olarak kullandığını iddia etmiştir. Gerek davalıya ait işyerinde gerçekleştirilen incelemeler ve delil tespiti işlemi ile gerekse davalının internet üzerindeki kullanımları dikkate alındığında davalının organizasyonuna dahil olduğunu iddia ettiği ... ibaresinden ziyade "..." ana unsurlu "..." ibaresi öne çıkmaktadır. Bu nedenle; davalının markasal kullanım gerçekleştirmemesi nedeniyle sorumluluğu olmadığı ve husumet yöneltilemeyeceği yönündeki itirazın reddi gerekmektedir. Zira davalı yan lisans yetkisi ile ...", "..." ve "..." ibarelerini kullandığını iddia etmekte olup , dava konusu olan ise ... esas unsurlu kullanımlar olup, bu kullanımların lisans kapsamında olmadığı sabittir.
Dosya kapsamı itibari esas yönünden inceleme yapıldığında;
Davalı, esasa ilişkin itirazlarını sunduğu kısımda; SMK 29/2 uyarınca davacı şirketin markasını kullanmadığını iddia ederek kullanmama def'inde bulunmuş olup bu kapsamda inceleme yapıldığında davacı şirketin , faaliyet gösterdiği emlak sektöründe ticaret unvanıyla da uyumlu olan "..." ana unsurlu "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmiş olup çok uzun yıllardır fasılasız bir biçimde kullanmakta olduğu ve yine bu kapsamda davacının "..." ana unsurlu çok sayıda marka tescili bulunmakta olup TPMK'ya yazılan müzekkere cevabı ile de bu hususun sabit olduğu, mahkememizce bu hususta sadece tescilli marka bilgileri ve ticaret unvanı bilgisi ile yetinilmemiş aynı zamanda davacı yanın internet sitesi ve mali kayıtları da bilirkişi ek raporu ile incelenmiş, yapılan ayrıntılı inceleme ve değerlendirmeler neticesinde davacının markasını dava tarihi öncesindeki son 5 yılda ciddi, yoğun ve fasılasız kullandığı sabit hale gelmiştir.
Davalının "..." ibaresini markasal olarak kullanmadığı yönündeki savunması var olup, davalının işyerinde gerçekleştirilen yerinde inceleme ve bilirkişi incelemesinde "..." ana unsurlu marka kullanımlarına yer verildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte ... gibi emlakçıların aktif olarak kullanmakta olduğu web adreslerinde "..." ibaresi ile faaliyet göstermektedir. Bu kapsamda her ne kadar "..." organizasyonu içinde faaliyet gösterdiğini, "..." ibaresini markasal olarak kullanmaya ihtiyaç duymadığını, ve ... organizasyonu içinde bir takım ismi olarak "..." ibaresini kullandığını iddia etmişse de bu husustaki beyanların yerinde olmadığı ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...D.iş dosyasından gerçekleştirilen tespitte "..." ana unsurlu "..." ibaresinin markasal olarak kullanıldığı tespit edilmiş ve yine mahkememiz nezdinde alınan raporlar ile iş bu markasal kullanımların varlığı değişik iş dosyası ile uyumlu olacak şekilde tespit edilmiştir.
Yapılan incelemelerde Tanıtım ürünlerinde, müşterilerine vermiş olduğu tanıtım dosyalarında "..." ibaresinin yazılı olduğu görülmüştür. Davalı websitesinde "..." ana unsurlu "..." alan adını kullandığı, benzer şekilde işyerinde de "..." ana unsurlu "..." ibaresini kullandığı anlaşılmıştır.
Davalı "..." organizasyonuna dahil olarak hareket ettiğini iddia etse de kullanımlarında "..." ibaresi göze çarpmaktadır. Davalının ofisinde yapılan incelemelerden de görüleceği üzere "..." ibaresinin baskın olarak bulunduğu sabit olup gerek değişik iş dosyası gerekse de mahkememiz nezdinde alınan raporlar ile de bu husus görüş birliği ile sabit hale gelmiştir.
Davacının ... ibaresini ihtiva eden çok sayıda markası var olup, davacının markasındaki esas unsurun ... ibaresi olduğu hususunda ihtilaf olmadığı ve yine bu ibarenin aynı zamanda davacı yanın ticaret unvanındaki esas unsuru da oluşturduğu, davalının markasal kullanımda bulunduğu ... ibaresinde yer alan ... İBARESİNİN Türkçe karşılığının “...” anlamına geldiği, partners ise ortaklar anlamına geldiği, markasal kullanımların esas unsurunun ada ibaresi olduğu hususunun bilirkişi incelemesi dahi yapılmaksızın net bir şekilde anlaşıldığı, sözkonusu kullanımın davacının tescilli markası ile görsel, fonetik ve kavramsal olarak ayniyet arz ettiği Davacının ... nolu markasının .... Sınıfta yer alan “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri”nde tescil edilmiş olduğu, davalının kullanımlarının da aynı hizmetlerde olduğu, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle, görsel, sessel ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ada ibaresinin belirleyici ve ön planda olduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin bu hizmetler için ayırdığı satın alma ve yararlanma süresi içinde davalının kullanımlarını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, davacı ve davalı arasında işletmesel bağ olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mal/hizmetler algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği dolayısı ile iltibasın ve karıştırma ihtimalinin oluştuğu, iş bu tespitlerin gerek değişik iş gerekse de mahkememizce alınan raporlar ile de isabetle belirlendiği tespit edilmiştir.
Davalı yan savunmasında ... ibaresinin zayıf marka olduğunu beyan etmiş ise de; gerek değişik iş gerekse de mahkememizce alınan rapor ile de tespit edildiği üzere ... ibaresinin tek başına esaslı ve ayırt edici unsur olup, zayıf bir ibare değildir. Bu husus bilirkişi incelemesi dahi yapılmaksızın tespit edilecek mahiyette olduğu, zayıf marka kavramı “ayırt edicilik derecesi düşük olan veya tescili istendiği mal veya hizmete yakın duran, ait olduğu işletmenin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmek kapasitesi göreceli olarak az olan markalar” olarak tanımlandığı, yapılan incelemede taraf markalarındaki ortak esas unsurun ... ibaresi olduğu, ada ibaresinin bir çok anlamı olmak ile birlikte taşınmaz yönünden " birden fazla parseli içine alan sınırları belirli bir arazi bölgesi" olarak tanımlandığı, davacının markasının tescilli olduğu hizmetin "gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri" olduğu, taraf faaliyetlerinin bir gayrimenkule ilişkin alım, satım veye kiralama sürecine köprü görevi görmek bu amaçla taşınmazın tanımımını ve reklamını yapmak iken ada kelimesi ise teknik bir ifade olup ayrıca uygulamada bir taşınmazın spesifik olarak tanımlanmasında tek başına ada ibaresi değil ada parsel ibareleri birlikte kullanılmakta olup, ada ibaresi taşınmazı bölge olarak tanımlayan bir teknik ifade olmasına karşın taraf faaliyetleri ile davacının tescil olduğu hizmet sınıfının ise taşınmazın alım, satım ve kiralanması amacına yönelik faaliyetler olduğu nazara alındığında, ada ibaresinin zayıf ibare olmadığı, faaliyet alanı ve tescil olduğu mal ve hizmet sınıfı kapsamında tamamlayıcı nitelikte olmadığı, tek başına esaslı ve ayırt edici unsur olduğu, davalı yanın... ibaresinde yer alan realty İBARESİNİN Türkçe karşılığının “...” anlamına geldiği, partners ise ortaklar anlamına geldiği, markasal kullanımların esas unsurunun ada ibaresi olduğu hususunun bilirkişi incelemesi dahi yapılmaksızın net bir şekilde anlaşıldığı ve raporlarda da isabetle tespit edildiği anlaşılmakla bu yöndeki davalı itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı yan sessiz kalma yolu ile hak kaybı savunmasında bulunmuş ise de; dosya kapsamına alınan Bilirkişi raporunda isabetle belirlendiği üzere " davalının ... şeklindeki markasal kullanımlarının Değişik iş dosyasından yapılan tespitlere göre 2020 yılının Kasım ayında başladığı DELİL TESPİTİNİN 2023 YILINDA YAPILDIĞI VE İŞBU DAVANIN DA 20.03.2024 TARİHİNDE AÇILDIĞI, KULLANIMLARIN ÜZERİNDEN 5 YIL GEÇMEDİĞİ, davacının kötüniyetinin ispat edilemediği hususları gözönüne alınarak davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğramadığı," yapılan tespit ışığında davalı yanın itirazlarının aksine davalının kullanımlarının üzerinden dava tarihine kadar 5 yıl geçmemesi sebebiyle davacı şirket yönünden sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğramadığı bir an için kullanımların üzerinden dava tarihe kadar 5 yıl geçmesi durumunda da davacı yanın delil tespiti öncesi davalı yanın mütecaviz markasal kullanımı bildiğini yahut bilmesi gerektiğini ispat edecek veri olmadığından sessiz kalma yolu ile hak kaybı savunmasının yerinde olmadığı sabit hale gelmiştir.
Yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler ışığında marka hakkına tecavüzün husule geldiği sabit olup, anılı sebeplerle; marka hakkına yönelik tecavüzün TESPİTİNE, ÖNLENMESİNE, DURDURULMASINA VE KALDIRILMASINA, bu cümleden olarak; Davacı markasına tecavüz teşkil eden ... ana unsurlu her türlü kullanım ve fiillerinin önlenmesi ve durdurulmasına, her türlü reklam, basın, yayın tanıtımları ile ve tüm iş ve işlemlerinin durdurulmasına, websitesi ile diğer mecralardaki tüm haksız kullanımların ve web sitelerindeki tecavüze konu marka ile yapılan görsel ve tanıtımların sonlandırılmasına, tecavüze konu mütecaviz kullanımın olduğu her türlü reklam ve sosyal medya yayınlarının durdurulmasına iş bu mütecaviz ibareyi fiili olarak ihtiva eden ürünlere bulundukları yerde el konulmasına kararın kesinleşmesi ile mümkünse mütecaviz işaret silinerek masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına, .... 4. FSHHM ... Değişik iş sayılı dosya kapsamında verilen tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar tedbirli olarak aynen devamına, hüküm kesinleştikten sonra ise kesin olarak erişim engeli kararının varlığının sürdürülmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Husule gelen marka hakkına tecavüz eylemleri sebebi davalı yanın yukarıda açıklanan açıklamalar ışığında kusurlu eylemlerinin var olduğu, manevi tazminat için koşulların oluştuğu, zararın meydana gelme şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, zararın mahiyeti ve niteliği ile dosya kapsamına yansıyan deliller nazara alındığında 50.000,00 TL manevi tazminat dosya kapsamına uygun bulunmuş, anılı sebeplerle bu miktar üzerinden manevi tazminata hükmolunmuştur.
Davacı yanın maddi tazminata ilişkin talebi var olup; SMK 151/2-a kapsamında seçimlik hakkın kullanıldığı, bu madde kapsamında hesaplama yapılabilmesi için evvela davalı yanın mütecaviz markasal kullanımları sebebi ile yapmış olduğu işlemlerin tespit edilmesi gerektiği, zira bu işlemler tespit edilip sonrasında davacı yanın, davalının rekabeti olması idi davacı yanın elde edebileceği gelirin tespitinin mümkün olacağı;
Davalı yanın iş bu davanın konusunu teşkil eden ve marka hakkına tecavüz teşkil eden ... markasal kullanımının yanında başka ibareleri de ihtiva eden iş bu davanın konusu oluşturmayan kullanımları da mevcut olup somut olayda davalı yanın ... markasını kullanmak suretiyle yaptığı ticari alışverişlerin ve yine elde ettiği gelirin tespitinin gerektiği, bu kapsamda vergi kayıtlarının celbinin sağlandığı ancak vergi kayıtlarında markasal kullanımların tasnif edilerek gelir ve gider durumunun saptanmasının mümkün olmadığı, davalı yanın ticari defter kayıt incelemesinden de iş bu markanın kullanımına bağlı elde edilen gelirin tespitinin yapılamadığı, ilanlar üzerinden inceleme yapıldığında ise 15 adet mütecaviz markanın kullanımı ile yapılan ilanlar tespit edilmiş ise de ilanların dava tarihi itibari ile var olduğu ve en son alınan rapor ile de sabit olduğu üzere ilana konu taşınmazların satılamadığı bir an için satılması halinde dahi bu satışın dava tarihinden sonra olacağı zira dava tarihinde ilanların var olduğu, her davanın açıldığı tarihe göre değerlendirileceği, tespiti yapılan ilanların dava tarihinde dahi ilanlarının var olması ve dava önce satışının yapılmaması sebebi ile bilirkişi raporlarında bu taşınmazlar satılmış gibi değerlendirme yapılmasının yerinde olmadığı Türk Borçlar Kanunu madde 520 ve devamında düzenlenen "Simsarlık Sözleşmesi" niteliğindedir. TBK 521/1 uyarınca davalının ücrete hak kazanılabilmesi için aracı olunan sözleşmenin kurulması gerekmektedir. Bunun yanı sıra ülkemizde emlakçılık özelinde teamüle göre emlakçının ücrete hak kazanması için sadece satış sözleşmesinin kurulması dahi yeterli olmamakta, satılanın tapuda devir işleminin yapılmasını müteakip emlakçı ücrete hak kazanabilmektedir. Bu kapsamda davalının bir ücrete hak kazanabilmesi için öncelikle satış sözleşmesinin kurulması ve devir işleminin gerçekleşmesi gerekmektedir. Halbuki tespiti yapılan ilanlar dava tarihinde var olup, dava öncesi satışa konu edilmediği izahtan varestedir.
Bu durumda dava öncesi haksız markasal kullanıma bağlı elde edilen gelirin saptaması mümkün olmadığı, davalının söz konusu markasal kullanımlar ile yaptığı satış ve kiralama işlemlerinin net olarak tespit edilemediği ancak bu durumun maddi tazminat isteminde davacı aleyhine değerlendirilemeyeceği zira davalı yanın söz konusu markayı gerek iş yerinde gerek alan adı ve sosyal medya hesaplarında gerekse de ilgili satış platformlarında kullandığı, söz konusu kullanımların mevcudiyeti nazara alındığında davalının bu markasal kullanıma bağlı olarak satış, kiralama gibi ticari gelir getirici işlem yapmamasının hayatın olağan akışı kapsamında mümkün olmadığı, bu şekilde haksız fiilin varlığının ve zararın mevcudiyetinin saptanmasına rağmen zararın miktarının belirlenemediği durumlar için TBK 50 ve 51. Maddelerin uygulandığı, somut olay, zararın husule gelme şekli, kullanım alanları, yapılacak işlemlerin gelir potansiyeli, olayların olağan akışı, zarar görenin aldığı önlemler, yukarıda aktarılan davalı yanın kusurlu eylemleri nazara alınarak 200.000,00 TL maddi tazminat somut olay ve dosya kapsamına uygun bulunmuş, anılı sebeplerle Maddi tazminat isteminin kabulü ile; TBK 50 ve 51. Maddeler nazara alınarak davacı yanın hak sahibi olacağı maddi tazminatın 200.000,00 TL olarak takdiri ve tespiti ile taleple bağlılık ilkesi nazara alınarak 50.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
-Marka hakkına yönelik tecavüzün TESPİTİNE, ÖNLENMESİNE, DURDURULMASINA VE KALDIRILMASINA, bu cümleden olarak;
---Davacı markasına tecavüz teşkil eden ... ana unsurlu her türlü kullanım ve fiillerinin önlenmesi ve durdurulmasına, her türlü reklam, basın, yayın tanıtımları ile ve tüm iş ve işlemlerinin durdurulmasına, websitesi ile diğer mecralardaki tüm haksız kullanımların ve web sitelerindeki tecavüze konu marka ile yapılan görsel ve tanıtımların sonlandırılmasına, tecavüze konu mütecaviz kullanımın olduğu her türlü reklam ve sosyal medya yayınlarının durdurulmasına iş bu mütecaviz ibareyi fiili olarak ihtiva eden ürünlere bulundukları yerde el konulmasına kararın kesinleşmesi ile mümkünse mütecaviz işaret silinerek masrafı davalıya ait olmak üzere imhasına,
---... 4. FSHHM ... Değişik iş sayılı dosya kapsamında verilen tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar tedbirli olarak aynen devamına, hüküm kesinleştikten sonra ise kesin olarak erişim engeli kararının varlığının sürdürülmesine,
-Maddi tazminat isteminin kabulü ile; TBK 50 ve 51. Maddeler nazara alınarak davacı yanın hak sahibi olacağı maddi tazminatın 200.000,00 TL olarak takdiri ve tespiti ile taleple bağlılık ilkesi nazara alınarak 50.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Davanın kabulüne konu değer üzerinden davalı yandan alınması gereken 6.831,00 TL karar ve ilam harcının davacı taraftan peşin alınan 9.392,63 TL peşin harca mahsubu ile fazla yatırılan 2.561,63 TL harcın kararın kesinleşmesi ile talep halinde davacı yana iadesine, davalı yandan alınması gerekip davacının yatırdığı peşin harçtan karşılanan karar ve ilam harcı tutarı olan 6.831,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
-Parasal değer içermeksizin açılan marka hakkına tecavüz ve bağlı istemler yönünden 55.000,00 TL,
Maddi ve manevi tazminat istemleri ayrı vekalet ücretine tabi olup, anılı sebeplerle
-Maddi tazminat davası yönünden kabul değeri nazara alınarak 50.000,00 TL,
-Manevi tazminat davası yönünden kabul değeri nazara alınarak 50.000,00 TL olmak üzere toplam 155.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davanın reddine konu husus manevi tazminat istemli davanın redde konu 450.000,00 TL olan kısım olup(500.000,00-50.000,00=450.000,00) bu kısım yönünden Anayasa Mahkemesi'nin ███████ esas sayılı dosyasında verdiği karar nazara alınarak davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı( peşin harç 2. Madde de ele alınıp değerlendirilmiştir.), posta ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 38.880,60 TL yargılama giderinin( redde konu husus sadece manevi tazminat istemli davada talebin bir kısmı olup, Anayasa Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyada verdiği karar nazara alınarak dava tam kabul gibi değerlendirilerek yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir) davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine
6-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!