Endüstriyel tasarım ve marka hakkına tecavüz, haksız rekabet ile sözleşmeden doğan maddi ve manevi tazminat talepli karmaşık fikri mülkiyet davası.
Özet: Davacı taraf, tescilli endüstriyel tasarım ve marka haklarına davalılar tarafından haksız olarak tecavüz edildiğini, davalıların müvekkilinin eski çalışanının müşteri bilgilerini kötüye kullanarak ve sözleşmeye aykırı şekilde müvekkiline ait kalıpları kullanarak haksız rekabet fiillerinde bulunduğunu ileri sürmüştür; bu fiillerin tespiti, önlenmesi, tecavüz konusu ürün ve kalıplara el konulması, imhası, ürünlerin piyasaya sürülmesinin durdurulması, kalıpların iadesi, ayrıca belirsiz alacak davası kapsamında ıslah edilen toplam 40.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili talep edilmiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS N : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA :Endüstriyel Tasarım hakkından kaynaklanan haksız rekabet ve marka hakkına kecavüzün tespiti, maddi ve manevi tazminat, sözleşmeden kaynaklı oluşan haksız rekabet cezai şartın tahsili amaçlı maddi tazminat ve manevi tazminat
DAVA TARİHİ : █████/2013
KARAR TARİHİ : █████/2026
... 1.FSHHM'nin ... esas-... karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine Taraflar arasında tasarıma ve markaya tecavüz keza hükümsüzlük istemiyle açılan dava va karşı davanın yetkisizlik kararının kesinmeşmesi üzerine İstanbul 3 nolu Fikri ve sınai Haklar Hukuk mahkemesinin ... esas numarasına tevzii edilmiş bu mahkemece yargılama devam ederken HSK’nun ... tarihli ve ... sayılı kararı uyarınca ... 3 ve 4. FSH Hukuk Mahkemelerinin █████/2017 tarihi itibarıyla faaliyetlerinin durdurulmasına, 3. FSH Hukuk Mahkemesinde görülmekte olan dava, iş ve arşiv dosyalarının 1. FSH Hukuk Mahkemesine devrine karar verilmiş ve dava dosyası uyap tevzii bürosunca mahkememizin... esas numarasına kayıtlanarak yargılamaya mahkememizde devam edilmiş ve davanın yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili adına tescilli olan ... tescil numaralı "..." markasına davalı tarafça haksız bir şekilde ... internet adresinde kullanıldığını, müvekkilinin markasına tecavüz ettiğinin açık bir şekilde ortada olduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında sözleşme imzalandığını, ancak davalının yükümlülüklerine yerine getirmediğini, müvekkilinin eski çalışanı ... satın alma departmanlarında çalıştığı için müvekkilinin kimlere, hangi koşullarda ne zaman mal sattığını bildiğini, bu bilgilerden yararlanarak davalı firma ... ile birlikte müvekkilinin müşterisi olan ... firmasına fiyat teklif mektubu gönderildiğini, bunun da haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafça pazarlanmaya çalışılan ürünlerin müvekkili ile kurdukları sözleşme ilişkisi kapsamında edindikleri müvekkilinin kalıpları olduğunu, müvekkili adına tescilli olan marka, tasarımların ile taraflar arasıdaki sözleşmede belirtilen kalıpların kullanıldığının, ... firmaları ile ... arasındaki ilişkinin tespitini, davalı ... firmasındaki söz konusu kalıplara tedbiren el konulmasını, haksız rekabete konu fiillerin önlenmesi, iş bu ürünlerin üretim ve satışının önlenmesini, davalıların elinde bulunan tecavüze konu tüm ürünlere el konularak imhasını, söz konusu ürünleri satmaktan, sağlamaktan, satışa arz etmekten, ihtal, ihraç etmekten, elde bulundurmaktan, satışa arz etmek üzere depolamaktan, internet üzerinde yahut sair mecralarda kullanmaktan men edilmesini, şimdilik ... firmasının tecavüz eden sıfatıyla müvekkilinin tasarımını kullanmasından ötürü elde ettiği kazanç miktarı olarak 1.000 TL maddi, davalılarca taraflar arasında sözleşmeye dayalı bir ticari ilişkinin varolmasına rağmen müvekkilinin tasarımlarını kullanmasından ötürü doğan manevi zararın giderilmesi için 5.000 TL manevi tazminatın tahsilini, sözleşmesel ilişkiden doğan haksız rekabete konu fiillerin önlenmesi, ürünlerin üretiminin satışının önlenmesini, sözkonusu ürünleri satmaktan, sağlamaktan, satışa arz etmekten, ithal ya da ihraç etmekten, elde bulundurmaktan, satışa arz etmek üzere depolamaktan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmaktan men edilmesini, kalıpların müvekkiline iadesini, belirsiz alacak davası olarak 2.000 TL tazminatın tahsilini, 5.000 TL manevi tazminat tahsilini, davaya konu ... tescil numaralı "..." markasının tek başına yahut çeşitli tali unsurlarla birlikte, davalı tarafın ürünlerinde, hizmetlerinde, reklam ve tanıtımlarında, internette yahut sair mecralarda her türlü tanıtım malzemesi ve basılı evrakta, faturalar ve benzeri ticari dökümanlarda kullanmasının önlenmesini, "..." ibaresine haiz davalı şirket araçlarından ve mallarından silinmesini, imhasını, Baransan firmasının tecavüz eden sıfatıyla müvekkili tasarımını kullanmasından ötürü elde ettiği kazanç miktarı olarak örnek lisans bedeli olarak 2.000 TL maddi , 5.000 TL manevi tazminatın tahsilini, davalı tarafın internet üzerinde yaptıkları kullanımlarının önlenmesini, kararın Türkiye de yayın yapan gazetelerden birinde yayınlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davacı yan 28..6.2019 tarihli ıslah harcı ve dilekçesi ile; TASARIMA tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulmasına, davalıların elinde bulunan tasarıma tecavüz mahiyetindeki kalıp ve ürünlere el konulmasına ve imhasına, 20.000-TL maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkile verilmesine, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulmasına, davalıların elinde bulunan müvekkile ait "..."+ şekil markalı ürün ve tanıtım malzemesine el konulmasına ve imhasına, 20.000-TL maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesine, sözleşmeye aykırılık nedeniyle haksız rekabetin tespiti, men'i ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, sözleşmesel ilişkiden doğan (sözleşmedeki cezai şarttan doğan tazminat hakkı olarak) 50.000 Euro maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI DAVA;Davalılar vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle, dava dilekçesinin muhteviyatı tüm tasarımları için talepte bulunduğunu kapsadığını ancak talep kısmında bu konuda açıklık bulunmadığını, hükümsüz tasarımların korumadan yararlanamayacağını, davacının koruma süresi biten ..., ...ve ... tescil numaralı tasarımlarının tümünün ayırt edici özellikleri olmayan sadece geometrik şekiller barındıran ve tescili mümkün olmayan ürünler olduğunu, bilirkişi incelemesini tek taraflı olduğu için itiraz hakkını kısıtladığı için kabul etmediklerini, dava konusu ürünlerin 11.02.2012 tarihinden evvel gerek müvekkil firma ve gerekse pek çok şirket tarafından piyasaya sürüldüğünü, bu ürünün anonim ürün olduğunu ve tescil edilemez olduğunu, davalı ...' a yönelik iddiaların yersiz olduğunu, davacının çalıştığı hiçbir firma ile başka firmalar çalışamaz şeklinde bir kaidenin mevcut olmadığını savunarak asıl davanın reddini, karşı dava olarak davacıya ait anonim nitelikte ve tescil edilebilir özelliğe haiz olmayan,,, tescil numaralı markanın iptalini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık yetkisizlik kararı veren mahkemece tespit edilmişsede maddi ve manevi tazminat istemleri ve hangi tazminat yönteminin seçildiği hususunda yeterli açıklama içirmediğinden davacıların dosyaya sunduğu beyan ve ıslah dilekleri nazara alandığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın; asıl davada davacı yanca tasarıma tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması , güncel olarak tescile haiz olmayan tasarımlar yönünden ise haksız rekabet hükümleri gereğince tespiti, meni ve refi ile keza ıslah ile 52/b maddesine göre artırılan miktarlar ışığında 20.000-TL maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminat istemleri ile aynı zamanda Davalı eyleminin marka hakkına tecavüz olarak kabul edildiğinden markaya tecavüzün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ,556 sayılı KHK 66/b kapsamında ve yine ıslah dilekçesi kapsamına göre 20.000 TL maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile , Sözleşmeye aykırılık kapsamında talep edilen haksız rekabetin tespiti, men'i ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, sözleşmeden doğan cezai şarttan doğan tazminata dayalı olarak da 50.000 Euro maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile, hükmün ilanı ,tedbir istemli olup : karşı dava yönünden markanın hükümsüzlüğü istemlidir.
Türk patent ve marka kurumundan tasarım ve marka tescil belgeleri ile taraflarca gösterilen belgeler celp edildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Taralara ait kurumlar vergisine esas olan kar /zarar durumlarını bildirir mali kayıtlarda bağlı bulundukları vergi dairesinden celp edilmiştir.
Davalı yan ıslah için zamanaşımı süresinin geçtiğini beyan etmişse de; eylemin aynı zamanda marka yada tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet yaratması halinde ceza zamanışımı süreleri içinde ıslah isteminde bulunabileceği anlaşıldığından davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Keza davalı yanca derdestlik itirazında da bulunulmuş olup, kaldırma ilamı öncesi mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere sözleşme kapsamındaki sair taahhütlerin ihlali kapsamında ... 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasındaki talepler ile huzurdaki taleplerin farklı olduğu huzurdaki taleplerin sınai bir hak ve tescilli marka ile tasarım haklarının ihlali kapsamında talepler olduğundan derdestlik itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
ASIL DAVA
Davalı ... yönünden değerlendirme;
Davacı vekili dava dilekçesi ile" müvekkili ile davalı Baransan arasında sözleşme imzalandığını, ancak davalının yükümlülüklerine yerine getirmediğini, müvekkilinin eski çalışanı ...satın alma departmanlarında çalıştığı için müvekkilinin kimlere, hangi koşullarda ne zaman mal sattığını bildiğini, bu bilgilerden yararlanarak davalı firma... ile birlikte müvekkilinin müşterisi olan Kromlek firmasına fiyat teklif mektubu gönderildiğini, bunun da haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafça pazarlanmaya çalışılan ürünlerin müvekkili ile kurdukları sözleşme ilişkisi kapsamında edindikleri müvekkilinin kalıpları olduğunu, müvekkili adına tescilli olan marka, tasarımların ile taraflar arasıdaki sözleşmede belirtilen kalıpların kullanıldığını" şeklinde beyanda bulunmuş ise de, yapılan tetkikte davalı ...'ın önceden davacı şirkette sonradan da davalı şirket nezdinde çalıştığı noktasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede, kaldırma ilamı öncesinde davalı ... yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede Davalı ...'ın davacının iddia ettiği gibi davacı şirket nezdinde elde ettiği bilgileri davacı aleyhine olacak şekilde ticari hayata haksız rekabet teşkil edecek şekilde kullandığına dair somut bir delil olmadığı, davacı davalı ... hakkında ikame ettiği davayı bir adet fiyat teklifi mektubuna dayandırmış ise de; fiyat teklifi sunulan şirketin davacının müşterisi olmasının haksız rekabet kapsamında telakki edilemeyeceği, davalı şirketin ve o dönem çalışanı olan diğer davalının ticari hayatın gerektirdiği şekilde fiyat teklifi sunmasında herhangi bir haksız unsur olmadığı gibi teklif içeriğinin dava konusuna ilişkin olduğu noktasında da içerikte netlik bulunmadığı ve yine dava dışı şirketin de teklifi kabul etmediği, bir an için teklifin dava konusu ürünlere ilişkin olduğu varsayımında da teklifi yapanın davalı şirket olduğu, davalı ...'ın çalışan sıfatı ile isminin yer aldığı bu hali ile davalı...'ın sorumluluğun söz konusu olmadığı ve yine davalı şirketçe husule gelen tecavüz, haksız rekabet kapsamındaki eylemlere ilişkin olarak bu eylemlerin yapılması ve ticari hayata sokulmasının evvelce davacı şirkette çalışan davalı ...'ın dahili ile ve edindiği bilgileri davalı şirket ile paylaşması neticesinde gerçekleştirdiğine ilişkin şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil olmadığı ve yine aşağıda ayrıntısı ile ele alındığı üzere sözleşmeye aykırı eylemin bulunmadığı, bir an için diğer davalı şirketin sözleşmeye aykırı hareket ettiği varsayımında da sözleşmeye aykırı hareket ettiği iddia olunan diğer davalı şirketin eylemlerine davalı ...'ın iştirak ettiğine yahut davacıdan edindiği bilgiler kapsamında bu eylemleri davalı şirketin gerçekleştirmesine yardım ettiğine dair somut bir veri ve delil olmadığı anlaşılmakla davalı ... hakkında açılan davanın tüm istemler yönünden reddi gerektiği kanaatiyle ilgili davalı yönünden davanın reddi yönünde karar verilmiştir.
Davalı şirket yönünden değerlendirme;
Davacı vekili, ikame ettiği asıl davayı tasarım, marka ve sözleşmeye dayalı olarak üç başlık altında ikame etmiş olup, nitekim davacı vekili talebini açıkladığı █████/2014 tarihli duruşmada;
"Davacı karşı davalı vekilinden davanın esasına ilişkin özet beyanı soruldu : davalı taraf müvekkile yönelik TPE de yenilenmediğinden sahibi adına geçerliliğini kaybeden tasarımlara yönelik tecavüzde bulunmuştur bu nedenle 1 numaralı talebimiz bu tasarımlara yönelik haksız rekabetin tespiti, menine yönelik taleptir bundan dolayı maddi ve manevi tazminat talebimiz vardır, 2 numaralı talebimiz 2009 05087 tescil nolu konveyör market şekil markasının müvekkil izni dışında haksız olarak kullanılmasından dolayı marka hakkına tecavüzün tespiti, meni maddi manevi tazminat talebidir, 3. Talebimiz ise müvekkilin haklarına yönelik davalıların müvekkille aralarında olan sözleşmenin ihlaline dayanan haksız rekabetin önlenmesi ve maddi manevi tazminat talebidir" şeklinde ifade etmiş olup,
Davacı vekili 1 numaralı talep yönünden davaya dayanak davacıya ait olan ancak geçerliliğini güncel olarak muhafaza etmeyen tasarımların haksız kullanılması sebebi ile husule gelen haksız rekabete dayalı olarak davasını ikame etmiş olup, davacının dayandığı tasarımlara ilişkin olarak haksız rekabet istemi olduğu varit olmak ile birlikte davacı dava dilekçesinde ayrıca dayandığı tasarımlardan ikisinin tescilli olduğunu beyan ederek ayrıca tescilli tasarım hakkına dayalı tecavüze dayalı da dava ikame etmiştir.
Davacının dayandığı tasarımların TPMK nezdinde gelen cevabi yazı ile yenilenmemeye bağlı olarak güncel olarak geçerli olmadığı tespit edilmiş olup, davacı vekili iki tasarımının tescilli olduğunu beyan etmiş ise de, davacının dava dilekçesi ile tescilli olduğunu iddia ettiği ..., ... numaralı tasarımların dava tarihinde geçerli tescilinin bulunmadığı dolayısı ile tescilli tasarıma dayalı olarak tecavüz davası açılmasının olanağının bulunmadığı nitekim bu olanağın olmadığı hususunun bizatihi davacı vekilinin █████/2014 tarihli duruşmada;- verdiği "Davacı karşı davalı vekilinden davanın esasına ilişkin özet beyanı soruldu : davalı taraf müvekkile yönelik TPE de yenilenmediğinden sahibi adına geçerliliğini kaybeden tasarımlara yönelik tecavüzde bulunmuştur bu nedenle 1 numaralı talebimiz bu tasarımlara yönelik haksız rekabetin tespiti, menine yönelik taleptir " beyanından da sabit olup, buna rağmen davacı vekilinin dava dilekçesi ile tescilli tasarıma dayalı olarak talepte bulunup buna bağlı tecavüz davası açması yerinde olmayıp anılı sebeplerle tescilli tasarım hakkına dayalı açılan tecavüz davasının REDDİNE dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Yukarıda belirtildiği gibi davacı yanın dayandığı tasarımlar yenilenmemeye bağlı olarak geçersiz kalmış ve davacı yan tasarımlara ilişkin olarak haksız rekabet isteminde bulunmuş olup, bu minvalde yapılan incelemede, her ne kadar tasarımlar yenilenmemeye bağlı olarak geçersiz ise de, bu hususun davacı yanın bu tasarımlara ilişkin olarak hak sahipliğini ortadan kaldırmayacağı zira davacının dayanak tasarımları hükümsüz kılınmamış yahut iptal edilmemiş olup, davalı yahut dava dışı kişiler tarafından da davaya konu edilmemiştir. Davacı yanın yenilenmemeye bağlı olarak tasarımlarının geçersiz olması sebebi ile tescilli bir tasarıma dayalı hak sahipliği olmayacak ise de haksız rekabet hükümleri kapsamında evvelce adına tescilli olan lakin yenilenmemesi sebebi ile geçersiz olan tasarımlara ilişkin dava ikame etmesi mümkündür.
Davalı yan her ne kadar davacı tarafın dayanak tasarımlarının yeni ve ayırt edici olmadığı iddiasında ise de; yenilik iddiasının ancak hükümsüzlük davasında ileri sürülebileceği, tecavüz davasında davalı tarafın yeni ve ayırt edicilik savunmasına dayanmasının mümkün olmadığı, davalı yanın bu iddiasını ancak yeni ve ayırt edicilik unsurlarının olmaması sebeplerine dayalı olarak SMK 78/3 maddesi kapsamında süresinde ikame edeceği hükümsüzlük davasında ileri sürebileceği ancak süresi içinde açılmış bir dava olmadığı, bir an için davalı yanın hükümsüzlük davası açmadan da tecavüz davasında savunma olarak ileri sürebileceği varsayımında da dosya kapsamında bu kapsamda gerekli incelemeler yapılmış olup, yapılan incelemeler neticesinde davacının dayanak tasarımların ayırt edici olmadığını ve piyasada daha önce kullandığı gösterir bir delil olmadığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamı itibari ile yapılan incelemede davalıya ait olan internet siteleri üzerinden yapılan incelemede; ... adlı sitenin davalı şirkete ait olduğu, dosya ilk açıldığında kayıtlı olduğu ... 1.FSHHM'nin ... dosyasında, sitenin davalı şirkete aidiyetine yönelik ekli görseller ile desteklenecek şekilde bilirkişi ... tarafından rapor hazırlandığı, alınan raporun yerinde tespitler ihtiva ettiği gibi tespitleri tevsik eder mahiyette görsellerin de rapora dercedildiği, davacı yanın davalıya ait olduğunu iddia ettiği mütecaviz kullanımlara dair paylaşımların yer aldığını beyan ettiği www.alubaraluminyum.com sitesi üzerinden yapılan incelemede Davacının çeşitli tescilli tasarımlar ile davalının ürünleri karşılaştırılmış ; şekil, biçim. Çizgi görünüm genel izlenim bakımından benzer olduğu, Davalının, tasarımların ayırt edici olmadığı ve piyasada daha önce kullandığı yönündeki iddialarını destekleyen yeterli delil sunulmadığı, dava konu ürünlerin davacının tasarımlarına benzer olduğu, bu benzerliğin zorunlu teknik sebeplerden kaynaklanmadığı ve ihlal oluşturduğu, kaldırma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporları ile mütecaviz kullanım kapsamında olan ürünlerin davacının evvelce tescilli olan tasarımları ile olan karşılaştırması neticesinde davacıya ait ... sayılı tasarımlarla karşılaştırıldığında benzer veya çok benzer olduğu, bu benzerliğin bilgilenmiş profesyonel satın alıcı ve kullanıcı üzerinde bıraktığı izlenimin aynı olduğu ve iltibasa ve aldatmaya yol açacak mahiyete olduğu, kaldırma ilamı sondasında alınan kök ve ek raporlar ile alınında uzman bilirkişilerce incelemeler yapılmış olup, mütecaviz kullanımların ve yine mütecaviz olduğu iddia olunan ürün görsellerinin rapora dercedildiği, gerekli karşılaştırmaların da usule uygun yapıldığı, denetime ve bam kaldırma ilamına uygun raporların alındığı, yukarıda da ifade edildiği üzere mütecaviz ürünlere benzeyen tasarımların güncel olarak tescilli olmaması sebebi ile tescilli tasarımın yararlanacağı haklardan istifade edemeyecek ise de haksız rekabet hükümleri kapsamında korunacağı, yukarıda anılı mütecaviz kullanımların davacının ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyebilecek nitelikte olduğu davalının haksız kazanç elde etmesine yol açabileceği ve haksız rekabet şartlarının oluştuğu anlaşılmakla davaya dayanak davacıya ait olan ancak geçerliliğini güncel olarak muhafaza etmeyen yukarıda isimleri belirtili tasarımların haksız kullanılması sebebi ile husule gelen haksız rekabet eylemlerinin TESPİTİ ile haksız rekabet kapsamında olan mütecaviz ürünlerin REFİ ile bu kapsamda olan mütecaviz ürünlere el konulmasına, kararın kesinleşmesi ile masrafı davalı şirkete ait olmak üzere imhasına, muhtemel haksız rekabet eylemlerinin MENİNE dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Tasarımların haksız kullanımına bağlı husule gelen haksız rekabet kapsamında davacı yanın maddi zararının bulunduğu ancak kaldırma ilamı öncesi yapılan bilirkişi incelemelerinde ve yine kaldırma ilamı öncesi verilen mahkeme kararı gerekçesinde de belirtiliği üzere;
Bilindigi gibi tasarım hukukundaki tazminat davalarında davacının uğradığı zarar/karşı tarafın elde ettiği kazanç yapılan yargılamada tam olarak tespit edilemiyorsa mahkeme tarafından dosyaya sunulu deliller kapsamına göre borçlar kanunu hükümlerine göre de mahkemece res’en değerlendirme yapabilmektedir.
Davalının tasarımların kullanımı kapsamında bir ürün satmış ise bu ürünün satışa etkisi, ürünün işçilik ve maliyet giderleri düştükten sonra ne kadar net kar elde ettiği tespit edilemediğinden keza zararın belirlenmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde geniş olarak yorumlanamayacağından somut olayda davalının tacir olarak kusuru bulunduğundan bu miktar tazminat hakkaniyete göre belirlenmelidir. Ancak tazminat BK göre belirleneceğinden tazminatın belirlenmesinde profil söktörünün genelindeki parametreler, davacının evvelce tescile haiz tasarımlarının zamana göre daralma yada artış göstermesi, cirolar, ülke ekonomisinin koşulları da taraf ciroları kadar gözetilmelidir. Elbetteki bu açıklanan unsurların bir çoğu bilirkişilerce saptanamadığından net bir zarar hesabının yapılamadığı bu durumda hakim Borçlar Kanunu' nun 51. maddesine göre somut olayın özelliklerine, kusurun ağırlığına ve hakkaniyete göre zararı tespit ve taktir edecektir. Tarafların mali kapasitesi, ödedikleri vergiler, karın salt profil satışından kaynaklanmamış oluşu gözetilerek Tasarımların haksız kullanımına bağlı husule gelen haksız rekabet kapsamında 10.000,00 TL uygun bulunmuş, bu kapsamda 10.000 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı tasarımların haksız kullanımına bağlı husule gelen haksız rekabet kapsamında manevi tazminatına talep etmiştir. Manevi tazminat yönünden haksız rekabet eylemlerinin niteliği, ,davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya göre takdiren 5.000- TL manevi tazminat uygun bulunmuş aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 2. Başlıktaki talebi marka hakkına tecavüz istemine ilişkin olup, yapılan tetkik ve incelemede;
Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini diğerlerininkilerden ayırt etmeye yarayan kişi adları, sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, “malların biçimi veya ambalajları” gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretlerden oluşur (556. Sayılı KHK m. 5/1). Bu çerçevede kişiler bu işaretlerin seçiminde serbesttirler. Ayırt edici bir karaktere sahip olması şartıyla anlamsız bir kelime veya şeklin marka olarak seçilmesi ve tescil ettirilmesi mümkündür.
Kural olarak marka, iki unsurdan meydana gelmektedir; esas unsur ve yardımcı unsur. Bir markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan unsur esas unsur olup, esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunan unsur ise yardımcı unsur olarak adlandırılmaktadır. Bir marka tamamlayıcı bir unsur olmaksızın sadece esas unsurdan da meydana gelmiş olabilir; böylece tek ibare, üzerine konduğu mal veya hizmetleri benzer mal veya hizmetlerden ayırma fonksiyonunu yerine getirmek için yeterlidir. Halbuki tamamlayıcı unsurlar herkes tarafından kullanılabilecekleri için tek başlarına ayırt edici niteliğe sahip değildirler; bu nedenle de bağımsız bir parça olarak korunmaları söz konusu değildir. Bu sebeple markalar arasında benzerlik olup olmadığı incelenirken, markalardaki esaslı unsurların tespit edilmesi gerekmektedir. Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.
Esas unsur; ayırt edici nitelikte, özgün ve karakteristik olmalıdır. Esas unsur münferit kelime, yazı, tesim, şekil, renk veya bunların oluşturduğu bir kompozisyondan oluşabilir. Karma bir işarette, kulağa hitabın daha önemli olması sebebiyle yazı daha hâkim bir unsur ise de, bu keyfiyet diğerlerinin esas unsur niteliğini kaybetmesine yol açmaz. Esas unsur, yardımcı unsurlara nazaran daha belirgin ve fark edilebilir olmalıdır. Marka sadece kelimelerden değil de sayı, harf veya şekillerin meydana getirdiği bir kompozisyondan oluşuyorsa, sadece kelimelerin birbirinden ayırt edici olması yeterli değildir. Markanın bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle diğerlerinden ayırt edici nitelikte olması gerekmektedir. Bu nedenle, markanın içinde yer alan unsurlardan sadece birisine bakılarak ve diğer unsurlar ihmal edilerek ayırt ediciliğin varlığına veya yokluğuna hükmedilemez.
Dava konusu markalar kelime ve şekil unsurlarından oluşmaktadır. Bu durumda öncelikle markaya hangi unsurun ayırt edicilik karakteri verdiği, yani markanın esaslı unsurunun ne olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir.
Davacıya ait hükümsüzlüğü istenen ... tescil numaralı marka ... ibaresinden oluşmaktadır.
... ibaresi Fransızcadan dilimize geçmiş olan ve yerden yüksekte yük taşıyan araç anlamına gelmektedir. Bu nedenle tek başına bir mtarkanın esas unsurunu oluşturamaz, Ancak bir markada yardımcı unsur olarak kullanılmasında bir mahzur yoktur. ... ibaresi de genelde her çeşit malın perakende satışın yapıldığı yerlere verilen isim olarak dilimizde çokça kullanılan bir kelimedir. Dolayısı ile ... kelimesi de tek başına bir markada esas unsur olarak kullanılamaz. Ancak bir markada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
... ibareli davacı markasında, ... ve ... ibareleri birlikte kullamlarak kelimeler tek başlarına kullanıldıklarında taşıdıkları anlamlarını kaybetmiş, yeni bir anlam kazanmıştır. Buna bir de şekil ilave edilmesiyle birlikte ortaya farklı bir kombinasyon çıkmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacı Markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Markanın hükümsüz sayılmasını gerektiren haller 556 sayılı KHK” nin 42, Maddesinde sınırlı sayıda olmak üzere düzenlenmiştir. Markanın KHK'nin 7 ve 8. maddelerinde düzenlenen mutlak ve nispi red nedenlerinin varlığına rağmen tescil edilmiş olması durumunda markanın hükümsüzlüğünden; KHK m, 42/1-c, d, e, ve f bentlerinde olduğu gibi markanın sonradan ortaya çıkan sebeplerden dolayı sicilden terkininde ise markanın iptelinden bahsedilmektedir. 556 sayılı KHK'nin bazı maddelerinde markanın hükümsüzlüğü, bazılarında iptali terimlerinin kullanılması yazımı hatalarından kaynaklanmaktadır
556 sayılı KHK m. 42/1-c ye göre, KHK'nin 14. maddesine aykırılık halinde markanın hükümsüz sayılmasına yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Ancak KHK m. 42/1-c Hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından 09.04.2014 tarihinde iptal edilmiştir.
Karşı dava dosyası Davacı taleplerinde KHK m. 42/b, d, e, ve f bentlerine ilişkin bir talebi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle de geriye karşı davalı markasının KHK m. 42/ (a) bendi açısından hükümsüzlük incelenmesi yapılması gerekmektedir.
Mutlak ret nedenleri KHK m. 7” de düzenlenmiştir. Mutlak ret nedeni oluşturan işaretler, bir başkasının marka hakkını ihlal ettiği için değil, nitelik ve özellikleri gereği herkesin kullanımına kapatılmış olan işaretlerdir.
Bir işaretin ayırt edici niteliğinin olabilmesi için kullanılacağı mal ya da hizmetin cinsine ve niteliğine yakın olmaması gerekir. Bunlar arasındaki uzaklık ne kadar fazla ise, marka o kadar kuvvetli kabul edilir. Buna karşılık seçilen ibare kullanılan ürün veya hizmeti çağrıştırıyor ise marka zayıftır. Zayıf markaların, farklılıklar yaratılmak suretiyle başkaları tarafından kullanılması yasaklanamaz. Amaç, kişilerin sunulan hizmetlerin ve malların menşei hakkında aldanmamaları ve bu mal ve hizmetleri, bu farklılıklar sayesinde ayırt edebilmeleridir..
Somut olayda ... ibareli marka, üzerine konulduğu mallar açısından ayırt edicilik karakteri zayıf olan bir marka olmasına karşın, marka olarak kullanılmasında bir mahzur yoktur. Zira marka asgari ayırt edicilik niteliğine sahiptir. Bu nedenle davacı/karşı davalı markası KHK m. 7/1-a anlamında mutlak tescil engelleri arasında sayılamaz. Açıklanan nedenlerle, davacı/karşı davalı markası açısından hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, dolayısı ile karşı davanın reddi gerektiği mahkememizce değerlendirilmiş ancak karşı davaya konu marka dava tarihinde geçerli olmasına rağmen dava tarihinden sonra yenilenmemeye bağlı olarak geçersiz hale geldiğinden karşı dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karşı davanın açıldığı tarihte karşı davacı yanın davasında haklı olmadığı anlaşılmakla karşı dava yönünden vekalet ücreti ve yargılama giderleri karşı davada karşı davacı aleyhine olacak şekilde değerlendirilmiştir.
Karşı davanın yerinde olmaması sebebi ile asıl dava dosyasında davacı yanın yukarıda bahsi geçen markası davacı adına tescilli olup geçerliliğini ihtiva etmektedir. Yukarıda açıklanan açıklamalar ışığında asıl dava kapsamındaki marka hakkına tecavüz davasına dönülecek olursa;
Davalı taraf davacıya ait tescilii ... ibaresini www. ... internet alan adı olarak kullanmış olduğu gibi, kendisine ait olan www ... sitesi içerisinde de markanın kendisine ait olduğu bilgisine yer vermiştir.
Marka ile aynı olan bir işaretin alan adı olarak tescil edilip kullanılması halinde ortaya konulan ilkelerin, marka ile benzer olan bir işaretin alan adı olarak tescil edilmesi halinde de göz önüne alınması gerekir. Ancak yine de burada özellik arz eden bazı durumlar ortaya çıkabilir. Markanın alan adında yer alması halinde, bu alan adına, başka kelime, harf ve işaretlerin ilave edilmesi marka ile alan adları arasındaki benzerliği ortadan kaldırmayacaktır. Bu bağlamda bir alan adında, markanın tamamının yer aldığı hallerde, alan adına ilaveler yapılması da aynı şekilde karıştırma tehlikesini ortadan kaldırmaz,
Bu açıklamalar ışığında somut olay bakımından, davalının ... adlı alan adı ile davacının ... ibareli markasının aynı olduğu açık şekilde görülmektedir.
KHK m. 9. Madde düzenlemesine göre, davalının www,konveyormarketi.com alan adını kullanmak suretiyle davacının markasına tecavüzün varlığının kabul edilebilmesi için,
- işareti kullanan kişinin (davalının), işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısının olmaması,
- Alan adının ticari etki yaratacak biçimde kullanılması gerekir. Bu iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Birinci şart bakımından davalı taraf, işaretin kullanımına ilişkin üstün bir hakka sahip ya da işaretin kullanımına ilişkin meşru bir bağlantısı olduğunu ispat etmesi gerekecektir.
İkinci şart bakımından, yani alan adının ticari etki yaratacak biçimde kullanılması konusunda, fiili olarak ticari etkinin gerçekleşmiş olması aranmamalı, bu etkinin gerçekleşme ihtimali yeterli görülmelidir. Davalı web sitesi incelendiğinde, davacının tescilli markasının kullanıldığı ürünlerin oldukça benzerlerinin kullanıldığı teknik bilirkişi raporu ile sabittir.
Dolayısı ile iki tarafında aynı sektörde faaliyet gösterdiği düşünüldüğünde, ... sitesini gören ve inceleyen kimselerin, bu web sitesinin davacı şirkete ait markalı ürünlerin faaliyet gösterdiğini düşünecekleri pek muhtemeldir. Bu durum davacının markasına iltibas oluşturmakta ve böyle marka hakkını ihlal etmektedir,
Marka ile (aynı) ya da benzer olan alan adının yönlendirildiği internet sitesinin içeriği, yani tarafların iştigal sahaları, sunrmuş oldukları mal ya da hizmetler dikkate alınmalı, yalnızca alan adı ile marka karşılaştırmasıyla yetinilmemelidir. Bu bağlamda, alan adının yönlendirildiği sitenin sunduğu mal ve hizmetlerle markanın tescil edildiği mal ve sınıflar farklı ise artık burada sanal dünya dışındaki kurallardan ayrılmayı haklı kılacak bir durum yoktur. Burada farklı sektörlerde faaliyette bulunan firmalardan, önce alan adını tescil ettiren kimseye karşı MarkaKHKm, 9/ (e ) hükmüne dayanılamaz. Teknik bilirkişinin hazırlamış olduğu rapora göre, davalı internet sitesinde davalının üretmiş olduğu ürünlerin bir benzerine yer verilmiştir. Yani alan adımın kullanılmış olduğu internet sitesinin içeriği de davacı markasının kullanıldığı ürünler ile aynılık ya da benzerlik arz etmektedir.
Netice itibarıyla, somut olayda davacının markasının aynı ya da benzerinin alan adı olarak kullanılması, davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmekte, bu durum 556 sayılı KHK m. 9 (e ) bendi gereğince yasaklanabilecek fiillerdendir. Davalının istinat edebileceği herhangi bir üstün hakkı, meşru bağlantısı olmadığının kabulü halinde, davalının bu faaliyetini ticari etki yaratacak bir kullanım olarak kabul etmek gerekecektir.
Yine aynı şekilde davacıya ait ...ibareli markanın davalıya ait www ... internet sitesinde yer alması KHK m. . 9. Maddesi kapsamında markaya tecavüz oluşturmaktadır.
Yukarıda belirtilen açıklamalara ilaveten bir hususa dikkat çekmek adına belirtmek gerekir ki davalı şirketin konveyor ibaresini tek başına kullanmasında bir beis olmadığı zira bu ibarenin Fransızcadan dilimize geçmiş olan ve yerden yüksekte yük taşıyan araç anlamına geldiği, davacının tekelinde olan bir ifade olmadığı lakin tecavüz kapsamında olan markasal kullanımın konveyor market şeklinde husule gelen kullanımlar olup, bu kullanımların da neden tecavüz kapsamında olduğu yukarıda açıklanmış anılı sebeplerle yukarıda aktarılan şekilde meydana gelen marka hakkına tecavüzün tespitine karar verilmiş ancak alınan raporlar ile de saptandığı üzere marka tecavüzü eyleminin dava tarihinden sonra son bulması sebebi ile marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması, el koyma ve imha kapsamındaki istemler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, konusuz kalıp karar verilmesine yer olmadığına karar verilen istemler yönünden marka tecavüzü davasında davalı yanın haksız olma durumu nazara alınarak marka tecavüzü davası yönünden davalı şirket lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdir edilmemiş aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Bilindigi gibi marka hukukundaki tazminat davalarında davacının uğradığı zarar/karşı tarafın elde ettiği kazanç yapılan yargılamada tam olarak tespit edilemiyorsa mahkeme tarafından dosyaya sunulu deliller kapsamına göre borçlar kanunu hükümlerine göre de mahkemece res’en değerlendirme yapabilmektedir.
Davacı yan 556 Sayılı KHK m.66/2-b uyarınca "Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre" maddi tazminat hesaplaması yapılmasını talep etmişse de , davacı markasının tannımış marka olmadığı, davalının markasal kullanım kapsamında bir ürün satmış ise bu markanın satışa etkisi, ürünün işçilik ve maliyet giderleri düştükten sonra salt marka kullanmını nedeniyle ne kadar net kar elde ettiği tespit edilemediğinden keza zararın belirlenmesi davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak şekilde geniş olarak yorumlanamayacağından somut olayda davalının tacir olarak kusuru bulunduğundan bu miktar tazminat hakkaniyete göre belirlenmelidir. Ancak tazminat BK göre belirleneceğinden tazminatın belirlenmesinde profil söktörünün genelindeki parametreler, davacının markasının zamana göre daralma yada artış göstermesi, cirolar, ülke ekonomisinin koşulları da taraf ciroları kadar gözetilmelidir. Elbetteki bu açıklanan unsurların bir çoğu bilirkişilerce saptanamadığından bu durumda hakim Borçlar Kanunu' nun 51. maddesine göre somut olayın özelliklerine, kusurun ağırlığına ve hakkaniyete göre zararı tespit ve taktir edecektir. Tarafların mali kapasitesi, ödedikleri vergiler, karın salt profil satışından kaynaklanmamış oluşi gözetilerek marka ihlali nedeniyle 10.000 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacı marka ihlali nediniyle manevi tazminat da talep etmiştir. Manevi tazminat yönünden marka hakkına yapılan tecavüzün niteliği, ,davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya göre takdiren 5.000- TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 3. Başlıktaki talebi Sözleşmeye aykırılık kapsamında talep edilen haksız rekabetin tespiti, men'i ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, sözleşmeden doğan cezai şarttan doğan tazminata dayalı talep edilen 50.000 Euro maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminat istemlerine ilişkin olup, yapılan tetkikte;
Davalı yanca tasarım ve marka hakkına tecavüz eyleminde bulunması tek başına sözleşmeye aykırı hareket ettiği anlamına gelmeyeceği, sözleşmenin incelenmesinin gerektiği, yapılan incelemede Davacı taraf aynı zamanda huzurdaki davada Taraflar arasındaki "sözleşmede ihlal edilen her bir kalıp için 50.000 Euro cezai şart ödeneceğini , davalı tarafından sadece tek bir kalıp değil, birden fazla kalıp izinsiz olarak kullanıldığını, davalının web sayfasında yayınlanan 8 adet profilin birebir davacıya ait profillerin aynısı olduğunu ileri sürerek davalının sözleşmeyi ihlali nedeniyle ödemesi gereken cezai şartında hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmişse de; davalı yan savunmasında kalıpların sözleşme tarihinden önce üretilen ürünler olduğunu, kalıpların çalındığı yada ilk kez kalıpların davacı yanca piyasada sürüldüğünün davacı yanca ispatının gerekli olduğunu ileri sürmüş olup, davacı yanın dilekçesinin 6.sayfasında davalı elindeki kalıpların iade edildiğini, kalıpların kopyaları çıkarılmış ise bunun tespiti ile 3.bir firmaya üretim yapılması halinde cezai şart ödenmesi gerektiğini bu hususun ise bilirkişi tarafından tespit edilmesini talep etmiştir. Bu durumda davalı savunmasının aksini gösteren delillerin davacı yanca sunulmadığı, yani kalıpların sözleşme öncesinde üretilen kalıplar olduğu savunulmuş olup, davacı yanca kalıpların hangi tarihte davalıdan teslim alındığı, aralarında ticari ilişki bulunduğu süre kapsamında bu kalıpların nerede üretildiğini bilecek durumda olduğundan, kalıpların iade edilmeyerek bir üretim yapıldığı iddiasındaysa bu adreste tespit yaptırabileceği, ancak sadece internet sitesinde bir inceleme yapıldığı, dolayısıyla davalı savunmasının ve aralarındaki sözleşmenin ihlal edilerek cezai şart alacağının doğduğu hususunun ispat edilemediği, cezai şart alacağı sözleşmede tasarım hakkına tecavüze dayandırılmamış olup, cezai şart alacağı 3. Kişiler adına üretim yapılıp yapılmadığı ve kalıpların iade edilip edilmediği gibi sebeplere dayanmakta olup, kalıplara ilişkin olarak bizatihi davacı yan iade edildiğini ikrar etmiş, harici iade edilmeyen olup olmadığını ispata elverişli delil olmadığı yine bu kalıplar ile 3. Kişiler adına üretim yapılıp yapılmadığı hususunun da ispatlanamadığı dolayası ile sözleşmeye aykırılıktan kaynaklı haksız rekabetin oluşmadığı gibi cezai şarta dayalı maddi tazminat ve manevi tazminat için koşulların oluşmadığı değerlendirilmekle Sözleşmeye aykırılık kapsamında talep edilen haksız rekabetin tespiti, men'i ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, sözleşmeden doğan cezai şarttan doğan tazminata dayalı talep edilen 50.000 Euro maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Bam kaldırma ilamındaki kaldırma gerekçelerinden biri erişim engellenmesi talebi yönünden değerlendirme yapılmamış olması olup, yapılan incelemede, davacı vekilinin dava dilekçesinde erişim engeline yönelik talebinin olmadığı erişim engeli isteminin ıslah dilekçesinde talep edildiği , ıslah talebinde erişim engeli istenen "..." sitesinin güncel olarak girilemediği aktif olmadığı aktif olması durumunda da sitenin tamamına erişim engeli konulmasının mümkün olmadığı zira alan adı isminde tecavüz mahiyette bir ibare olmadığı, site içerisinde yer alan haksız kullanımlar var ise salt bu kullanımların engellenmesi yönünde istemde bulunabileceği, nitekim davacı vekilinin de dava dilekçesindeki isteminin de erişim engeline ilişkin olmayıp internet üzerindeki kullanımların engellenmesine ilişkin olup, mahkememizce de husule gelen haksız kullanımlar sebebi ile men kararı verilmiş olup ayrıca internet sitesinin tamamı üzerinde erişim engeli kararı verilmesi mümkün olmayıp anılı sebeplerle erişim engeli talebinin reddine dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Husule gelen tecavüz eylemleri sebebi ile kararın ilanında hukuki yarar var olduğundan ayrıca hükmün ilanına da aşağıdaki gibi karar verilmiştir.
Karşı dava, asıl davadaki marka tecavüzü istemi ile iltisaklı olduğu için asıl davadaki marka tecavüzü başlıklı bölümde bu konuda değerlendirme yapılmış olup tekrara kaçmamak adına ayrı başlık altında değerlendirme yapılmamış, anılı sebeplerle aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:
1- ASIL DAVADA;
-Davalı ... yönünden açılan davanın REDDİNE,
-Davalı şirket yönünden açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
A- Tescilli tasarım hakkına dayalı açılan tecavüz davasının REDDİNE,
-Davaya dayanak davacıya ait olan ancak geçerliliğini güncel olarak muhafaza etmeyen tasarımların haksız kullanılması sebebi ile husule gelen haksız rekabet eylemlerinin TESPİTİ ile haksız rekabet kapsamında olan mütecaviz ürünlerin REFİ ile bu kapsamda olan mütecaviz ürünlere el konulmasına, kararın kesinleşmesi ile masrafı davalı şirkete ait olmak üzere imhasına, muhtemel haksız rekabet eylemlerinin MENİNE,
Tasarımların haksız kullanımına bağlı husule gelen haksız rekabet kapsamında 10.000,00 TL maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
B-Davalı şirketin evvelce vuku bulan markaya tecavüzün tespitine, marka tecavüzü eyleminin dava tarihinden sonra son bulması sebebi ile marka hakkına tecavüzün önlenmesi, durdurulması, el koyma ve imha kapsamındaki istemler yönünden karar verilmesine yer olmadığına,
Evvelce vuku bulan marka tecavüzü eylemi sebebi ile 10.000 TL maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
Davacı markasına tecavüz kapsamında hükmün ilanında hukuki yararı bulunduğundan ,karar kesinleştiğinde hükmün Türkiye çapında tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalı şirketten tahsiline,
C-Sözleşmeye aykırılık kapsamında talep edilen haksız rekabetin tespiti, men'i ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, sözleşmeden doğan cezai şarttan doğan tazminata dayalı talep edilen 50.000 Euro maddi tazminat ve 5.000-TL manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE,
D-Erişim engeli isteminin REDDİNE,
2-KARŞI DAVADA;
-Karşı davanın konusuz kalması sebebi ile KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Asıl davada davalı şirketten alınması gereken 2.049,30 TL karar ve ilam harcının, asıl dava için yatırılan ıslah ve peşin harç toplamından(6.939,10 TL) mahsubu ile 4.889,80 TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde asıl dava dosyası davacısına iadesine, asıl davada davalı şirketten alınması lazım gelen ancak davacının yatırdığı peşin ve ıslah harcından karşılanan 2.049,30 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl davada davalı şirketten tahsili ile asıl dava dosyası davacısına ödenmesine,
4-Asıl davada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabule konu kısımlar yönünden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
-Davaya dayanak davacıya ait olan ancak geçerliliğini güncel olarak muhafaza etmeyen tasarımların haksız kullanılması sebebi ile husule gelen haksız rekabete dayalı dava yönünden maktu 55.000,00 TL,
-Tasarımların haksız kullanımına bağlı husule gelen maddi zararın tazminine dayalı maddi tazminat istemi yönünden kabul değeri nazara alınarak 10.000,00 TL,
-Tasarımların haksız kullanımına bağlı husule gelen manevi zarar tazminine dayalı manevi tazminat istemi yönünden kabul değeri nazara alınarak 5.000,00 TL,
-Marka hakkına tecavüz davası yönünden maktu 55.000,00 TL,
-Marka hakkına tecavüze dayalı maddi tazminat için kabul değeri nazara alınarak 10.000,00 TL,
-Marka hakkına tecavüze dayalı manevi tazminat için kabul değeri nazara alınarak 5.000,00 TL, olmak üzere toplam 140.000,00 TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl dava dosyası davalısı şirketten tahsili ile asıl dava dosyası davacısına ödenmesine,
5-Asıl davada davalı olan şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden iş bu şirket yönünden redde konu kısım nazara alınarak;
-Tescilli tasarım hakkına dayalı açılan tecavüz davasının REDDİ kararı yönünden maktu 55.000,00 TL,
- Tasarımlara ilişkin açılan maddi tazminat isteminin redde konu kısmı yönünden 10.000,00 TL,
-Markaya ilişkin açılan maddi tazminat isteminin redde konu kısmı yönünden 10.000,00 TL,
-Sözleşmeye aykırılık kapsamında talep edilen haksız rekabete dayalı talebinin reddi yönünden maktu 55.000,00 TL,
-Sözleşmeye aykırılık kapsamında red edilen maddi tazminat yönünden, (Davanın açıldığı tarihteki Euro kuru nazara alınmıştır) 55.000,00 TL,
-Sözleşmeye aykırılık kapsamında talep edilen manevi tazminat talebinin reddi yönünden 5.000,00 TL olmak üzere toplam 190.000,00 TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl dava davacısından tahsili ile asıl dava dosyası davalı şirkete ödenmesine,
6-Asıl davada davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan;
-Tescilli tasarım hakkına dayalı açılan tecavüz davasının REDDİ kararı yönünden 55.000,00 TL,
-Davaya dayanak davacıya ait olan ancak geçerliliğini güncel olarak muhafaza etmeyen tasarımların haksız kullanılması sebebi ile husule gelen haksız rekabete dayalı dava yönünden maktu 55.000,00 TL,
- Tasarımlara ilişkin açılan maddi tazminat istemi yönünden dava değeri nazara alınarak 20.000,00 TL,
-Tasarımların haksız kullanımına bağlı husule gelen manevi zarar tazminine dayalı manevi tazminat istemi yönünden dava değeri nazara alınarak 5.000,00 TL,
-Marka hakkına tecavüz davası yönünden maktu 55.000,00 TL,
-Marka hakkına tecavüze dayalı manevi tazminat için dava değeri nazara alınarak 5.000,00 TL
-Markaya ilişkin açılan maddi tazminat istemi yönünden dava değeri nazara alınarak 20.000,00 TL,
-Sözleşmeye aykırılık kapsamında talep edilen haksız rekabete dayalı dava yönünden yönünden 55.000,00 TL,
-Sözleşmeye aykırılık kapsamında red edilen maddi tazminat yönünden, (Davanın açıldığı tarihteki Euro kuru nazara alınmıştır) 55.000,00 TL,
-Sözleşmeye aykırılık kapsamında talep edilen manevi tazminat talebinin reddi yönünden 5.000,00 TL olmak üzere toplam 330.000,00 TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl dava davacısından tahsili ile asıl dava davalısı ...'a ödenmesine,
7-Asıl dava dosyası kapsamında davacı tarafça yapılar başvurma harcı, posta, müzekkere, tebligat ve bilirkişi masraflarından oluşan toplam 12.443,15 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 2/3'ü olan 8.295,43 TL olan kısmının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl dava davalısı şirketten tahsili ile asıl dava dosyası davacısına ödenmesine, bakiye kısmın asıl dava davacısı üzerinde bırakılmasına,
8-Asıl dava kapsamında davalı şirket tarafından yapılan 22.325,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları nazara alınarak takdiren 1/3ü olan 7.441,66 TL olan kısmının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl dava davacısından tahsili ile asıl dava dosyası davalı şirkete ödenmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde barıkılmasına,
9-Asıl dava kapsamında davalı ... tarafından yapılan 107,50 TL yargılama giderinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla asıl dava dosyası davacısından tahsili ile davalı...'a ödenmesine,
10-Konusuz kalan karşı dava yönünden davanın açılmasında karşı davacının haksız olması sebebi ile yapılan yargılama giderlerinin karşı davacı üzerinde bırakılmasına,
11-Karşı dava yönünden alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından karşı dava için peşin alınan 24,30 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 707,70 TL karar ve ilam harcının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla karşı dava davacısından tahsili ile hazineye irat kaydına,
12-Karşı dava yönünden karşı dava davalısı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden( konusuz kalan karşı davada karşı davacının haksız olması durumu nazara alınarak) 55.000,00 TL vekalet ücretinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla karşı dava davacısından alınarak karşı dava davalısına verilmesine,
13-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!