Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin, otomobil üretiminde kullanılan plastik parçaların üretimi ve teslimine dair genel satın alma sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası üzerine verdiği istinaf kararı.
Özet: Bir otomobil parçası üretim sözleşmesi kapsamında davacı, davalıya teslim ettiği ve ürettiği ancak teslim edilemeyen malların bedeli ile kalıp ücreti ve sözleşmenin yerine getirilmemesinden kaynaklanan zararlarının tahsilini talep etmiş; davalı ise sipariş talebi olmamasına rağmen mal teslimatı yapıldığını, kendisinin proje dışı bırakıldığını ve projenin iptal edildiğini belirterek davanın reddini savunmuş, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine her iki taraf da istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
...... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : █████████
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA ,,,,,. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI : ...-
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...- ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVANIN KONUSU : Alacak
B.A.M. KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında otomobil üretiminde kullanılan hammadde, yarı mamul, mamul, kalıp aparat, fikstür ve komple dahil tüm hizmetlerin satın alınması hususunda genel satın alma şartnamesi imzalandığını, sözleşme gereğince 2016 yılı için 3.000.000 adet, 2017 yılı için ise 6.000.000 adet üretim yapılacağını, davacının alt plastik ve üst plastik parçalarının üretimi için 2 adet kalıp yaptığını, alt plastik parçalardan 300.000 adet, üst plastik parçalardan ise 307.200 adet üreterek davalıya teslim ettiğini, sipariş verilen 1.285.010 adet üst plastik ve 1.000.000 adet alt plastik parça üretildiğini, teslime hazır hale getirildiğini, davalı tarafça hiçbir ödeme yapılmadığını, sözleşmeye uygun olarak başka bir sipariş de verilmediğini, davalı tarafça davacıya üretim proje kapsamından çıkarıldığı ve başka bir sipariş verilmeyeceğinin ifade edildiğini, davacı tarafından davalıya Bursa ....Noterliği’nin .... tarih ve .......yevmiye sayılı ihtarnamesiyle 607.200 adet üretimi yapılıp teslim edilen ürünlerin ve 2.285,010 adet üretilen ancak teslim alınmayan ürün bedellerinin ödenmesi aksi takdirde sözleşmenin fesih edileceği ve yasal yollara müracaat edileceğinin bildirildiğini, davalının █████/2016 tarihinde ihtarnameyi tebliğ aldığını, teslim edilen malların Bursa ....Asliye Tic.Mah.'nin ...... d,.iş sayılı dosyasıyla tespit ettirildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00.-TL.üretilen parça bedelleri, 5.000,00.-TL. kalıp bedeli ve sözleşmenin yerine getirilmemesi sebebiyle 1.000,00.- TL.zarar olmak üzere toplam 11.000,00.-TL. zararın █████/2016 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava dışı proje sahibi ...............Ltd. Şti ile müvekkili firma arasında yapılan anlaşmaya istinaden bazı imalatların proje sahibi firmaya teslimi konusunda anlaşmaya varıldığını, yapılacak imalatlar için müvekkili firmanın hem dava dışı .............. ile EK-1'de sunulan sözleşmeyi ve hem de davacı firma ile dava dilekçesine ekli olan sözleşmeyi akdettiğini, yapılacak işin davacı firma tarafından plastik parçaların üretimi ve dava dışı ........tarafından metal parçaların üretimi sonrası, her iki firma tarafından üretilen parçaların müvekkili firmaca montajlanarak proje sahibi firmaya tesliminden ibaret olduğunu, ilerleyen dönemde proje sahibi firma ile proje konusunda anlaşmazlıklar baş gösterdiğini, bu anlaşmazlıkların taşeron olarak nitelendirilebilecek olan dava dışı ........ ve davacı firma ile de şifahen paylaşıldığını, buna rağmen ve ayrıca hiçbir sipariş formu veya sözleşmenin 3.maddesinde ifade bulduğu üzere sipariş teklif mektubu olmadığı halde davacı firma tarafından müvekkiline █████/2016 tarihinde mal teslimatı yapıldığını, yapılan işbu teslimatın, gerek sözleşmenin 3.maddesinde ve sair maddelerinde belirtildiği üzere sipariş talebi olmamasına, gerek sözleşmenin 6.maddesinde belirtilen hükme uygun olmadan ve gerekse proje sahibi ile anlaşmazlık yaşandığına dair şifahi uyarılara rağmen müvekkiline gönderildiğini, mal tesliminden yaklaşık 1 ay sonra müvekkili firma ile proje sahibi firma arasında yaşanan anlaşmazlık neticesinde, davacı firma ile proje sahibi dava dışı Makro Kauçuk Madeni Yağ Kimya. Ltd. Şti'nin müvekkili firmayı devre dışı bırakarak üç firmanın birlikte söz konusu projeye devam etme kararı aldıklarını, bu kararın alınmasından sonra müvekkili firmanın, davacı firmanın talebine istinaden iade faturası keserek teslim almış olduğu malları ........'ne teslim ettiğini, projenin iptal edildiğini, davacı firmanın da üretmiş olduğu parçaların bedellerini ve sair zararlarını işbu dava ve müvekkiline yüklemeye çalıştığını beyanla öncelikle davacı tarafın TBK'nun 125'e göre üç ayrı seçeneğini kapsayan taleplerinin netleştirilmesi bakımından HMK'nun 119-ğ ve HMK'nun 119/2 maddeleri gereğince taleplerinin açıklattırılmasına, yapılacak yargılama neticesinde de davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı tarafından üretilen 300.000 adet alt plastik, 307.200 adet üst plastik için █████/2016 tarihli .........numaralı faturanın düzenlendiği ve davalıya malların teslim edildiği, 8 günlük yasal süre içinde faturaya itiraz edilmediğinden taleple bağlı kalınarak üretilen parça yönünden davanın kabulüne, taraflar arasında düzenlenen █████/2015 tarihli Genel Satın Alma Şartnamesinin 1. maddesinde firmaya verilecek siparişler, 2. 3. 4. ve 5. maddelerinde üretilen ürünlerden önce sipariş verileceğinin açıkça belirtildiği, bu kapsamda da bir sipariş olmadığı gerekçesiyle üretilen bu parçalar yönünden davanın reddine, sözleşmenin feshi nedeniyle davacının kalıp bedelleri için tahsil talebinin haklı olduğu sonucuna varıldığından taleple bağlı kalınarak kalıp bedelleri yönünden davanın kabulüne, müspet zararın sözleşmenin feshi ile birlikte istenemeyeceğinden bu talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemenin hüküm fıkrasında reddedilen kısımla ilgili bölümün yeterince açık olmadığını, fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak dava açılmasına rağmen bunun belirtilmediğini, sözleşmenin feshi nedeniyle oluşan zararlarının tahsili ile ilgili kararında açık olmadığını, 12/9/2019 tarihli bilirkişi raporunda üretilen malların bedelinin belirlendiğini, mahkemece üretimden önce siparişin gerektiği konusundaki tespitin dosya kapsamı ve genel satın alma şartnamesine göre doğru olmadığını, sözleşmede üretimden önce sipariş verileceği hususunda bir hüküm bulunmadığını, davalının kötü niyetli olduğu ve basiretli bir tacir gibi davranmadığını, yıl içinde ne kadar teslimat yapılacağının şartnamede belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararın hesap edilmesine rağmen mahkemece bu konuda ret kararı verilmesinin doğru olmadığını beyanla kararın reddedilen kısımlar yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesince kar kaybının ve üretilen ancak davalı tarafça teslim alınmayan mallarla ilgili taleplerin reddine dair verilen kararın yerinde olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre sipariş üzerine üretim yapılması gerektiğinden ve sipariş de bulunmadığından üretilen mallar ve kalıp bedelleri ile ilgili hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, kalıp bedelinden müvekkilinin sorumlu olmadığına ilişkin 16.4.2018 tarihli raporda görüş bildiren bilirkişilerin 12/9/2018 tarihli raporda ise aksi beyanda bulunmalarının çelişki oluşturduğunu, gerekçeli kararda savunmalarının irdelenmediğini, savunmalarında belirttikleri hususlarla ilgili dinlenen tanık beyanlarına davacı vekilinin itirazının bulunmaması nedeniyle bu beyanların lehlerine değerlendirilmesi gerekirken yapılmadığını, üretilen mal ve kalıp bedelinden sorumluluklarının bulunmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili davalı istinafına karşı vermiş olduğu istinafa cevap dilekçesinde, davalının teslim edilen mallarla ilgili süresi içinde itirazda bulunmadığını, bu nedenle teslim edilen mallar ve kalıp bedelinin tahsiline dair kararın yerinde olduğunu beyanla istinaf isteminin reddini istemiştir.
Dava, eser sözleşmeden kaynaklanan üretilen parça bedelleri, kalıp yatırımı ve sözleşmenin yerine getirilmemesinden kaynaklanan tazminat istemidir.
Taraflar arasında 16.12.2015 tarihli otomobil üretiminde kullanılan hammadde, yarı mamul, mamul kalıp, aparat, fikstür ve komple tüm malzemelerin üretilmesi ve satın alınması hususunda “ Genel Satın Alma Şartnamesi” düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf bu sözleşme kapsamında ürettiği malzemenin bedelini, kalıp bedelini ve sözleşmenin yerine getirilmemesinden kaynaklanan zararının tahsilini talep etmiş, davalı ise, proje sahibi firma ile anlaşmazlık oluştuğunu, sözleşme gereğince sipariş üzerine üretim yapılması gerektiğini, sipariş bulunmadığından üretilen parçaların ve kalıp bedellerinin sözleşme gereğince davacı tarafından karşılanacağı kararlaştırıldığından kalıp bedellerinin istenemeyeceğini, sözleşmenin yerine getirilmemesinden kaynaklanan zararın açıklanması gerektiğini savunmuştur.
Taraflar arasında düzenlenen Genel Satın Alma Şartnamesi'nin 3. maddesinde siparişin kaşe ve imzayla onaylanarak Akdeniz Yay’a teslim edileceği, onaylanan bu şartnamenin firmaya verilen bütün sipariş teklif mektupları için geçerli olacağı, 5. maddesinde siparişin iptaline neden olacak şartlar, 6. maddesinde 2016 yılı için 3.000.000 adet , 2017 için 6.000.000 adet üretim yapılacağı ve tedarikçi firmadan kapasite teyidi alındığı, tarafların anlaşarak teslimat zamanını erteleyebileceği, 9. maddede kalıp bedelinin tedarikçi firma tarafından karşılanacağı, kalıp bedelinin davalı tarafından ödendiğinde davalının kalıpları alma hakkına sahip olacağı kararlaştırılmıştır. Davacı, 22.9.2016 tarihinde gönderdiği ihtarnamede, sözleşme hükümleri doğrultusunda 2016 ve 2017 yılı için üretimi kararlaştırılan ürünler için kalıp üretiminin tamamlandığı ve seri üretime geçilmesinin taraflarca kararlaştırıldığı, 607.200 adet alt ve üst plastik parçanın üretilerek teslim edildiği, yine siparişi verilen 1.285.010,00 adet üst plastik ve 1.000.000 adet alt plastik parçanın üretilmiş olup teslime hazır hale getirildiğini, bunlarla ilgili ödeme yapılmadığı gibi sözleşmeye uygun sipariş de verilmediğini, teslim edilen 607.200 parça alt ve üst plastiğin diğer şirketin sipariş vermeyeceği belirtilerek iade faturası düzenlendiğini, ancak ürünlerin davalı şirkette kaldığı, muhatap tarafından üretilerek teslim edilen parçaların bedelinin ihtarın tebliğinden itibaren 1 ay içinde ödenmesi ve üretilen diğer ürünlerin teslim alınarak bedelinin ödenmesini aksi takdirde sözleşmenin feshi ile iş bu sözleşme nedeniyle üretilen ürün bedelleri, yapılan yatırımlar ile sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle uğranılan zararlar için yasal yollara başvurulacağı belirtilmiş, bu ihtar davalı tarafa 26.9.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bu ihtara davalı taraf vekilince 28/9/2016 tarihli cevap verilmiş olup, anılan cevabi ihtarda, sözleşmeye konu projenin dava dışı Makro Kauçuk Madeni Yağ Kimya San. Ve Tic. Ltd. Şti’ ne teslim edilecek imalatlara ilişkin iken ilerleyen dönemde, muhatabın müvekkili firmaya devre dışı bırakarak ilgili firma ile irtibata geçtiğini, bu nedenle fiilen ortada olmayan bir sözleşmeye ve vaki sözleşmeye uygun olmayan taleplerin yerinde olmadığını, sözleşmede belirtilen tüm üretimin sipariş üzerine yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak sipariş bulunmadığını, bu nedenle ihtarnameyi kabul etmediklerini bildirmiştir.
Dosya içinde bulunan taraflar arasındaki sözleşme kapsamı, tarafların gösterdikleri deliller dinlenen tanık beyanları, e-mail yazışmaları ve ihtarnamelere göre dava dışı Makro Kauçuk’a teslim edilmek üzere dosyanın tarafları ve dava dışı Akşen kalıp tarafından üretim ve montajı yapılacak otomobil üretiminde kullanılan hammadde, yarı mamul, mamul kalıp, aparat, fikstür ve komple tüm malzemelerin üretilmesi ve satın alınması hususunda anlaşma yapıldığı davacının bir kısım üretim yaptığı, bunların bir miktarının teslim edildiği bir miktarının ise teslim edilmediği ve karşılıklı edimlerin tam olarak yerine getirilmeden sözleşmenin sona erdirildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar, sözleşmenin yerine getirilmesinin hangi nedenle imkansız hale geldiği, feshin haklı olup olmadığı, davacının ürettiği ve davalıya teslim ettiği malların ve ürettiği davalı tarafından dava dışı firmaya teslim edilen malların ve kalıp bedellerinin tahsilinin ve zararın talep edip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davacı tarafından 2016 yılı için üretilen 607.200 parça davalıya teslim edildiği ve bedelin ödenmediği, ödenmeyen bu miktardan davalının sorumlu olup olmadığı uyuşmazlık konularında birini oluşturmaktadır. Davacı gerek dava dilekçesinde gerekse davalıya gönderdiği ihtarda üretilip teslim edilen 607 200 adet ve teslim edilmeyen 2.285.010 adet plastik parçanın bedelini talep etmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 1 maddesinde ..”firmaya verilecek siparişlerden” bahsedilmiş, 5 maddesinde siparişlerin iptali, 6 ve 7 maddeleri ile 9 maddede, siparişe konu parçalar ve sipariş birim fiyatları düzenlenmiştir. Davacıda davalıya gönderdiği █████/2016 tarihli ihtarnamede, 607.200 adet parçayı üreterek davalı şirkete teslim ettiği, yine siparişi verilen toplam 2.285.010 adet plastik parçayı da üretip teslime hazır hale getirdiği şeklindeki beyanı ile sipariş üzerine üretim yaptığını kabul ettiğinden üretilecek ürünlerin sipariş üzerine yapılmasının kararlaştırıldığının kabulü gerekir. Davacının sözleşme kapsamında üzerine aldığı ve üretimini yaptığı parçalarla ilgili olarak kendisine sipariş verildiğini, sipariş üzerine üretim yaptığını ispatlaması gerekmekte olup davalı vekilinin bu istinaf nedeni yerindedir. Ancak bu değerlendirme yapılırken davalının davacı tarafından yapılıp fatura düzenlenen daha sonra da iade faturası düzenlenen 607.200 parçalık teslimatın davalı tarafından itirazsız teslim alındığı hususu gözetilmeli, hiç teslim edilmeyen ancak üretildiği iddia edilen 2.285.010 adet ürünün ise bilirkişilerce incelenmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.
Yine dosya içinde bulunan █████/2015 tarihli davalı firmanın ve dava dışı .........nin imza ve kaşesinin bulunduğu “ teslim belgesidir “ başlıklı belgede " Makro Kauçuk projesine ait Dinç Kalıp tarafından █████/2019 tarihinde Akdeniz Yay’a teslim edilen 307.200 adet üst plastik ve 300.000 adet alt plastik, Akdeniz Yay’ ın projeden çıkması ve ilgili projeye........ Kalıp tarafından devam edileceğinden dolayı ve Dinç Kalıp’ın talimatı ve talebi üzerine ...’ a teslim edildiği" tutanak altına alınmış, Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...... değişik iş sayılı dosyasında davacının ürettiği ve teslim edilen 607.010 adet parçanın ......’ın ticaret sicilindeki adresi olan ...........adresinde olduğu tespit edilmiştir. Bu tutanağın taraflara gösterilerek taraflardan, davalı şirketin projeden çıkarılıp çıkarılmadığı, davacının projeye devam edip etmediği, projeye devam ettiyse bu projenin tamamlanıp tamamlanmadığı, gerek önce davalıya teslim edilen sonradan iade faturası kesilen ve dava dışı Akşen Kalıp’a teslim edildiği tutanakta belirtilen 607. 200 adet plastik gerekse teslim edilmeyen üretimler ve ödemelerle ilgili işe devam kararı alan dava dışı şirketler ile davacı arasında bir anlaşma bulunup bulunmadığı sorularak bu hususun açıklığa kavuşturulması, davacıya projeye devam edildiğini ispat ve davalıya ise projeden çıkartıldığını ispat imkanı tanınarak gösterilecek delillere göre feshin haklı olup olmadığının saptanması gerekir. Feshin haklı olup olmadığının tespitine göre tarafların talepleri konusunda bir değerlendirme yapılması gerektiğinden taraf vekillerinin bu husustaki istinaf nedenleri yerindedir.
Davacı bilirkişilerce zarar hesabı yapılmasına rağmen mahkemece bunun dikkate alınmadığı hususunu istinaf incelemesine getirmiştir. Kural olarak sözleşmenin haklı feshi halinde fesheden, akdin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararın tazminini isteyebilir. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar; sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. Müspet zarar ise, sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. İki taraflı sözleşmelerde alacaklıya tanınan hakların düzenlendiği 6098 sayılı TBK'nın 125/son maddesi uyarınca sözleşmeyi haklı olarak fesheden taraf ancak olumsuz zararını isteyebilir, olumlu zararını isteyemez. Somut olayda, davalı davacının tazminat isteminin açıklattırılmasını istemiş, davacı ise dava dilekçesinde sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle uğradığı zararın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda sözleşme feshedildiğinden müspet zarar kapsamında kar kaybı istenemeyeceği hususundaki bilirkişi görüşü esas alınarak karar verilmiş ise de, davacıya maddi zarara ilişkin talebinin kapsamı açıklattırılarak buna göre tazminat isteminin niteliği belirlenerek bir değerlendirme yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemesi ve kök raporda sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle oluşan zararın belirlenemeyeceği ek raporda ise, bu hususta hesaplama yapan aynı bilirkişilerce düzenlenen raporlar arasındaki çelişkinin gözetilmemesi doğru görülmediğinden davacının istinaf nedenleri yerindedir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde kalıp bedelinden müvekkilinin sorumlu olmadığına ilişkin 16.4.2018 tarihli raporda görüş bildiren bilirkişilerin 12/9/2018 tarihli raporda ise aksi beyanda bulunmalarının çelişki oluşturduğunu, kalıp bedelinden sorumluluklarının bulunmadığını istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. 16.4.2018 tarihli raporda bilirkişiler tarafından davalının kalıp bedelinden sorumlu olmadığı açıklanmış itiraz üzerine alınan 12.9.2018 tarihli ek raporda ise, davalının kalıp bedellerinden sorumlu olduğunu belirtir çelişkili bilirkişi raporunun esas alınması yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki satın alma sözleşmesinin kalıplarla ilgili 9. maddesi ve bu sözleşmeye göre yapılıp üretimde kullanılan kalıpların halen davacıda olduğu ve davacının dava dışı şirketlerle bu işe devam ettiği hususundaki savunmalar dikkate alınarak kalıp bedellerinin davacıya ödenmesinin gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerektiğinden davalının istinaf nedeni yerindedir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece hükmün esasını etkileyecek deliler toplanmadan verilen karar usul ve yasaya aykırı olup taraf vekillerinin istinaf başvurusunun bu sebeple esas bakımından kabulü ile mahkeme kararının HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarıca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... tarih ve ....... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!